Afganistan: Herat ve Kandahar’da kontrol Taliban’da, ABD ve İngiltere, büyükelçilik çalışanları ile vatandaşlarını ülkeden çıkarmaya çalışıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Afganistan’da Taliban’ın ilerleyişi sürüyor. Yetkililere göre, Herat ve Kandahar vilayetlerinin merkezinde kontrolü sağlayan Taliban’ın, ülkenin başkenti Kabil’i tamamen ele geçirmesi sadece birkaç ay sürecek. Birleşmiş Milletler (BM), çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine neden olan saldırıları kınamayı düşünüyor. Avrupa Birliği (AB), Afganistan’da kapsayıcı bir çözüm için Afgan hükümetinin Taliban ile ilişki kurması gerektiğini söyledi. Öte yandan, AB Sınır Koruma Ajansı (Frontex), Batı Balkanlar üzerinden AB’ye yasadışı geçişlerin sayısının giderek arttığını açıkladı.

Taliban, dün (12 Ağustos) ülkenin üçüncü büyük kenti Herat’ta kontrolü sağlamasının ardından, bugün (13 Ağustos) ülkenin ikinci büyük kenti Kandahar vilayetinde de kontrolü eline geçirdi.

Taliban dün, ülkenin güneydeki vilayetleri ile başkent Kabil’i birbirine bağlayan stratejik bir eyalet başkenti olan Gazne’yi de ele geçirdiğini duyurmuştu.

Afgan hükümetinden bir yetkili Reuters’a verdiği demeçte, “Dün gece geç saatlerde şiddetli çatışmaların ardından Taliban, Kandahar kentinin kontrolünü ele geçirdi” dedi.

Taliban için Kandahar büyük bir öneme sahip. Örgüt, 1994 yılında Kandahar’da kurulmuştu.

Yapılan analizlerde, Herat ve Kandahar’daki gelişmelerin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) güçlerinin Afganistan’dan çekilmesinden bu yana Taliban’ın kaydettiği en büyük ilerleme olduğu görüşü hâkim. Herat ve Kandahar’da kontrolün kaybedilmiş olmasının, Afgan hükümeti adına ağır bir yenilgi olduğu belirtiyor.

ABD ve İngiltere, büyükelçilik çalışanları ile vatandaşlarını tahliye etmeye çalışıyor

Taliban’ın ülkenin büyük vilayetlerinde hızla ilerlemesinin ardından, ABD ve İngiltere’nin Afganistan’daki büyükelçilik çalışanları ile vatandaşlarını tahliye etmek için asker göndereceği öğrenildi.

İngiltere hükümeti tarafından dün yapılan açıklamada, Taliban’ın bölgedeki ilerlemesi nedeniyle, İngiltere vatandaşlarının ülkeyi terk etmesine yardım etmek için Afganistan’a yaklaşık 600 asker gönderileceği bildirildi.

Savunma Bakanı Ben Wallace, ilave birliklerin İngiltere’nin Kabil’deki diplomatik varlığını destekleyeceğini, İngilizler’in ülkeyi terk etmesine ve İngiliz güçlerinde görev yapmış eski Afgan personelinin yer değiştirmesine yardımcı olacağını söyledi.

Londra’dan önce Vaşington da benzeri bir hamlede bulunarak, ABD’nin Kabil’deki büyükelçilikten bazı personelin tahliyesine yardımcı olmak için Afganistan’a ilave asker göndereceğini açıklamıştı.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby dün (12 Ağustos) Kabil’e 3 bin askerin gönderileceğini doğruladı. Bu askerlerin halihazırda ülkede bulunan yaklaşık 650 ABD askerine katılacağı ve potansiyel takviye olarak Kuveyt’e üç bin 500 askeri personel daha gönderileceği belirtildi.

Çatışmalar sürüyor

Öte yandan, Helmand vilayetinin başkenti Leşkergah’ın da Taliban’ın kontrolüne geçtiği iddia edildi. Bu bilgi henüz doğrulanmamış olsa da Leşkergah’ta Afgan güvenlik güçleri ile Taliban arasındaki şiddetli çatışmaların devam ettiği biliniyor.

Afgan hükümeti, şimdiye kadar ülkenin üçte ikisinde kontrolünü kaybetti.

Herat’ın ele geçirilmesinin Taliban için bugüne dek en büyük kazanım olduğu vurgulanırken, Taliban’ın Herat’ta kontrolü ele almasının başkent Kabil’e yaklaşmak için önemli bir bağlantı sağladığı belirtildi.

Başkent Kabil hâlâ Afgan hükümetinin elinde bulunuyor ve doğrudan tehdit altında değil. Ancak ABD istihbaratından yetkililer, başkentin 30 gün içinde Taliban’ın ablukası altına girebileceğini ve 90 günde de Taliban tarafından tamamen ele geçirilebileceğini tahmin ediyor. 

Afgan güçlerine ait birliklerin Taliban’ın bu hızlı ilerleyişi karşısında savunmasız kalması, birçok güvenlik analistini şaşırtmış durumda. 

BM, Taliban’ın kınanmasını tartışıyor

Dün (12 Ağustos) BM yetkililerinden edinilen bilgiye göre, BM Güvenlik Konseyi (BMGK), birçok sivilin hayatını kaybetmesine neden olan şehir ve kasabalara yönelik Taliban saldırılarını kınayacak ve Afganistan’ın barış ve istikrarını riske atan ihlaller için yaptırım tehdidinde bulunacak bir bildiri taslağını tartışıyor.

Söz konusu bildiri metninde, “Afganistan İslam Emirliği’nin BM’de tanınmadığının şiddetle teyit edileceği ve Afganistan’da askeri güç yoluyla dayatılan herhangi bir hükümetin kurulmasının veya Afganistan İslam Emirliği’nin restorasyonunun desteklenmediğinin ve desteklenmeyeceğinin” beyan edileceği bilgisine ulaşıldı.

Taslak bildiride, “Güvenlik Konseyi, Taliban güçlerinin Afganistan genelinde şehir ve kasabalara yönelik çok sayıda sivil zayiata yol açan silahlı saldırılarını mümkün olan en güçlü şekilde kınıyor” denildi.

Taslak metinde ayrıca, BMGK’nin, “sivilleri hedef alan saldırılara karışanlar ve barış, istikrar veya güvenliği tehdit eden eylemlerde bulunan veya destek sağlayan kişi veya kuruluşlar da dahil olmak üzere, insan haklarının ihlali veya kötüye kullanılmasından veya uluslararası insancıl hukukun ihlallerinden sorumlu olanlara ek tedbirler uygulamaya hazır olduğunun” altı çiziliyor.

BM tarafından dün (12 Ağustos) yapılan açıklamada, Afganistan’daki savaşın kentsel alanlara kaymasından özellikle endişe duyulduğu ve Taliban’ın başkent Kabil’e ulaşması durumunda bunun siviller üzerinde derin bir etkisi olacağı konusunda uyarıda bulunuldu.

AB, Afgan hükümetini Taliban ile çalışmaya çağırdı

AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell dünkü açıklamasında, Afgan hükümetinin kapsayıcı bir çözüme ulaşmak için Taliban ile ilişki kurması gerektiğini söyledi.

Borrell, “Afganistan İslam Cumhuriyeti’ni siyasi farklılıkları çözmeye, tüm paydaşların temsilini artırmaya ve Taliban ile birleşik bir perspektiften ilişki kurmaya teşvik ediyoruz” dedi.

Borrell, barışçıl ve kapsayıcı bir çözüm ve kadınlar, gençler ve azınlıklar dahil tüm Afganlar’ın temel haklarına saygı gösterilmesinin AB’nin Afganistan’a verdiği sürekli desteğin anahtarı olduğunu belirtti.

Kadın ve kız çocuklarının son 20 yılda elde ettiği kazanımların önemine de atıfta bulunan Borrell, “Eğitime erişim de dahil olmak üzere, son yirmi yılda kadınlar ve kız çocukları tarafından elde edilen kayda değer kazanımların korunması kritik önem taşımaktadır” diye konuştu.

Taliban’ı kapsamlı, düzenli ve yapılandırılmış görüşmelere devam etmeye, şiddeti derhal durdurmaya ve kapsamlı, kalıcı bir ateşkes yapmaya çağıran Borrell, “Devam eden bu saldırılar Afgan vatandaşlarına kabul edilemez acılar yaşatıyor ve ülke içinde yerinden edilenlerin ve güvenlik arayışı içinde Afganistan’dan ayrılanların sayısını artırıyor” açıklamasında bulundu.

Borrell Taliban’ı, güç kullanarak iktidarı ele geçirmesi ve bir İslam emirliği kurması halinde tanınmama, tecrit, uluslararası destekten yoksun kalma ve Afganistan’da devam eden çatışma ve istikrarsızlık olasılığı ile karşı karşıya kalacağı konusunda uyardı.

Öte yandan Danimarka, birlik ülkeleri içinde, Afganistan’da birlikte çalıştığı kişilere oturma izni sunan ilk ülke oldu. Milletvekilleri tarafından onaylanan karardan, eşleri ve çocukları ile birlikte yaklaşık 45 Afgan vatandaşının yararlanması bekleniyor.

İspanyol bir diplomatik kaynak ise ülkesinin, İspanyol örgütleriyle birlikte çalışan Afganlar ve aileleri için bir tahliye planı üzerinde çalıştığını söyledi. Kaynak, “Mümkün olduğunca hızlı çalışıyoruz” dedi.

Daha önce İngiltere ve ABD de benzeri adımlar atacağını duyurmuştu.

Blinken, Afganistan’daki durum konusunda Kanada, Almanya ve NATO ile görüştü

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından dün (12 Ağustos) yapılan açıklamada, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in Kanadalı ve Alman mevkidaşları ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile Afganistan’da yaşanan gelişmeler üzerine görüştüğü bildirildi.

Açıklamada Blinken ve mevkidaşlarının, Afganistan’daki şiddeti azaltma planlarını görüştüğü belirtildi.

Batı Balkanlar üzerinden AB’ye daha fazla Suriyeli ve Afgan giriyor

AB Sınır Koruma Ajansı (Frontex), Batı Balkanlar’ı geçerek AB’ye yasadışı yollardan giren göçmen sayısının bu yıl neredeyse iki katına çıktığını ve bu göçmenlerin çoğunluğunun Suriye ve Afganistan’dan geldiğini açıkladı.

Frontex, 2021 yılının ocak ve temmuz ayları arasında Batı Balkanlar üzerinden 22 bin 600 göçmenin yasadışı yollardan AB’ye girdiğinin tespit edildiğini ve bunun 2020’nin aynı dönemine göre yüzde 90’lık bir artış olduğu anlamına geldiğini bildirdi. Frontex’in açıklamasında, temmuz ayındaki sayının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67 oranında arttığı belirtildi.

Birçok AB üyesi ülke, Taliban’ın hızla ilerlediği Afganistan’daki gelişmelerin, Avrupa’da 2015 ve 2016’da yaşanan göç krizinin tekrarını tetikleyebileceği konusunda endişeli.

Söz konusu dönemde yaşanan göç krizi, Avrupa’nın birçok ülkesinde güvenlik ve sosyal yardım sistemlerini zorlamış ve aşırı sağ partilere ve politikacılara verilen desteğin artmasına neden olmuştu.

Derleyen: Gökalp Badak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus