Erkek şiddetine uğrayan kadınlar anlatıyor (27): “Alevi olduğum için şiddet gördüm, babası benim için ‘Bana cemevine değil, camiye giden gelin getir’ dedi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Gizem* (29), dini inancı yüzünden üç sene boyunca birlikte olduğu erkekten ve onun ailesinden psikolojik şiddet gördü. Alevi olduğu için erkeğin babasının Gizem’i kabul etmemesi ve Sünnilik geleneğini dayatması sonucunda kendisini yıllarca baskı altında hissetti. Gizem’in üç sene boyunca gördüğü psikolojik şiddet, ilişkinin sonlarına doğru fiziksel şiddete dönüştü. İlişkiyi bitiren Gizem ile yaşadıklarını konuştuk. 

“İlk zamanlar Alevi olduğum için yüzüme bakmıyorlardı”

Gizem, birlikte olduğu erkek Oğuz* (30) ile 2016 yılında arkadaş ortamında tanıştı. İlişkilerinin başında Alevi olduğunu söyleyen kadın, ailelerin konuya müdahil olmasıyla bu durumun soruna dönüştüğünü söyledi. Sorun, ailelerden gizli ayrı evde yaşayan ikilinin evine de taşındı. Oğuz’un babasının bu konuda tutucu olduğunu ve Alevi bir gelin istemediğini söyleyen Gizem, her gece baskıdan dolayı ağladığını, bunun çocukluktan kalan bir travma olduğunu ve kendisini dışlanmış hissettiğini anlattı:

“Oğuz’la tanıştığımız zaman Alevi olduğumu söyledim. Baskı bana çocukluktan da tanıdıktı. Küçükken arkadaşlarıma, ailemin camiye değil de cemevine gittiğini söylediğim zaman kafalarında benimle ilgili oluşan düşünce ‘Bu bizden farklı, bundan zarar gelir’ oluyordu. Sürekli saçma sapan sorularla karşılaşıyordum. Oğuz asla böyle bir erkek değildi. Bunu ilk söylediğim zaman bunun kendisi için sorun olmayacağını söylemişti. Fakat benim aklımda sürekli bir soru işareti vardı. Birkaç ay sonra Oğuz ailesinin çok tutucu olduğunu söylemeye başladı. Benden bahsettiğini ve ailenin beni istemediğini anladım. Beni ilgilendiren Oğuz idi, ailesi değil. Bir senenin sonun ailesiyle tanıştım. Babası yüzüme bakmadı, annesi ise sürekli aşağılayıcı yorumlar yaptı. Psikolojik baskı o anda başladı. O günden sonra geceleri gizli gizli ağlıyordum.”

“Bana cemevine değil, camiye giden gelin getir”

Çiftin, ailelerle tanıştıktan sonra ilişkiyi yaşama biçimleri de değişti. Gizem, birlikte olduğu erkeğe artık ailesiyle görüşmek istemediğini çünkü görüştüğü zaman kendisini kötü hissettiğini söyledi. Oğuz ise bunun mümkün olmadığını ve kadının idare etmesini gerektiğini söyledi. Zamanla erkeğin ailesinin tavrının değişeceğini düşünen Gizem bunun böyle olmadığını, her gün bu yüzden kavga ettiklerini ve artık Oğuz’un da ailesi gibi düşündüğünü belirtti:  

“Ben sürekli bu durumun değişeceğini düşünüyordum ya da bana bunu empoze eden Oğuz oldu. Bana sürekli annesiyle babasının yaşlı olduğunu, babasının bu düşünceden zamanla vazgeçeceğini söylüyordu. Biz bir olursak fikirleri değişirmiş. Benim arkamda hiç durmadı ki ailesinin fikirleri değişsin. Arkamda duracak, utanılacak bir şeyim de yoktu zaten. Ailemi tanırlarsa onlardan farklı olmadığımızı anlatabileceğimi düşündüm. Annemle ve babamı alıp onlara gittik. Eve yemeğe kabul etmeleri de olaylı bir süreçti. Her neyse, annelerin bir sıkıntısı yoktu ancak babalar bir yarış içindeydi. Oğuz’un babası Sünni olmayı, benim babam ise Alevi olmayı övüyordu. Ben yavaş yavaş gerilmeye başladım, çünkü oradan bir sıkıntı çıkacağını biliyordum. Eve gittikten 25 dakika filan sonra Oğuz ile babası odaya gitti, sesleri dışarı geliyordu. Oğuz’un babasının ‘Bana cemevine değil, camiye giden gelin getir’ dediğini duydum, duyduk. Çok kötü oldum, aileme karşı da utanmıştım. Babam kolumdan sürükleyerek beni evden çıkardı ve ‘Bir daha bu eve de girmiyorsun, o yobaz çocukla da görüşmüyorsun’ dedi. Dünyam başıma yıkılmıştı.”

“Onların yanında bizim ibadetlerimizi yerine getirsen ne olur?”

Gizem, artık sadece birlikte olduğun erkeğin babasından değil, birlikte olduğu erkekten de baskı görmeye başlamıştı. “Zamanla bize alışacaklar” diyen erkek artık “Onların yanında bizim ibadetlerimizi yerine getirsen ne olur?” demeye başladı. Artık ilişkilerinin sonuna geldiğini düşünen kadın ise “Benim mücadele edecek bir şeyim kalmadı” dedi:

“Yanımda Oğuz vardı diye umutluydum. Ailesi arada kafasını karıştırıyordu ama ben bir şekilde hallediyordum. Ancak artık Oğuz da bana onlar gibi davrandı. Bir gece evde oturuyorduk, bu konu açıldı. Onunla babamdan gizli gizli görüştüğümü, bunun bende tedirginlik yarattığını söyledim. Bir çıkış yolu arıyordum çünkü bir yandan da evlenmek istiyorduk. Oğuz bana ‘Onların yanında bizim ibadetlerimizi yerine getirsen ne olur? Alevilik konusunu açma artık’ dedi. Çıldırmıştım, bu konuyu ben değil onun ailesi açıyordu. Tartıştık, bana bağırarak ‘Normal insan gibi davran’ dedi ve üzerime bardak fırlattı. O gün benim için dönüm noktası oldu.”

“Alevi olduğum için dayak yedim”

Oğuz’un, Gizem’e “Normal insan gibi” demesi, ilerde yaşayacaklarının göstergesi olmuş ve bu sözler kadına ağır gitmişti. Uzun süre birlikte olduğu erkeğin ailesiyle görüşmeyen kadın, en son ettiklerini kavgadan sonra ayrılmayı düşünmeye başladı. Bunun kolay bir süreç olmadığını söyleyen kadın, ikinci fiziksel şiddetinden sonra Oğuz ile tüm iletişimi kesti:

“Normal insan değilmişim. Bana kullandığı bu cümle, Oğuz’un da bilinçaltını görmeme sebep oldu. O gün evden nasıl çıktığımı bilmiyorum. Bana zarar vermesinden korkmuyordum. İçimde sadece bir hayal kırıklığı vardı. Bir hafta görüşmedik. Sonra benimle konuşmak istediğini söyledi. Pişman olduğunu düşündüm, içimde özür diler hatta belki barışırız umudu vardı. Akşam eve gittiğim zaman çok alkollü olduğunu gördüm. Böyle konuşmak istemediğimi, konuşursak daha da çıkmaza gireceğimizi belirttim. Bana ‘Çıkmaza sokan sensin, kendi görüşüm diye tutturdun’ dedi. Ailesi bunu yapıyordu ama artık bu onları görmeyecek kadar kör olmuştu. Ben de ayrılmak istediğimi, artık bunlardan sonra bir geleceğimizin olmadığını söyledim ve gitmek istedim. Beni kollarımdan tuttu ve ‘Ailen ve sen, ailemi yobaz olarak görüyorsunuz öyle mi?’ dedi ve tokat attı. Alevi olduğum için dayak yedim. Bu onun son hamlesi imiş, artık ben onların ibadetlerini yerine getirsem bile benimle birlikte olmazmış. O evden çıktım. Onun gözünde benim yüzümden bu ilişki bitmişti.”

“17 yıl önce beni dışlayan çocuklarla Oğuz’un hiçbir farkı yok”

Gizem ve Oğuz’un ilişkisi bundan bir sene önce kadar bitti. O günden sonra sadece eşyalarını almak için o eve giden kadın, kendisine şiddet gösteren erkeği görmedi. 17 yıl sonra, çocukken yaşadığı travmanın tekrarlandığını söyleyen Gizem, Oğuz’un küçükken kendisini dışlayan çocuklardan bir farkı olmadığını düşünüyor:

“Uzun süre kendime gelemedim. Hayalkırıklığının yanısıra şiddet görmek çok ağrıma gitti. Alevi olduğum için dışlanmış, onların geleneğine uymadığım için ‘dini değerlere saygı gösteremeyen’ biri muamelesi görmüş, ardından da dayak yemiştim. Oğuz’un beni küçükken dışlayan çocukların hiçbir farkı yok. Ama onları bu hale getirenler de aileleri.”

*İsimler güvenlik nedeniyle değiştirilmiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus