Cumartesi Anneleri 857. haftasında, 26 yıl önce İstanbul’da kaybedilen Hüseyin Aydemir için adalet istedi: “Babam ben üç yaşındayken kaybedildi, onu resimlerinden, bize anlatılanlardan ve onurlu duruşundan tanıyorum”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasının 158. haftasında, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabından açıklama yaptı. 857. haftanın moderatörlüğünü gözaltında kaybedilen Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe yaptı. Cumartesi İnsanı Bingöl Elmas’ın okuduğu açıklamada, 1995’te İstanbul’da kaybedilen Hüseyin Aydemir (34) için adalet istendi.

Gözaltında kaybedilen Hüseyin Aydemir’in kızı Dilan Aydemir, “Hüseyin Aydemir, yaşadığı baskılar nedeniyle Lice’yi terk edip İstanbul’a yerleşmek zorunda kaldı. Babam, 19 Ekim 1995’te evden çıktıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Annem gereken tüm yasal yollara başvurmasına rağmen babamla ilgili hiçbir haber alınamadı. Annem, beş çocukla, kucağında altı aylık bebekle ve hiç bilmediği bir şehirde konuşabildiği sadece birkaç kelime Türkçe ile babamı aramaktan vazgeçmedidedi

Altı ay sonra yaşam şartlarının zorluğu ve çaresizlik nedeniyle Diyarbakır’a taşındıklarını dile getiren Dilan Aydemir, “Bizim ne tür acılar ve zorluklar çektiğimizi ancak biz ve bizim gibi olan kayıp yakınları anlar. Biz yaşantımızın her anında babasızlığı yaşadık, babaya hasret bırakıldık, ben babamı kaybettiğimde henüz üç yaşındaydım. Babamı resimlerinden, bize anlatılanlardan ve onurlu duruşundan tanıyorum” diye devam etti.

857. haftanın açıklamasını okuyan Cumartesi İnsanı Bingöl Elmas, “857 haftadır devleti yönetenlere ve kamuoyuna sesleniyoruz: Herkesin huzur içinde yaşayacağı demokratik bir Türkiye inşası için önce yakın ve uzak tarihte yaşanan başta zorla kaybetmeler olmak üzere her türden insan hakları ihlalleri ile yüzleşmek, cezasızlığı sonlandırmak ve sorumluların adil bir biçimde hesap vermesini sağlamak zorundayız” çağrısında bulundu.  

Hüseyin Aydemir’in güvenlik güçlerinin hedefinde olduğunu ve sık sık evinin basıldığını, ailesinin şiddete maruz bırakıldığını söyleyen Elmas, Aydemir kaybedilmeden önce yaşananları şöyle anlattı: “Ev baskınlarını yapan askerler Hüseyin’e iletilmesi için gelip teslim olmaması halinde kendisini buldukları yerde öldürüp ölüsünü panzerle sürükleyerek teşhir edecekleri yönünde mesajlar bırakıyorlardı. Bir baskın sırasında da babasını gözaltına aldılar. Yirmi gün boyunca gözaltına alındığı inkâr edilen baba ağır işkence gördü. Bu koşullarda evine gelemeyen Hüseyin Aydemir, ailesi ile birlikte önce Diyarbakır’a ardından Adana’ya göç etti. Ancak buralarda da baskı ve tehditlerden kurtulamadı. 1995 yılının ortalarında ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındı.”

Aydemir’in, 19 Ekim 1995 sabahı arkadaşı Fehmi Tosun’un Avcılar’daki evine gittiğini, iki arkadaşın birlikte evden çıktıktan sonra bir daha geri dönemediğin anlatan Elmas şöyle devam etti: “Onların Aksaray’da sivil polisler tarafından gözaltına alındıklarını öğrenen aileleri tüm yasal yollara başvurdu. Her yerde oğullarını arayan Aydemir ailesi onun polisler tarafından Ankara’ya götürüldüğü, Ankara Emniyeti’ndeyken de askeri yetkililerce teslim alındığı bilgisine ulaştı. Ancak ailenin yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı. Hüseyin Aydemir ve arkadaşı Fehmi Tosun’un gözaltına alındığı devletin bütün kademelerince inkâr edildi. Hukuk işletilmedi.”

Zamanaşımı gerekçe gösterilerek dosyalarında takipsizlik kararı verildiğinin altını çizen Elmas, “857. haftamızda Hüseyin Aydemir’in akıbetinin açığa çıkartılması ve işlenen bu insanlığa karşı suçun şüphelilerinin tespit edilerek haklarında etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi talebimizi yineliyoruz” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus