Baraj yüzde 7 kesin, gerisi meçhul: Seçim barajı tartışmaları buzdağının görünen kısmı, asıl plan belirsiz

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Hıdır Göktaş yazdı

Her ne kadar cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde etkinliğini kaybetse de parlamento 1 Ekim’de erken seçim, seçim yasalarında değişiklik, seçimlerde baraj, ittifaklar ve cumhurbaşkanı adayları tartışmalarıyla açılacak.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 10 olan seçim barajının, yüzde 7 olacağını ve bu konuda Cumhur İttifakı’nın anlaştığını açıkladı. Ardından da ittifakın küçük ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) genel başkanı Devlet Bahçeli de bu oranı tasdik edip mühürledi: “Cumhur İttifakı’nın baraj kararı yüzde 7 olarak tescillenmiştir. Artık başka bir değerlendirmeye de gerek kalmamıştır.”

Seçim barajının yüzde 7’ye düşürülmesi, AKP ve MHP’nin sandalye sayısına bakınca mümkün. Aritmetik olarak gerçekleşmesi mümkün olan baraj oranı konusunda diğer siyasi partilerin genel kanısı ise ortaya atılan baraj tartışmasının, hazırlığı yapılmakta olan diğer düzenlemeleri perdeleme amacı taşıdığı. Geçmiş dönem tecrübeleri de göstermiştir ki baraj oranı ne olursa olsun hiçbir parti kamuoyuna “Baraj sorunum var” açıklaması yapmış olsun. Daha dün kurulan bir parti bile baraj konusu sorulduğunda “Sorunumuz yoktur” der. Çünkü aksi halde siyaset yapmasının, siyasete soyunmasının bir anlamı kalmayacağının farkındadır. Bu nedenle barajın yüzde 7 olması konusunda fikirleri sorulduğunda, irili ufaklı tüm partiler kendileri için bir önemi olmadığını söylüyor.

Mevcut düzenlemede ittifak içinde yer alan partilerden birinin barajı geçmesi halinde, ittifak içinde yer alan diğer partiler de barajı geçmiş sayılıyor. Bu durumda baraj neden yüzde 7’ye düşürülüyor? Asıl maksat ne ve ne yapılmalı? Bir erken seçim mümkün mü? Erdoğan’ın yeniden aday olması nasıl mümkün olabilir? Siyaset kulislerinde bu sorulara yanıt aradık.

Öncelikle hemen herkes yüzde 7 tartışmalarının seçim yasalarında ve ittifaklar konusunda getirilmek istenen düzenlemeleri perdelemek için ortaya atıldığı görüşünde. Yüzde 7 açıklaması, buzdağının görünen kısmı, asıl büyük kısmı suyun altında. Deneyimli bir politikacı bu durumu Anadolu’ya özgü bir ifadeyle dile getirdi: “Turpun büyüğü heybede, asıl getirilmek istenen ne, onu bilmiyoruz.”

Baraj engellemeleri aşılmaz değildir

Bahçeli’nin seçimlere giderken son anda ittifaktan ayrılabileceği ve bu nedenle yüzde 7’yi kendini parlamentoda temsil bakımından güvenceye almak için istediği de kulislerde konuşulan konulardan. Anketlerde MHP’nin oyunun bu oranın altında göründüğü hususunda ise bir siyasetçi “Bahçeli’nin genel başkanlığında MHP girdiği tüm seçimlerde yüzde 10’luk barajı geçmiştir. Sadece 2001 krizinin ardından parlamentoyu erken seçime sürüklemiş ve o seçimde aldığı oy, MHP’nin aldığı en düşük oydur, o da yüzde 8,36’dır” bilgisini verdi.

Seçim yasalarında değişiklik yapılırken baraj oranı kadar önemli bir diğer husus da ittifakların nasıl düzenleneceği. Muhalefet partileri temsilcileri bu konuda kamuoyuna yansıyan-sızan bir bilgi olmadığını, ittifak içi baraj getirilerek yeni kurulmuş partilerin ittifak içine girse bile milletvekili çıkarmasını imkansız hale getirecek bir düzenleme getirilebileceğini anlattılar. Deneyimli ve şu anki siyasi tartışmaları uzaktan izleyen bir siyasetçi ise bu tür seçim yasası oyunları ile siyaseti düzenlemenin bugüne kadar mümkün olmadığını belirterek, “Son seçimde İYİ Parti’yi seçime sokmamak için bir düzenleme yapıldı ve bu aşıldı. Bu seçimde de ittifaka küçük partilerin girmesini engellemek isterlerse o zaman partiler değil, partilerin önerdiği isimler, ittifakta yer alacak diğer partilerden aday gösterilir ve bu kısıtlama da delinir” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçim süreci kritik

Barajla oynamanın ardında cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin ve Erdoğan’ın tekrar aday olup olmayacağı tartışmalarının da bulunduğu, kulislerde konuşulan konulardan. Seçim kanunu değişikliğini Meclis’te iktidarın oylarıyla gerçekleştirmek mümkün. Ancak bu değişikliklerin üzerinden bir yıl geçmeden uygulanamayacağı ise anayasanın 67. maddesinin son fıkrasında düzenlenmiş durumda. Muhalefet, olası bir erken seçimde uygulanabilmesi için baraj, ittifak gibi konularda seçim yasasında bir düzenleme yapılacaksa bunun en geç bu yılın kasım ayı içinde gerçekleştirilmesini bekliyor.

Erken seçim beklentileri de anayasanın 101. maddesinden kaynaklanıyor: “Bir kimse en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebilir.” Haziran 2023’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bu tarihte yapılması durumunda Erdoğan’ın tekrar aday olmasının yolunun tamamen kapalı olduğu konusunda, gerek muhalefet partisi temsilcileri, gerekse anayasa hukukçuları hemfikir. Erdoğan’ın üçüncü kez aday olabilmesi için anayasada bir istisna var, o da anayasanın 116. maddesinin 3. fıkrasında düzenleniyor: “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.”

Burada bir sorun yok gibi görünse de 116. maddenin 1. fıkrası Meclis’in ancak üye tam sayısının (600) beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebileceğini öngörüyor. Bu da 360 milletvekilinin desteğine ihtiyaç olduğu anlamına geliyor. AKP-MHP’nin sandalye toplamı 338 ve bu da erken seçim kararı almaya ve Erdoğan’a üçüncü kez adaylık yolu açmaya yetmiyor.

Bu konuda bir siyasetçi 7 Haziran 2015 seçimlerinin ertelenmesi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi aşamasında Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) takındığı tavra dikkat çekti ve şu anda YSK’nin tamamen “Erdoğan’ın kontrolünde” olduğunu ve adaylık sürecinde de benzer oyunların ortaya konulmasının sürpriz olmayacağının altını çizdi.

Muhalefet ne yapmalı?

Cumhurbaşkanlığı sürecinde muhalefetin ne yapması gerektiği konusunda da görüştüğümüz deneyimli siyasetçi, ortak olarak gösterilecek adayın “risksiz” bir aday ve “seçimi mutlaka alacak” biri olması gerektiğini söyledi. Aynı siyasetçi, seçim kazanıldığında nelerin yapılması, hangi adımların atılması ve hangi demokratik düzenlemelerin getirilmesi gerektiği konusunda önceden uzlaşmış olmanın ve ekonomide, sosyal hayatta atılacak adımların da yer aldığı ortak bir açıklanmanın önemine de dikkat çekti. Parlamenter sisteme geçiş aşaması, bu süreçte neler yapılacağı, ne kadar zamanda yapılacağı, bu sürecin tamamlanmasının ardından tekrar seçime gidileceğinin açıklanmasının kamuoyunda güven sağlayacağını belirten siyasetçi yapının ne olması gerektiği konusunda da şunları söyledi:

“Kuvvetler ayrılığının sağlanması çok önemli. Denge/denetim hususu çok önemli. Yargıtay, Danıştay, Sayıştay eski haline nasıl dönecek, idari yapı nasıl şekillenecek, bunlar önemli. Seçilmişlerin ağırlıklı olacağı, akademisyenlerin de destek vereceği bir senato uygulaması da pekâlâ düşünülebilir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus