Taliban yönetimi altında doğmak: Doğum yapan kadınların ve yeni doğan bebeklerin hayatta kalması mucize

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Afganistan dünyada anne ve bebek ölüm oranlarının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Ayrıca ülkede kişi başına düşen sağlık çalışanı sayısı belirlenen alt sınırın yaklaşık beş kat altında. Taliban’ın geçen ay iktidarı ele geçirmesiyle bu rakamlar daha korkunç bir hal almaya başladı. Batıdan gelen fonların ülkeye ulaşamaması ve Taliban’ın kadınların sağlık haklarını kısıtlayan yeni emirleri birçok insanın hayatını tehlikeye atıyor. Afganistan’daki mevcut hastane koşullarında doğum yapan kadınların ve yeni doğan bebeklerin hayatta kalması bir mucize olarak görülüyor.

Afganistan‘ın doğusundaki Nangarhar eyaletindeki küçük bir hastanede doğum yapan Rabia*, bebeğini kucağına aldı: “Bu benim üçüncü çocuğum ama doğum öncekilerden tamamen farklıydı. Korkunçtu.”

“Doğum yapılan hastanelerde elektrik ve sağlık ekipmanı yok”

Rabia’nın doğum yaptığı doğum ünitesinde, birkaç hafta önce bütün tıbbi imkanlar ortadan kaldırılmıştı. Doğum yapan kadına ağrı kesici, ilaç ve yiyecek verilemedi.

Ayrıca hastane içinde sıcaklık 43 dereceyi aşmıştı ve elektrik yoktu. Üçüncü çocuğunu doğuran Rabia’nın bebeği, cep telefonu ışığıyla dünyaya getirildi. Doğumu yapan ebe Abida*, “Duş alıyormuş gibi terliyorduk” diye konuştu.

Abida yaşananları, “İşimde yaşadığım en kötü deneyimlerden biriydi. Çok acı vericiydi. Taliban iktidarı devraldığından beri hastanede her gece ve her gün durum böyle” diye anlattı.

Rabia, doğumdan sağ çıktığı için şanslı sayılıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, Afganistan’da her 100 bin canlı doğumda 638 kadın ölüyor. Bu rakamlarla Afganistan, dünyadaki en yüksek anne ve bebek ölüm oranlarından birine sahip.

“Afganistan’a yardım gelmezse 2025 yılına kadar rakamlar daha korkunç bir hale gelecek”

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Genel Müdürü Natalia Kanem, “Artık ülkede büyük bir çaresizlik duygusu var. Bunun ağırlığını gerçekten hissediyorum” dedi. UNFPA, Afganistan’da kadınlara doğum konusunda acil destek sağlanmaz ise 2025 yılına kadar ülkede 51 bin yeni anne ölümü, 4,8 milyon istenmeyen gebelik ve aile planlaması hizmetine erişemeyecek iki kat daha fazla insan olacağını tahmin ediyor.

Kabil’in 15 Ağustos’ta Taliban’ın eline geçmesinin ardından görevde kalan tek kişi olan halk sağlığından sorumlu bakan Dr. Wahid Majrooh, “Afganistan’daki birinci basamak sağlık kurumları çöküyor, gelecekte anne ve çocuk ölüm oranları maalesef artacak” öngörüsünde bulundu.

Taliban’ın iktidara gelmesi, Afganistan’ın sağlık sistemini büyük ölçüde finanse eden dış yardımın durmasına neden oldu. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve DSÖ gibi gruplar da dahil olmak üzere Batılı bağışçılar, fon ve tıbbi malzemelerin Kabil Havaalanı’ndaki kaotik ortam nedeniyle ülkeye ulaştırılmasının çok zorlaştığını belirtiyor.

“Ülke, koronavirüsün dördüncü dalgasına hazır değil”

Kadın doğum sağlığı için hayat kurtaran tıbbi gereçlere ve ilaçlara erişim, mevcut siyasi ortamdan büyük ölçüde etkileniyor. Ayrıca koronavirüs salgınının varlığı da bu duruma hiç yardımcı olmuyor. Dr. Majrooh, koronavirüsün dördüncü dalgası için ülkede herhangi bir hazırlığın olmadığının altını çiziyor.

Abida’nın çalıştığı doğum ünitesindeki fonların dondurulması, ambulans hizmetlerinin de ortadan kalması anlamına geliyor. Ayrıca ambulansların çalışması için benzin alacak bütçenin olmadığı belirtiliyor.

Abida yakın zamanda yaşadığı bir olayı, “Birkaç gece önce bir anne doğum yapmak üzereydi ve çok ağrısı olduğu için acilen ambulans istedi. Taksi bulmasını söylemek zorunda kaldık ama taksiler de onu almadı” diyerek anlattı.

Abida’nın anlattıklarına göre anne adayı, bir araba bulmayı başardığında çok geç kalınmıştı ve arabada doğum yaptı. Şiddetli ağrı ve aşırı sıcak nedeniyle birkaç saat bilincini kaybetti. Anne ve bebeği şans eseri hayatta kaldı. Ancak yetersiz koşullara sahip hastanede üç gün geçirdi ve bir şekilde taburcu edildi.

UNFPA’dan Dr. Kanem, “Sistemi çalışması için gece-gündüz fazla mesai yapıyoruz ancak fonlara ihtiyacımız var” diye konuştu. Kanem her iki saatte, bir Afgan kadının doğum sırasında öldüğünü belirtti.

UNFPA, Afgan kadınların sağlık ihtiyaçlarına cevap vermek için 29,2 milyon dolar ek fon talep ediyor. Ayrıca kurum, ülkede artan çocuk evliliklerinin riskinin ölüm oranını artıracağından endişe duyuyor. Giderek artan yoksulluk, kız çocuklarının okula gidememesine ilişkin endişe ve militanlar ile genç kadınlar arasındaki zorla evliliklere ilişkin korkular sorunu daha da büyütüyor.

Taliban’ın kadınlara yönelik yeni kısıtlamaları, zaten kırılgan olan sağlık sistemini daha da felce uğratıyor. Ancak daha da endişe verici olan hastanelerde “kadın hastalara yalnızca kadın personelin bakmasına izin verildiğine” dair haberler. İsmini vermek istemeyen bir ebe BBC’ye, bir erkek doktorun tek başına bir kadına baktığı için Taliban tarafından dövüldüğünü anlattı.

“Kadın hastalara kadın doktorların bakması gerekiyor”

Ebenin ifadesine göre eğer bir kadın hasta, bir kadın doktora gidemiyorsa erkek doktorun hastayı tek başına görmemesi bir ya da iki kişinin şahitliğinde muayene etmesi gerekiyor.

Ayrıca ülkede kadınlara, erkek akraba olmadan evlerinden çıkmamaları emredildi. Bu da doğum esnasında kadının yanında bir erkek refakatçı bulunma zorunluluğu olduğu anlamına geliyor. 

DSÖ, Afganistan’da her 10 bin kişiye 4,6 doktor, hemşire ve ebe düştüğünü söyledi. Bu, kurumun “kritik yokluk eşiği” olarak kabul ettiği değerin yaklaşık beş kat altında. Taliban’ın iktidarı devralmasından bu yana birçok sağlık çalışanının çalışmayı bıraktığı veya ülkeyi terk ettiği göz önüne alındığında, bu rakamın yakın zamanda daha da düşmüş olması muhtemel.

“Sağlık personeli üç aydır maaş alamıyor”

Afganistan’da kamu sağlık personeli en az üç aydır maaş almıyor. Ebe Abida da onlardan biri. Ayrıca hastalar doğum esnasında kullanılacak tıbbi malzemeleri kendileri almak zorunda.

Dünya Bankası’na göre Afganistan nüfusunun yaklaşık yüzde 54,5’i ulusal yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Afganistan’ın Herat vilayetindeki yoksul köylerde hastaları tedavi eden Dr. Lodi, “Felaket bir acil sağlık durumuyla karşı karşıyayız” diyor. Lodi’nin ifadesine göre, Taliban iktidarı ele geçirdiğinden beri bölgede yetersiz beslenme, anemi, akıl sağlığı bozuklukları ve doğum komplikasyonlarında büyük artış yaşandı.

Ne olmuştu?

Mayıs ayından bu yana Afganistan’da hızlı bir şekilde ilerleyen Taliban örgütü, Afgan hükümetine bağlı güvenlik güçlerini mağlup etmiş, Afgan askerlerinin büyük oranda çekilmesinden sonra önemli vilayet merkezlerinde kontrolü ele geçirmişti. Kısa zaman içinde başkent Kabil’i de ele geçireceği tahmin edilen örgüt, hesaplanandan çok daha önce, 15 Ağustos 2021’de başkent Kabil’e girerek yönetimi devraldı.

Afganistan’da 1996’dan 2001’e kadar iktidarda kalan Taliban, beş yıllık yönetimi boyunca şeriatın katı bir yorumunu uygulamıştı. Ülkede kadınlar ağırlıklı olarak çalışma ve eğitim hayatından men edilmiş, halka açık infazlar ve kırbaçlama yaygın hale gelmişti. Taliban, bu yılın başlarında Afganistan’da kültürel gelenekler ve dini kurallar doğrultusunda kadın ve azınlık hakları için hükümler sağlayacak “gerçek bir İslami sistem” uygulayacağını açıklamıştı.

*Haberde bahsedilen kişilerin isimleri güvenlik gerekçesiyle değiştirilmiştir.

Derleyen: Ayşen Yaman

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus