Taliban, Afganistan’ı geri aldı: Hareketin tarihi ve ideolojisi hakkında bilmeniz gerekenler

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Mayıs ayından bu yana Afganistan’da çok hızlı bir şekilde ilerleyen Taliban örgütü, Afgan hükümetine bağlı güvenlik güçlerini mağlup etti. Afgan askerlerinin büyük oranda geri çekilmesinden sonra önemli vilayet merkezlerinde kontrolü ele geçiren Taliban’ın kısa bir zaman içinde başkent Kabil’i de ele geçireceği tahmin ediliyordu. Ancak elini çabuk tutan Taliban, tahmin edilenden çok daha önce, pazar (15 Ağustos) günü başkent Kabil’e girdi. Şimdi, Taliban’ı daha iyi tanımak için hareketin tarihine ve ideolojisine kısa bir bakış atalım.

Peştuca dilinde “öğrenciler” anlamına gelen Taliban, 1994 yılında Afganistan’ın güneyindeki Kandahar kentinde Molla Ömer Ahund liderliğinde yaklaşık 50 medrese öğrencisi tarafından kuruldu.

Taliban, Sovyetler Birliği’nin ülkeden çekilmesi ve sonrasında kurulan istikrarsız hükümetin çökmesinin ardından Afganistan’da kontrolü ele geçirmek için mücadele eden gruplardan biri olarak öne çıktı. 

Taliban’ın kuruluş aşamasındaki mensupları, 1980’lerde Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) desteğiyle Sovyet güçlerine karşı savaşan “mücahit”lerden oluşuyordu. 

Öte yandan Taliban, kuruluşundan itibaren Pakistan’dan büyük destek gördü. Birçok güvenlik uzmanı, Pakistan İstihbarat Teşkilatı’nın (ISI) hem askeri hem de maddi olarak Taliban’a yardımcı olduğunu belirtiyor. 

Hızla büyüyen Taliban hareketinin temel amacı, Afganistan’da İslam hükümlerini esas alan bir yönetim oluşturmaktı.

 

Taliban iktidarda

Taliban iki yıl içinde ülkenin büyük bir bölümünde Sovyetler sonrasında yaşanan otorite boşluğu nedeniyle kontrolü sağlamayı başardı. Önce Afganistan’ın en büyük ikinci kenti ve kurulduğu yer olan Kandahar kentinin kontrolünü ele geçiren Taliban, 1995’te ülke genelindeki 12 vilayette hakimiyet kurdu. Ardından Taliban, 27 Eylül 1996’da başkent Kabil’e girdi.

Taliban, başkent Kabil’e girmesinden sonra İslam hukukunun katı bir yorumunu temel alan Afganistan İslam Emirliği’ni kurduğunu açıklayarak, ülke genelindeki hakimiyetini resmen ilan etti.

Sovyetler Birliği’nin çekilmesinden sonra ülkede kontrolü ele geçirmek için savaşan diğer mücahit grupları ise Taliban’ın hızlı ilerleyişinin ardından ülkenin kuzeyine çekildi.

11 Eylül 2001

11 Eylül 2001’de El Kaide’nin ABD’de düzenlediği terör saldırılarından sonra, kuzeydeki ABD destekli güçler, ağır ABD hava saldırılarının desteği altında kasım ayında Kabil’e girdi.

ABD ve ABD’ye bağlı güçlerin ilerlemesiyle birlikte Taliban, Afgan hükümetine ve Batılı müttefiklere karşı 20 yıl sürecek bir savaş için ülkenin farklı bölgelerine dağıldı.

Taliban’ın ideolojisi

Afganistan’da 1996’dan 2001’e kadar iktidarda kalan Taliban, beş yıllık yönetimi boyunca şeriatın katı bir yorumunu uyguladı. 

Ülkede kadınlar ağırlıklı olarak çalışma ve eğitim hayatından men edildi. Ayrıca bir erkek vasi eşlik etmedikçe kadınların evlerinden çıkmaları da yasaklandı.

Halka açık infazlar ve kırbaçlama yaygın hale geldi. Batı filmleri ve kitapları yasaklanırken, İslam’da küfür olarak görülen kültürel eserler yok edildi.

ABD güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi kararı sonrasında ülkede Taliban’ın hakimiyet kurması nedeniyle yeniden katı bir şeriat sisteminin uygulanacağı korkusu mevcut. Ancak Taliban, bu kez daha ılımlı bir görüntü veriyor. 

Taliban, bu yılın başlarında Afganistan’da kültürel gelenekler ve dini kurallar doğrultusunda kadın ve azınlık hakları için hükümler sağlayacak “gerçek bir İslami sistem” istediğini açıkladı.

Ancak Taliban’ın bu ılımlı yaklaşımı endişeleri ortadan kaldırmıyor. Nitekim Taliban’ın ülke genelindeki kontrolü arttıkça kadınların bazı sektörlerde çalışmayı bırakmaları için zorlandıkları görülüyor.

Taliban uluslararası toplum tarafından tanınacak mı ?

Afganistan’daki beş yıllık iktidarı boyunca Taliban hükümetini sadece Pakistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan tanımıştı.

Diğer ülkelerin büyük çoğunluğu ise Birleşmiş Milletler (BM) ile birlikte hareket ederek Taliban’ı tanımamış ve Kabil’in kuzeyindeki illeri elinde tutan bir grubu hükümet olarak kabul etmişti.

20 yıl sonra ülkede beklenmedik bir hızla ilerleyerek kontrolü sağlayan Taliban’ın uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından tanınması beklenmiyor. 

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bu ayın başlarında Afganistan’ın, Taliban’ın iktidarı ele geçirmesi ve vahşet işlemesi halinde bir “parya devlet” olma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği (AB) Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de Taliban’a yönelik olarak benzer uyarılarda bulundu ve uluslararası toplum tarafından izole edilebileceğini söyledi.

Ancak, Çin başta olmak üzere bazı ülkelerin Taliban’ı meşru bir rejim olarak tanımak yolunda ihtiyatlı bir adım atabileceği de düşünülüyor.

Kaynak: Reuters

Derleyen: Gökalp Badak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus