Levent Köker ile Hukuk ve Demokrasi (57): Tehlikenin farkında mıyız? Yürürlükten kalkmış kanuna dayanarak siyaset yasağı getirilebilir mi?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Kur, faiz, enflasyon sarmalı içinde, günü kurtarmaya yönelik çözümlerle, parası olanın çıkarlarına göre yapılanan kamusal tartışma ortamında, insan haklarına saygılı demokratik hukuk devleti ile ilgili sorunlar maalesef ikinci planda kalıyor. Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamı, bu ikinci planda kalmanın ne denli vahim sonuçlar doğurduğunun en önde gelen bir kanıtı. Evrensel gazetesindeki bir haber dolayısıyla öğrendiğim bir başka olay, ileriye yönelik çok ciddi bir başka tehlikenin mevcudiyetini gösteriyor. Olay şu: Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı M. Umut Yegin’in parti üyeliği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca sonlandırılıyor. Gerekçe, Yegin’in 2017 yılında, cumhurbaşkanına hakaretten aldığı bir ceza. YCB, bu mahkumiyetin Siyasi Partiler Kanunu’na göre siyasi parti üyesi olmayı engellediğini düşünüyor. Oysa SPK’nda açıkça cumhurbaşkanına hakaret suçundan söz edilmiyor. Bunun yerine, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitabının Birinci Bab’ında’ yer alan suçlar deniyor. YCB, buradaki TCK ifadesinin, 2004’te ilga edilmiş olan eski TCK olduğunu ileri sürüyor ve ilga edilmiş bir kanun hükmünden hareketle Yegin’in hak kaybına uğradığı sonucuna varıyor. Bu, vahim bir yorum tarzı ve hukuka uygun bir yorum olup olmadığına yine yargı karar verecek. Ancak, dikkat: Milletvekili Seçim Kanunu’nda da aynı hüküm mevcut. Bu durumda, bugünkü TCK’na göre (md. 299) cumhurbaşkanına hakaretten hüküm giyen vatandaşlar -Adalet istatistiklerine göre son sayı 3625 kişi- siyasi partilere üye olamayacak ve milletvekili seçilemeyecekler. Neye göre? Artık yürürlükte olmayan, 17 sene önce ilga edilmiş bir kanuna göre. Vahim! Daha da vahimi, bugünkü TCK md. 299’un AİHM tarafından insan haklarına neden olduğunun defalarca tesbit edilmiş olması ve yine AİHM en son birkaç ay önce Türkiye’ye, ‘ya bu maddeyi AİHS ile uyumlu hale getir ya da kaldır’ önerisini getirmiş olması. Açıktır ki, Türkiye’de şu halen önümüzde olan somut ve yakın tehlike, vatandaşların ilga edilmiş kanunlara göre siyasi haklardan yoksun bırakılabilecekleri ve bunun da ötesinde kendisi hukuk dışı olan bir ceza kanunu maddesinin de buna dayanak yapılabileceği. Önümüzdeki seçim süreçlerinde Emek Partisi’ne reva görülen uygulamanın yaygınlaştırılması gerçekten engellenmesi gereken ciddi ve yakın bir tehlikedir. Farkında mıyız?”

Prof. Dr. Levent Köker yorumladı:

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus