33 yaşındaki asistan hekim İlyas Kavak: “Niye bu mesleği seçtik biz?” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Hekimler, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Giderlerse gitsinler” sözlerinin ardından çalışma koşullarıyla bir kez daha gündemde. Sosyal medya kullanıcıları “Gidecek olan hekimler değil” ve “Hekimler haklarını istiyor” etiketleriyle Erdoğan’ın bu sözlerine tepki gösteriyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB) de 8 Mart’taki açıklamalarında “Buradaydık, buradayız, burada kalacağız!” deyip 14-15 Mart’ta acil sağlık hizmetleri dışında hizmet vermeyeceklerini duyurdu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Kardiyoloji Bölümü’nden asistan hekim İlyas Kavak (33), Erdoğan’ın açıklamalarının ardından hissettiklerini ve hekimlerin çalışma koşullarını Medyascope’a anlattı.

Doktor İlyas Kavak

“Üzgün ve tepkiliyiz”

Kavak, Erdoğan’ın konuşmasının ardından hayal kırıklığına uğradığını söyleyerek “Verdiğimiz emeğin karşılığını göremediğimiz için hem üzgünüz hem de tepkiliyiz. Tamamen doktorların şu anki gidişini kastediyor. Doktorların özel sektöre ya da yurtdışına gidişinin maaşa indirgenmesi bizleri hayal kırıklığına uğrattı” dedi.

Hekimlere yönelik şiddetin en önemli sorunları olduğuna değinen Kavak, “Doktorların yaşadığı çok sayıda sorun var. Bunların başında şiddet geliyor. Her gün birkaç yeni şiddet haberi duyuyoruz” dedi. 

Neden yurtdışına gidiyorlar?

“Sürekli ‘mobbing’e uğruyoruz. Nöbet sayısı çok fazla, çalışma şartlarımız da çok ağır” diyen Kavak, Almanya’da çalışma koşullarının daha rahat olduğunu belirtti:  

“Almanya’da ayda beş nöbetle başlanıyor. Gece nöbetinden sonra ertesi gün mutlaka izin kullanılıyor ve çalışmanız yasak. Yani isteseniz de çalışamıyorsunuz ertesi gün. Türkiye’de mecburen ertesi gün de devam ederseniz toplam 36 saat kesintisiz çalışmaya dönüyor. Yurtdışına gidilmesinin sebebi böyle ağır çalışma şartları. Şu anda uzmanlık sınavından çok Almanca sınavına kaydoluyor insanlar.” 

Son dönemde tanık olduklarından sonra “kendisinin ve arkadaşlarının motivasyonlarının tamamen sıfırlandığını” belirten Kavak, “Artık şunu sorgulamaya başladık: Niye bu mesleği seçtik ki biz?” diye konuştu.

Mobbing, şiddet, ücretler…

Hekimlerin sürekli şiddete uğrama endişesine dikkat çeken Kavak, Türk Lirası’nın değer kaybetmesiyle aldıkları ücretlerin de hayli azaldığını anlattı:

“Her gün şiddete uğrama ihtimalim var. Zaten ekonomik krizle beraber maaşlarımız da düştü, 8 bin lira gibi bir maaş yatıyor. Bu şehirde, İstanbul’da zaten kira, ulaşım derken ucu ucuna yetiyor artık. Eskiden ‘doktor olursak belki daha konforlu bir hayat yaşayabiliriz’ diye düşünüyorduk ama şu an geçimimizi zor sağlayacak duruma geldik.”

“Asistanlıkta mobbing rutine bindi”

Asistanlık dönemlerinde yaşanan ‘mobbing’in rutine bindiğini belirten Kavak, şunları söyledi:

“Asistanlık eğitimi de usta-çırak ilişkisine dayalı olduğu için ne yazık ki bu zaman içerisinde ‘mobbing’e maruz kalmak bu mesleğin klasiği haline geldi.”  

Asistanların hocadan ya da daha kıdemli, kendinden birkaç yıl daha deneyimli bir asistandan devamlı kötü söz duymasının, azarlanmasının rutine bindiğini, yerleşmiş olan bu anlayışın değişmesi gerektiğine dikkat çekti: “Mesleğin doğası buymuş gibi aktarılıyor şu anda ama tabii ki öyle bir şey yok. Bu anlayış yıllarca yerleşmiş. Böyle gelmiş böyle gider anlayışı var. Bunu kırmak lazım. Sonuçta ast üst ilişkisinin de saygı ve sevgi çerçevesinde olması lazım.”

Kavak, bu durumun çalıştıkları gergin ortam ve sağlık alanında hataya yer olmaması gerektiğinden dolayı yaşadıkları stresle de ilişkili olabileceğini söylese de bu kötü söz ve davranışların öğrenilmiş olduğunu, kendisi asistanken devamlı ‘mobbing’e uğramış bir doktorun, yükseldiğinde büyük ihtimalle aynısını bir başka asistana yaptığını söyledi.  

“Erdoğan’ın çıkışı yaralayıcıydı”

Kavak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından hissettiklerini ise şöyle anlattı: “Bu meslek tabii ki özveriye dayalı. Paraya indirgenecek bir meslek tabii ki değil. Türkiye’deki doktorlar olarak uyumadan, dinlenmeden çalışıyoruz neredeyse. Hasta takibinde de müthiş bir özveri var. Bu iş para için yapılabilecek bir iş değil. Hasta yakınımızla ilgilenir gibi hastalarla ilgileniyoruz. Bu yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘doktorluk gibi aziz bir mesleği sadece paraya paraya indirgemek insani değildir’ çıkışı çok yaralayıcıydı açıkçası.”

Hekimlerin neden özel sektörde çalışmayı tercih ettiklerini de Kavak, şu cümlelerle dile getirdi: “Çalışma şartlarının daha iyi olmasıyla alakalı. Örneğin, özel hastanelerde bakılabilecek hasta sayısı kısıtlı. Devlet kurumlarında sınırsız randevu alınabiliyor. Ve özlük hakları özelde daha iyi. Özelde yoğunluk olmadığı için şiddet olayları da çok daha az oluyor.”

“Adaletsiz sistem”

Sistemin adaletsizliğinin doktorları tükettiğinden bahseden Kavak, şöyle devam etti:  

“Akademik yaşam, özellikle sınavlar da kaldırılınca tamamen liyakatsiz bir sisteme dönüştü. Bu durumun tıp eğitimlerinde de ciddi sorunlara sebep olacağını düşünüyorum. Sınavsız, adrese teslim kadrolarla doluyor kontenjanlar, zaman zaman görüyoruz. Kadro açıldığı zaman yukardan belirlenen isimler alınıyor. Eğitim kadroları bu şekilde oluştuğu için akademide ileride ciddi sorunlar olacaktır. Mesela, hekimin sadece hizmete dayalı devlet hastanesinde çalışması gerekiyor ama yurtdışına giderse araştırmasını yapabilir, daha uygun koşullarda çalışabilir.“

Özellikle asistan hekimlerin çalışma şartlarının ağırlığı, geçen yıl (2021) 25 yaşındaki asistan doktor Rümeysa Şen’in, 36 saatlik nöbet dönüşünde park etmiş bir kamyona çarparak hayatını kaybetmesinin ardından kamuoyunda çok ses getirmişti. Kazanın video görüntülerinden anlaşıldığı kadarıyla Şen, muhtemelen direksiyon başında uyukluyordu. Hurdaya dönen arabanın fotoğrafı hepimizin aklına kazınmış, hepimizin dikkatini sağlık çalışanlarının mecbur bırakıldığı ve gitgide daha da zorlaşan çalışma koşullarına ve çalışma saatlerinin fazlalığına çekmişti. 

“#GidecekOlanHekimlerDeğil”

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve çok sayıda hekim, siyasetçi ve ünlü isim, sosyal medyadan yaptıkları paylaşımlarla Erdoğan’ın sözlerine tepki gösterdi. #GidecekOlanHekimlerDeğil etiketi birkaç gündür Twitter’ın gündeminde.

Erdoğan’ın açıklamalarını Medyascope’a değerlendiren TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, yurtdışına giden doktorların genelde genç doktorlar olduğuna dikkat çekmiş ve “Dolayısıyla gençlerin nasıl geleceklerini kaybettiklerine baksalar bence iyi olur. O devasa hastaneler, ne insanların ulaşabildiği ne de doğru biçimde çalışılabilen ortamlar. Hem emeklerinin hem de kimliklerinin değersizleştirildiği ortamda çocuklar çalışmak istemiyorlar” demişti.

14 Mart Tıp Bayramı’nda g(ö)rev var

TTB Merkez Konseyi ve çok sayıda ilin tabip odası, internet sitesi üzerinden üç gün önce “Sağlıkta Şiddete Karşı Acil Çağrımızdır” başlığıyla şu açıklamayı yaptı

“Türkiye’de yaşayan herkesin bildiği üzere sağlıkta şiddetin ülke çapında geldiği boyut korkutucu seviyededir. Birçok meslektaşımız, hekimlik mesleğini severek seçmesine rağmen sağlıkta şiddet nedeniyle mesleğini yapamaz duruma gelmiştir.

Sağlıkta şiddete karşı acilen;

Türk Tabipleri Birliği’nin sağlıkta şiddet hakkındaki mevzuat ve uygulamayla ilgili önerileri* gerçekleştirilmeli,

Sağlık kurumlarındaki çalışma ortamı ve koşulları, sağlıkta şiddetten korunabilmemiz için yeniden düzenlenmeli,

Muayene randevuları, her hastaya yeterli süre ayrılacak şekilde olmalı,

Birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilerek, acil servislerin sadece acil hastalara bakacağı bir sağlık hizmeti planlaması yapılmalıdır.

Bizler, hekimlerin meslek örgütü Türk Tabipleri Birliği ve tabip odaları olarak, sağlıkta şiddetin hem kendimizin hem de toplumun sağlığı için büyük bir tehlike olduğunu anımsatıyoruz ve sıraladığımız acil taleplerin yerine getirilmesini istiyoruz.” 

TTB ayrıca, 14 Mart Tıp Bayramı’nda ve 15 Mart’ta Türkiye genelinde g(ö)revde olacaklarını duyurdu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus