Vicki Larson ile söyleşi: “Kitabımı kadınlara bir aşk mektubu olarak yazdım”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Dünya, gençlerden çok yaşlıların yaşadığı bir yere dönüşüyor. Ve yakın gelecekte gençlerden çok daha fazla sayıda yaşlı olacağı gibi onların da daha uzun yaşama olasılıkları yüksek, dolayısıyla dünya çok uzun bir süre yaşlı olacak. Ve kadınlar, erkeklerden daha uzun yaşadığı için uzun ömürlü bir toplum kaçınılmaz olarak ‘dişileşmiş’ bir toplumdur. Gelecek gerçekten kadın olacak” diyor gazeteci Vicki Larson ve soruyor: “O yılları nasıl geçirmek istiyoruz?”

Larson, yeni kitabı “Not Too Old For That”de kadınlara ezber anlatılardan kurtulma çağrısında bulunuyor, kadınların kendi kapasitelerine, hayallerine sahip çıkmalarının çok önemli olduğunu hatırlatıyor ve altını çizdiği şey şu: “Gelecekteki bize, daha şefkatli olacak bir dünya yaratmalıyız.”

Vicki Larson (Fotoğraf: Penni Gladstone)

Larson ile kitabının çıktığı gün haberleştik, Medyascope için söyleşi yaptık:

Simone de Beauvoir’ın ünlü bir sözü var: “Kadın doğulmaz, kadın olunur.” Bu ifade size ne düşündürüyor?

Kızlara çok erken yaşlardan itibaren ne “olmaları”, nasıl hareket etmeleri ve neleri “yapmaları” ya da “yapmamaları” gerektiği konusunda birçok mesaj verilir. İki erkek çocuk annesi olarak -şimdi gençler- onların da mesajlar aldığını ve bazı mesajların aynı derecede zararlı olduğunu biliyorum. Bununla birlikte, orta yaşta, yaş ayrımcılığı ve cinsiyet ayrımcılığının kesişimi özellikle kadınlar için çok acımasız. Bunlar, toplumun en arzu edilen kadın versiyonuna -genç, zayıf ve güzel- uymayan kadınların kendileri hakkında kötü hissetmelerine neden oluyor. Ve araştırmalar, zararlı mesajları içselleştirdiğimizde, onlara inanmaya başladığımızı ve onlara göre kararlar verdiğimizi gösteriyor, aseksüel, zayıf, beceriksiz, sevilmeyen ve istenmeyen yaşlı kadınlar haline gelebiliyor ya da kendimizi sürekli mücadelede buluyoruz onlarla savaşmak için. Okuduğum tüm araştırmalar, modası geçmiş, cinsiyetçi ve yaş ayrımcılığı yapan mesajların kadınların duygusal, fiziksel, finansal, cinsel ve romantik sağlığına ciddi zararlar verdiğini doğruluyor.

“Orta ve ileri yaştaki” kadınlar hakkında duyduğunuz en yaygın klişeler nelerdir?

Sekse olan ilgimizi kaybederek aseksüel olduğumuz. Bazı kadınlar ilgisini kaybedebilir tabii ki ve istedikleri buysa bunda bir sorun yok. Hayatı boyunca seksten zevk alan bir kadının neden birdenbire orta yaşta sekse olan ilgisini kaybettiğini çok az kişi sorar. Menopozdaki bir kadın için cinsel ilişki acı verici olabilir ve diğer seks türleri daha zevkli olabilir mi? Erkek partnerlerinin arzu düzeyleri sertleşme sorunu yüzünden azalmış ve kadın dışlanmış olabilir mi? Kadın kendisinden yaşça büyük kocasına bakıyor olabilir ve araştırmaların gösterdiği gibi bu durum kadının daha az seksi hissetmesine neden olabilir mi? Arzu, yaşam boyunca inip çıkabilen bir şey olabilir mi – öyle! – ve orta yaş, çocuklara ve yaşlanan ebeveynlere bakılan bir dönem olduğundan kadın bundan etkileniyor olmasın? Kadınlar, yaşlı kadınlarla ilgili tüm olumsuz mesajları içselleştirmiş ve vücudu, kırışıklıkları, yaşlılık lekeleri vb. hakkında utanmış veya utandırılmış olabilir mi? Bunların hepsi ve çok daha fazlası doğru olabilir ve çoğu zaman doğrudur.

Şahsen, tüm yaşlanma karşıtı kremlere ve diyetlere dayanamıyorum. “Kendi yaşımda olmamın nesi yanlış?” derken buluyorum kendimi. Sizce yaşlanmanın “doğru” bir yolu var mı?

Yaşlanmanın “doğru” bir yolu yok. Eğer yaşlanıyorsanız ki bu doğduğunuz andan itibaren yaptığınız bir şey, doğru yapıyorsunuz demektir. Yaşlanmak, hayatta olduğun anlamına gelir ve hayatta olmak harikadır! Yaşlanmayı durduracak hiçbir şey yok. Evet, kadınları olduklarından daha genç gösterebilecek bazı şeyler var – kozmetik cerrahi, saçlarını boyamak vb. – ama yine de yaşlanıyor olacaklar. “İyi yaşlanmak” veya “başarılı yaşlanmak” anlatıları yalnızca orta yaş ve daha yaşlıları etkiliyor – kim 20’li yaşlarında başarılı bir şekilde yaşlanmaktan bahsediyor (ve gerçekten de 20’li yaşlarımızda yaşlanıyoruz)?

Pandemi karantinaları sırasında, saçlarımızı boyatıp kestiremediğimizde, botoks veya ağda yaptıramadığımızda, spor salonuna veya yoga derslerine gidemediğimiz ya da aylarca güzellik rutinlerimizin hiçbirini yapamadığımızda partnerimiz yine de bizi arzuladıysa, bu güçlü bir mesaj olmalı.

“Not Too Old For That” ilk günden ilgi görmeye başladı, bu kitap neyi başarmayı umuyor? Bu kitabı diğerlerinden farklı kılan ne?

Birçok kadın gibi, uzun zamandır orta yaşta neler bekleyebileceğime dair hikayeler duydum. Ama gerçekten orta yaşa geldiğimde öyle olmadı. Aslında hiç bu kadar özgüvenli, ilgili ve ilginç, canlı ve çekici hissetmemiştim – tam da aseksüel, görünmez, ilgisiz, kırılgan, beceriksiz olmam gereken yaşta. Benim yaşımdaki kız arkadaşlarım için de durum aynıydı. Bu yüzden bu anlatıları keşfetmek istedim – Bunu bize kim söylüyordu ve neden? Ve neden onlara inandım? Yaş ayrımcılığı kabul edilebilir son “izm” olarak adlandırılmıştır. Toplumda yaş ayrımcılığını ele almak istiyorsak, kendimizden başlamalıyız – hangi yaş ayrımcılığı inançlarına sahibiz? (Kendimde de olduğunu keşfettiğimde dehşete düştüm!) Toplumsal bir sorun olarak yaş ayrımcılığı üzerine pek çok harika kitap var, benim kitabım ise ilk kez yaş ayrımcılığı ve cinsiyetçi anlatıların kadınlara kişisel olarak nasıl zarar verdiği üzerinde duruyor ve kadınların bu anlatıları reddedecekleri ve kendilerine en özgün gelen şekilde yaşlanacakları umudunu taşıyor.

Erkeklerin bu kitabı okuması sizin için ne kadar önemli? Kitabınızı okumanın insanların algılarını ve davranışlarını değiştireceğini düşünüyor musunuz veya umuyor musunuz?

Erkekler kitabımı okursa çok sevinirim. Erkeklerin perimenopoz ve menopozun kadınları nasıl etkilediği hakkında daha fazla bilgi sahibi olmasını çok isterim. Sadece sevdikleri ve belki birlikte yaşadıkları kadınları değil, aynı zamanda birlikte çalıştıkları kadınları da. Erkeklerin hayatlarındaki kadınlarla gerçek konuşmalar yapmasını ve kadınlarla ilgili yaş ayrımcılığı, cinsiyetçilik inançlarının bazılarının önem verdikleri kadınlara ve hatta kendilerine nasıl zarar verdiğini keşfetmelerini çok isterim. Ancak bunun olmasını beklemiyorum. Sonunda kitabımı kadınlara bir aşk mektubu olarak yazdım. Eğer bir kadın geçmişe dönüp genç kız haline baktığında, kendisine öğüt vermek için değil de bir yakın arkadaşmış gibi şefkatle yaklaşabiliyorsa gelecekteki yaşlı benliğine de aynı şekilde yaklaşabilir diye umuyorum. Belki bunu yaparak, yaşlanmayı olduğu gibi görür ve bunun bir hediye olduğunu anlarız.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus