Ukraynalı bir ailenin Antalya’ya kaçış hikayesi: “Eksi sekiz derecede kar altında yürüdük”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Rusya-Ukrayna arasındaki savaş iki ayı geride bıraktı. Ukrayna’nın başkenti Kiev’e 20 kilometre mesafede bulunan İrpin de savaştan en çok etkilenen şehirler arasında. Rus bombardımanı nenedeniyle kent neredeyse yerle bir oldu. İrpin de yaşayanların bir kısmı kenti terk etmek zorunda kaldı. İrpin’den kaçarak, Antalya’ya gelen Mariel Slavska ile yaşadıklarını konuştuk.

Haber: Ufuk Çeri – Mehmet Naci Tanverdi

Ukraynalı Mariel Slavska, evli ve ve iki çocuğu var. 37 yaşındaki Slavska, savaştan en çok etkilenen kentlerden İrpin’de yaşıyordu. Beş kilometre mesafedeki Buça’daki Poglyad TV’de program hazırlayan Slavska’nın eşi de televizyonun teknik ekibinde yer alıyordu.

2017-2019 yılları arasında merkez sağ parti olan Ukrayna Halk Hareketi’nin İrpin şubesinin temsilciliğini de yürüten Slavska, İrpin’in bombalanması üzerine çocuklarıyle birlikte kentten ayrılmaya karar verdi. Eşi ise Ukrayna’da kaldı. Ülkeden çıkmalarının beş gün sürdüğünü ve yolculuğun çok zor geçtiğini anlatan Slavska, iki çocuğuyla birlikte önce Polonya’ya geçti.

İrpin’den kaçış: “İşimiz yoktu, paramız yoktu, kredi kartları çalışmıyordu”

İrpin’i arabayla terk etmeye çalıştıklarını söyleyen Slavska, yolculuk sırasında yaşadıklarını şöyle anlattı: “Sadece 20 litre benzin almanıza izin veriliyordu. Siz de haliyle bilmiyorsunuz benzinin sizi ne kadar götüreceğini. Akşamları da karanlık nedeniyle zor ve korku dolu oluyordu. Yürüme şansınız yok, arabayla gitmek zorundasınız çünkü Rus askerlerin karşınıza çıkıp çıkmayacağını bilmiyorsunuz. Sürekli bombalar yağıyordu ve çok korkuyorduk. Zaporijya’ya gittik, bir gece kaldik, yıkanıp uyuduk. İşimiz yoktu, paramız yoktu, kredi kartları çalışmıyordu. Bankalar nakit para vermeyi bıraktı fakat dükkânlar nakit dışında kabul etmiyorlardı.”

Nereye gideceklerini bilmediklerini ve Zaporijya’dan bir köye gittiklerini belirten Slavska, burada suyu kuyudan çektiklerini ve ısınmak için ateş yaktıklarını aktardı. Bu şartlarda çocuklarla birlikte çok zorlandıklarını söyleyen Slavska, Polonya’ya gitme kararı aldıklarını söyledi.  

“Eksi sekiz derecede kar altında yürüdük”

Gece boyunca çocuklarıyla yolculuk yaptığını söyleyen Slavska, “Büyük bir konvoyun arkasındaydık. İnsanlarla sıkış tıkış bütün gece yürüdük. Çocuklar, yaşlılar ve hastalar bir arada yürüdük. Eksi sekiz derecede kar altında yürüdük” dedi. 

“Polonya’da gönüllüler bize yardım etti”

Polonya’ya vardıklarında gönüllülerin kendilerine yardım ettiğini anlatan Slavska, şöyle devam etti: “Ne yapacağımızı bilmiyorduk, internetimiz yoktu. Başka bir ülkede oldugumuz icin telefonlarımız çalışmıyordu. Ufacık bir çanta ve çocuklarla kaldık öylece. Gönüllüler bize yardım etti. İyi kalpli bir aile bizi aldı ve evlerine götürdü. Bir gün ve bir gece onlarla kaldık. Kıyafetlerimizi yıkamamıza yardımcı oldular ve yemek verdiler. Ben ise oturmuş ne yapacağım diye düşünüyordum.”

“Burada en fazla bir-iki hafta kalacağımızı sanıyordum”

İşi nedeniyle birçok defa Antalya’ya gelen Slavska, savaştan önce bir proje için Antalya’ya gelmeyi planlamış ve bunun için bir daire kiralmış. Ancak savaş nedeniyle bütün planları altüst olmuş: “Şimdi şaka gibi geliyor ama 15 Mart’ta Antalya’da olmak üzere bilet almıştım. Bir proje için zaten bir ay Türkiye’de kalacaktım. Bu daireyi zaten kiralamıştık. Savaştan önce kirayı ödemiştik. Ayın 30’una kadar daire bizim olduğu icin buraya gelebileceğimizi biliyordum. Savaşın uzun sürmeyeceğini düşünüyordum. Burada en fazla bir-iki hafta kalacağımızı sanıyordum, sonra eve dönecektik. Burada en azından birkaç arkadaşım var, bir dairem var. Polonya’da kimseyi tanımıyorum, ülkeyi tanımıyorum. Bize Polonya’da kalabileceğimiz söylendi fakat ne yapacağımızı bilmiyorduk. Biz de böylece Antalya’ya geldik. Burada bir iki hafta kalacağımızı düşündük fakat savaş devam ediyor.”  

“Şehrime ne zaman dönebilecegimi bilmiyorum”

Buça’da çalıştığı televizyon kanalının binasının da yıkıldığını söyleyen Slavska, Ukrayna’dan gelen görüntülere bakmaya korktuğunu dile getiriyor. “Şehrimiz yıkılmış durumda” diyen Slavka, şöyle devam ediyor: “İş arkadaşlarımdan, tanıdıklarımdan birini görmekten çekiniyorum. Elektriğimiz, suyumuz, benzinimiz yok. Mağazalar kapalı, hastaneler kapalı. Bombardıman bu hale getirdi. Daha dün iki aileyi taşıyan bir arabanın patlama sonucu yok olduğunu öğrendim. Şehrime ne zaman dönebilecegimi bilmiyorum. Ukraynama ne zaman donebilecegimi bilemiyorum. Tekrar iş bulabilir miyim bilmiyorum. Eşim hâlâ Ukrayna’da fakat konuşamıyoruz,çünkü benim sadece internetim var onun ise sadece telefon hattı. Ne yapacağımı bilmiyorum.” 

“Komşumun evi yanmış, onlar da kaçmak zorunda kalmış”

İrpin’deki arkadaşlarıyla iletişim kurduğunu belirten Slavska, “Bugün İrpin’de gönüllü olan arkadaşımın gönderdiği videoları gördüm. Şehirde gün boyunca yeni cesetler bulunmuş. Çocuk parklarında bile cesetler buluyorlar. Bunları haberlerde göremiyorsunuz, sadece özel konuşmalarda, kapalı chat programlarında görüyorsunuz. Komşumun evi yanmış mesela ve onlar da kaçmak zorunda kalmışlar” diye konuştu.

“Ben anlamıyorum. Neden? Neden?”

Savaş öncesi Ukrayna’da iyi bir yaşam sürdürdüklerini vurgulayan Slavska, “Hava saldırısı ve tank atışları sonucunda işyerlemiz yok oldu. Ben Rusça biliyorum, annem Rusça biliyor. Rusça konuşurken Ukrayna’da hiç baskı görmüyorduk. Çocuklarım bile Rusça biliyor. Ben anlamıyorum. Neden? Neden?” diye sordu.

“Babam dördüncü evrede kanser”

Anne ve babasının hastalıkları nedeniyle Ukrayna’dan çıkamadıklarını dile getiren Slavska, “Ebeveynlerim Zaporoşti’deler. Babam dördüncü evrede kanser oldugu için orada kalmak zorunda kaldılar, cok endişeleniyorum. Dün 14 saat boyunca hava saldırısı sirenleri çalmış. İyi olup olmadıklarını merak ediyorum. Kız kardeşim orada bir okulda çalışıyor ve askerler bu okula gelip yatıyorlar” diye konuştu.

“Beş yaşındaki oğlum kekeliyor, geceleri sayıklayarak uyanıyor”

Çocuklarının savaştan çok etkilendiğini belirten Slavska, sözlerini şöyle sürdürdü: “Beş yaşındaki oğlum çok korkuyor, sürekli irkiliyor. Gece uyurken ‘anne anne’ diye uyanıyor. Şimdi daha iyi fakat bir ay sakinleştirici kullanmak zorunda kaldı. Endişeden kaynaklanan kekemelik başladı. Tuvalete gittiğimde bile benimle geliyor çünkü annesinin ölmesinden korkuyor. Dışarıda yürürken ne zaman bir uçak görse, korkuyor ve bombalanacağımızı düşünüyor. Geceleri dua ederken ‘Teşekürler Tanrım ben ölmediğim, ailem ölmediği için’ diyor.”

“Sağlıklı oldugumuz için şükrediyoruz”

Her şeye rağmen Antalya’da çocuklarıyla mutlu olduğunu belirten Slavska, sözlerini “En azından burada güvendeyiz. Ukrayna’dakiler ise hep korku ve şok içindeler, güvende değiller. Birçok arkadaşım şarapnelden yaralandı. Sağlıklı olduğumuz için şükrediyoruz” diyerek tamamladı.  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus