HDP MYK ve PM üyesi Gülistan Kılıç Koçyiğit, Selahattin Demirtaş’ın görüş ve önerilerini hem avukatlar aracılığıyla hem de birebir görüşmelerde aldıklarını dile getirdi. HDP’nin kurumsal kimliğinin sürdürüleceğine dikkat çeken Koçyiğit, Yeşil Sol Parti’nin yeni isminde demokrasi ve halk vurgusu olacağını, Kürt halkına ve sosyalistlere hitap edeceğini söyledi.

HDP Parti Meclisi (PM) dün (7 Ağustos) saat 10.30’da Genel Merkezde toplandı. Toplantı sonunda partinin olağanüstü kongresinin 27 Ağustos’ta Ankara’da Dünya Ticaret Merkezi’nde yapılması kararlaştırıldı. Medyascope HDP MYK ile PM üyesi ve Yeşil Sol Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’e PM’de neler konuşulduğunu, HDP’nin kurumsal kimliğinin nasıl devam edeceğini ve Yeşil Sol Parti’deki yeni isim çalışmalarının nasıl yürütüleceğini sordu.
“Olağanüstü kongre 27 Ağustos’ta yapılacak”
HDP MYK ile PM üyesi Gülistan Kılıç Koçyiğit, dün yapılan PM toplantısında partinin olağanüstü kongreye gitme kararı aldığını belirterek “Kongre 27’sinde olacak. Son dakika bir değişiklik olmazsa öyle” dedi.
“HDP kurumsal kimliğine devam edecek ancak siyasetin aktif öznesi Yeşil Sol Parti olacak”
Parti Meclisi’nde, HDP’nin kurumsal kimliğinin devam etmesi gerektiği konusunda mutabık kalındığını söyleyen Koçyiğit, bu tartışmayı daha önce yürüttüklerini belirtti:
“HDP kurumsal tüzel kişiliğini devam ettirecek ama bu geleneği yeni dönemde Yeşil Sol Parti ile devam ettireceğiz. Yeni mücadele hattını daha fazla güçlendireceğimiz, siyaseten söz söyleyeceğimiz parti Yeşil Sol olacak. HDP’nin yine Parti Meclisi olacak, MYK’sı olacak, eş başkanları olacak. Yani tüzel hayatına devam edecek. Siyasetin aktif öznesi yeni dönemde Yeşil Sol Parti olacak.”
İZLEYİN: Kürtlere Selahattin Demirtaş’ın sessizliğini ve yerel seçimleri sorduk
“Partimizde her süreci her zaman bütün arkadaşlarımızla tartışıyoruz”
Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 14 Mayıs seçimlerinden sonra aktif siyaseti bıraktığını açıklamıştı. Dün (7 Ağustos) ise Demirtaş, o zamandan beri ilk kez Kobani Davası’nda savunma yaptı. Demirtaş’ın yerel seçim sürecinde parti yönetimindeki rolüne ilişkin Koçyiğit, “Selahattin Başkan’ın yetkili bir kurulda bir görevi yok ama sonuçta bizim eş başkanımız. Hakkı gasp edilmiş, cezaevinde rehine pozisyonunda tutulan, siyasi bir operasyonun sonucunda cezaevine konulmuş, diğer yoldaşlarımız gibi bir yoldaşımız” diye konuştu.
“Bu konuda hiçbir tartışma yok, hiçbir sorun yok”
Koçyiğit, sadece Demirtaş değil cezaevindeki bütün partililerle görüştüklerini belirtti:
“Fikirlerini, görüşlerini, önerilerini hem birebir görüşmelerle hem her dönemde avukatları aracılığıyla ya da yazılı olarak alıyoruz. Parti içi süreçleri her zaman bütün arkadaşlarımızla tartışıyoruz. Bu konuda hiçbir tartışma yok. Hiçbir sorun yok. Aynı zamanda dönemsel politikalarımız, mücadele hattımıza ilişkin de her zaman cezaevindeki arkadaşlarımızdan ve Selahattin Başkan’dan da öneriler alıyoruz. Cezaevindeki arkadaşlarımızın görüş, öneri ve eleştirileri bizim için çok önemli.”
“Yeşil Sol bir geleneği ifade ediyor”
Yeşil Sol Parti’nin yeni isim çalışmalarında HDP’nin de önerilerinin olduğunu söyleyen Koçyiğit, şunları söyledi:
“O biraz da Yeşil Sol Parti’nin kongre sürecinde yürüteceği bir tartışma. Bu süreci, YSP’nin kurulları PM ve MYK’sı yürütecek ama HDP parti geleneklerine uygun bir isim tartışması var. Sonuçta Yeşil Sol farklı bir geleneği ifade ediyor ama biz HDP olarak çatı partisiyiz. Doğalında bu rolü yeni dönemde Yeşil Sol Parti üstlenecek. Bu nedenle buna uygun bir isim olur.”
“Yeni isim ve tüzük değişikliği için teknik bir komisyon kurulacak”
Koçyiğit, isim önerilerini daha önce yapılan toplantılarda da aldıklarını vurgulayarak sürecin nasıl işleyeceğini şöyle anlattı:
“Yeşil Sol Parti’nin Parti Meclisi kongre kararı alacak ve süreci yürütecek bir komisyon kurulacak. Nihai karar da bu komisyonun çalışması sonrası verilecek. Tabii Yeşil Sol Parti adına çok konuşmak istemiyorum. Kurulacak komisyonda , tüzük değişikliği ve
diğer bütün değişiklikler de tartışılacak. Yerellerde konferanslar toplantılar yapacağız. Bu konferanslarda ve
toplantılarında partinin yeni ismi için de isim önerisi de alacağız”
“Halkımızın, tabanımızın alışık olduğu tarzda bir isim düşünülüyor”
Yeşil Sol Parti’nin yeni isim çalışmasında “halk” ve “demokrasi” vurgusunun daha güçlü olması gerektiğine ilişkin tartışmalar olduğuna dikkat çeken Koçyiğit henüz net bir karar olmadığını anlattı:
“Biraz da bizim halkımızın, tabanımızın alışık olduğu tarzda bir isim düşünülüyor. Hem Kürt halkının hem Türkiye’deki bütün sosyalist geleneklerin duymaya alışık oldukları, bizi daha fazla ifade eden bir isim arayışındayız. Tabii ki HDP’yi de çağrıştırması, Parti’nin benimsenmesi açısından kolaylık sağlayacaktır ama ‘şudur’ diyeceğimiz bir şey yok.”
“Hafızada yer edebilecek bir isim arıyoruz”
14 Mayıs Genel Seçimleri’nde, eleştiri ve özeleştiri toplantılarında Yeşil Sol Parti’nin istenilen oyu alamamasının sebepleri arasında “yeterince tanınmaması” da yer alıyordu. Koçyiğit, konuyla ilgili şunları söyledi:
“Yeşil Sol Parti’nin yeterince tanınmaması handikap yarattı. Seçimlere çok kısa bir süre kala Yeşil Sol Parti ile seçimlere girme kararı verildi. Bu nedenle de tanıtımda büyük eksiklikler yaşandı. Buna rağmen halkımız Parti’yi sahiplendi. Hiçbir siyasi parti de bu kadar kısa zaman aralığında bizim yaptığımızı da yapamazdı diye düşünüyorum. Halklarımız hiç bilmedikleri, adını yeni duydukları bir partiye gidip oy verdi. Bu muazzam bir sahiplenme ve örgütlülüktür.”
“HDP bizim için bir mücadele örgütü”
Koçyiğit, yeni ismin içinde “halkların” kelimesinin geçmesi ya da bunu çağrıştıracak bir kelime olduğu sürece daha hızlı benimsenebileceğini belirtti:
“Sonuçta aynı zamanda bizler, halklarımız ve parti ile duygusal bağ da kuruyoruz. HDP bizim için bir mücadele örgütü. Klasik anlamda sadece parti, üst seçim partisi, milletvekili ya da belediye başkanı çıkardığımız bir araç değil. Demokratik siyasette var olma yerimiz. Sözümüzü orada söylüyoruz. Parti ve taban ilişkisi de bizim için çok özel ve özgün bir yerde duruyor. Bu sebeplerle parti ile kurduğumuz ilişki klasik seçmen-parti ilişki değil.”
Bahçeli, yerel seçimlerle ilgili yazılı bir açıklama yapmıştı
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 1 Ağustos’da yerel seçimlerle ilgili yazılı açıklama yapmıştı. Bahçeli’nin açıklamasında, “İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Aydın, Muğla, Hatay, Eskişehir, Tekirdağ ve Mersin Büyükşehir Belediyeleri ile HDP’nin terör örgütü PKK’ya yardım ve yataklık maksadıyla zehirleyip seferber ettiği belediyeler mutlaka el değiştirmeli ve cumhurun yönetimine geçmelidir” denilmişti.
“2019 yerel yönetim seçimlerini hazmedemediklerinin göstergesi”
Koçyiğit, Bahçeli’nin açıklamasını değerlendirdi:
“Bu aslında muhalefete ve Türkiye’deki demokratik siyaset ortamına ne kadar tahammülsüz olduklarının göstergesi. ‘Biz siyaseten elimizden gelen bütün çabayı göstereceğiz. Bu belediyelerin Cumhur İttifakı’na geçmesi için çalışacağız’ dese başka bir şey ama tek tek CHP ve bizim belediyelerimiz için söz kuruyor. Ayrıca bizim belediyelerimizi kriminalize ediyor. Belediyelerimizi hedef gösterip ‘Onların el değiştirmesi gerekiyor, terörden arındırılması gerekiyor’ diyerek açık bir düşmanlık politikası olduğunu gösteriyor. Bir açıdan da 2019 yerel yönetim seçimlerini hazmedemediklerinin bir itirafı oluyor.”
“O kadar çok yolsuzluğu ve talanı vardı ki kendileri kayyumu görevden almak zorunda kaldılar”
“Birçok MHP belediyesinde nasıl yolsuzluklar yaptıklarını, nasıl bir durumda olduklarını, nasıl hizmet üretmediklerini biliyoruz. Aynı şekilde kayyum belediyelerinin icralarını da biliyoruz. Bakın ben Kars milletvekiliyim. Kayyumun o kentte yarattığı tahribatı anlatmaya cümleler yetmez. Bu tahribatı gören sadece HDP ya da Yeşil Sol Parti seçmenleri değil. Bütün halk bu talanı
görüyor. Örneğin; Mardin kayyımı o kadar çok yolsuzluk yaptı ki mecburen görevden aldılar.”
“Bahçeli’nin sözlerini bizim nazarımızda bir önemi yok”
“Yüz beş belediyemiz vardı 2014’te, 65 belediye aldık ama kayyım atayıp kentlerin iradesini gasp ettiler. 2019 yerel seçimlerinde Diyarbakır’da kayyımı bizim karşımızda aday yaptılar ve seçimi kazanamadılar. Demek ki bu halk kayyumu istemiyor. Onun için Bahçeli’nin sözlerinin bizim nazarımızda önemi yok. Kendisi bu toplumu bölmek, parçalamak, kutuplaştırmak ve sadece o koltukta kalmak için her türlü pespaye sözü söyleyebilecek bir yerde duruyor. Bu kadar açık ve net. Siyaseten beklentimiz şudur: AKP, Türkiye halklarına yerel yönetimlerde adil bir seçim imkanı sunsun Yarışalım bakalım kim kazanıyor? Kayyum atadıkları bütün belediyeler için iddiamızı ortaya koyuyoruz. Çok açık ve net bir şekilde her birini geri alacağız.”








