CHP’li Yüksel Taşkın yanıtladı: CHP 15 Eylül’e hazır mı?

CHP 15 Eylül’e hazır mı? CHP seçmeni bu süreçte nasıl bir tutum alıyor? İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, partisinin İstanbul İl Yönetimi’ne kayyum atanmasının ardından yaşanan gelişmeleri Ruşen Çakır’a değerlendirdi.

8 Ekim 2023’te gerçekleştirilen İstanbul İl Kongresi’nin iptali için açılan davada mahkeme, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve mevcut yönetimin görevden alınmasına karar verdi.

CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum olarak atanan Gürsel Tekin’in 8 Eylül’de binaya gideceği açıklamasının ardından parti binası polis ablukasına alındı.

Tekin, saat 13:30 gibi İstanbul İl Başkanlığı’na gitti ve açıklama yaptı. Akabinde polis eşliğinde il binasına girdi.

7 Eylül Pazar akşamı CHP binasında toplanma çağrısı yapılması üzerine İstanbul Emniyeti Çevik Kuvvet ekipleri binaya giden sokakları trafiğe kapattı.

“Her şey kanun dışı”

Taşkın, CHP İstanbul İl Başkanlığı’na yapılan müdahaleyi de “hukuk dışı” olarak nitelendirdi:
Gürsel Tekin’in il binasına sokulma biçimine kadar her şey kanun dışıdır, her şey suçtur. Devletin güvenlik bürokrasisini, polisini, Çevik Kuvveti’ni bu suça ortak edenlerden de bu millet Cumhuriyet Halk Partisi ile beraber mutlaka hesap soracak. Bizden çok korkuyorlar, korktukları da başlarına gelecek.” dedi.

İstanbul il kongresiyle ilgili kararın ardından gözler, 38. Olağan Kurultayı’na yönelik mutlak butlan tartışmalarıyla bilinen davanın 15 Eylül’de yapılacak duruşmasına çevrildi. 

Olası bir yargı kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun partiye geri dönmesi ihtimalini değerlendiren Taşkın, halkın beklentisini şu sözlerle aktardı: “Bize bakıyorlar, korkuyorlar, gece uyuyamıyorlar. Hepsi diyor ki Kemal Bey’i acaba bırakın CHP’lileri konuşmayı, milyonlarca ona oy veren insanın yüreğini ferahlatacak bir cümle niye kurmuyor? Ben de Kemal Bey’e buradan halkın bu talebini tercüme ediyorum.”

Sürecin sonunda CHP’nin ayakta kalacağını vurgulayan Taşkın, “102 yıllık bir parti bunun da aşıp yoluna devam edecek. Biz buna aşıp yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu.

CHP'li Yüksel Taşkın yanıtladı: CHP 15 Eylül'e hazır mı?
CHP’li Yüksel Taşkın yanıtladı: CHP 15 Eylül’e hazır mı?

Yayına hazırlayan: Gülden Özdemir

Ruşen Çakır: Evet, şu anda konuğumuz Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Profesör Yüksel Taşkın. Yüksel, merhaba.

Yüksel Taşkın: Merhabalar.

Ruşen Çakır: Sen şimdi CHP milletvekilisin ama siyaset bilimcisin aynı zamanda. Şimdi hem CHP kimliğin hem de siyaset bilimci kimliğinle baktığında herhâlde böyle bir olay, bugün yaşananlar özellikle, İstanbul il binasında yaşananlar tarihte pek örneği görülen bir şey değil. Ne oluyor tam olarak?

Yüksel Taşkın: Valla bence AK Parti milletvekillerine bir sorun. Onların çoğunun da ne olduğundan haberi yok. Neden? Çünkü tek adam rejimi diye eleştirdiğimiz bu rejimde, sarayda Erdoğan’ın etrafında kümelenmiş bir grup, bunların yargıdaki uzantıları, kendilerine göre en büyük rakipleri olan, en güçlü rakipleri olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni seçim süreci başlamadan etkisizleştirmek gibi bir hesap içindeler. Normal bir devlette, yani iyi işleyen bir devlette cumhurbaşkanı günlük mesaisinin 6-7 saatini ekonomiye ayırır. Bizde öyle değil. Bizde ‘‘Cumhuriyet Halk Partisi’ni nasıl çökertirim?’’ diye uğraşan, aklından başka hiçbir şey geçmeyen, ülke meselelerini artık tamamen kenara atmış, kendi hırslarından ötesini göremeyen, son derece yetersiz, sınırlı kapasitesi olan birisi var. Onun planları da bu gördüğümüz ortamı yaratıyor. Anadolu’da Ağustos ayı boyunca Cumhuriyet Halk Partili vekiller hep sahadaydı, Anadolu halkı bunu görüyor. Hiç kimse kendi karizmasını böyle milletten yukarıda falan görmesin. Kimse milleti aptal yerine koymasın. Herkes dönen dolapların farkında. Bütün bu yapılanlar Türkiye’nin en güçlü kurumunu, Cumhuriyet Halk Partisi’ni hedef alıyor. Ki 102 yıllık bir kurumdur ve 10 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi hâlâ var olacak. Ama şu anda tablodaki mevcut partilerden, AK Parti dahil, hangileri olur bilmiyorum. Biz hâlâ olacağız. Biz bu engeli de aşarız. Bu kesinlikle ama kesinlikle siyasi ahlak bakımından son derece kabul edilemez. Hukuk bakımından kabul edilemez. Dün koca koca bakanlar, valiler bize diyor ki, “Kimse kanunun üzerinde değil.” Be muhterem, sen kanun mu bıraktın? Hukukun canına okumuşsun zaten. Gelmişsin bana ‘‘kanuna uy’’ diyorsun. Gürsel Tekin’in işte il binasına sokulma biçimine kadar her şey kanun dışıdır. Her şey suçtur. Devletin güvenlik bürokrasisini, polisini, çevik kuvvetini bu suça ortak edenlerden de bu millet Cumhuriyet Halk Partisi ile beraber mutlaka hesap soracak. Bizden çok korkuyorlar. Korktukları da başlarına gelecek.

Ruşen Çakır: Yüksel, şunu sormak istiyorum. Gürsel Tekin’i tanıdığını varsayıyorum.

Yüksel Taşkın: Evet. Evet.

Ruşen Çakır: Nasıl oluyor da CHP içerisinde yıllarca bulunmuş kişiler böyle bir olayda rol alabiliyorlar?

Yüksel Taşkın: Valla, siyaset sosyolojisi bilmeyebilir insanlar. Sosyoloji bilmeyebilir ama Cumhuriyet Halk Partisi’ni tanıması gerekiyor Gürsel Bey’in. Size şunu söyleyeyim: Belki buradan yola çıkarak kendilerine bir siyasal alan açabilecekleri hesabı var. Bu imkânsız. Neden? Şu anda Genel Başkanımız Özgür Özel etrafında neredeyse bütün delegasyon, bütün parti örgütü, bütün örgütümüz ve bütün seçmenimiz kümelenmiş durumda. Neden? Genel Başkanımız bizim bir mücadelemizi simgeliyor ve insanüstü bir çabayla mücadele yürütüyor. Neden? Cumhuriyet Halk Partisi’nin son kale olduğunu biliyor insanlar. Dolayısıyla bütün bu kumpaslar, bu darbe girişimleri falan bizi konsolide etti. Şimdi bizi burada güya hukuk kisvesi altında bazı mekanizmalarla engellemeye çalışıyorlar. Şunu söyleyeyim: Bütün bu toz duman dağıldığında Gürsel Tekin ve 15 Eylül sürecinden medet uman kim varsa bunlar Cumhuriyet Halk Partisi’nde hiçbir siyasi geleceği kalmayan arkadaşlar hâline gelecek. Biz bunu da aşarız. Neden biliyor musunuz? Sonuçta parti nedir? Eğer sizin örgütlü bir gücünüz varsa, inancınız varsa, umudunuz varsa, halk sizin yanınızdaysa sizin örgütlenmiş biçiminize parti deniliyor zaten. Dolayısıyla bu arkadaşların bu anlamda siyasal bir etki alanı yok. Geçici olarak, yani birilerinin rüzgarıyla nereye kadar gidilir? Yani taşıma suyla değirmen ne kadar döner? Dolayısıyla biz bu süreci aştığımızda bu arkadaşlar kendi siyasi tasfiyelerini, kendi siyasi intiharlarını, sonuçsuz kamikaze dalışlarını yaşamış olacak. Biz de bir şekilde yolunu bulup ilerleyeceğiz. Yani hiç kimse enseyi karartmasın. Cumhuriyet Halk Partisi bunu da aşar. Daha doğrusu Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden demokrasi mücadelesi veren ve hepsi CHP’li olmayan halk yine kendi akacak mecrasıyla bu mücadeleyi yürütür. Kimse bizi durduramaz.

Ruşen Çakır: 15’inde bir başka dava var ve orada bir mutlak butlan çıkma ihtimali bir ihtimal var. Bir yorum da, ki haksız değil, İstanbul olayının onun bir tür provası olduğu yorumu yapılıyor. 15 Eylül’de bu karar çıkıp Kemal Kılıçdaroğlu eski genel başkan olarak tekrar mahkeme tarafından CHP’nin başına atanırsa, ki kendisi bugüne kadar bir açıklama yapmadı, yani ne ‘‘evet’’ ne ‘‘hayır’’ açıklaması yaptı, çok da fazla bir zaman kalmadı. Haftaya pazartesi değil mi?

Yüksel Taşkın: Evet.

Ruşen Çakır: Bir hafta var. Tam da bir hafta var. Ne olacak o zaman?

Yüksel Taşkın: Şöyle, biz şu anda ne yapıyoruz? Biz bunun hukuki olmadığını, meşru olmadığını; yani siyaseten bazı şeyler kanuni olabiliyor, hukuki olamıyor biliyorsun veya kanuni, hukuki olabiliyor, meşru olmuyor. Biz siyasal bir partiyiz. Siyaseten meşru görmediğimiz bir müdahaleye karşı mücadele edeceğiz. Sonuçta bizim elimizde silah yok, tank yok, tüfek yok. Mücadele ederiz, halka bu mesajımızı veririz. Şimdi 15 Eylül’de diyelim ki mutlak butlan gerçekleşti. Öyle bir durumda Kemal Bey’e görevi iade edildiğinde geçmiş dönemin parti meclisi de iade ediliyor. Geçmiş dönemin parti meclisinde acaba Kemal Bey’in bir ağırlığı olacak mı? Yani böyle dengeler, böyle hususiyetler var, her şeyi A’dan Z’ye kadar biz düşünüyoruz. Bizim burada güvencelemek zorunda olduğumuz şey halkın desteğidir. Toplumun desteğidir. Kemal Bey’le ilgili bir de şöyle bir şey var; ben sıradan insanlarla temas kuruyorum, hepsi endişe hâlinde tabii. Bize bakıyorlar, korkuyorlar. Ne bileyim, gece uyuyamıyorlar. Hepsi diyor ki, “Ya Kemal Bey acaba, bırakın CHP’lilere konuşmayı, hadi size konuşmasın. Bizim gibi milyonlarca ona oy veren insanın yüreğini ferahlatacak bir cümle niye kurmuyor?” diyorlar. Ben de buradan Kemal Bey’e halkın bu talebini tercüme ediyorum. Yani zamanında size oy veren, bugün demokrasi mücadelesine katkı veren milyonlarca insanı ferahlatacak bir cümle niye kurmuyor? İkincisi, o şekilde partiye yani mutlak butlan yoluyla gelindiğinde Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalıcı bir tesir, etki, dönüşüm yapabilmeleri mümkün mü? Belki 10 ay önce, bir yıl önce bir yere kadar şansı olabilirdi, çok da az olsa. Bugün o şans yoktur. Dolayısıyla bunlar beyhude çabalar. Peki, kime yarar? Bakın, biz program çalıştayı yapıyoruz. Bu program çalıştayından çok ama çok güçlü bir hükümet programı çıkaracağız. Oradan cumhurbaşkanlığının icraat politikası çıkacak. Biz aslında halka bununla gidiyoruz. Sahada hâlâ varız. Her şeye rağmen bu çalışmaları yapıyoruz. Bize zararı ne olabilir? Bizim halkımıza bunu anlatmamız gecikir, CHP’yi yapay bir şekilde gündem yapabilirler. Peki, CHP’yi bölüp yarabilirler mi? Yüzde yüz emin olarak konuşuyorum, bu girişimlerin Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir yarılma yaratmaları mümkün değil. Bizi izleyenlere şunu tekrar vurgulamak isterim: Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir kavga veya yarılma yok; Cumhuriyet Halk Partisi’ne dışarıdan bir saldırı var. Bu saldırıya karşı genel başkan etrafında topyekûn yan yana gelmiş, bütünleşmiş, hiçbir şekilde umudunu yitirmeyen mücadeleci bir parti var.

Ruşen Çakır: Peki ama o zaman, diyelim ki genel merkeze bir başka isim atanırsa, şimdi İstanbul’da olduğu gibi, nasıl yürüyecek faaliyetler? Yani mesela mitingi nasıl yapacaksınız? Şöyle bir husus var, hazine yardımı diye bir olay var. Bu hazine yardımını kim alacak? Birçok il binası ne olacak? Bunların hepsi sorun değil mi?

Yüksel Taşkın: Şimdi bakın, orada çok değişik taktikler, aşamalar söz konusu zaten. Yani ben şimdi mesela yönetici değilim biliyorsun, yani ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir milletvekiliyim. Ama mutlak butlan durumunda biz partiyi bırakıyoruz, gidiyoruz diye bir şey yok ki, oradaki durumu değerlendireceğim. Ben demin şunu söyledim: Mutlak butlanla beraber parti meclisi de geri dönüyor, o parti meclisinde mesela ben de varım. Acaba o parti meclisindeki dengeler nereden yana? Yani o kadar su artmış ki… Yani Türkiye’de iki yıldır bir mücadele yürüten, seçim kazanmış bir genel başkan var, bir merkez var. Sürekli saldırı altında ülkenin demokratik geleceğini savunan bir başkan var. O kendi siyasi realitesini yarattı zaten. Dolayısıyla parti içerisinde biz böyle bir durumda hızlı bir şekilde kurultay aşamasına geçilmesi için mücadele yürütürüz. A, B, C senaryolarında netice almaya bakarız ve sonuçta mutlaka ama mutlaka seçimlere ağırlığımızı koyabilmemizi mümkün kılan bir seçeneği değerlendiririz. Yani orada halkın örgütlü gücü yanında olduğu müddetçe hazine yardımı meselelerine takılmazsın. Sonuçta bütün bunlar aşılır bence. Bizim tarihimizde darbeler var, kapatma girişimleri var, yeniden kurulmalar var. Yani 102 yıllık bir parti bunu da aşıp yoluna devam edecek. Ben bir siyasi tarihçi olarak şunu söyleyeyim: Biz bunu aşıp yolumuza devam edeceğiz ama bu kumpaslarla bizi durdurmaya çalışanlar kendi tuzaklarına düşecekler diye düşünüyorum ben.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.