Tülay Hatimoğulları: “Ekrem İmamoğlu ve tüm seçilmişler serbest bırakılmalı”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM’deki grup toplantısında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Abdullah Öcalan’ı dinlemesi gerektiğini söyledi. Hatimoğulları, barış sürecinin ikinci aşamaya geçtiğini belirterek komisyonun İmralı’ya gitmesinin süreci hızlandıracağını ve topluma güven vereceğini ifade etti. Ayrıca Hatimoğulları, “Ekrem İmamoğlu ve seçilmişler derhal serbest bırakılmalıdır” diye konuştu.

Hatimoğulları İmamoğlu hakkında konuştu: "Serbest bırakılmalı"
Hatimoğulları İmamoğlu hakkında konuştu: “Serbest bırakılmalı”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun bir an önce terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ı dinlemesi gerektiğini” söyleyerek “Devletin gittiği yere siyaset neden gitmesin? Siyaset kurumu böylesi tarihi bir meselede neden en aktif şekilde görev almasın ki? Sayın Öcalan gibi bir aktörü atlamak mı yoksa sürece daha fazla dahil etmek mi doğru? Yanıt belli. Komisyonun Sayın Öcalan ile görüşmesi ve onu dinlemesi bu süreci daha da hızlandıracak ve topluma çok daha güçlü bir güven verecektir. Ön yargılarla yol alınmaz alınamıyor. Bu kürsüden bir kez daha diyoruz ki Komisyon gecikmeksizin İmralı’ya gitmeli, adada bu görüşmeyi gerçekleştirmelidir” diye konuştu. 

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM’de partisinin grup toplantısında Türkiye ve dünya gündemini değerlendirdi. Kocaeli Dilovası’nda parfüm fabrikasındaki yangını hatırlatan Hatimoğulları, “6 yurttaşımız hayatını kaybetti. Yaşamını yitiren yurttaşlarımızın ailelerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum ve yaralılara acil şifalar diliyorum. Bunu bize ‘iş kazası’ diye yutturmaya çalışıyorlar. Hayır, bu bir iş kazası değil, bu düpedüz bir iş cinayetidir. Ölenlerin 2’si çocuk. Yani okulda olmaları gerekiyor. Çalışmaları gerekmeyen, okulda olması gereken iki çocuk. Ölenlerden biri emekli olması gereken 65 yaşında bir insan. Bu yangın, kahrolası sistemi, acımasızca çocukların, kadınların bir türlü emekli edilmeyen yaşlıların emeğinin nasıl sömürüldüğünü, can güvenliklerinin nasıl hiçe sayıldığını gösteriyor” diye konuştu.

“Sizin iktidarınız değil mi ki bu davaları siyasallaştıran?” 

AB Komisyonu’nun 2025 Türkiye Raporu’nun 4 Kasım’da yayımlandığını belirten Hatimoğulları, şöyle devam etti:

“Bu sadece bir rapor değil, Türkiye’nin bugününün röntgenidir. Bir röntgendir o, tespit net. Her alanda geriye bir gidiş var. Demokraside, hukukta, haklarda, özgürlüklerde geriye gidiş. 2018’den beri AB ile müzakereler dolmuş durumda. Ve rapor diyor ki: ‘Ciddi ve derin endişeler var.’ Yargıda kriz var. Demokraside çöküş, temel haklarda alarm var. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi güçler ayrılığını yok etti. İnsan hakları kötüleşiyor. Muhalefete baskılar devam ediyor. Bunlar AB’nin tespitleri. Bu tespitlere Dışişleri Bakanlığı nasıl bir yanıt verdi, sizce? ‘Ön yargılı bir rapor’ dedi. Bakan ve Bakanlık Türkiye’yi gittikçe kötüye götüren bu koşulların açıklamasını ve savunmasını yapmaya çalışıyor. Oysa yapılması gereken bu hakikatle yüzleşmek, oysa yapılması gereken ülkeyi daha da götüren bu savunmadan vazgeçmek ve bunları düzeltmek.”

Kesinleşen AİHM kararlarının uygulanmadığını söyleyen Hatimoğulları, “Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve bütün Kobani kumpas davası tutukluları, Osman Kavala, Can Atalay, Gezi direnişi tutukluları bir saniye dahi içeride kalmamalı” dedi.

Hatimoğulları İmamoğlu hakkında konuştu: "Serbest bırakılmalı"
Hatimoğulları İmamoğlu hakkında konuştu: “Serbest bırakılmalı”

Hatimoğulları şöyle devam etti:

“Bakın Adalet Bakanı bu kararlara ilişkin verdiği yanıt ve değerlendirme nasıl biliyor musunuz? ‘Bazı davalar siyasallaştırılıyor’ diyor. Sizin iktidarınız değil mi ki bu davaları siyasallaştıran? Selahattin’leri, Figen’leri, Can Atalay’ları, AİHM’in ve AYM’nin kararlarına rağmen içeride tutarak siyasal kararlar alan sizler değil misiniz? Yargıyı da bu davaları da siyasallaştıran düpedüz sizsiniz. Türkiye’nin itibarını zedelemeye devam ediyorsunuz. Bir an önce bundan vazgeçin. AYM kararları ve AYM kararları uygulansın. Kobani kumpas davasından yargılananlar ve Gezi davasından yargılanan bütün arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın.”

“Ekrem İmamoğlu ve seçilmişler derhal serbest bırakılmalıdır”

İmamoğlu’nun tutukluluğuna değinen Hatimoğulları, “Bu dava da yargının siyasallaştığının en önemli göstergesidir. Ekrem İmamoğlu, seçilmiş belediye başkanları ve belediye eşbaşkanları pekala tutuksuz yargılanabilirler. Buradan bir kez daha diyoruz ki Ekrem İmamoğlu ve seçilmişler derhal serbest bırakılmalıdır. Geçen hafta İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ne yaptı? Gezi davası tutuklusu Tayfun Kahraman hakkında Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararı üzerine yapılan yeniden yargılama talebini reddetti. Bu talebi reddederken Anayasa Mahkemesi’ni ‘yetki gaspı’yla suçladı. Alt mahkeme en üst merciyi suçluyor. Kararını tanımadığını söylüyor. Hukukun ayaklar altına alınması, siyasi rekabetin düşmanlığa dönüşmesi, barışın önündeki en büyük bariyerlerdir. Türkiye’yi komple bir cezaevine dönüştürdüler” dedi.

Hatimoğulları İmamoğlu hakkında konuştu: "Serbest bırakılmalı"
Hatimoğulları İmamoğlu hakkında konuştu: “Serbest bırakılmalı”

“Bu aşama barış stratejisinin konuşulması gereken bir aşama”

Tülay Hatimoğulları, geçen yasama yılının açılışında Devlet Bahçeli’nin DEM Partili yöneticilerle tokalaşmasıyla başlayan sürece değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bakın bir yılı aşkındır devam eden süreç ikinci aşamaya geçmiş durumdadır. İkinci aşama demokratik siyasetin zamanıdır. Bu aşama savaş stratejilerinin değil barış stratejisinin konuşulması gereken bir aşama. Barış stratejisi silahların gölgesinden tamamen çıkıp demokratik siyasetin ışığına yürümektir. Bu aşama geçilecek en önemli kapının eşiğidir. Bu dönem örgütlü halk iradesinin, yerel yönetimlerin, sivil toplumun, demokratik kamuoyunun aktif rol alabileceği bir dönem.”

Komisyonun bir an önce İmralı’ya gitmesi gerektiğini söyleyen Hatimoğulları, “Sayın Öcalan’ın barış için verdiği mücadele, açtığı yollar çok eskiye dayanır. Bunu doğru okumak lazım. Biliyoruz Sayın Öcalan’a karşı toplumda farklı algılar var, çok farklı duygular var. Bunu anlıyoruz, farkındayız ve görüyoruz ama toplum olarak hep birlikte şunu görmeliyiz. Yıllar içinde tutulan bir irade, barış için ısrarla verilen bir mücadele var. İmralı’da geçen çeyrek asrı aşkın bir hayat… Bu sürede kaleme alınan yol haritaları, sunulan çözüm önerileri, sürekli yapılan barış çağrıları var. Bunlar gösteriyor ki barış bir taktik değil, geçici bir manevra değil, stratejik bir tercihtir. Sayın Öcalan yaklaşık 30 yıl önce yayınlanan röportajında bile ‘Halis muhlis Anadolu çocuğuyum’ diyor. İstediği barış Anadolu ve Mezopotamya halklarının yararınadır ve bütün Türkiye’nin faydasınadır” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.