Açık Oturum’un “Sosyal medya yasağı çocukları durdurur mu?” başlıklı bölümünde Avustralya’da 16 yaşın altındakiler için başlayan sosyal medya yasağı ile yeniden gündeme gelen sosyal medya ve yapay zekâ ele alındı. Göksel Göksu’nun sorularını cevaplayan AB Basın ve Medya Özgürlüğü İzleme Uzmanı Gürkan Özturan, Klinik Psikolog Deniz Bozunoğulları, İletişim Uzmanı, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan Şevket Uyanık ve Tuhaf Studio’dan teknolojist Ahmet Sabancı, sosyal medyanın yasaklanmasının sorunu çözmeyeceği görüşünde birleşti. Başta beyin gelişimi olmak üzere çocuklar üzerindeki olumsuz etkilere dikkat çeken uzmanlar, sosyal medyanın çocuklar için güvenli bir alan olması için yapılması gerekenleri anlattı.
Sosyal medya ve yapay zekâ kullanımına yönelik yasaklamaların çözüm olmadığı görüşünde birleşen uzmanlar asıl yapılması gerekenin çocukların dijital dünyada güvenli ve bilinçli bir şekilde var olabilmeleri için dijital okuryazarlığın artırılması, ebeveyn rehberliği, teknoloji şirketlerinin etik sorumluluklarını yerine getirmesi, küresel düzenlemeler ve çocukların katılımını esas alan çok boyutlu bir yaklaşım benimsenmesi olduğunu söyledi.
Sosyal medya yasağı çocukları durdurur mu?
Gürkan Özturan, Avustralya’da halen 13 yaş altına uygulanan kısıtlamanın 16 yaş sınırına çekilmesi ile ilgili yasak kararının ne kadar etkili olacağını dünyadaki örnekler üzerinden değerlendirdi. Özturan “Gençler gelişim sürecinde kimliklerini etkileyebilecek nitelikte birçok algoritma yönlendirmesine maruz kalıyorlar ve bu algoritmalar şeffaf değil. Elon Musk’ın Twitter’ı satın aldıktan sonra adını değiştirip algoritmasındaki değişikliklerle birlikte bütün bir varlığını yeniden düzenlediğini gördüğümüz zaman, bu yalnızca gençlere yönelik değil aslında toplumların tamamına yönelik bir risk olarak ortaya çıkıyor” dedi.
Deniz Bozunoğulları da uzun süreli ve kontrolsüz sosyal medya kullanımının yol açtığı sorunlar dikkat çekti:
“İnsan beyni dediğimiz organ büyürken sadece yasaklamalarla ve ‘bunu yapamazsın’larla öğrenen bir şey değil. Ama tam olarak çocukların, ve ergenlerin hem mental hem fiziksel sağlığını, gelişimini destekleyici bir taraftan değerlendirdiğimizde, bunun zararlarından korumak için aslında küçük yaş itibariyle dijital medya kullanımını, teknolojik herhangi bir cihaz kullanırken nelere dikkat etmesi gerektiğini, nasıl önlem alınması gerektiğini, eğer onun yaşına ve duruma uygun olmayan bir içerikle karşılaşırsa, kime nasıl sorabileceği konularında bilinçlendirmek ve bunları öğretiyor ve vurguluyor olmak gerekiyor. Çünkü bahsedildiği üzere de sosyal medya ve yapay zekâ kullanımında uzun süreli, kontrolsüz kullanımın beyin gelişiminde olumsuz etkilediği alanlar çok fazla.“
“Çocuklar yasağı dinlemeyecek”
Çocuklar için günümüzde sosyalleşebilecekleri bir ortam kalmadığına dikkat çeken Ahmet Sabancı da bu durumda çocukların özel alan olarak kullanabilecekleri tek mecranın internet olduğu gerçeğini vurguladı. Ahmet Sabancı yasakların çocuklar üzerinde ters tepen etkisine de değindi:
“Kendilerini sosyalleştirebilecekleri, karakterlerini geliştirebilecekleri bağımsız olabilecekleri tek alan olarak sosyal medyayı bırakmışken, bir de üzerine ‘siz burayı tamamen kullanamazsınız’ dersek, bu çocuklar o yasağı asla dinlemeyecek, her türlü atlatmanın yolunu bulacaklar. İngiltere’de gördük. Birçok büyük sosyal medya platformuna 16 yaş sınırı getirip, bunu da ‘ya kimlik doğrulamayla ya da selfie vs. yüz tanıma sistemleriyle yapın’ dedi. Çocukların büyük bir kısmı mesela, benim de çok severek oynadığım Death Stranding oyunundaki selfie çekme modunu kullanıp, oyundaki karakterin yüzünü göstererek o yaş sınırlamasını atladılar. Onlara sadece bir engel koyun. Onlar için aşmak en büyük eğlenceye dönüşüyor.”
İnternette, özellikle medya okuryazarlığı düzeyi düşük olduğunda farkında olmadan birçok ayak izi ve veri bırakıldığı uyarısını yapan Şevket Uyanık, bu durumun barındırdığı risklere vurgu yaptı:
“Çocukların özel yaşamlarını ileride etkileyebilecek kişisel bilgilerin ortaya çıkması gibi. Bu depolanan veriler ne olabilir? Yapay zeka bu verileri nasıl işlediğini açıkça, şeffaf bir şekilde söyleyebilir. Mahremiyetleri, çocukların özel mahrem fikirlerini ne kadar süreyle depolayacağını, ne kadar barındıracağını açıklayabilir. Yine bu yeni nesil çocuk hakları bağlamında aslında hukukçuların da önerdiği şu ki, çocuğa dair her türlü verinin ayrı bir yerde tutulmalı. Bunun ‘Özel nitelikli kişisel’ veri olarak kabul edilmesi gerekiyor.








