İSTANBUL (Medyascope) – mutlak butlan Kılıçdaroğlu’na ne kazandırır? Açık Oturum’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında verdiği sancağı kendisinden sonrakine devretme mesajı ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun eş zamanlı olarak yayımladığı ve “göreve hazırım” diye yorumlanan video paylaşımının ne anlama geldiği konuşuldu.
Mutlak butlan Kılıçdaroğlu’na ne kazandırır?
Erdoğan’ın sancağı en azından önümüzdeki seçimde devretmeyeceği ve Kılıçdaroğlu’nun olası bir “mutlak butlan” kararına gönderme yaptığı iki konuşma “Seçim için start mı verildi, mutlak butlan yolda mı, Erdoğan’ın yeniden seçilmesi için gereken Anayasa değişikliğinde Kılıçdaroğlu ve destekçileri aktif rol mü üstlenecek?” sorularına cevap aranan programda gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu, siyasi analist İbrahim Uslu ve siyaset bilimci İlteriş Ergun Göksel Göksu’nun sorularını cevapladı.
“AK Parti’nin baskın seçim riskini alacağını düşünmüyorum”
Erken seçim tartışmaları, CHP’deki “mutlak butlan” süreci ve olası siyasi senaryoları değerlendiren gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısındaki açıklamalarının ardından yeniden gündeme gelen “baskın seçim” iddialarına temkinli yaklaştı. 22 Mayıs itibarıyla Meclis’in tatile gireceğini hatırlatan Yazıcıoğlu, mevcut ekonomik tablo ve siyasi atmosferin erken seçim için uygun olmadığı görüşünü dile getirdi. AK Parti’nin geçmişte seçimlere çoğunlukla “seçim ekonomisi” yaratarak gittiğini belirten Yazıcıoğlu, bugün böyle bir atmosfer görmediğini söyledi.
Bölünmüş bir CHP tablosunun Cumhurbaşkanlığı yarışında iktidara avantaj sağlayabileceğini, ancak Meclis aritmetiğinde ciddi riskler yaratacağını belirten Yazıcıoğlu seçim takvimine kadar CHP’yi parçalı bulutlu bir yapı olarak göstermenin, kararsız seçmenin CHP lehine karar alma ihtimalini engellemek şeklinde yorumlanabileceği değerlendirmesini yaptı. Yıldızoğlu “Ama bu durumda sürpriz partilerin Meclis’e girmesi mümkün hale gelir. AK Parti’nin bu riski bu derece alacağını düşünmüyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son açıklamalarının “veda konuşması” olarak değerlendirilmesine katılmadığını ifade eden Yazıcıoğlu, iktidar açısından ekonomik koşulların da erken seçim için elverişli olmadığını söyledi. CHP’de süren “mutlak butlan” tartışmalarına da değinen Yazıcıoğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bu sürecin partiye yönelik bir yıpratma hamlesi olduğu görüşünde olduğunu aktardı.
Kılıçdaroğlu videosunun yayınlanması sonrası Can Bursalı ile birlikte yaptıkları Özgür Özel röportajına da değinen Yazıcıoğlu, Özel’in bu sürecin CHP’yi yıpratma odaklı yürütüldüğünü ve seçime kadar CHP’nin kriz içindeki bir yapı gibi gösterilmesinin hedeflendiğini söylediğini belirtti.
Yazıcıoğlu, Özel’in ilk kez “100 bin imza” seçeneğini açık biçimde gündeme getirdiğini de belirtti:
“Eğer CHP’nin iradesi gasp edilirse, 100 bin imzayla bir cumhurbaşkanı adayının çıkarılabileceğinin altı çizildi. Yani ‘adaysız kalınır’ gibi bir durum olmadığını göstermeye çalışıyorlar. Bu aynı zamanda mevcut yönetimin bir B planı olduğunu da gösteriyor.”
AK Parti içinde de tüm kesimlerin aynı görüşte olmadığını vurgulayan Yazıcıoğlu, 2019 İstanbul seçimlerini örnek gösterdi:
“31 Mart seçimlerini yenileme kararı da AK Parti içinde herkesin desteklediği bir karar değildi. Ama o karar Ekrem İmamoğlu’nu siyaseten büyüttü. Şimdi de benzer bir tarihi eşik yaşanıyor olabilir.”
“Bir Tayyip gider, bin Tayyip gelir” sözünün anlamı
Siyaset analisti İbrahim Uslu da Erdoğan’ın “Bir Tayyip gider, bin Tayyip gelir” ve sancağı sonraki kuşaklara devretmek ile ilgili sözlerinin bir retorikten ibaret olduğunu, Erdoğan’ın daha önce Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım’a devrettiği sancağı geri aldığını hatırlattı. Bu durumun CHP ve MHP’de de farklı olmadığını söyleyen Uslu, şunları söyledi:
“Benim gördüğüm bu cümleler sayın Erdoğan’ın vazgeçilmezliğini tabanına ve bütün topluma hissettirdiği cümleler. Çünkü bunu dediği anda herkes otomatik olarak ‘Erdoğan giderse onun yerine kim gelebilir?’ diye düşünüyor. Sistemdeki aktörleri tarıyor ve ‘kimse onun yerini dolduramaz’” diyorlar. Dolayısıyla liderliği bir kez daha pekişiyor benim gördüğüm kadarıyla. Zaten liderler kendilerinin yerine birilerinin yetişmesini de istemiyorlar. İkinci adam, üçüncü adam, sekizinci adam, on beşinci adam oluşmasına izin vermiyorlar.”
“Erdoğan yeniden bir ‘heyecan’ yaratmaya çalışıyor”
CHP’deki “mutlak butlan” tartışmaları, iktidarın seçim stratejisi ve muhalefetteki olası bölünme senaryolarını değerlendiren siyaset bilimci İlteriş Ergun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son açıklamalarını yeni bir seçim kampanyasının başlangıcı olarak yorumladı. Erdoğan’ın geçmiş seçim süreçlerinde de benzer “veda” ve “emanet” söylemlerini kullandığını hatırlatan Ergun, mevcut siyasi atmosferin erken seçime uygun olmadığını söyledi. Ergun, AK Parti’nin oylarını uzun süredir belirli bir bandın üzerine çıkaramadığını belirterek, Erdoğan’ın yeniden bir “heyecan” yaratmaya çalıştığını ifade etti:
“AK Parti uzun süredir yüzde 29-31 bandını aşamıyor. Yeni bir hikâye, yeni bir heyecan yaratılması lazım. Erdoğan da kendi siyasi geleceği üzerinden duygusal motivasyonu artırarak yeni süreci başlatıyor gibi görünüyor. Ama 2023 seçimlerini kazanmasını sağlayan koşullar bugün artık yok.”
CHP’deki “mutlak butlan” tartışmalarının yalnızca parti içi kriz değil, aynı zamanda iktidarın siyasi stratejisinin parçası olduğunu söyleyen Ergun CHP’de yeni bir döneme girildiği görüşünde:
İlteriş Ergun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son açıklamalarının bir “veda konuşması” olmadığını belirterek, iktidarın yeni bir seçim hikâyesi kurmaya çalıştığını söyledi.
“AK Parti yüzde 29-30 bandında sıkışmış durumda. Yeni bir hikâye, yeni bir heyecan yaratılması gerekiyor. Erdoğan da kendi şahsı üzerinden yeni seçim sürecini başlatmaya çalışıyor gibi görünüyor. Ama 2023’teki avantajlı koşullar artık yok.”
“Cumhur İttifakı geçmişe göre daha parçalı bir görüntüde”
Cumhur İttifakı içinde geçmişe göre daha parçalı bir görüntü oluştuğunu savunan Ergun, özellikle Kürt meselesi ve ekonomi başlıklarında iktidar ortakları arasında farklı tonlar bulunduğunu söyledi:
“2023 seçimlerinde Cumhur İttifakı çok daha bütünlüklü görünüyordu. Bugün ise ne tamamlayıcı bir ittifak görüntüsü var ne de ortak bir söylem. Kürt açılımı tartışmalarında da, İmamoğlu sürecinde de farklı mesajlar geliyor. Bu nedenle erken seçim ya da baskın seçim ihtimalini gerçekçi görmüyorum.”

“Kemal Kılıçdaroğlu ‘kullanışlı figür’ haline getirildi”
CHP’deki “mutlak butlan” tartışmasının yalnızca hukuki değil siyasi bir müdahale olarak okunması gerektiğini belirten Ergun, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu süreçte “kullanışlı bir figür” haline getirildiğini savundu:
“Şimdi eğer siz eskisi gibi bütüncül bir yapıda değilsiniz, eğer parçalanmış bir iktidar bloğu görüntüsü veriyorsanız, eğer yüzde 50’nin altında olduğunuz hemen hemen bütün kamuoyu anketlerinde net bir şekilde görülüyorsa ne yapmanız lazım? Kendiniz başaramıyorsanız karşı tarafı da parçalamanız lazım. Aslında Türk sağındaki parçalanma çok uzun zamandır devam ediyordu. CHP’nin yerel seçim sonrası kuvvetli halinin bütüncül ve tamamlayıcı bir şekilde devam etmesi iktidar bloğu açısından bir riskti. Bu riskin de bertaraf edilmesi için Kemal Kılıçdaroğlu bence çok uygun bir aktördü. Çünkü Kılıçdaroğlu hiçbir zaman 2024 kongresini kabul etmedi. Arınma açıklaması da yeni değil aslında Kılıçdaroğlu’nun. Bu arınma açıklaması da bize net bir şekilde gösteriyor ki CHP içerisinde bir bölünme yaratılması ve bu bölünmenin kullanışlı hale getirilmesi açısından Kemal Kılıçdaroğlu önemli bir figür.”








