Ruşen Çakır, Suriye’de Halep’ten başlayarak yaşanan askeri ve siyasi gelişmelerin Kürtler üzerindeki etkisini, Kürt Çalışmaları Merkezi Direktörü Reha Ruhavioğlu ile değerlendirdi. Programda, Suriye’de yaşananların neden Kürt milliyetçiliğini tetiklediği, bu milliyetçiliğin hangi sınırlar içinde şekillendiği ele alındı.
Kürt Çalışmaları Merkezi Direktörü Reha Ruhavioğlu, Suriye-Halep’te yaşanan askeri ve siyasi gelişmeleri Ruşen Çakır’a değerlendirdi. Ruhavioğlu, Halep’ten bugüne uzanan sürecin yalnızca Suriye’ye özgü bir askeri tablo olmadığını, Türkiye’yi de içine alan daha geniş bir Kürt meselesi bağlamında yeni bir evreye işaret ettiğini söyledi:
“Halep’ten bugüne yaşadıklarımız ve geldiğimiz nokta, Kürt meselesiyle ilgili artık yeni bir evreyi gösteriyor. Kürtlerin çekildiği yerlere baktığımızda, kendi doğal sınırlarına çekildiklerini görüyoruz. Deyrizor ve Rakka gibi Kürt olmayan bölgelerin ise zaten Şam’a devredileceği başından beri biliniyordu.”

Yenilgi algısı ve milliyetçiliğin yükselişi
Reha Ruhavioğlu, Halep sonrası gelişmelerin yalnızca Suriye’de değil, tüm Kürt coğrafyasında ve diasporada büyük bir duygusal dalgalanmaya yol açtığını öne sürdü. Bu dalgalanmanın en görünür sonucunun Kürt milliyetçiliğindeki yükseliş olduğunu belirten Ruhavioğlu, şunları söyledi:
“Halep’le başlayan ve yenilgi duygusunun baskın hale gelmesi, sadece Suriye’de değil, tüm Kürt coğrafyasında ve diasporada büyük kırılmalar yarattı. Bir yandan Kürt milliyetçiliği yükseldi, diğer yandan bu milliyetçiliğin dayandığı uluslararası himayenin olmadığı çok net biçimde görüldü.”
Ruhavioğlu, Halep sonrası süreçte tarihte ilk kez bu kadar güçlü bir ulus-aşırı Kürt kamusallığının görünür hale geldiğini de ifade etti:
“Halep sonrası gelişmeler bize şunu gösterdi: Ulus-aşırı bir Kürt kamusallığı görünür oldu. Filistin meselesinde nasıl küresel bir dayanışma ağı varsa, Kürt meselesi de ilk kez bütün parçaları aşan bir kamusal görünürlük kazandı.”

Duygusal milliyetçilik
Suriye’deki Kürt aktörler ile Irak ve Türkiye’deki Kürt siyasetinin birleşik bir Kürdistan hedefi etrafında hareket etmediğini belirten Ruhavioğlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Ne Mazlum Abdi Irak Kürdistanı siyaseti adına konuşuyor ne de Türkiye’deki Kürt siyaseti Suriye’deki bölgesel sonuca doğrudan müdahil olabiliyor. Herkes kendi parçasında güçlenmeye çalışıyor.”
Bu nedenle bugün yaşanan milliyetçilik dalgasının daha çok duygusal bir tepki olduğunu, reel siyasetin ise başka bir yöne evrildiğini ifade eden Ruhavioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Duygusal olarak milliyetçilik yükseliyor ama bu duygunun sahada karşılığını verecek bir momentte değiliz. Bilakis, başkentlerde güçlenmenin çok daha elzem olduğu bir döneme giriyoruz.”






