İstanbul Hepimizin Girişimi tarafından hazırlanan, Şehir Hepimizin programında bu hafta Itır Akdoğan, Gürhan Ertür, Tuğçe Tezer ve Yağmur Yıldırım, Türkiye’de seçilmiş belediye başkanlarının hukuki ve siyasi müdahalelerle görevlerinden uzaklaştırılması sonucu ortaya çıkan “başkansız şehirler” olgusunu ve bunun kent yönetimi, hizmetler, kriz anları ve demokratik vatandaşlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Gürhan Ertür, Itır Akdoğan, Tuğçe Tezer ve Yağmur Yıldırım, seçimle gelen başkanın tutuklu olduğu bir şehirde yaşamanın nasıl bir deneyim olduğunu; kentsel hizmetler, afet, savaş gibi acil durumlar ya da iklim değişikliği, yoksulluk gibi zamana yayılmış krizlerde, seçilmiş bir başkanın olmamasının ne anlama geldiği soruları üzerinden demokratik kent yönetiminin durumunu tartıştı.

Başkansız şehir ve yurttaştan seçmene indirgenen ortam
Yalnız Ekrem İmamoğlu değil, aynı zamanda İmamoğlu’nun kritik görevlerde olan çalışma arkadaşlarının da gözaltına alınması sebebiyle Belediye Hizmetleriyle ilgili çekincesi olduğunu söyleyen Gürhan Ertür, başlangıçta ciddi bir yönetim boşluğu yaşanabileceği endişesi taşıdıklarını ancak belediye çalışanlarının süreci toparladığını söyledi. Ertür, “Aradan bir yıl geçmiş olmasına rağmen İstanbul’da temel hizmetleri çok doğru bir şekilde alıyoruz. Metrolar aksamıyor, toplu taşıma aksamıyor” dedi.
Yağmur Yıldırım ise başkansız bir belediyenin yönettiği şehirde yaşamanın yurttaşlık hakları açısından önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Demokratik alanın daraldığı ve artık bizleri yurttaştan birer seçmene indirgeyen bir ortamda yaşıyoruz. Kent hakkı dediğimiz şey ulaşıma, kamusal alana erişime, kentsel hizmetlere katılıma dair bir alan. Ama bir yıldır biz bunları tartışmak yerine temel hizmetlerin devam edip etmediğini takip ediyoruz.”
Benim seçmediğim bir insanın yönettiği belediye ile işbirliği yapmam
Yerel yönetimlerde iki farklı belediyecilik alanı olduğuna dikkat çeken Tuğçe Tezer, mevcut koşullarda büyük kararların alınmasının zorlaştığını belirterek, “Bir belediyenin rutin görevleri vardır; çöpler toplanır, sokaklar süpürülür, metro işler. Ama bir de kenti ileriye taşıyacak stratejik ve vizyoner belediyecilik vardır. Bu bir yıllık süreçte bundan büyük ölçüde mahrumuz. Büyük ve radikal diyebileceğimiz kararlar alınamıyor” dedi.
Itır Akdoğan, özellikle kayyum yönetimindeki belediyelerde sivil toplum ile yerel yönetim arasındaki ilişkinin zayıfladığına dikkat çekerek, “Kayyum olan kentlerde sivil toplum ‘benim seçmediğim bir insanın yönettiği belediye ile işbirliği yapmam’ tepkisini gösterebiliyor” dedi. Akdoğan, dayanışmanın sadece yerel yönetimleri değil, kentleri ve herkesi güçlendirdiğini söyledi.








