İSTANBUL (Medyascope) – İstanbul Hepimizin Girişimi’nin hazırlayıp sunduğu, Şehir Hepimizin programının bu bölümünde Ali Vatansever’in konuğu, programın moderatörlerinden ve EkoIQ Yerel Yönetimler Editörü Sibel Bülay oldu. Bülay, eXXpedition programına katılımını ve denizlerdeki plastik kirliliği üzerine yaptığı çalışmaları anlattı.
EkoIQ Yerel Yönetimler Editörü Sibel Bülay, amacı denizlerdeki plastik ve mikroplastik kirliliğini ölçmek araştırmak ve bu konuda farkındalığı artırmak olan eXXpedition programını anlattı:
“Emily Penn, yıllarca Güney Pasifik’te deniz kirliliği, özellikle de plastik kirliliği üzerine çalıştı. Bu süreçte, Birleşmiş Milletler kapsamında yürütülen ve plastik kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen bir araştırmayla karşılaştı. Araştırmada insan kanında 35 farklı toksin bulunduğu tespit edilmişti. Bunun üzerine kendi kanında hangi toksinlerin bulunduğunu öğrenmek istedi. Yaptırdığı testlerin sonucunda, araştırmada incelenen 35 toksinden 29’unun kendi vücudunda da bulunduğunu gördü. Bu bulgu, onun için önemli bir dönüm noktası oldu. Özellikle bu toksinlerin kadın hormonları üzerinde ciddi etkiler yaratabildiği, anne karnındaki bebeğe ve hatta anne sütü yoluyla yeni doğanlara aktarılabildiği bilgisi, konuya bakışını değiştirdi. Bunun ardından Penn, eXXpedition adlı araştırma ve farkındalık programını başlattı. “Expedition” sözcüğü normalde tek “x” ile yazılsa da, kadınların iki X kromozomuna vurgu yapmak amacıyla programın adı eXXpedition olarak belirlendi.”

“Hedef, ‘musluğun nasıl kesileceği’ oldu”
Birleşmiş Milletler’in plastik kirliliği konulu bir programında X-Expedition’a katılmış iki kadın konuşmacıdan ilham alarak programa katıldığını ifade eden Bülay, “Program başlangıçta denizdeki mikroplastik ölçümüne odaklanırken, artık okyanuslarda plastik varlığı kesinleştiği için yeni hedef ‘plastiğin denize nasıl ulaştığı’ ve ‘musluğun nasıl kesileceği’ oldu” dedi.
Yeni Zelanda’nın Auckland kentinde gerçekleştirilen saha çalışmalarını anlatan Bülay, marketlerin, kafelerin ve sokak satıcılarınının plastik kullanımının incelendiğini, sokaklarda ve kıyılarda plastik atık taramaları yapıldığını söyledi. Ayrıca bir geri dönüşüm merkezini ziyaret ederek plastiklerin geri dönüşüm sürecinde karşılaşılan sorunları yerinde gözlemlediklerini ifade etti.
“Bütün atıklar konusunda düşünmemiz lazım”
Sibel Bülay, araştırmanın en önemli sonuçlarından birinin geri dönüşüm oranlarının sanıldığından çok daha düşük olması olduğunu belirtti:
“Gerçekte geri dönüştürülen madde miktar olarak çok düşük. Yüzde yedi, yüzde onları bulmuyor. Onun için bizim sadece plastik değil, bütün atıklar konusunda düşünmemiz lazım. Bunu benim gerçekten kullanmam gerekiyor mu? diye sormamız lazım”
Tek kullanımlık plastiklerin tamamen yasaklanması gerektiğini savunan Bülay, plastik kapaklar ve pipetler gibi ürünlerin gerekliliğinin sorgulanması gerektiğini söyledi.
Bülay, geri dönüşüm merkezlerinde yeni plastik üretmenin geri dönüştürülmüş plastik kullanmaktan daha ucuz olduğunu öğrendiğini aktardı. “Bütün dünyada gerçekten milyarlarca dolar petrol endüstrisini sübvanse ediyoruz. Bu bir gerçek. Benim için korkunç bir gerçek” diyen Bülay, fosil yakıt kullanımının azalacağı öngörüsüne rağmen petrol şirketlerinin plastik kullanımını artırmanın yollarını araştırdığını ifade etti.








