İSTANBUL (Medyascope) – İstanbul Hepimizin Girişimi’nin hazırlayıp sunduğu, Şehir Hepimizin programında bu hafta Sibel Bülay’ın konuğu OECD Şehirler, Kentsel Politikalar ve Sürdürülebilir Kalkınma Bölümü Başkanı Dr. Aziza Akhmouch oldu. Akhmouch, küresel konut krizini değerlendirdi.
Videonun özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- OECD Başkanı Dr. Aziza Akhmouch, küresel konut krizinin sadece barınma olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve çevresel boyutları olduğunu vurguladı.
- Akhmouch, konut maliyetlerinin artmasının düşük gelir gruplarıyla birlikte orta sınıfı da etkilediğini belirtti.
- Konut krizine karşı merkezi ve yerel yönetimlerin, özel sektörün ve uluslararası kuruluşların birlikte çalışması gerektiğini ifade etti.
- Akhmouch, konut üretiminden ziyade, insanların ihtiyaç duyduğu yerlerde şehirler inşa edilmesi gerektiğini söyledi.
- Konut politikalarının başarısı için iyi yönetişimin şart olduğunu, karar alma süreçlerine dahil edilmesi gerekenlerin önemine dikkat çekti.
OECD Şehirler, Kentsel Politikalar ve Sürdürülebilir Kalkınma Bölümü Başkanı Dr. Aziza Akhmouch, küresel konut krizini anlattı. Bu krizin yalnızca barınma sorunu olmadığını, ekonomik, çevresel ve demokratik boyutları olan sistemsel bir kriz haline geldiğini söyleyen Akhmouch, konut politikalarının şehir planlaması, ulaşım, iklim ve demografik değişimle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
“Orta sınıf da konut krizinin içinde”
OECD’nin konut konusuna daha geniş bir perspektiften yaklaştığını söyleyen Akhmouch, “Gelişmiş ekonomilerde bile mevcut konut stokunun iklim değişikliği ve demografik dönüşüm dikkate alınarak yenilenmesi gerekiyor. Ayrıca hane halklarının konut maliyetlerinin toplam yaşam giderleri içindeki payı giderek artıyor. Bu durum yalnızca düşük gelir gruplarını değil, giderek sıkışan orta sınıfı da etkiliyor. Gelirinizin yüzde 40’ından fazlasını konuta harcıyorsanız yaşam kaliteniz doğrudan düşüyor” diye konuştu.
Konut krizine karşı tek bir kurumun çözüm üretemeyeceğini belirten Akhmouch, merkezi yönetimler, yerel yönetimler, özel sektör ve uluslararası kuruluşların ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi. “Konut meselesini sürdürülebilir kalkınmanın merkezine koymalıyız. Konut, sürdürülebilir kalkınmanın önünü açan da olabilir, önündeki en büyük engellerden biri de” dedi.

“Konut üretmek değil, şehir inşa etmek gerekiyor”
15 dakikalık şehir yaklaşımına da değinen Akhmouch, bu modelin tek başına bir hedef değil, insanların temel hizmetlere erişimini sağlayan bir araç olduğunu söyledi:
“Konut yalnızca insanların yaşadığı yer değil; çalıştıkları ve hayatlarını kurdukları yer. Dolayısıyla mesele boş alanlarda sadece konut üretmek değil, gerçekten şehirler inşa etmek. Konutlar uygun arsa bulunan yerlere değil, kent bütünlüğü içerisinde ihtiyaç duyulan bölgelere yapılmalı.”
Yakınlık kavramının yalnızca fiziksel mesafe anlamına gelmediğini vurgulayan Akhmouch, işe, eğitime, sağlık hizmetlerine ve toplu taşımaya erişimin de konut politikalarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
“Konut politikaları iyi yönetişim olmadan başarılı olamaz”
Konutun aynı zamanda bir yönetişim meselesi olduğunu söyleyen Akhmouch, birçok ülkede konut politikalarının farklı bakanlıklar arasında bölünmüş durumda olduğunu belirtti:
“Konut politikalarını nasıl geliştiriyoruz, karar alma süreçlerine kimleri dahil ediyoruz, hesap verebilirliği nasıl sağlıyoruz? Bunlar en az yeni konut üretmek kadar önemli. Güçlü ve sürdürülebilir bir konut stratejisinin temeli iyi yönetişimdir.”






