Şehir Hepimizin (453): Trump karşıtı “Kral İstemiyoruz” eylemleri nasıl büyüdü?

İstanbul Hepimizin Girişimi tarafından hazırlanan Şehir Hepimizin programında bu hafta Ali Vatansever ve Sibel Bülay, ABD’de de gerçekleşen “Kral İstemiyoruz” (No Kings) eylemlerini ve siyasi yansımalarını değerlendirdi. Bülay, eylemlerin giderek artan bir toplumsal tepkiyi temsil ettiğini vurguladı.

 

Sibel Bülay ABD’de gerçekleşen “Kral İstemiyoruz” eylemlerini anlattı. No Kings sloganının, Amerika’nın koloni döneminde halkın, İngiltere Kralı III. George’a karşı çay vergisi nedeni ile ayaklanmasından ilham aldığını söyleyen Bülay, Trump’ın, mahkeme kararlarını hiçe saymasının, güçler ayrılığını yok sayarak tek başına hareket etmesinin bu eylemlerin temel tetikleyicisi olduğunu belirtti.

“ABD tarihinin en büyük protestosu”

İlk büyük eylemin 14 Haziran’da gerçekleştiğinin altını çizen Bülay, bu tarihin hem ABD ordusunun 250. yılına hem de Trump’ın doğum gününe denk geldiğini söyledi.

Trump’ın askeri geçit töreni talebine karşılık ülke genelinde protestolar düzenlendiğini belirten Bülay, “Washington’da izleyici sayısı düşüktü ama ülke genelinde yaklaşık 5 milyon kişi sokağa çıktı” dedi.

İkinci büyük eylemin 18 Kasım’da yapıldığını söyleyen Sibel Bülay, bu protestonun özellikle anayasal haklara sahip çıkma vurgusu taşıdığını vurguladı. Göçmenlere yönelik baskılar, federal hükümetin yerel yönetimlere müdahalesi ve bütçe krizinin de eylemleri büyüten faktörler arasında yer aldığını ifade eden Bülay, bu yürüyüşte yaklaşık 7 milyon kişi olduğunun altını çizdi. 

28 Mart’ta gerçekleşen son eylemin ise yaklaşık 8 milyon kişinin katılımıyla ABD tarihinin en büyük protestosu olduğunu vurgulayan Bülay, bu süreçte eylemlerin sadece büyük şehirlerle sınırlı kalmadığını söyledi. Bülay, “Artık kırmızı eyaletlerde ve küçük kasabalarda da ciddi bir hareketlenme var. Tepki sadece demokratlardan değil, daha geniş bir kesimden geliyor” diye konuştu.

“Trump’a oy verdim, hepinizden özür diliyorum”

Eylemlere katılanlar arasında Trump’a oy vermiş seçmenlerin de bulunduğunu belirten Bülay, “Bağımsız seçmenlerde ciddi bir pişmanlık var. Hatta ‘Trump’a oy verdim, hepinizden özür diliyorum’ yazılı pankart taşıyanlar vardı” dedi.

Gençlerin ise mevcut iki partili sisteme güven duymadığını ve alternatif arayışında olduğunu ifade eden Bülay, eylemlerin yalnızca bir protesto değil, aynı zamanda örgütlü bir hareket haline geldiğini belirterek, “Yürümek sadece ilk adım. Eğitimler, toplantılar, küçük çaplı protestolar ve örgütlenmelerle süreç devam ediyor” diye konuştu. 

Trump yönetiminin eylemlerden etkilenmediğini söyleyen Bülay, “Araştırmalara göre politikalarına destek, tarihinin en düşük seviyesinde ama Trump bunu umursamıyor” dedi.

Bülay, protestoların Demokrat Parti’ye moral verdiğini ve siyasi hareketliliği artırdığını belirtti. Önümüzdeki süreçte eylemlerin daha da büyüyebileceğini ifade eden Bülay, “Hedef, nüfusun yüzde 3,5’inin sokağa çıkması. Bu oran birçok ülkede rejim değişikliklerinde kritik eşik olarak görülüyor” dedi. Sibel Bülay, insanların tepki vermesinin umut verici olduğunu söyleyerek, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz sözü bu hareketin ruhunu yansıtıyor” diye konuştu.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.