Ruşen Çakır, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkındaki malvarlığı iddialarını değerlendirdi. Çakır’a göre açıklamalarına önceden hazırlıklı olan Gürlek, verdiği yanıtlarla Özel’i “şu ana kadar hiç de tekzip edebildi gözükmüyor.”
Ruşen Çakır, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in malvarlığı tartışmasındaki tutumunu değerlendirdi. Çakır, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in salı günü öne sürdüğü iddiaları ve Gürlek’in yanıtlarını ele aldı.
Özel, salı günkü açıklamasında Gürlek’in 190 yıl en üst maaşla çalışsa biriktiremeyeceği kadar büyük bir malvarlığına sahip olduğunu ileri sürdü. Taşınmazların bir kısmının satıldığını, bir kısmının ise hâlâ Gürlek’in elinde bulunduğunu öne süren Özel, yatlar ve yönetim kurulu üyelikleri gibi konulara da değindi.

Çakır, tartışmayı birkaç temel nokta üzerinden ele aldı. Gürlek’in bu iddiaların geleceğini önceden bildiğini vurgulayan Çakır, hem cumhuriyet başsavcısı hem de Adalet Bakanı sıfatıyla Gürlek’in malvarlığına ilişkin her türlü belgeye kolayca ulaşabilecek konumda olduğunu belirtti. Gürlek’in arkasında iktidarın medya desteğinin de bulunduğunu aktaran Çakır, tüm bu koşullar göz önüne alındığında Özel’in iddiaları dayanıksız biçimde dile getirmiş olması durumunda “harakiri yapmış” anlamına geleceğini söyledi.
Muhalif gazetecilere bilgi sızdırılması dikkat çekti
Çakır’ın özellikle önem atfettiği bir gelişme de Gürlek’in Adem Metan adlı bir içerik üreticisinin YouTube kanalına çıkarak çocukluğunu ve yoksulluk içinde büyüdüğünü anlatmasıydı. Öte yandan Gürlek’e yakın kaynakların muhalif olarak bilinen bazı gazetecilere “en fazla 3 ya da 4 taşınmazı var” bilgisini sızdırdığı da aktarıldı. Çakır bu adımı çok anlamlı bulduğunu vurgulayarak şunu sordu:
“Şu ana kadar kaç kere böyle bir şeye tanık oldunuz? Muhalif bilinen yayın organlarına çıkıp kendini savunan, muhalif gazeteciler üzerinden kendini aktarmaya çalışan kaç iktidar mensubu gördünüz?”

Çakır’a göre Gürlek’in muhalif gazetecilere yönelmesinin temel nedeni, iktidar yanlısı medyanın bu konuda hiçbir inandırıcılığı bulunmaması. Buna örnek olarak bazı yanlı yayın organlarının “Lüksemburg’da deniz yok, orada nasıl yat olur” dediğini, oysa insanların beş dakikada Lüksemburg’un önemli bir yat ticareti merkezi olduğunu kanıtladığını aktardı. Muhalif gazetecilerin ise hem muhalif hem de iktidar yanlısı kesimlerde güvenilirlik taşıdığını belirten Çakır, “Bir muhalif bilinen gazeteci ‘Akın Gürlek’in 3-4’ten fazla malı yokmuş’ dediğinde, iktidar yanlıları da ona güveniyor” dedi.
- Haftaya Bakış (304): Yeni bakanların anlamı | Komisyonun ortak raporunu beklerken
- Ruşen Çakır yorumladı: “Varsa bir belgesi gitsin yargıya”
- Kritik davaların hâkimi Akın Gürlek, Adalet Bakan Yardımcılığı’na atandı
- Dosyası HSK’ya gönderilmişti: Akın Gürlek hakkındaki şikâyetlere de Akın Gürlek bakacak
- Avukatların yargılandığı yumruklu, atılmalı üç günlük davadan izlenimler
Deşifre: Gülden Özdemir
Merhaba, iyi günler, iyi bayramlar. Bayramda da durmuyoruz. Yayınlara devam ediyoruz. Ve bugün Akın Gürlek’in mal varlığı tartışmalarında nasıl bir noktaya varmış olduğumuz üzerine görüşlerimi anlatmak istiyorum. Malum salı günü Özgür Özel bayağı iddialı birtakım çıkışlar yaptı, belgeler gösterdi, ID numaraları söyledi vesaire ve en üst maaşla 190 yıl çalışsa alabileceği miktarda bir mal varlığından bahsetti. Kimileri satılmış ama kimilerinin hâlâ elinde olduğunu söyledi. Ve çok önemli bir çıkış yaptı. Aslında bunu daha önce dile getirmişti. Akın Gürlek Cumhuriyet Başsavcısıyken de çok konuştu. Birtakım yatlardan bahsetti. Sonra yönetim kurulu üyeliğinden vesaire sürekli bir Akın Gürlek takibi vardı. Bakan olduktan sonra da ‘‘Mal varlığını açıklasın yoksa ben açıklayacağım.’’ dedi. Hatta orada insanlar ilk mitingde açıklayacak sandı ama ne zaman yaptı? Salı günü bu açıklamayı yaptı ve hemen ardından Akın Gürlek cevap vermeye başladı.
Şimdi birtakım hususları özellikle vurgulamak lazım. Bir, Özgür Özel’in kendisi hakkında birtakım iddialarda bulunacağını Akın Gürlek biliyordu. Yani hazırlıklıydı. İki, zaten Cumhuriyet Başsavcısıyken hele Adalet Bakanıyken kendisine yöneltilebilecek mal varlığı suçlamaları ile ilgili her türlü belgeye ve bilgiye çok kolay ulaşabilecek bir durumda Akın Gürlek, bunu da biliyoruz ve elinde de çok geniş bir medya desteği var. Siyasi iktidarın medya desteği var. Bütün bunlarla birlikte eğer Özgür Özel bu iddiaları dayanıksız bir şekilde dile getirmişse bir anlamda harakiri yapmış anlamına gelecekti. Neden? Diyor ki: “Şu kadar evin, taşınmazın var.” diyor. Akın Gürlek de net bir şekilde devletten edindiği birtakım belgelerle, bilgilerle bunların asla böyle olmadığını, kendisinin işte şu kadar mal varlığı olduğunu söyleyecek. Medya da, kendi medyası da buna acayip destek verecek ve olay kendi lehine kapanacak ve söyledikleri gibi CHP’nin ve kendisinin sonunu getirecekti Özgür Özel. Ömer Çelik de böyle demişti. Akın Gürlek de böyle demişti.
Tabii orada bir şey var; ‘‘Elinde belge varsa git yargıya başvur’’ ki onu daha önce bir yayında değerlendirdim. Bu çok komik bir şey. Yani Adalet Bakanını adalete şikayet edecek. Türkiye’de adalet diye bir şey kalmadı zaten. Ama ne oldu? Bir ekran görüntüsü, web tapu üzerinden “Benim sadece dört taşınmazım var.” dedi ve noktayı koyduğunu sandı ama konmadı. Sonra bakanlığa giderken bir basın açıklaması yapacağı söylendi ama bu tertipli bir şeymiş. Anadolu Ajansı, galiba TRT, üç mikrofon kendisine uzatılıyor. Soru belli. İftiralar hakkındaki görüşü belli. Orada bir şey söylüyor ve ondan sonra da işi ‘‘Muhittin Böcek, Muhittin Böcek’ten Özgür Özel para aldı, baz kayıtları… Zaten Muhittin Böcek itirafçı olacaktı. Zamanı gelince konuşacak.’’ gibi Özgür Özel’in söyledikleriyle doğrudan bağlantısı hiç olmayan… Diyelim ki söyledikleri doğru, apayrı bir olay. Yani şunu demeye getirdi: “Sen benim üzerime gelirsen ben de senin üzerine giderim.” Zaten üzerime gidiyormuş. Belli ki bütün bu baz kayıtları şunlar bunlar, bir de itirafçı olacaktı, zamanı gelince söyleyeceği gibi bir bakandan duyulması çok yadırgatıcı şeyler duyduk. Bu da aslında esas konu hakkında söyleyeceklerinin çok fazla olmadığını bize gösterdi.
Bu arada Özgür Özel de birtakım ek belgeler paylaşmaya başladı. İşte vergi ödemeleri, başka şeyler ve şunu söyledi: “Başka deliller de var. Onların da sırası gelebilir.” diye de bir şeyi çok net bir şekilde özellikle dün Saraçhane’de Medyascope dahil birçok yayın kurumuna ayrı ayrı verdiği röportajlarda bu konuda kendinden çok emin bir Özgür Özel gördük. Peki Akın Gürlek ne yapıyor? Adem Metan adında bir içerik üreticisi, öyle diyorlar, gazeteci değil, onun YouTube yayınına çıkıyor ve hayatını anlatıyor; çocukluğunu, işte babasının nasıl camide rahatsız edildiğini, meydanlarda adı söylendiği için, böyle bir tablo çizmeye çalışıyor. İşte nasıl yoksulluk içerisinde büyüdüğünü, bu arada ders notlarını alıp bunları parayla sattığını, çok övünülecek bir şeymiş gibi… Yani bunu okul okuyan herkes bilir. Yani bir sınıf arkadaşınız size parayla not satarsa o sizin arkadaşınız olmaktan çıkar. Neyse, bunları anlatarak kendine bir imaj yaratmaya çalışıyor. Ve bu arada — hani ne denir; burası çok önemli, Erdoğan’ın dediği gibi — bugüne kadar iktidar mensuplarının pek yapmadığı bir şeyi deniyor. Muhalif olarak bilinen bazı gazetecilere bu konuda kulis bilgisi aktarıyor, aktartıyor ya da. Ne deniyor: ‘‘Akın Gürlek’e yakın kaynaklar diyor ki: ‘En fazla 3 ya da 4 taşınmazı var.’’’ Bunu zaten Akın Gürlek açıkladı. Yani burada kaynak ne bilgisi veriyor olabilir? Yani ekstradan ne bilgi veriyor olabilir?
Şimdi bir de şöyle bir şey var, onu özellikle vurgulamak lazım. Yakın kaynaklardan aldığınız bilgi o kişiyi aklamak içinse orada bir frene basacaksınız ya da debriyaja basacaksınız, hadi öyle diyelim. Bunu mesela yapıyor olması bence çok anlamlı. Bunu bir yere not edin. Çok anlamlı. Şu ana kadar kaç kere böyle şeye tanık oldunuz? Muhalif bilinen yayın organlarına çıkıp da kendini savunan ya da muhalif bilinen gazeteciler üzerinden kendini aklamaya çalışan… Niye bunu yapıyor? Bir, kendi medyası ya da iktidar medyasının hiçbir inandırıcılığı yok. Oradakiler mesela diyor ki: “Lüksemburg’da deniz yok. Orada nasıl yat olur?” diyorlar ve Lüksemburg’un marinasının yat ticareti için ne kadar önemli merkez olduğunu 5 dakikada insanlar size gösteriyor. Buna benzer başka bir yığın böyle alelacele yapılmış olan savunmalar var. Hiçbir inandırıcılığı yok. Ama muhalif bilinen gazetecilerin bir ağırlığı var. Öyle bir ağırlık ki hem muhalif kesime hem de iktidar yanlısı kesime yönelik bir ağırlık. Yani bir muhalif bilinen gazeteci: “Akın Gürlek’in 3-4’ten fazla malı yokmuş, öyle diyor ona yakınlar.” dediği zaman iktidar yanlıları da ona güveniyor. Diyor ki: “Bu bile böyle diyorsa öyledir.” Tabii orada şöyle bir husus var: Bunu söyleyen gazeteciler aynı zamanda Özgür Özel’in iddialarını da söylüyorlar, ek olarak yakın kaynak; ama bu yakın kaynak meselesi gerçekten bana göre Akın Gürlek’in çok şeye ihtiyacı olduğunu gösteriyor.
Tekrar başa dönelim. Adalet Bakanısınız ve ana muhalefet lideri sizin hakkınızda iftira atmış, öyle diyorsunuz. Arayıp da bulamadığınız bir şey. “Bu onun sonunu getirecek.” diyorsunuz. Çıkartırsınız belgeleri. Hatta o muhalif dediğiniz kanala çıkarsınız. Hatta karşınıza CHP’den birisini çıkartırsınız. Dersiniz ki: “Arkadaşım, şuradaki ev diyorsunuz, bakın o ev Ali bilmem nenin üzerinde. Buradaki ev şu.” dersiniz ve olayı bitirirsiniz. Ve olayı bitirirken de aslında Özgür Özel’i de bitirirsiniz ama onun yerine, ‘‘Manisa’da benzin istasyonunda Muhittin Böcek’le ne yaptığını biliyorum’’ ya da ‘‘Ben çocukken şöyle yapardım, şu dizide, ‘Ekmek Teknesi’nde figüran olarak kahvede oynadım.’’ İşte yakınınızdaki kişiler ‘‘Ya abartıyorlar, en fazla 3-4 tane şeyi var.’’ ya da ‘‘İşte görüyorsunuz web tapuda gözüküyor’’ diyerek Özgür Özel’i en azından şu ana kadarki aşamada hiç de öyle tekzip edebilmiş gözükmüyor ve o anlamda da Özgür Özel’in iddiaları hâlâ çok önemli. Bir savcı, bir yargı mensubu; çünkü daha önce hakimlik yapmış, sonra bakan yardımcısı olmuş, sonra başsavcı olmuş vesaire. Böyle bir kişi bu kadar parayla nasıl ilişkili olabilir? Hepimizin kendi deneyimleri var. Meslek hayatımız, ailemizden kalanlar ya da kazandıklarımız, şu bu. Herkes bunun ölçüsünü yapabilir. Yani herkes der ki, yani mesela birçok insan kirada oturuyor ama ev sahibi, diyelim ki iki tane evi var. Bunların nasıl olduğunu birisi size sorduğu zaman açıklayabilirsiniz. Burada şu ana kadarki yapılan açıklamalar bir gazeteci olarak ama aynı zamanda bir vatandaş olarak beni kesinlikle tatmin etmedi. Bu iddiaların doğru olduğu anlamına gelmez. Ama an itibarıyla Özgür Özel güçlü bir şekilde suçluyor. Hem Akın Gürlek’le birebir ilişkisinde hem de siyaseten önde gözüküyor. Bundan sonrası nasıl gelişir onu bilemiyorum ama tekrar söylüyorum; zaten bilinen bu açıklamaya hazırlıklı olan, hazırlıklı olduğu da anlaşılan Akın Gürlek’in verebildiği cevaplar tatmin edici cevaplar değil.
Evet, ithaf… Çarşamba gecesine gidelim ve bir Galatasaraylı olarak kahrolduğum gece; Liverpool’dan 4 yedik. Ama şu pozisyon, evet, Salah’ın penaltısını kurtardı Uğurcan Çakır, 1-0 iken, çok çarpıcıydı. Ben statta maç izlerken etrafımızdakilere şaka yollu “Amca oğlum” diyorum ama akrabalığım yok. Uğurcan, Trabzonlu bir babanın, Antalyalı bir annenin Antalya’da doğan ve İstanbul’da büyüyen bir çocuğu. Kaleci. Kaleci olması ayrıca benim için önemli. Ben de kendimce ortaokuldayken kalecilik yapmaya çalışırdım. Öyle söyleyeyim. Uğurcan 96 doğumlu ve Trabzon’da oynamaya başlaması, belli bir aşamadan sonra 1461 Trabzon altyapısından Trabzonspor’a geçiyor. Orada başarılı şeyler yaptıktan sonra Milli Takım’a seçiliyor ve Trabzon’da kaptan. Muhtemelen yakın bir süreçte Galatasaray’da da kaptanların arasına girecektir. Ve şunu çok iyi biliyorum. Sezon başı transferler oluyor. Kaleci, gitti bizimki ülkesine, Muslera, Galatasaray’da. Kimi alacak? Birtakım isimler var. Ederson’un adı geçiyor vesaire ve Ederson’u Fenerbahçe aldı. Trabzon Onana diye bir başka kaleci aldı ve Galatasaray kimi aldı? Uğurcan’ı aldı. Ve aldığı para bayağı yüksek bir miktar. Toplam KDV dahil 33 milyon euro ve kıyamet koptu. ‘‘Bu para eder mi? Şöyle böyle…’’ falan dendi. Açıkçası Galatasaraylılar da işkillenmedi değil.
Ama sonra baktık ki bambaşka bir şey oluyor. Aslında bu olay bende, yani ben de ilk başta çok inanmayanlardandım ama sonra izledikçe, hele sahada canlı izledikçe gerçekten amcaoğlunun çok iyi kaleci olduğunu gördüm. Ama en son Başakşehir maçında korner pozisyonu, bakın tam bizim önümüzde oluyor, top çıktı; hakem, yan hakem, orta hakem “out” dedi ama Başakşehirli oyuncular itiraz etti “korner” diye ama “out” dedi ve Uğurcan çıktı. Maç 0-0 yani Galatasaray 2-0 önde, 3-0 önde değil, 0-0. Dedi ki: “Hayır, benden çıktı.” dedi. Gerçekten centilmenliğin böylesi çok rastlanacak bir şey değil. Orada dedim ki: “Bu Uğurcan’a bir ithafın sırası geliyor.” Ve çarşamba gecesi izleyince, bakın bu Şampiyonlar Ligi bu turda oynanan iki maçlarda 18 kurtarış yapmış. Son maçta çarşamba günü 11 kurtarış yapmış tek başına, ki birisi Salah’ın penaltısı. İkinci sırada gelen kaleci, üç kaleci var başka takımların, onların iki maçtaki toplamı 11. Yani Uğurcan sırf son Liverpool’daki maçta yaptığı kurtarışla diğerlerinin önüne geçiyor ya da onlarla eşitleniyor. Şimdi tekrar dönelim. Herhalde Uğurcan gider. Öyle gözüküyor ve gitsin de. Yani bir Galatasaraylı olarak “Kalsın ve jübilesini bizde yapsın.” derim ama gideceğe benziyor. Çünkü görüyorum yabancı medya, UEFA’nın kendisi vesaire sürekli artık bir Uğurcan. Artık tanınıyor. Şu anda Türkiye’de top oynayan, yurt dışında oynayan, Kenan gibi birtakım isimler biliniyor ama Türkiye’de top oynayan Türk futbolcular içerisinde Avrupa’da, dünyada bilinen çok az isim var. Uğurcan’a helal olsun. Kendisini gerçekten çok tebrik ediyorum ve onun başarılarının devamını diliyorum. Evet, iyi bayramlar. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.








