Ruşen Çakır, Suudi Arabistan’da toplanan dışişleri bakanları zirvesini değerlendirdi. Çakır, Şii ekseninin çöküşünün ardından gündeme gelen “Sünni eksen“ tartışmasının gerçekçi olmadığını savundu ve olası bir yakınlaşmanın ABD ile İsrail’in çizdiği Ortadoğu düzeninin dışına çıkamayacağını vurguladı.
Ruşen Çakır, İran öncülüğündeki “Şii eksen”inin çöküşünün ardından bölgede tartışılan “Sünni eksen” olasılığını ele aldı. Çakır, Suudi Arabistan’da toplanan dışişleri bakanları zirvesini ve bu zirvenin olası anlamlarını yorumladı.
Çakır’a göre Şii ekseni, İran İslam Devrimi’nin hemen ardından temelleri atılan ve İran-Irak Savaşı’nın ardından güçlenen bir yapıydı. Çakır, bu çerçevede Devrim Muhafızları bünyesindeki Kudüs Gücü’nün kritik bir işlev üstlendiğini belirtti. Bu yapılanmanın kuruluşunda çok uluslu bir nitelik taşıdığını, sonraki süreçte ise ağırlıklı olarak İran vatandaşlarınca yürütüldüğünü aktaran Çakır, yapının ciddi askeri ve istihbarat imkânlarına sahip olduğunu söyledi.
Lübnan’daki Hizbullah, Filistin’deki Hamas ve diğer silahlı gruplar bu eksenin en belirgin halkalarını oluşturdu. Çakır, Suriye’de Esad rejiminin uzun süre ayakta kalabilmesinde İran’ın belirleyici rol oynadığını vurguladı ve İran etkisinin Yemen, Pakistan ile Afganistan’a kadar uzandığını aktardı.
Hamas’ın saldırısı dengeleri altüst etti
Çakır’a göre Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırısının ardından Şii ekseni ağır darbeler aldı. İsrail’in Batı desteğiyle yalnızca Hamas’ı değil eksenin birçok kilit noktasını da hedef aldığını belirten Çakır, Suriye’de Esad rejiminin çöküşünü bu darbeler arasında en belirleyici olanı olarak niteledi. İran’daki toplumsal muhalefetin de eksenin iç dinamiklerini sarstığını aktaran Çakır, bu iç baskıyı şöyle özetledi:
“Ülkede çok ciddi ekonomik krizler var ama İran bu örgütlere ve vekil örgütlere sürekli para, silah aktarıyor. İnsanlar bunun kendilerinden çalındığını iddia eder oldular. Şii ekseni çok ciddi bir şekilde etkisini yitirdi, kırıldı; yok olmasa bile bir daha toparlanması çok güç gözüküyor.”

Sünni eksen tartışması Netanyahu ile başladı
Şii ekseninin zayıflamasıyla birlikte sünni eksen tartışmasının gündeme girdiğini aktaran Çakır, bu kavramı ilk Netanyahu’nun Müslüman Kardeşler üzerinden dile getirdiğini belirtti. Çakır, bu okumanın gerçekçi olmadığını şöyle açıkladı:
“Müslüman Kardeşler özellikle Mısır’da o kadar büyük darbeler yedi ki artık Arap dünyasında belli bir güçleri olduğunu söylemek mümkün değil.”
Tartışılan Sünni eksenin farklı bir versiyonunun ise Sünni çoğunluklu ülkelerin yönetimlerinin ABD ile uyum içinde bir araya gelip gelemeyeceği sorusu etrafında şekillendiğini aktaran Çakır, bu çerçevede Suudi Arabistan’daki zirvenin gündemin odağına oturduğunu vurguladı.

“Ortak eksen kurmak gerçekçi değil”
Olası bir Sünni ekseninin toplumların değil yönetimlerin bekasına hizmet edeceğini savunan Çakır, bunun ancak ABD ile İsrail ile doğrudan ya da dolaylı ilişki üzerinden mümkün olabileceğini öne sürdü.
Şii ekseninin patronunun İran olduğunu hatırlatan Çakır, Sünni tarafta ise Mısır, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın ayrı ağırlık merkezleri oluşturduğunu belirtti.
“Ortak bir eksen oluşturma iddiası bence hiç gerçekçi değil” diyen Çakır, şöyle devam etti:
“Bölgedeki ülkelerin hemen hepsi sürükleniyor; yan yana durmaya çalışıyorlar ama hiçbiri aslında birbirine güvenmiyor.”
Zirvenin, ABD ve İsrail’in biçimlendirmeye çalıştığı yeni Orta Doğu düzenine karşı bir duruşun işareti olmadığını da vurgulayan Çakır, “Trump’a yönelik eleştiri hiç yok; bu ülkeler ABD ve İsrail’in dizayn etmeye çalıştığı yeni Orta Doğu’da kalacaklar” dedi.







