Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları Türkiye genelinde protesto edildi

İSTANBUL (Medyascope/ANKA, Evrensel) – Önce Şanlıurfa’da ardından Kahramanmaraş’ta okullara yönelik silahlı saldırılar, Türkiye genelinde eğitim emekçileri, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerce protesto edildi.

Urfa ve Maraş'taki okul
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları Türkiye genelinde protesto edildi (16 Nisan 2026)


Haberin özeti

  • Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik silahlı saldırılar, Türkiye genelinde büyük protestolara yol açtı.
  • Protestocular, saldırıların sorumlusunun Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu belirterek Bakan Yusuf Tekin’in istifasını talep etti.
  • Eğitim emekçileri, öğretmenler, öğrenciler ve veliler, güvenli eğitim ve demokratik bir düzen çağrısında bulundu.
  • Özellikle eğitimde artan şiddet ve güvenlik sorunları eleştirilerek, hızlı ve etkili önlemlerin alınması gerektiği vurgulandı.
  • Farklı şehirlerde düzenlenen protestolar, toplumun her kesiminden destek gördü.


Urfa ve Maraş'taki okul
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları Türkiye genelinde protesto edildi (16 Nisan 2026)

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki gün üst üste okullara yönelik düzenlenen saldırılar Türkiye’nin pek çok yerinde protesto edildi.

Eğitim emekçileri, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin katıldığı protestolarda saldırıların sorumluluğunun Milli Eğitim Bakanlığı’nda olduğunun altı çizilerek Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifası talep edildi.

Protestocular, saldırının tüm sorumlularının derhal açığa çıkarılması gerektiğini, etkin ve şeffaf bir yargılama süreci yürütülmesi gerektiğini belirterek, eğitimde güvenliğin demokratik ve eşitlikçi bir toplumsal düzenle sağlanması gerektiğini vurguladı.

Saldırılara karşı düzenlenen protestolar şöyle:

Ankara protestoları

KESK ve Eğitim Sen üyeleri, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullardaki silahlı saldırıları protesto etmek için Yüksel Caddesi’nde bulunan KESK Genel Merkezi’nde bir araya gelerek Milli Eğitim Bakanlığı önüne yürüdü. Eyleme, DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, CHP Ankara Milletvekilleri Semra Dinçer ve Deniz Demir ile CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer yanı sıra İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın da destek verdi.

Eğitimciler, “Patronların Bakanı Yusuf Tekin istifa” , “Tarikatlar Bakanı Yusuf Tekin istifa” , “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Hak verilmez, alınır. Zafer sokakta kazanılır”, “Bakan istifa” sloganları attı. 

“İdarecilerin hesap vermesi, yargılanması gerekiyor”

Bakanlık önünde konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Bu topraklarda inancı, dili, rengi ne olursa olsun herkesin bir arada kardeşçe ama özgür eğitim ortamlarında bir arada yaşamasını savunacağız” dedi. Irmak, şöyle konuştu:

“Bugün okullarda bir güvenlik sorunu var. Okulların güvenlikli hâle getirilmesini istiyoruz, ortak talep budur. Ama bunu okulun kapısına bir tane polis dikerek değil; yarattığınız şiddet ortamına sebep olan bu nedenleri ortadan kaldırmadığınız sürece, işe pedagojik yaklaşmadığınız sürece, her okula yeteri kadar rehber öğretmen, psikolojik danışman görevlendirmediğiniz sürece, okulları ve öğrencileri zapturapt altına alan değil özgürlükçü bir ortamda bilimsel bir eğitim vermediğiniz sürece bu kötülükler devam edecek. Ama işin kötüsü, bu kötülükleri yapan siz, sonucunu ve acılarını yaşayan bu ülkenin gerçek sahibi halk. İşte biz o halkız ve biz de size bunu tanımayacağız. İşin kolayını bulmuşlar; bir yerde bir yolsuzluk oluyor, bir kişiyi harcıyorlar, yolsuzluğun üstü kapanıyor. Madenlerde insanlar ölüyor, orada bir tane teknik elemanı alıyorlar görevden, yargılıyorlar, işin içinden kurtuluyorlar. Şimdi de hayır, gerçek anlamda 8. sınıf öğrencisiymiş gibi şuradan buradan besleniyorlar diyerek kendi sorumluluklarını hasır altı etmeye çalışıyorlar. Biz, gerçek failin bir derecede saray siyaseti olduğunu, ardından Sayın Bakan olduğunu, Siverek’te ve Kahramanmaraş’ta bütün tehditler ve acılar göre göre geliyor olmasına rağmen gerekli tedbiri almayan idareciler olduğunu düşünüyoruz. Yargılanmaları gerekiyor, hesap vermeleri gerekiyor. Biz de hesabı sormak için burada bir aradayız. Yaşananların hesabını halka verecekler. Kurtuluş yok, tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz; hep beraber bu hesabı soracağız.”

“Kamu emekçileri sendikaları konfederasyonu olarak yıllardır bu ülkede yoksullaştırmayla, adaletsizlikle, demokrasinin bütün kanallarının tıkanmasıyla, özel savaş politikalarıyla, rant politikalarıyla bir çürüme süreci yürütüldü ve bu çürüme sürecinin neye tekabül edeceğini biz ısrarla uyardık” ifadelerini kullanan  KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak da şunları kaydetti:

“Şiddet bu ülkede yeni örgütlenmiyor, şiddet bu ülkenin sokaklarında yıllardır var. Bu ülkede bu sistemin temsilcileri sadece çocuklardan katil yaratmadı. Bu ülkenin temsilcilerinin yürüttüğü politikalar bu ülkede ‘doktor dövebiliyoruz’ diye övünen bir çürümüşlük yarattı. Bu ülkede eğitime yönelik şiddet sadece dünün, bugünün sorunu değil, çok uzun süredir üniversitelerde özel savaşın bir parçası olarak yürütülen uyuşturucu çeteleri, mafya kartellerinin cirit attığı bir ülkeye dönüşmüş olan ülkemizde üniversite öğrencileri bu şiddetin içerisinde, maalesef üniversite öğrencilerimizi kaybettik. Fuhuş bataklığında, uyuşturucu çetelerinin bataklığında arkasına düştüğümüzde olayı aydınlatmak ne kadar zor oldu. Gülistan Doku ortada. 6 yıl sonra ancak Gülistan Doku’nun öldürüldüğünü kabul etti bu ülkenin temsilcileri. Adalet neredeydi bugüne kadar? Gülistan Doku’nun ailesi 6 yıldır bu mücadeleyi veriyordu.

“Mafyanın cirit attığı ilişkiler bu çürümüşlüğün bir parçası”

Bu ülkede çok açık ki uyuşturucu çetelerinin, mafyanın cirit attığı ilişkiler bu çürümüşlüğün bir parçası. Onlara zemin hazırlayanlar da bu işin en önemli sorumlusu. Bu ülkede deprem oluyor, insanlarımızı kaybediyoruz. Aynı şiddetteki depremlerde çok az sayıda kayıp olmasına rağmen dünyada, ülkemizde binlerce insanımızı kaybediyoruz, çocuklarımızı kaybediyoruz. ‘Hesabını versinler’ diye soruyoruz, gelen cevap açık. Her yaşanan felaketin sorumlusunu kişilere, ailelere, bizlere yüklüyorlar. Biz bugün mücadelemizi yürütürken bu işin sorumlusunun kim olduğunu artık söylemeyeceğiz. Herkes sorumlunun kim olduğunu biliyor. Bu iktidar çeyrek asırdır yürüttüğü politikalarla yaşadığımız bütün karanlığın en temel sorunlarından biridir, en temel sorumlusudur.”

Basın açıklamasına DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Deniz Demir ile CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer yanı sıra İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın da destek verdi.

İstanbul protestoları

Urfa ve Maraş'taki okul
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları Türkiye genelinde protesto edildi (16 Nisan 2026)

Bir gün arayla önce Şanlıurfa’da, ardından Kahramanmaraş’ta okullara yönelik düzenlenen silahlı saldırılara karşı tepkiler sürüyor. Yurdun pek çok bölgesinden eğitim sendikaları, öğretmenler, öğrenciler ve veliler ses yükseltiyor.

İstanbul’da da Sultanahmet’teki İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu’nun çağrısıyla çok sayıda öğretmen ve öğrenci eylem yaptı. Eyleme Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil ile çok sayıda siyasi parti temsilcisi de destek verdi.

“Artık yeter, şiddete dur de. Yusuf Tekin istifa” yazılı pankart açılan eylem boyunca sık sık “Öğretmen düşmanı Yusuf Tekin istifa”, “Öğrenci düşmanı Yusuf Tekin istifa”, “Tarikat bakanı Yusuf Tekin istifa”, “Patronların bakanı Yusuf Tekin istifa” ve “Susma, haykır; şiddete hayır” sloganları atıldı. Grubun önü, sabah saatlerinde müdürlük önüne konulan barikatla kesildi. Öğretmenler burada bir süre oturma eylemi yaptı.

“Baş sorumlu bakanlıktır”

Hazırlanan ortak açıklamayı Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Hanifi Bayındır okudu. Toplumsal yapıdaki derin çelişkiler, kutuplaştırıcı siyaset, eşitsizlik, yoksulluk, geleceksizlik, umutsuzluk, dışlanma ve kenara itilme ortamında şiddetin ortaya çıktığını belirten Bayındır, şunları söyledi:

“İşte bugün 14-16 yaşında çocuklardan failler yaratan bu sistemin kendisidir. Yitip giden canların baş sorumlusu en başta siyasi iktidar ve eğitim alanını ideolojik saldırılarla tahrip eden Sarayın Eğitim Politikaları Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığıdır. Bu yaşananlar kader değildir, tesadüf değildir. Siyasi iktidar eğitim alanını bilimsel, laik ve kamusal niteliğinden uzaklaştırmıştır. Tüm kurumlarda liyakat yerine sadakati esas alan bir idari yapıyı kurumsallaştırmıştır. Rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını zayıflatmıştır. Gençleri hayata bağlayacak, onları toplumsal bir özne haline getirecek politikalar yerine baskı, denetim ve dışlama üretmiştir. İşte bugün yaşadıklarımızın sebepleri bunlardır fakat bugün ne siyasi iktidar sorumluluk üstleniyor ne de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çıkıp bir özür diliyor.

“Kimse hesap vermekten kaçamaz”

Kimse hesap vermekten kaçamaz. Bugün eğitimciler, öğrenciler okullarına gitmekten dahi tedirgin hâldeyse, can güvenliğinden korku duyuyorsa bunun temel sorumlusu en başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir ve derhal tüm toplumdan özür dileyerek istifa etmelidir. Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlamak, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamı yaratmak en temel kamusal yükümlülüktür. Tüm okullar ve eğitim süreçlerinin tamamında şiddet kalıcı ve bütünlüklü olarak son bulmadan, sorumlular hesap vermeden alanları terk etmiyoruz. Yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden eğitimci ve öğrencilerimizin yakınlarına başsağlığı, yarananlara acil şifalar diliyoruz. Acılarını yüreğimizin en derinlerinde hissediyoruz. Eğitim-Sen olarak eğitimin kamusal, demokratik ve eşitlikçi niteliğini savunmaya, okulları şiddetin değil, yaşamın ve özgürlüğün mekânları hâline getirmek için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

İzmir protestoları

Urfa ve Maraş'taki okul
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları Türkiye genelinde protesto edildi (16 Nisan 2026)

İzmir’de iş bırakan eğitim emekçileri ve demokratik kitle örgütleri, Urfa ve Maraş’ta yaşanan ve öğretmenlerle öğrencilerin hayatını kaybettiği saldırılara karşı sokağa çıktı.

Eğitim Sen İzmir şubeleri, KESK’e bağlı sendikalar, ÖVDER, Emek Partisi İzmir İl Örgütü, TİP, SOL Parti ve çeşitli siyasi partilerin katılımıyla Konak’ta toplanan kitle, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüdü.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yapılan açıklamada basın metnini KESK İzmir Dönem Sözcüsü Hamdi Çalık okudu.

En güvenli yerler olması gereken okullarda peş peşe silahlı saldırıların yaşandığını vurgulayan Çalık, “Öğretmenler, öğrenciler, veliler olarak giderek toplumumuzu esir alan bu şiddet dalgasının önlenmesine yönelik somut adımlar atıldığını görmüyoruz ve bu nedenle üzüntümüz, endişemiz, öfkemiz daha da artıyor” ifadelerini kullandı.

Ne yazık ki ekonomik yıkım, toplumsal eşitsizlik, güvenli bir gelecek umudunun yitirilmesi, adaletin siyasallaşması, çete /mafya ilişkilerinin kurumsallaşması, yağma ve talan düzeni, hak ve özgürlükleri yok eden baskı politikaları, liyakatsız, yandaş kadrolarla kamunun çürütülmesi sonucunda bu noktalara gelinmiştir” diyen Çalık, yaşananların toplumsal çürümenin oluşturduğu sorunlar olduğunu ekledi.

Milyonlarca gencin umut arayışının tükendiğini söyleyen Çalık, “Meclis kürsüsünde tarikat savunuculuğu yapan, eğitim ortamlarını kamplaştıran kutuplaştıran Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bakan koltuğunda oturduğu sürece sonuç hiç değişmeyecektir” ifadelerini kullandı.

Bornova protestoları

Bornova Belediyesi bünyesindeki eğitim emekçileri, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarını protesto etmek için yarım gün iş bıraktı. Eylemde artan şiddetin münferit değil, ihmal sonucu olduğu vurgulanarak okullarda acil güvenlik önlemleri talep edildi. DİSK Genel-İş 7 No’lu Şube Başkanı Uğur Nazlıoğlu, Türkiye’de yaşam hakkının en temel sorun haline geldiğini söyledi.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları Türkiye genelinde protesto edildi (16 Nisan 2026)

Bornova Belediyesi bünyesinde görev yapan öğretmen, eğitmen ve antrenörler; Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik silahlı saldırıları protesto etmek amacıyla yarım gün iş bıraktı. DİSK Genel-İş ile birlikte gerçekleştirilen eylemde, artan şiddetin münferit değil, ihmalin sonucu olduğu vurgulandı.

Çamdibi BELGEM binasında yapılan basın açıklamasına, Bornova Belediyesi Çocuk Oyun ve Aktivite Merkezleri eğitmenleri, Hobi ve Beceri Edindirme Kursları ile spor kursları eğitmenleri de katılarak dayanışmayı büyüttü.

Eğitim emekçileri adına yapılan açıklamada, okullarda yaşanan şiddetin artık toplumsal bir sorun haline geldiği belirtilerek, öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin güven duygusunun ciddi şekilde zedelendiği kaydedildi.

Foça protestoları

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları Türkiye genelinde protesto edildi (16 Nisan 2026)

Ülke çapında olduğu gibi Foça’da da Eğitim-İş ve Eğitim Sen temsilciliklerinin çağrısıyla bir araya gelen eğitim emekçilerine vatandaşlar da destek verdi. Foça Postanesi önünde toplanan eğitim emekçileri sloganlar ve alkışlarla Nihat Dirim Barış ve Demokrasi Meydanı’na yürüdü. Eğitim Sen ve Eğitim-İş adına ortak açıklamayı Eğitim-İş Foça Eğitim Sekreteri Demet Doğan okudu.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan şiddet olaylarının bardağı taşıran son damla olduğunu belirtilen Doğan, “Meslektaşlarımıza yönelen o silahlar, o yumruklar sadece şahısların değil, öğretmeni itibarsızlaştıran yanlış eğitim politikalarının ve güvenlik zafiyetlerinin bir sonucudur. Sormak istiyoruz: Bir anne, bir baba çocuğunu okula gönderirken neden can güvenliğinden endişe etsin? Bir öğrenci, en güvenli olması gereken yerde neden şiddete tanıklık etsin? Okullarımızın kapıları herkese kontrolsüzce açılmış, koridorlar savunmasız bırakılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, okulların fiziksel güvenliğini sağlamaktan aciz kalmış; ne yeterli güvenlik personeli tahsis etmiş ne de okulları dışarıdan gelecek tehlikelere karşı koruyabilmiştir.” dedi.

Öğretmenlik mesleğinin onurunu ayaklar altına alan politikaların sonucu şiddetin arttığını belirten Doğan, “Okullardaki disiplin yönetmeliklerini işlevsiz hale getirip şiddeti ‘hoşgörü’ maskesiyle örtülmektedir. Okulları kadrolu güvenlik görevlilerinden yoksun bırakıp, şiddeti okul kapısından içeri alan denetimsizliğin sonucu olarak, bugün yaşanan bu vahşetin asıl sorumlusudur! Bakanlık, sadece istatistik tutmakla yetinmeyip, hem öğretmenin hem de öğrencinin yaşam hakkını savunmak zorundadır” diye konuştu.

“Bugün iş bırakıyoruz, geleceğimizi savunuyoruz”

İş bırakırken sadece kendi canlarını değil; çocukların huzurla ders dinleyebileceği, korkmadan bahçesinde oynayabileceği güvenli okul hakkını savunduklarını belirten Eğitim Sen Temsilcisi Tarkan Uzun, “Şiddetin gölgesinde eğitim olmaz, şiddetin sıradanlaştığı bir yerde gelecek inşa edilemez. Taleplerimiz nettir; “Eğitimde Şiddet Yasası’ derhal, en sert yaptırımlarla çıkarılmalıdır.. Tüm okullara profesyonel ve kadrolu güvenlik personeli tahsis edilmelidir. Öğretmeni itibarsızlaştıran, hedef gösteren dile ve politikalara son verilmelidir.

Disiplin yönetmelikleri, şiddeti caydıracak şekilde yeniden düzenlenmelidir.” dedi.

Eylem boyunca sık sık: “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Yaşamak haktır, susma haykır”, “Öğretmene uzanan eller kırılsın”, “Okulda şiddet istemiyoruz” sloganları atıldı.

Adana protestoları

Urfa ve Maraş'taki okul
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları Türkiye genelinde protesto edildi (16 Nisan 2026)

Siverek ve Maraş’ta yaşanan silahlı saldırılara tepki gösteren KESK Adana Şubeler Platformu, Adana Büyükşehir Belediyesi önünden Valiliğe yürüdü. Eğitim emekçileri, okullarda güvenlik ve şiddetin son bulması çağrısı yaptı.

Eğitim emekçileri Valilik önüne siyah çelenk bırakarak tepkilerini dile getirdi.

Platform adına basın açıklamasını İlhan Savaş okudu. Savaş, eğitim kurumlarının çocuklar, öğretmenler ve emekçiler için en güvenli alanlar olması gerektiğini vurguladı. Savaş, “Okullar; bilimin, aklın, eşitliğin ve barışın mekânıdır. Ancak yaşanan bu vahim olay, eğitim alanlarının dahi şiddetin hedefi haline getirildiğini göstermektedir” dedi.

Platform, eğitim kurumlarına yönelik saldırıların insanlığa karşı suç olduğunu vurgulayarak şu talepleri sıraladı:

  • Saldırının tüm sorumluları derhal açığa çıkarılmalı
  • Etkin ve şeffaf bir yargılama süreci yürütülmeli
  • Eğitimde güvenlik, demokratik ve eşitlikçi bir toplumsal düzenle sağlanmalı

Gaziantep protestoları

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları Türkiye genelinde protesto edildi (16 Nisan 2026)

KESK Gaziantep Şubeler Platformu Urfa ve Maraş’ta yaşanan okul katliamlarından dolayı yaşam nöbetindeyiz diyerek eylemdeydi.

Kırkayak Parkından, Yeşilsu Parkına yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşte “Çalışırken ölmek istemiyoruz”, “Güvenli eğitim güvenli okul” ve “Yusuf Tekin istifa” sloganları atıldı.

Yürüyüşün ardından Yeşilsu parkında yapılan açıklamada konuşan Eğitim-Sen Şube başkanı Ömer Parlakçı “Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir. Yaşanan bu vahim saldırıda yaralanan eğitim emekçilerine ve öğrencilere acil şifalar diliyor, tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz” dedi.

Açıklamanın ardından otruma eylemi gerçekleştirildi.

Hatay protestoları

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları Türkiye genelinde protesto edildi (16 Nisan 2026)

Arsuz ilçesine bağlı Höyük mahallesinde ilk ve ortaokul öğrenci velileri okullardaki şiddete ilişkin açıklama yaptı. Önce Siverek’te ardından Maraş’ta okuldaki silahlı saldırılara tepki gösteren veliler, “Bir çocuktan bir katil yaratan karanlık sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz. Bu karanlığa yol açan koşullar ortadan kaldırılmalı” dedi.

14 Nisan’da Urfa’nın Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, 15 Nisan’da da Maraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan saldırılara tepki gösteren veliler, “Bu saldırıyı şiddetle kınıyor, sorumluların acilen bulunup cezalandırılmasını sağlayacak politikaların üretilmesini talep ediyoruz” dedi.

Höyük ortaokulu önünde yapılan açıklamada veliler bu olayın tek başına bir “şiddet vakası” olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi: “Bu ve daha önce yaşanan diğer şiddet vakaları, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Eğitim sisteminin çürümüşlüğü, gerekli tedbirlerin alınmayışı şiddeti adeta körüklemektedir. Bir çocuktan bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz. Bu karanlığa yol açan koşullar ortadan kaldırılmalı; laik, bilimsel, eğitim-öğretim pedagojisine uygun eğitim verilerek aydınlık bir nesil, aydınlık bir gelecek inşa edilebilir.”

Tüm kamuoyuna çağrı yapılan açıklamada son olarak, “Bizler Höyük ilk ve Ortaokulu velileri olarak her iki şehrimizde yaşanan elim saldırıları kınıyor, güvenli okul, güvenli gelecek taleplerimizi Höyük’ten duyuruyor ve sorumluları hesap vermeye davet ediyoruz” denildi.

Tunceli protestoları

Tunceli’deki yürüyüşten bir fotoğraf.

KESK Dersim Şubeler Platformu Urfa ve Maraş’ta yaşanan okul katliamlarından dolayı yaşam nöbetindeyiz diyerek eylemdeydi.

Sanat sokağından Seyit Rıza meydanına yürüyen kitleye yurttaşlar, siyasi partiler ve DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’da destek verdi. Yürüyüşte sık sık ” Çalışırken ölmek istemiyoruz ve Yusuf Tekin istifa’ sloganları atıldı.

Yürüyüşün ardından Seyit Rıza meydanda yapılan açıklamada. şiddeti, eşitsizliği ve cezasızlığı derinleştiren düzenin okullara kadar sirayet ettiği kaydedildi.

KESK Dersim şubeleri adına açıklamayı okuyan SES Şube Eş Başkanı Serap Kahraman

“Artık yalnızca taziye dileme ve üzüntülerimizi paylaşmanın çok ötesinde bir noktadayız” diyerek, “Çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin hayatı bu kadar ucuz değildir. Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğinin olmadığı bir ortamda asgari bir eğitim dahi yapılamayacağı gün gibi ortadadır. Toplumun her alanında şiddeti körükleyen, mafyalaşmayı ve çeteleşmeyi sıradanlaştıran, gençleri umutsuzluğa iten, eşitsizliği derinleştiren, üniversitelerde palalarla saldırı gerçekleştirenleri aynı gün serbest bırakan, cezasızlığı hakim kılan bu düzen; bugün okullarımıza kadar sirayet etmiş durumdadır. Televizyonlardan sosyal hayata kadar yayılan bu şiddet iklimi ve toplumsal çürüme hali artık doğrudan çocuklarımızı ve eğitim emekçilerini hedef almaktadır” dedi.

Açıklamanın ardından oturma eylemi yapıldı. Serbest kürsüde konuşan öğrenciler ‘Okulda ölmek istemediklerini ‘ dile getirken söz alan bir veli ise okulların güvenliği sağlamadan gerekirse çocuklarımızı okula yollamayalım diyerek tepkisini gösterdi. Açık kürsünün ardından açıklama sona erdi.

Edremit protestoları

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları Türkiye genelinde protesto edildi (16 Nisan 2026)

Edremit Eğitim Sen temsilciliğinin çağrısı ile Cumhuriyet Meydanı’nda okulda şiddete karşı yaşam nöbeti başladı.

“Güvenli okul, güvenli gelecek! Yaşam nöbetindeyiz” temasıyla başlayan nöbete Eğitim-İş Sendikası, öğrenci ve veliler destek verdi.

Meydanda açılan imza standında Milli eğitim bakanlığına iletilmek üzere öğretmenlerin acil talepleri için imza kampanyası başlatıldı.

Meydandan geçen yurttaşlar kampanyayı destekleyerek imza verdi.

Desteğe gelen kurumlar ve kişiler adına konuşmalar yapıldı. Yapılan konuşmalarda okullarda şiddetin önlenmesi ve ve bakan Yusıf Tekin’in istifası istendi.

Yaşam nöbeti 17 Nisan Cuma günü de aynı yerde devam edecek.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.