Ağır Ekonomi’de bu hafta Prof. Dr. Haluk Levent, Türkiye’deki ekonomik ve toplumsal sorunları, iktidarın gerçeklikten kopuk söylemlerini ve küresel bağlamda yapay zekâ etrafındaki abartılı beklentileri değerlendirdi.
İktidarın ve toplumun bir sanrı içinde olduğunu ve gerçekleri çarpıtarak sunduğunu söyleyen Prof. Dr. Haluk Levent, bu durumun ekonomik yanlış politikalar, sosyal gerilimler ve şiddet olaylarına yol açtığını ifade etti. Levent, bilimin ve üniversitelerin, iktidarların gerçekliği çarpıtma çabalarına karşı önemli bir engel teşkil ettiğini ve bu nedenle hedef alındığını vurguladı.

Yapay zeka etrafındaki abartılı ekonomik beklentilerin de bu sanrılı duruma bir örnek teşkil ettiğini belirten Levent, gerçek potansiyelinin ise sınırlı olduğunu söyledi.
Sanrılı iktidar
Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 6.75 milyar dolarlık İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi Projesi ile 400.000 yüksek gelirli iş yaratacağı iddiasını eleştiren Levent, Dünya Gazetesi’nden Naki Bakır’ın verilerine göre, 2025’te imalat sanayinde bir istihdamın maliyeti 5 milyon TL iken, Bakan’ın iddiasına göre bir istihdamın maliyetinin yaklaşık 1 milyon TL olduğunu söyledi. Levent bir başka “sanrılı iddia” ile ilgili şunları söyledi:
“Kişi başı geliri 18.500 dolar olarak atfettiler. Bunu Sayın Cumhurbaşkanı da her yerde övünerek söylüyor. Sayın Bakan programın şahane çalıştığını söylüyor. Doları baskıladığınız için dolar bazında yaptığınız hesap yanlış. Türkiye’deki 5-6 milyon göçmenin ekonomik faaliyetleri gayrisafi yurt içi hasılaya dahil edilip kişi başı hesaplamada dışarıda bırakılıyor. Gerçekçi kişi başı gelir 10.500-11.000 dolar civarında. Türkiye nominal olarak yerinde sayıyor.”
Bu tür yanıltıcı beyanların, iktidarı sürdürmek için gerçekliği yıkma projesinin bir parçası olabileceğini belirten Levent, bilim ve üniversitelerin, gerçekliği savunan kurumlar olarak iktidarlar tarafından hedef alındığını, fonlarının kesildiğini ve kamusal niteliklerinin ortadan kaldırıldığını ifade etti.
“Çuvallayan devlet ortamı”
Haluk Levent, uygulanan ekonomik programın, dışarıdan kaynak girişi olmadığı için, içerideki geniş kitleleri “limon gibi sıkarak” ve doğal kaynakları talan ederek rant sağlama operasyonu olduğu belirtti. İş Bankası Genel Müdürü Aran’ın “programın devletin kasasını doldurmaya odaklı olduğu” yönündeki değerlendirmesini hatırlatan Levent, programın enflasyonla mücadele edemediğini, aksine rant mekanizmasının devamı için enflasyonun gerekli olduğunu söyledi.
Levent, enflasyonun ev sahibi-kiracı, işçi-işveren gibi sosyal çatışmalara yol açarak toplumsal anomiyi derinleştirdiği vurgulayarak, “Bu durum, ‘çuvallayan devlet’ ortamının eşiğine gelinmesine yol açmaktadır” dedi.








