İSTANBUL (Medyascope, ANKA) Doruk Madencilik işçilerinin açlık grevinin 8’inci gününde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürüyüşüne polis müdahale etti. Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve Başaran Aksu gözaltına alındı. Maden işçilerinden bir heyet, talepleri iletmek üzere Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına gitti.

Haberin özeti
- Doruk Madencilik işçilerinin açlık grevi 8’inci gününde polis müdahale etti; Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve Başaran Aksu gözaltına alındı.
- İşçiler, hakları için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürüyüş yapmak istedi fakat polis biber gazı ile müdahale etti.
- Bağımsız Maden-İş Sendikası, işçilerin taleplerini sıralayarak tazminat ve maaş ödemelerinin yapılmasını istedi.
- Madenciler, ekonomik zorluklar ve hukuksuz uygulamalara karşı direnerek haklarını arıyorlar.
- İşçilerin talepleri arasında ödenmeyen ücretlerin yatırılması, işten çıkarılanların tazminat haklarının verilmesi ve iş güvencesi sağlanması bulunuyor.
Bilmeniz gerekenler
Son dakika haberlerini Medyascope’tan takip edin.
Tazminat, maaş ve özlük haklarının ödenmesi talebiyle sekiz gündür açlık grevlerini sürdüren Doruk Madencilik işçileri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek üzere Kurtuluş Parkı’nda bir araya geldi.
Polis yürüyüşe izin vermeyerek madencilere ve Kurtuluş Parkı’nda toplanan işçiler, siyasiler, sivil toplum örgütü temsilcileri ve vatandaşlara biber gazıyla müdahale etti.
Bunun üstüne işçiler oturma eylemi ve açlık grevine devam ederken, Evrensel’in aktardığına göre, belirlenen bir işçi heyetinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na giderek görüşme yapmasına izin verildi.
Eyleme, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, Muharrem İnce, CHP’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Politika Kurulu Başkanı Ümit Özlale, DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ferit Şenyaşar, Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu ile TKP, SOL Parti, EHP ve sivil toplum kuruluşu ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri destek verdi.
Bağımsız Maden İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, yürüyüş öncesinde desteğe gelenlere teşekkür ederek şunları söyledi:
“Bugüne kadar sekiz gün yol yürüdük, bu zamana kadar her şeyi yaptık. Aramızda çok sayıda açlık grevi sürdüren madenciler var. Eğer Ankara emniyeti ‘Bu bir suç’ diyorsa biz o suçu seve seve işliyoruz. Biz sizi, madencilerin bu durumuna şahitlik edin diye çağırdık. Sağ olun, burada olun. Gözaltına girer tekrar çıkarız. Madenciler otobüse binene kadar kendi isyanlarını ifade edecekler, durumumuz budur. Hepinize tekrar teşekkür ederiz. Bize şahitlik edin. Bizim size çağrımız olacak vekiller olacak, lütfen bizim eylem çağrımıza uyun. Disiplinliyiz, zorluklarla geldik. Madenciler yürüyecek” dedi.
Polis ekipleri, yürüyüşe izin vermeyerek gruba biber gazı müdahalesinde bulundu.
Biber gazından TİP Genel Başkanı Erkan Baş da etkilendi.
“Madenciler girdikleri tüm kavgaları, barikatları aştı”

Müdahalenin ardından, polis ve madencilerin karşı karşıya getirildiğini dile getiren Aksu, şöyle devam etti:
“Madenciler bugüne kadar girdikleri bütün kavgaları, barikatları, aşarak hak kazandılar. Onlarca yasa değiştirdik, onlarca madende mücadele kazandık. Derdimiz kimseyle kavga etmek değil. Bakanlar kavga etmek istiyorsa burdayız gelsinler. Kafes dövüşü de yaparız ama polisi, madencinin karşısına çıkarmak çaresizliktir, meseleyi saptırmaktır, madencinin hakkını gölgelemektir, burada başka olaylar oluyor demektir. Meselemiz yeterince siyasi. Bu toplumdaki adalet, eşitsizlik sorununa, zenginlerin, holdinglerin soygununa, parlementoyu, yargıyı işgal altına almasına itirazdır. Gayet siyasi, büyük bir direniştir Doruk Maden işçilerinin direnişi ama tazminatlarını, özlük haklarını, maaşlarını, ücretsiz izin süresindeki SGK primlerini ve maaşlarını yatırılmasını istiyorlar.
Günlerce anlattık, sekiz gündür açız. Emniyetin 24 saat gözetimi altında aç olduğumuz biliniyor. Doğru düzgün açlık grevi koşullarını yerine getiremedik. Yeterli suyu, şekeri, tuzu, limonu alamadık. Madenciler şu an ölümcül bir risk taşıyorlar açlık grevi nedeniyle. Zaten bedenleri örselenmiş, çalışmayla beraber madencilikte. Muhataplarımıza, bakanlara, ülkeyi yönetenlere sesleniyoruz. Biz 180 kilometre nasıl yürüyerek geldiysek bugün de Bakanlık’a yürüyeceğiz. Bakanlık’a heyetimiz çıkacak görüşecek, istişare edeceğiz. Yeni eylem programını Bakanlık’ın önünde açıklayacağız.
“Neden Bakanlığa yürüyoruz?”
Neden Bakanlık’a yürüyoruz? Yıldızlar Holding’in 3 bin tane ruhsatı var. 3 bin ruhsatı kim verdi? Hangi bakanlar döneminde verildi? Bunca zamandır Çalışma Bakanlığı bu arkadaşların hukuksuz, ücretsiz izin pratiklerine soyunmasına nasıl göz yumdu? Bunun sorumluları kimdir? TMSF, KİAŞ bu arkadaşların ücretlerinden, haklarından sorumludur, acilen ödemelidir. Biz keyif olsun diye yollarda değiliz. Bu sıkıntıların da muhatapları burada, onlarla konuşacağız, müzakere edeceğiz. Çözüm varsa evlerimize geri döneceğiz. Mesele burada yolumuzun açılmasıdır.
Biz halkımızın desteğiyle yolumuzu açtık. Dostlar, halkımız, varlığınız bize çok büyük bir güç veriyor. Dostlarımız sağa çekilirse kim patronun kim bizim yanımızda görmek istiyoruz. Karşımızda kim kalıyorsa bakanlıkların talimatlarıyla holding patronunu üzmemek, onu korumak, işçileri bastırmak için duruyordur. Yolumuz açılsın.”
Başaran Aksu ve Gökay Çakır gözaltına alındı
Madencilere destek için toplanan vatandaşlar ve basın mensupları, polis müdahalesi sonrasında parktan uzaklaştırıldı. Madenciler, parkın içinde bir süre oturma eylemi yaptı. Yaşanan arbedenin ardından Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu gözaltına alındı.
Eylemdeki madenciler ne diyor?
Verilmeyen hakları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen ve 8 gündür açlık grevinde olan madenciler, yaşadıkları ekonomik zorlukların üstüne bir de polisle karşı karşıya olmaktan şikayetçiler.
Devletin, hükümetin neden kendilerine sahip çıkmadığını belirten işçiler, kendilerinin değil, alın terlerini çalanlanların etrafının kuşatılması gerektiğini söyledi.
Haklarını almak için direnişi sürdüreceklerini ifade eden bir madenci, “Bizim çocuklarımız devlete faydalı olsunlar, hırsız, torbacı olmasınlar diye uğraşıyoruz. Biz buraya hakkımız için, düzenli huzurlu bir hayat yaşamak için geldik. Buraya gelene kadar bize başka çare bırakmadılar, çalmadık kapı kalmadı” dedi.
Bir başka işçi, “Bu kadar zor mu bize sahip çıkmak? Nerede çalışanın yanında olan devlet? Biz çocuklarımızı bıraktık, 16 gün yollardayız. Nerede devlet?” diye sordu.
Ücretsiz izindeyken şirketi mahkemeye verdiğini, mahkemeyi kazandığını dile getiren başka bir madenci, “1 senedir haklarımı bekliyorum. Diyeceklerim bunlar. Bu hırsızdan bunu alacağız bir şekilde” diye konuştu.
5 aydır maaş alamadığını ve sorumluların neden gelmediğini soran bir işçi, “Çocuğumu göremiyorum, 15 gündür yollardayım ben. Hakkımı savundum, hırsız değilim. Gidip Sabahattin Yıldız’ı tutuklasınlar, şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.
“Nerede adalet?” diyen başka bir madenci, “Kanımızı emiyyorlar. Yeter bu kadar. Biz çocuğumuza para veremiyoruz. Patron bu kadar mı büyük? Patron devletten, Enerji Bakanlığı’ndan, Çalışma Bakanlığı’ndan büyük mü? Adalet sadece zengine mi geçerli, sadece fakire mi geçersiz?” diye sordu.
Yetkililerin bu sorunu çözmesi gerektiğini ifade eden bir işçi, “Madem çözülmüyor, çözüm neredeyse biz oraya gideceğiz. Ankara Büyükşehir Belediyesi 25-30 tane buraya mezar kazsın. Buradan dönüş yok. Memleketinden, Kütahya’dan gelen var buraya. Yetkili kimse çözmek zorundadır, rica etmiyoruz. Çözme zorunluluğu var” dedi.
Asıl suçlunun şirket sahibi Sabahattin Yıldız olduğunu söyleyen bir madenci, “Bu işçilerin çocukları yok mu? Sabahattin Yıldız, sen çocuğunun, torununun geleceğini düşünürsen bu işçilerin hakkını yiyemezsin. Buna hakkın yok. Sebahattin Yıldız ablukaya alınmalı, o cezalandırılmalı. Bizim suçumuz yok, devlet yetkilileri Sebahattin Yıldız’ı gözaltına almalıdır. Hakkımız ödensin, adalet yerini bulsun” diye konuştu.
“Hükümete, adalete yazıklar olsun” diyen başka bir madenci, “Ekmeğimizi verecekler gelsin buraya. Başka bir şey istemiyoruz. Adalet neyse o şekilde hakkımızı savunsunlar. Hırsız gelsin, ekmeğimizi çalan gelsin buraya” ifadelerini kullandı.
16 gündür yollarda olduklarını dile getiren bir işçi, bakanlara seslenerek “Açız. Hakkımızı verin. Adalet yok mu bu Türkiye’de? Adalet istiyoruz” diye konuştu.
Haklarını almadan bir yere gitmeyeceklerini vurgulayan bir başka işçi, “Madencinin kaderi buysa vursunlar öldürsünler. Ya cesedimiz çıkacak ya da hakkımızı alacağız” dedi.

Hazırladığı pazar listesini gösteren bir madenci, şöyle konuştu:
“Ben bunu alamadım. Bu kadar zor mu? Benim 3 tane çocuğum var, ayıp değil mi? Ben ekmeğimi almak istiyorum, çoluğumun çocuğumun rızkını istiyorum. Artık ülkenin duyarlı olmasını istiyorum. Bu kadar lanet bir ülkede mi yaşıyoruz? Bundan sorumlu olanlar gelsin. Ben burada 23 Nisan’ı nasıl kutladım biliyor musun? ‘Baba ben senin yatağında yattım, senin kokunu çektim’ dedi. Ben bunu duyarken gücüme gitti, ağladım ama belli etmedim. Yazıklar olsun bu devlete. Cebizimde para yok, soyuluyoruz. Biz çalıştıkça onlar büyüyor. Biz kimseyi zor durumda bırakmak istemiyoruz ama bu insanlar bizi anlamıyor. Hakkımızı almadan gitmeyeceğiz. Bir insana laf anlatmak bu kadar zor değil.”
Bir an önce bu sorunun çözülmesini istediklerini dile getiren bir işçi, “Bu Bakan, bizim çaresizliğimizi neden görmüyor, bizim derdimize niye derman olmuyor? Ölmemizi mi istiyor? Çare istiyoruz. Çabuk çare istiyoruz. Dayanacak güç de kalmadı. Ekmek alacak da para kalmadı” ifadelerini kullandı.
Ölüme terk edildiklerini ifade eden bir başka işçi, “Enerji Bakanlığı’nın önüne gittik, sabaha kadar soğukta durduk. Beyefendiler rahatsız oluyor diye biz gözaltına alınıyoruz. Biz hırsız mıyız, terörist miyiz? Hakkımızı istiyoruz. Sadece alnımızın terini istiyoruz, çoluğumuzun çocuğumuzun rızkı yenmesin istiyoruz” dedi.
İşçilerin talepleri
- Aylarca ödenmeyen ücretlerin yatırılması,
- Haklı nedenle işten ayrılan işçilerin tazminatlarının ödenmesi,
- TMSF öncesi ve sonrası işten çıkarılanların tazminat haklarının verilmesi,
- Emekli olup tazminat alamayan işçilerin alacaklarının ödenmesi,
- Sendikaya üye oldukları için işten çıkarılan 7 işçinin işe iadesi,
- Ücretsiz izin uygulamasının kaldırılması, geçmişe dönük ücret ve sigorta haklarının tamamlanması,
- İSİG kurallarına uygun çalışma koşullarının sağlanması,
- Madenin kamulaştırılması ve iş güvencesinin sağlanması.
- “Ekmek isteyene biber gazı”: Bakanlığa yürümek isteyen madencilere polis müdahale etti
- Suruç katliamının altıncı yıldönümünde İstanbul Kadıköy’deki anmaya polis müdahale etti, çok sayıda kişi gözaltına alındı
- Erzincan-İliç’teki maden faciası | Madenci: “Hepimiz yarın yine oraya gideceğiz, yine hayatımızı orada kaybedeceğiz”
- Doruk Madencilik işçileri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde açlık grevine başladı








