Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra davası başladı, duruşma 14 Ekim’e ertelendi

İSTANBUL (Medyascope, ANKA) – İki ay önce şüpheli bir şekilde yaşamlarını yitiren Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler’le ilgili cinsel istismar davasının ilk duruşması İstanbul Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma 14 Ekim’e ertelendi.

Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in cinsel istismar davasının ilk duruşması İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görüldü ve duruşma 14 Ekim’e ertelendi.
  • Davada, Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi A.Ş. hakkında, Hifa İkra’ya cinsel istismarda bulunduğu iddiasında bulunuldu.
  • Fatma Nur Çelik, yıllar önce istismara uğradığını ve kızı Hifa’nın da benzer suçlara maruz kaldığını iddia etti.
  • Duruşma öncesinde Çelik, adalet talebiyle nöbet tutmuş ve kamuoyu desteği istemişti.
  • Kadın hakları savunucuları, Çelik ve kızının ölümünde devletin sorumluluğunu vurgulayarak hesap sorulması gerektiğini belirtti.
Fatma Nur Çelik
Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüller davası başladı

Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi A.Ş, hakkında, üç yaşındaki çocuğu Hifa İkra Şengüler’e cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın duruşması bugün İstanbul Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 

Kızına yönelik cinsel istismar davası sürerken Zeytinburnu sahilinde ölü bulunan Fatma Nur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler 2 Mart’ta Zeytinburnu sahilde ölü bulunmuş, 4 Mart’ta toprağa verilmişti.

Anne kızın ölümünün ardından görülen ilk duruşma bugün İstanbul Anadolu Adliyesi 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, sanığın duruşmaya getirilip getirilmeyeceğini önümüzdeki günlerde değerlendirecek. Ayrıca Fatma Nur Çelik’in ailesine dosya ihbar edilecek. Bir sonraki duruşma 14 Ekim’de görülecek.

Fatma Nur Çelik
Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüller davası başladı

“İntiharım söz konusu değil” demişti

İstanbul’da Fatma Nur Çelik, Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi tarafından yıllar önce çocuk yaşta istismara uğradığını, daha sonra bu kişiyle evlendiğini, kızı Hifa İkra Şengüler’in de 3 yaşından itibaren istismara maruz kaldığı öne sürmüştü.

Açılan dava devam ederken Çelik, bir süredir İstanbul Kartal’daki Anadolu Adliyesi önünde adalet talebiyle nöbet tutuyordu ve kamuoyuna destek çağrısında bulunmuştu.

A.Ş.’nin çocuk yaşta kendisini istismar ettiğini ve zorla evlendirildiğini anlatan Fatma Nur Çelik, aynı kişinin çocuğunu da istismar ettiğini belirtmişti. Çelik, yaşadıklarının ardından haftalar boyunca adalet nöbeti eylemi yapmış ve kamuoyuna sesini duyurmaya çalışmıştı. Ancak Fatma Nur Çelik ile kızının cansız bedenleri 2 Mart gecesi İstanbul Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde bulunmuştu.

Adalet nöbeti sırasında konuşan Çelik, olası bir ölüm durumuna dikkat çekerek şunları söylemişti:

“Bu aşamada benim intiharım asla söz konusu değildir. Başıma bir şey gelirse bunun intihar gibi gösterilmesine izin verilmemesini istiyorum. Bu kadar doktor raporu varken, bu kadar mücadele ederken neden evladımın elimden alınmasıyla tehdit ediliyorum? Yanımda olması gerekenler neden karşımda duruyor? Fakir ve kimsesiz olduğumuz için bizi kurban etmek daha mı kolay?”

Kav: “Herkes için tutuklama çıkarılarken buradaki şüpheliyi delillere rağmen tutuklanmadı”

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Eskiden duruşmalarda ‘Etkili ceza verilecek mi?’ diye sorardık. Şimdi ise ‘Katil kim?’, ‘Arkadaşımızın kayıp bedeni nerede’ diye sorar hale geldik. Bu gidişat normal değildir ve eminim hep birlikte tersine çevireceğiz. Ne yazık ki bu memlekette bu nedenle çok fazla kadın ve çocuk cenazesi kaldırdık. Ama Fatma Nur ve Hifa’nınki bambaşkaydı, değil mi? Çünkü ölüm göz göre göre geldi. Çünkü Aile Bakanlığı, aileyi çok önemsediğini söyleyen bakanlık, bir anneyi ve kız çocuğunu korumadı. Çünkü İçişleri Bakanlığı, 8 Martlarda, 1 Mayıslarda yığınla kolluk kuvveti bulabilirken, koruma tedbirleri için yeterli kolluk bulamadı. Çünkü Adalet Bakanlığı, herkes için hemen tutuklama çıkarabilirken, buradaki şüpheliyi delillere rağmen tutuklamadı ve derhal gizlilik kararı koydu. Bütün bunlar nedeniyle bugün burada Fatma Nur’suz ve Hifa’sız bulunuyoruz ama onlar kimsesiz değil. Bu ülkede kadınlar var, emekçiler var, onların her daim yanında olacak olanlar var. Ve biz, bu duruşmadan da arkadaşlarımızın söylediği gibi  onları geri getirmeyecek olsa bile bir tür adalet bekliyoruz.

Aile Bakanlığı şimdi duruşmaya gelecek mi bilmiyorum. Gelirlerse onların beyanlarını tabii ki dikkatle dinleyeceğiz, neler olmuş, ne bitmiş diye. Ama silsile hâlinde sorumlu tüm kurumlar bir kere hesap vermelidir. İkincisi, bir karışıklık oluyor demiştim ikinci davamız da bu ölümlü durum davasıdır. Şüpheli ölüm diyoruz, şimdi intihar diye kapatılmak isteniyor. Bu yüzden, bu iki davanın birleştirilmesi, aralarındaki bağ nedeniyle ölüme sebebiyet verme davasının da bu dosyayla birleştirilmesi, dosyanın etkin bir soruşturmayla incelenmesi, gerçeğin açığa çıkarılması intihar ise de intihara sürükleyen sebeplerin ortaya konulması ve buna ilişkin ceza yaptırımının uygulanması talebindeyiz.

Hiçbir zaman söylemekten vazgeçmeyeceğiz, bu yaşadığımız anların, bu yaşadığımız kayıpların en temelde, bir sorumlusu var: İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın çekilmesi. O yüzden her seferinde aynı şeyi söyleyeceğiz, asla vazgeçmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi uygulanıyor olsaydı, bunların hiçbirini yaşamayacaktık.”

Kadıgil: “Aile Bakanı reklamları izleyip, kimsenin umurunda olmayan şeylere tepki veriyor”

Sera Kadıgil de şöyle seslendi:

“Hala arkamdaki duruşma salonundan ne Adalet Bakanı’nın ne Aile Bakanı’nın bir ilgisi, bir bilgisi var. Aile Bakanı’nın çok daha önemli işleri var çünkü televizyonlarda reklamları izleyip hiç kimsenin umrunda olmayan şeylere tepki veriyor. Çünkü gerçekten tepki vermesi gereken hiçbir şeye tepki verecek bir yüzü yok. Eğer Aile Bakanı evde oturup reklam izlemek yerine zamanında işini yapmış olsaydı, hekimler ‘Bu kadında da kızında da derhal sağlık desteği ihtiyacı var’ dedikten 10 gün sonra apar topar tedbir çıkartıp onların evine baskına gitmiş olmasaydı zamanında bunu yapmış olsaydı, Fatma Nur yanımızda olacaktı. Ama şunu çok iyi bilsinler ki Fatma Nur’un davası, tıpkı Gülistan’ın davası gibi, tıpkı Şule’nin davası gibi bize emanet. Bu dosyada, bu insanların ölümünde bir parça günahı olan, bir parça sorumluluğu olan herkes hesap verinceye kadar, arkamda gördüğünüz bu cesur kadınların direnişi ve ses çıkarması devam edecek.”

“Hesap sorulmadıkça çocukların da kadınların da bu karanlıktan çıkamayacağını biliyoruz”

CHP İstanbul Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun da “Hesap sorulmadığı müddetçe, bu karanlıktan hiçbir kadının, hiçbir çocuğun çıkamayacağını biliyoruz. Neden? Çünkü bu ülkeyi yönetenler, bu karanlığı toplumun tüm kesimlerine olduğu gibi kadınlara ve çocuklara da dayatmaktadır. Bu iktidar, neredeyse çeyrek asırdır kadınların, çocukların, emeklilerin ve emekçilerin hayatlarını her geçen gün daha fazla karanlığa sürüklemekten geri durmamıştır ve durmayacaktır. Bunları unutmayacağız ve bunları affetmeyeceğiz” dedi. 

Karaca: “Devletin en temel görevini yerine getirmeyenlerin bugün hiçbir kadının anneliğini sorgulama hakkı yoktur”

Emek Partisi Antep Milletvekili Sevda Karaca ise açıklamasında, adalet arayışının bir vasiyetin yerine getirilmesi anlamına geldiğini belirterek şunları söyledi:

Bütün adliye saraylarının önünde yüzlerce kadının vasiyetini yerine getirmek için buluştuğumuz bir memlekette yaşıyoruz. Devletin yapması gereken en temel şeyi yapmayanların, bugün memlekette tek bir kadının bile annelik duygusunun hesabını sormaya hakkı yoktur, sorgulatmayız çünkü siz önce, bize kızının hakkını sormamız için vasiyet bırakan Fatma Nur’un anneliğine hesap vermek zorundasınız. Siz, çocuklarını okula aç gönderen annelere, siz, aynı zamanda memleketin dört bir tarafında göz göre göre, ceplerinde koruma kararları varken öldürülen kızları için hesap soran kadınlara, annelere hesap vermek zorundasınız.

Fatma Nur, İkra onlar yalnız değillerdi. Biz vardık, kadınlar vardı. Haklarını savunmak için altı yıl boyunca onların yanında olan gazeteciler vardı. Fatma öldükten hemen sonra ‘Biz neyi yanlış yaptık? Neyi eksik yaptık? Devlet olarak ne yapmamız gerekiyordu da yapmadık?’ diye çıkıp hesap vermek yerine, bu davanın peşine düşen, Fatma Nur’a ve Hifa’ya sahip çıkan kadınların peşine düşen, onların haberlerini yapan gazetecileri kovalayıp hapse atan bu iktidardan hesap sormak için buradayız. Bu dava adaletle sonuçlanana kadar bu kadınlar burada olacaklar.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.