Okurlarımızı, takipçilerimizi, izleyicilerimizi ve tüm destekçilerimizi görüşlerini Medyascope’ta dile getirmeye davet ediyoruz. Yazınız editoryal ilkelerimize uyar ve Yayın Kurulumuz tarafından da uygun görülürse, web sitemizde imzanızla yayınlanacaktır. Konuşan, tartışan, farklı fikirlerin dile getirildiği bir Türkiye istiyoruz. Eda Saraç, “Halkın avukatı ve vekili Can Atalay’ı anlamak ve hatırlamak” başlıklı yazıyı kaleme aldı.

- Bu yazı, avukat milletvekili Can Atalay’a ve onun eşsiz hak mücadelesine adanmıştır.
Can Atalay denince aklıma hep bir eli yumruk, yanında sarıldığı Mücella Yapıcı’nın yanında yaptığı konuşma geliyor. İzlerken hep “ne kadar yiğit bir insan” diye düşünmüşümdür. Ne yürekli bir adam… Gerçekten de yiğit bir adam ve yüreğinin attığı her yerde halkı için verdiği mücadele devam ediyor. Kendisi halkın avukatı olduğu için ve hayatını ezilenlerin hak mücadelesine adadığı için şu an Hatay halkının meşru oylarıyla bu ilin milletvekili seçilmiş olmasına rağmen Silivri Cezaevi’nde siyasi esir olarak tutuluyor. Hem de 2022 yılından beri, hem de Anayasa Mahkemesi’nin açık ihlal ve milletvekili seçilmiş olmasına istinaden tahliye kararına rağmen! Kendisinin bir milletvekili olarak tutukluluk durumu, açıkça bir Anayasa krizine ve ihlaline dönüşmüş durumda.
Avukat ve Hatay ilinin meşru oylarıyla seçilmiş milletvekili Can Atalay’ın tutukluluk durumunun bir izahı yok, açık bir Anayasa ihlali Anayasa Mahkemesi’nin de vermiş olduğu kararlarla sabit olduğu üzere. Kendisi 2023 yılında gerçekleşen genel seçimler sonrasında Türkiye İşçi Partisi’nden Hatay milletvekili olarak seçildi. Milletvekili seçilmiş olduğu için tahliye edilmesi gerekmesine rağmen tahliye edilmedi. Mecliste bulunamadı, milletvekili yeminini edemedi, katılsa çok faydalı olacağı deprem bölgesi ili Hatay’ın genel kurul ve Meclis çalışmalarına katılamadı. Hem Hatay halkının verdiği oylar gasp edildi hem de Şerafettin Can Atalay’ın bir vekil olarak bireysel hakları. Bu kadar büyük çapta bir Anayasa ihlali elbette daha çok konuşulmalı ve bu ihlal giderilene kadar, Can Atalay özgür kalıp Meclis’e hak ettiği şekilde vekil olarak dönene kadar da gündemde tutulmalı.
Hatay milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğu hakkında Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından üç kez hak ihlali verilmiş; Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin “AYM kararına uyulmaması” kararı alması ve de Atalay’ın tahliye edilmemesi, Türkiye’de bir Anayasa krizini başlatmıştır. Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulması Türkiye’nin Anayasal düzeni açısından hayati önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğuna dair karar vermiş, bu karar da 16 Nisan 2025 tarihinde Meclis’te okunmuştur.
Can Atalay’ın avukat arkadaşları ve de dostları, kendisinin bu onurlu mücadelesi hakkında bir belgesel yaptılar ve de gösterime sundular. İlk gösterim Üsküdar Belediyesi Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Belgeselin tertip komitesinde İstanbul Barosu insan hakları merkezinden avukatlar, İstanbul Barosu İbrahim Kaboğlu, avukat Kemal Aytaç, avukat Sinem Keleş yer aldı.
Belgeseli izlerken yer yer hıçkıra hıçkıra ağladım. Can Atalay’ın çocukluk fotoğrafları arasında bulduğu her gazete parçasını okuyan bir çocuk olması beni doğrudan yerde bulduğu her gazete küpürünü okuyan kendi çocukluğuma götürdü. Annesi ve yürümekte zorlanan babasının görüş günlerinde çektiği çileler… Buna rağmen vakur duruşları. Annesinin her defasında “seninle gurur duyuyoruz evladım!” deyişi. Evlatlarıyla telefon görüşmesi esnasında görüşmenin aniden yarıda kesilmesi ve bunun yaşattığı çaresizlik. Elbette gurur duyacaklardı evlatlarıyla; zira avukat olan oğulları Can Atalay kendi hayatını hiçe sayarak ömrü boyunca her daim ezilenlerin, göçük altında ölen madencilerin, Çorlu tren kazasında can verenlerin, Ermenek maden kazasında can verenlerin yakınlarının avukatlığını, Hendek havai fişek fabrikası kurbanlarının avukatlığını üstlenen oğullarıyla gurur duymaktan başka ne yapacaklardı ki? Ben de onlarla beraber ağladım. Hele annesi ile görüşürken aniden demokrasiden, yurttaşlıktan, ülkeye küsemeyeceğinden bahsetmesi beni en çok ağlatan kesim oldu… Tam o esnada telefon süresinin bitmesi… Beni hıçkıra hıçkıra ağlattı. Hâlâ annesini teselli etmeye çalışması ve annesine insanlık onurundan bahsetmesi… O noktada belki sürecin yakınları açısından ne kadar zor ve kahredici olduğunu da bildiğimden kalbim paramparça oldu. Can Atalay benim bu ülkeye dair kalan nadir umutlarımdan biri ve on binlerce insanın da gururu ve onuru. Hayatı hak mücadelesiyle geçmiş onurlu bir ruh. Hatay ilinde halkın oylarıyla seçilmiş meşru milletvekili. Başka birisi olsa, bu kadar yetenekli bir ceza avukatı olarak kuşkusuz başka şekilde geçirirdi hayatını ancak kendisi hayatını ve emeğini başkalarına adadı. Bunun bedelini de Silivri’de esir tutularak ödüyor. Can Atalay belgeseli, herkesin mutlaka izlemesi gereken bir belgesel. Bu memleketin en onurlu evlatlarından biri olan Hatay milletvekili Can Atalay’ın mücadeleyle geçen hayatının hikâyesi 6 Şubat 2026’da İzmir’de, Mimarlar Odası İzmir Şubesinde 19.00’da gösterilecek. Can Atalay onurumuzdur! Lütfen belgeseli izleyin ve de yakınlarınıza Can Atalay’ın eşi benzeri olmayan hak mücadelesini anlatın. Can Atalay’ın mücadelesi, hak ettiği şekilde özgür kalana ve vekillik görevine başlayana kadar ve sonrasında da devam edecek!








