İSTANBUL (Medyascope) – Halk TV’deki ayrılıklar medyanın yapısal sorunlarını ortaya mı çıkardı? 5 soru 10 Cevap‘ta bu hafta Kemal Can, son günlerde Halk TV etrafında yaşanan ayrılıklar üzerinden medya sektörünün perde arkasını tartıştı.
Kemal Can ” Medya halleri” başlıklı videoda şu soruları ele aldı
1- Halk TV’de neler oldu?
2- Meselenin arkasında ne var?
3- Sorun sadece Halk TV’de mi?
4- Nasıl böyle olduk biz?
5- Medya nasıl kurtulur?
Kemal Can, son günlerde Halk TV etrafında yaşanan ayrılıkları değerlendirdi. sorunun yalnızca bir kanal krizi olmadığını belirten Can, muhalif medyada uzun süredir biriken yapısal problemlerin açığa çıktığını söyledi.

Halk TV’de neler oldu?
Kemal Can Halk TV’de yaşanan olayları şöyle anlattı:
“Önce birkaç arkadaşımız görevden ayrıldığını bildirdi. Haklı sebepleri olduğunu ve bir takım rahatsızlıklar söz konusu olduğu için artık yayınlara devam etmeyeceğini söylediler. Seda Selek’e dayanışma gösteren Sorel Dağıstanlı, yönetim tarafından ekrandan uzaklaştırıldı. Dağıstanlı da buna cevaben kanalla yollarını ayırdı. Peşinden de istifalar geldi. Daha sonra Remziye Demirkol, Gözde Şeker, Buket Güler, Gökmen Karadağ tek tek Halk TV ile yollarını ayırdıklarını söylediler. Hatta izleyiciye veda etmek için yapmak istedikleri son yayınlarına da izin verilmedi. Bazı konukların da bu gelişmeler üzerine artık Halk TV yayınlarına katılmayacağını söylediklerini duyduk.”
Kanal sahibi Cafer Mahiroğlu’nun sosyal medya paylaşımını da eleştiren Can, açıklamanın “üstten bir dil” taşıdığını ve ayrılan çalışanları suçlayıcı bir tavır içerdiğini söyledi. Kemal Can, Mahiroğlu’nun daha sonra özür dilediğini ancak bu özrün “yaptıklarından değil, söylediklerinin duyulmuş olmasından” kaynaklandığını savundu.
Meselenin arkasında ne var?
Muhalif medya içinde “liyakatsizlik”, “eşitsiz ücret politikaları” ve “editoryal sıkıntılar” bulunduğunu ifade eden Can, ekran yüzlerine yüksek ücretler ödenirken muhabirler ve teknik çalışanların düşük ücretlerle çalıştırıldığını savundu. Bu durumun medya sektöründe derin bir eşitsizlik yarattığını belirtti.
Can, sorunun yalnızca medya patronlarıyla sınırlı olmadığını da dile getirerek, gazetecilerin ve izleyicilerin de mevcut tabloya katkı sunduğunu söyledi. İzleyicilerin medya kuruluşlarını “taraftar tribünü” gibi konumlandırmasının, gazetecilik faaliyetinin niteliğini zayıflattığını ifade etti.
Nasıl böyle olduk biz?
AKP iktidarı döneminde medyanın sistematik biçimde dönüştürüldüğünü belirten Can, baskılar, el koymalar ve finansal kontrol mekanizmalarıyla medyanın iktidarın stratejik araçlarından biri haline geldiğini söyledi. Ancak buna alternatif olması beklenen mecraların da zamanla karşı çıktıkları yapıya benzemeye başladığını savundu.
Özellikle emek ilişkileri konusunda alternatif bir yaklaşım geliştirilemediğini belirten Can, çalışanların hak taleplerinin fedakârlık söylemiyle bastırılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Kemal Can, gazetecilerin başka gidecek yeriniz mi var anlayışıyla düşük ücret ve ağır çalışma koşullarına razı edilmeye çalışıldığını ifade etti.








