Kemal Can yazdı: Yeni Parti tartışmaları genişliyor

Mutlak butlan kararının ardından Yeni Parti tartışmaları hemen başlamıştı. Tartışmalar geçtiğimiz haftaya kadar ağırlıklı olarak zamanlamaya odaklıydı. Fazla gecikmeden, ivme kaçırılmadan yeni adresin belirlenmesi ve CHP’nin hızla terk edilmesi gerektiğini söyleyenlerle Özgür Özel’in “son ana kadar direnme” strateji arasında -heveslilere rağmen- fazla sertleşmeyen argümanlar gezindi durdu. Elbette “butlan ekibi” de tartışmalara katıldı. Başta “hadi artık gidin” teşviki öne çıkarken, şimdi “partiyi bölme” iddialarını gündeme getirmeye başladılar. Elbette aşırı erken aşamada son derece sorunlu anketler de sürece eşlik etti. Şimdi ise tartışmalar yavaş yavaş “nasıl bir parti” değerlendirmelerine doğru kaymaya başladı. Yeni bir CHP veya “CHP 2.0” olup olmaması, bir seçim partisi olup olmayacağı ya da yeni bir toplumsal hareket yaratılıp yaratılmayacağı konuşuluyor. Çünkü “yeni parti” mecburiyeti artık genel kabul gördüğü için tartışmalar zorunlu olarak içerik aşamasına geçmiş durumda.

Herkes aslında bambaşka şeylerden söz ediyor. Yeni Parti denilince sanki herkes için şeyi anlıyormuş gibi davranılıyor ama kavramlar, sıfatlar çok başka anlamlar ve bağlamlarda kullanılıyor. Şimdilik kod isim gibi kullanılan “yeni” kelimesi bile herkes için başka bir şeyi çağrıştırıyor. Kimileri zaten devrini tamamlamış olanın terk edilmesi gerektiğini, kimileri de çalınan partinin -kuruluş kodlarıyla- yeniden inşasından söz ediyor. Gerekli olan, ihtiyaç duyulan, beklenen, tarif edilen, muhtemel olan, akılcı bulunan ve daha bir sürü pencereden bakılarak farklı çerçeveler çizilmeye çalışılıyor. Zenginin parasının züğürtün çenesini yorması gibi; “yeni parti”nin heves uyandıran seçmen potansiyeli, bu partiyle herhangi bir zamanda herhangi bir organik ilişkisi olmayacakların da gündemine giriyor. Profesyoneller ve anket erbabı ise teyakkuzda.

Kemal Can yazdı: Yeni Parti tartışmaları genişliyor
Kemal Can yazdı: Yeni Parti tartışmaları genişliyor

Kazanma arzusu ve temsil krizi

“Yeni Parti” açısından en temel ikilem; ne için “yeni parti” gerektiği ya da hangi ihtiyacın daha acil olduğu meselesi. 2024 yerel seçimleri ve (19 Mart başta olmak üzere) iktidarın operasyonları sonrasında giderek yükselen -en azından gerilemeyen- muhalefet potansiyeli, seçimle iktidar değişikliği fikrini tekrar canlandırdı. Senelerdir bazen trajik bazen trajikomik yenilgilerle ilerleyen ama kendini hep yenilemeyi beceren kazanma arzusu, yine umutlu olmak için bir sebep bulmuş görünüyor. “Yeni Parti”, muhalefet kamuoyunun senelerdir aradığı “kazanacak formül” olarak öne çıkartılıyor. Ancak bazen birbirini ezen “kazanma formüllerinin” aynı torbaya doldurulduğu bir biçimsizlik de ortaya çıkabiliyor. Diğer taraftan yine 2024 yerel seçimleriyle ortaya çıkan daha kapsayıcı bir tabana oturacak ve siyasi temsil krizine kalıcı cevap olabilecek hatta siyaseti yeniden tarif edebilecek yeni bir yapılanma imkânı veya gereğine işaret edenler de az değil. Bu ikilem, yapısal bir tartışma olarak ilerlediği gibi bir zamanlama meselesi olarak da gündemde.

Son on yıldır seçmen eğilimleri hakkında yapılan ciddi çalışmaların ve seçim sonuçlarının -özellikle oy coğrafyasındaki değişim açısından- gösterdiği güçlü bir dinamik var. İktidar partilerinin ama özellikle AKP’nin siyasal desteğinde ciddi gerileme ve yapısal çözülme izleniyor. (Oy desteğinin yarısını kalıcı biçimde kaybetmiş durumda) Buna karşılık muhalefet seçmenindeki dağınıklık ve odak sorununun devam ettiği anlaşılıyor. İtiraz edilen, şikâyet edilen, rahatsızlık duyulan şeyler daha somut başlıklar haline gelse bile bu itirazın ifade edilme şekli, yöneldiği hedef, öncelik tercihleri ve çözüm önerilerinde ortaklaşma sorunu yaşanıyor. İktidarın sürekli güç kaybetmesine rağmen ayakta kalmasını sağlayan bu vasat, aslında bir temsil krizi. İktidar, -küçülse bile- bir grup seçmeni hâlâ sadece kendisi tarafından temsil edilebileceğine ikna edebilirken, muhalefet -çoğu geçmiş kültürel bagajlar yüzünden- büyümekte olan potansiyelin tereddütlerine cevap üretmekte daha çok zorlanıyor. Yeni bir siyaset tarzı veya “değişim” iddiasının yönü ve tabanı hâlâ belirsiz. (Bazıları bu belirsizliğin kendisini değişim sayıyor)

Zamanı yönetmenin zorlukları

“Yeni Parti”yi seçim kazanacak bir formüle veya siyasal temsil krizini çözecek yeni bir yapılanmaya dönüştürme arzusu esasında birbirine zıt istekler değil. Elbette siyasetin yeniden biçimlenmesini sağlayacak bir toplumsal örgütlenme, muhalefet seçmeninde hatta genel kamuoyunda büyük bir motivasyona neden olabilir. Oluşacak dalga önce kazanma hevesinin sonra da kazanmanın yolunu da açabilir. Fakat bu konuda çok sayıda pratik engel var ve yenileri de hemen gündeme gelebilir. En önemli pratik sorun zamana hâkim olma meselesi. Seçimin ne zaman ve hangi konjonktürde olacağını belirlemek şöyle dursun kestirmek bile çok zor. Zamanı kontrol edemeyince plan yapmak, planı uygulamak ve istenen sonuçları yaratacak adımları sıralamak hiç kolay olmuyor. Seçime yetiştirilecek bir ya da birkaç parti seçeceği hızla üretilebilir belki ama tabandan yukarı doğru bir toplumsal hareket örgütlemek; zaman, hazırlık ve büyük emek istiyor.

Diğer yandan yeni partinin sürükleyicisi olması beklenen veya istenen kadroların büyük çoğunluğu uzunca bir süredir CHP içinde siyaset yapan isimler olacak gibi görünüyor. Yeni Parti, CHP 2.0 olamayacaksa bile siyaset deneyimini hatta belki örgütlenme pratiğini -zaman faktörü yüzünden- ciddi ölçüde CHP’nin hazır potansiyeline yaslamak zorunda kalacak. (Hem “hadi” dendiğinde CHP’den ayrılıp gelenleri “dışarıda” bırakmak zor olacağı için hem yeni kadroların intibakı ve “güvenilirliği” açısından yeterli hazırlık yapılmadığı için) CHP, -çoğu zaman bir övünç vesilesi yapıldığı gibi- dinamizm üretmekten ziyade, geleneği (mirası) sürdürmek üzere biçimlenmiş hantal bir yapı. Dolayısıyla refleksleri, kadro profili ve deneyimi de buna göre. Toplumsal dinamiklerle ilişkisi fazlasıyla dolaylı, neredeyse “resmi müracaata” tabi. 19 Mart sonrasında Özgür Özel’in sergilediği performansın bütün teşkilata yayılmayıp kişisel düzeyde kalması da bu yüzden.

Kemal Can yazdı: Yeni Parti tartışmaları genişliyor
Kemal Can yazdı: Yeni Parti tartışmaları genişliyor

“Yeni” neye benzeyecek?

“Yeni Parti”nin ister kazanacak formül ihtiyacı ister yeni bir toplumsal hareket beklentisi bakımından neye benzeyeceği, daha önemlisi neye benzetileceği çok önemli. Bu, elbette üzerine çok kafa yorulması gereken bir mesele ama bir taraftan da fazla kafa yorup çok sentetik (kozmetik) çareler üretilince, ortaya çıkanın hiçbir şeye benzememe riski büyüyor. Kısa vadede hızlı biçimde kanaat üretmek zorunda olan yapılar, kolay algılanabilir sembol ve işaretleri kullanmak zorunda. İsmi, amblemi ve kendini tarif ediş biçimi önemli. Nötr tercihler veya ideolojik göndermeler de hem avantajlar hem riskler getiriyor. Fakat bir hareketin, bir partinin hatta bir imza metninin bile hangi kaynaktan beslendiği, derdinin ne olduğu, nereye varacağı konusundaki kanaatleri belirleyen en belirgin referans, “kimler varmış” sorusunun cevabına bağlı oluyor. Şu ya da bu biçimde hakkında zaten kanaat oluşmuş simaların dahil olma biçimi en hızlı imaj aktarımını sağlıyor.

İktidarı değiştirme motivasyonu ve süpermarket çeşitliliğinde bir vitrin tanzimi, geniş seçmen gruplarını peşine takabilecek bir “dava” haline gelebilir mi? Gelebilir elbette. Böyle örnekler de var. Fakat seçmenin birikmiş dertleri için bunu yeterli görüp görmeyeceği hakkında canlı bir tartışmanın sürdüğü ve “neye benzeyecek” tartışmasında kullanılan ciddi bir argüman olduğu ortada. Kazanacak aday gibi kazanacak parti (kadro) iddiası tek başına sürükleyici olabilir. Seçmenin zaten kararını verdiği, sadece “doğru seçenek” olarak karşılarına çıkmanın yeteceği de söylenebilir. Ancak “doğru seçenek” konusunda mutabakat pek kolay değil. Eski siyasi kimlikler artık bir şey anlatmıyor diyerek yine bir şey anlatmayan tarifler tatmin edici -en azından sonuç alıcı- kabul edilebilir. Fakat iktidarın senelerdir bizzat çizdiği ayrışma hatları ve “ötekini belirleme” avantajı hiç yokmuş gibi davranabilmek için daha fazla netliğe ihtiyaç var. Çünkü “herkes” diye bir toplumsal taban yok.

Elbette boş durmayacaklar

“Yeni Parti” girişiminin nasıl bir güzergahı izleyeceği, neye benzetileceği konusunda iktidarın da bazı hazırlıkları olduğunu düşünmek için çok fazla sebebimiz var. Özellikle “yeni parti”nin sürükleyici kadrolarına dair her türlü operasyonun veya engelleme çabasının gündeme gelebileceği sık sık dile getiriliyor. Bu hamlelerin seçmen kanaatlerini nasıl etkileyeceğini şimdiden kestirmek zor. Zira 19 Mart operasyonu ve “Mutlak Butlan” hamlesi tamamen iktidarın istediği gibi ilerlemiyor ama bu sonuç vazgeçeceklerini düşünmeye yetmiyor. Özellikle yargı silahı konusunda artık hiçbir kanun, usul ve içtihata bağlı olmadıkları için hâlâ kafa karıştırıcı hamleler gündeme gelebilir. Mesela yeni parti için ayrıldıktan hemen sonra çıkacak Yargıtay kararı veya “tedbirin kaldırılması” gibi sürpriz ihtimallerden söz ediliyor. Dokunulmazlık dosyaları, siyaset yasakları, süren bazı davalarda alınacak hızlı kararlar ya da yeni operasyonlar beklenebilecek gelişmeler.

Birkaç yoklama sonrasında biraz geriye çekilmiş gibi görünen Anayasa tartışması, oyalamaya dönük bir yasal düzenlemeyle tekrar güncellenecek “süreç” hamlesi, uluslararası alandan iç politikaya aktarılacak bazı başlıklar sırada bekliyor. Ayrıca iktidarca hazırlanan paketler dışında, yeni partinin neye benzeyeceği, odağına neyi alacağı ama özellikle de -eğer yapacaksa- nasıl bir toplumsal taban için nasıl bir temsil iddiası ortaya koyacağı, pek çok aktörün radarında. Nasıl bir kadroyla ve nasıl bir örgütlenmeyle ve neyi hedefleyerek yola çıkacağı, belirsiz siyasi zeminde tepkisel pozisyonlarla idare etmeye çalışan diğer partileri yakından ilgilendiriyor. Elbette olası ittifak senaryoları açısından da kritik önem arz ediyor. Çünkü mevcut konjonktürde butlan CHP’sinin siyasi denklemde herhangi bir etkisi olmasını beklemek gerçekçi değil ve eğer kuvvetli bir muhalefet hareketi oluşması ihtimali hesaba katılacaksa -şimdiden başlayan anket manipülasyonlarına rağmen- “yeni parti”de ne olup biteceği herkesi yakından ilgilendiriyor. Yüksek ilgi ise her türlü riski büyütüyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş