Masada Kalanlar (6): Patates salatanıza “üstürübüttüt” ister miydiniz?

Kelimenin esas mucidi dedemin abisi Fikri. Adını bilmediği bir şey için “üstürübüttüt işte!” der geçermiş. Misal, arabanın üstürübüttüdü bozulabilir, Paraguay’ın başkenti Üstürübüttüt olabilir ya da ağaçların yapraklarına üstürübüttüt böceği dadanabilir… Herhangi bir şey üstürübüttüt olabilir.

Nasıl ki yabancı dilden alınan bir kelime ithal edildiği ülkede çeşitli anlam kaymalarına uğrarsa, dedem de bu kelimeyi bizim eve getirirken anlamını değiştirmiş. Bizim evde üstürübüttüt dendi mi, herkes Almanya’dan gelen salata sosunu anlardı.

Masada Kalanlar (6): Patates salatanıza "üstürübüttüt" ister miydiniz?
Masada Kalanlar (6): Patates salatanıza “üstürübüttüt” ister miydiniz?

Üstürübüttüt, soya sosu rengindeydi, tuzluydu; koyu kahverengi şişesinin üzerinde sarı bir ambalajı vardı. Hiçbirimizin aklına senelerce markasına, adına ya da içeriğine bakmak gelmemiş. Üstürübüttüdün ne olduğunu ancak otuzlarımda öğrendim: Würze Maggi. Almanya uçuşuna gitmeden önce bazen dedeme sipariş verirdik. O da eve üstürübüttüt alıp dönerdi. O akşam yapılan salatanın üstüne mutlaka üstürübüttüt konurdu. Ama üstürübüttüt koymak dedemin göreviydi; salata hazırlandıktan sonra dedem adeta törensel hareketlerle üstürübüttütü dökerdi.

Gelgelelim, üstürübüttüdün en yakıştığı salata, yeşil salata değil, patates salatasıdır. Üstürübüttüt patates salatasına ayrı yakışır. Hele bir de patates salatasının yanında ızgara balık ya da şnitzel varsa… Ve tabii bir de arkasından helva geliyorsa… Değmeyin keyfime.

Ben patates salatasını çok severim. Anneannem de patates salatasını çok güzel yapar.

Anneannemin patates salatasının püf noktası, kızartmalık patatesin kabuğunun iyice fırçalanmasıdır. Anneannemde bir tarafı patates kabuğu, diğer tarafı ise balık pulu temizlemeye yarayan bir alet vardı —Fikri Amca bu alete “üstürübüttüt” diyebilirdi mesela. Patatesler, kabukları iyice temizlendikten sonra haşlanacak. Aksi takdirde, anneannemin dediğine göre, patates su çeker ve lezzeti azalır. Haşlanan patatesler küçük küçük kesilecek ve içine dereotu, maydanoz, yeşil biber ve soğan eklenecek. Tabii limon ve zeytinyağı olmadan patates salatası düşünülemez. Evde üstürübüttüt varsa koymanın tam sırası. Ama üstürübüttüt konan salataya tuz serpilmez.

Bizim ailede herkes patates salatasını farklı yapar —hepsi de ayrı ayrı güzel olur. Teyzeminkinde patatesler haşlanmaz, kızartılır. Ama öncesinde, anneannemin tam aksine, sabahtan doğradığı patates küplerini suda bekletir. Malum, patates suda bekledikçe nişastasını bırakır. Teyzem işte o suyun rengini takip eder ve beyazlaştıkça yeniler. Böylece patates, olabildiğince nişastasından arınır. Kızartılmadan önce son bir şok tedavisi uygulamak üzere patatesler buzlu suya atılır. Haşlanan patatesler yumuşar ama teyzeminkiler kızartıldığı için yumuşamaz, onun patates salatası biraz daha kıtır olur.

Nihan’ın patates salatası ise bunlardan farklıdır. Onun patates salatasının başrolünde kimyon vardır. Haşlanan patatesleri tatlandırmak için sadece baharat kullanır. Patates salatasına kimyon haricinde pul biber, kuru nane ve tuz serpilir. Bir de kırmızı soğan.

Üstürübüttüt, bugünden bakınca tüketilmesi tavsiye edilen yiyecekler arasında sayılamaz herhâlde. Bir kere çok tuzludur, üstelik içeriği de pek matah değildir. Bulyonun, margarinin makbul sayıldığı bir dönemin sosuydu. Hatırlıyorum, 90’larda, saçma sapan bir propaganda sonucunda yumurta ve tereyağı yemek neredeyse ölümcül sayılıyordu. Damar tıkanıklığının en büyük sorumlusu olarak gösterilen tereyağı sofradan kalkmış, yerini “kalp dostu” olduğu söylenen margarine bırakmıştı. Bereket, bir süre sonra bu saçmalıklardan vazgeçildi de yumurtayla tereyağı hak ettikleri yere yeniden oturdu.

Üstürübüttüt de pek çok zararlı ürün gibi epey lezzetliydi. Gerçi, şimdi düşünüyorum da, belki o kadar lezzetli de değildi, bilemiyorum; senelerdir ne üstürübüttüt gördüm ne de bir yerde yedim. Ama üstürübüttüt, bir tek anneannemin mutfağında gördüğüm ve bütün ailemizi aynı sofrada toplayan simgelerden biriydi. “Üstürübüttütlü patates salatası” yediğimiz günlerde herkes hayattaydı; hastalıklar, dargınlıklar, kırgınlıklar yoktu.

Üstürübüttüt hâlâ üretiliyor mu bilmiyorum ama bir gün bir yerde üstürübüttüdün sadece şişesini bile görsem, Proust’un madleni gibi, sonsuz çağrışımlarla o aile sofrasına yeniden oturacağımı hissediyorum.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.