İSTANBUL (Medyascope) – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlamasından 100 günden fazla süre sonra imzalanan anlaşma savaşı resmen bitirdi ancak asıl pazarlık şimdi başlıyor. Hem Washington hem Tahran anlaşmayı kendi kamuoyuna “zafer” olarak anlatmaya çalışıyor. Peki taraflar gerçekten kazandı mı, yoksa zor kararlar şimdi mi başlıyor?
Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- ABD ve İran arasındaki mutabakat savaşı bitirdi ancak asıl müzakereler yeni başladı.
- İran anlaşmayı “teslim olmadan ayakta kalma” başarısı olarak sunuyor.
- ABD, deniz ablukasının kaldırılması, yaptırım gevşemesi ve 300 milyar dolarlık kalkınma planı gibi taahhütlerde bulundu.
- İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu ve nükleer altyapısı en zor başlıklar olacak.
- Hem Tahran hem Washington, içeride “fazla taviz verildi” eleştirileriyle karşı karşıya kalabilir.
İlgili haberler:
ABD-İran anlaşması, çatışmaları sona erdirdi ancak anlaşmazlıkların tamamını çözmedi. Taraflar, imzalanan mutabakat zaptıyla 60 günlük yeni bir müzakere sürecine girdi.
Bu süreçte İran’ın nükleer programı, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun geleceği, yaptırımlar, Hürmüz Boğazı, petrol ihracatı ve savaşta zarar gören altyapının yeniden inşası masada olacak.
ABD-İran anlaşması: Tahran ne kazandı?
İran açısından anlaşmanın en önemli sonucu, rejimin ayakta kaldığını ve “teslim olmadığını” gösterebilmesi.
Tahran’ın savaş boyunca temel hedefi, ABD ve İsrail’i konvansiyonel askeri olarak yenmekten çok, İslam Cumhuriyeti’nin siyasi yapısını koruyarak masaya dönebilmekti. Mutabakat zaptı, İran yönetimine bunu kamuoyuna “zafer” olarak anlatma imkânı veriyor.
Anlaşma, İran’ın egemenliğine saygı vurgusu yapıyor, askeri operasyonların tüm cephelerde durmasını öngörüyor, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını ve İran gemilerine yönelik ABD deniz ablukasının kaldırılmasını içeriyor.

ABD ne taahhüt etti?
Mutabakata göre Washington, İran’a yönelik deniz ablukasını kaldırmaya başlayacak, İran petrol ihracatı için bazı muafiyetler tanıyacak, dondurulmuş ya da kısıtlanmış İran varlıklarının erişime açılması için adım atacak.
ABD ayrıca yaptırımların gevşetilmesi ve bölgesel ortaklarla birlikte İran için en az 300 milyar dolarlık yeniden yapılanma ve ekonomik kalkınma planı üzerinde çalışmayı kabul etti.
Bu başlıklar, İran yönetiminin anlaşmayı içeride savunabilmesini kolaylaştırıyor. Çünkü Tahran, anlaşmayı yalnızca ateşkes değil, ekonomik nefes alma ve uluslararası meşruiyet kazanma adımı olarak sunabiliyor.
İran neyi kabul etti?
Tahran’ın kısa vadeli yükümlülükleri daha sınırlı ancak siyasi olarak hassas.
İran, Hürmüz Boğazı’nda ticari geçişlerin güvenliğine destek vermeyi, nükleer silah peşinde olmadığını yeniden teyit etmeyi ve nükleer programının geleceğiyle ilgili müzakerelere girmeyi kabul etti.
Ancak asıl zorlu başlıklar ertelendi: Yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ne olacağı, zenginleştirme faaliyetlerinin hangi ölçekte süreceği ve savaşta zarar gören nükleer tesislerin yeniden inşa edilip edilmeyeceği önümüzdeki 60 günün en kritik pazarlık konuları olacak.
Tahran için en büyük risk ne?
İran yönetimi açısından en büyük risk, içeride yarattığı “zafer” anlatısının müzakere masasında atılacak tavizlerle çatışması.
Devlet medyası, Devrim Muhafızları, parlamento ve sertlik yanlısı figürler, İran’ın ABD ve İsrail’i yendiğini söylüyor. Bu beklenti yükselmişken, uranyum ya da nükleer altyapı konusunda verilecek herhangi bir taviz “zaferden sonra geri adım” olarak sunulabilir.
Buna karşılık hiçbir taviz verilmemesi de süreci çökertme riski taşıyor. İran, nükleer program konusunda hareket alanı bırakmazsa, Washington ve İsrail’de “Tahran anlaşmayı zaman kazanmak için kullandı” diyenlerin eli güçlenecek.
Hamaney neden mesafeli?
İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in anlaşmaya verdiği destek dikkatli ve sınırlı.
Hamaney, mutabakata “ilkesel olarak başka bir bakışı” olduğunu belirtti ancak Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın, İran’ın ve müttefiklerinin haklarını savunma sorumluluğunu üstlenmesi üzerine sürecin ilerlemesine izin verdi.
Bu ifade, Hamaney’in anlaşmanın önünü kapatmadığını ancak başarısızlık durumunda tüm siyasi sorumluluğu üstlenmek istemediğini gösteriyor.
Bu da İranlı müzakereciler için alanı daraltıyor. Çünkü Washington’ı ikna edecek adımlar atmaları gerekiyor ancak aynı zamanda Hamaney’in tam sahiplenmediği bir anlaşmada fazla taviz vermiş gibi görünmemeleri gerekiyor.
Sertlik yanlıları neden rahatsız?
İran’da sertlik yanlıları için bu süreç, 2015 nükleer anlaşmasını hatırlatıyor.
O dönem Hasan Ruhani yönetimi, nükleer program konusunda fazla taviz vermekle suçlanmıştı. Bugün benzer bir eleştirinin Pezeşkiyan yönetimi ve müzakere heyeti için de gündeme gelmesi mümkün.
İran Parlamentosu başkanı ve müzakere heyetinin başındaki Muhammed Bakır Kalibaf’ın devlet televizyonunda “Ben diplomat değilim ama Amerika’ya nasıl anlatacağımı iyi bilirim” demesi de bu iç dengelere dönük bir mesaj olarak görülüyor.
Kalibaf, Washington kadar İran’daki sertlik yanlısı tabanı da ikna etmeye çalışıyor.

ABD açısından anlaşmanın riski ne?
Washington açısından anlaşma, savaşı bitirme ve İran’ı yeni bir müzakere çerçevesine çekme fırsatı sunuyor.
Ancak Trump yönetimi, içeride “İran’a çok fazla ekonomik taviz verildi” eleştirileriyle karşılaşabilir.
Mutabakatın yaptırım gevşemesi, petrol ihracatı muafiyetleri, dondurulmuş varlıklar ve 300 milyar dolarlık yeniden yapılanma planı içermesi, özellikle Cumhuriyetçi çevrelerde anlaşmanın 2015 nükleer anlaşmasından bile daha zayıf olduğu eleştirilerine yol açabilir.
ABD’deki eleştirmenler, en zor nükleer başlıklar çözülmeden İran’a ekonomik nefes alanı açıldığını savunabilir.
ABD-İran anlaşması: Süreci ne bozabilir?
Anlaşmayı zora sokabilecek üç temel başlık var:
- İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ne olacağı. Washington bu uranyumun ülke dışına çıkarılmasını isterken, Tahran buna direnebilir.
- İran’ın zenginleştirme kapasitesinin geleceği. Tesislerin yeniden inşası ve programın ölçeği, müzakerelerin en sert başlığı olacak.
- İç siyaset. Hem İran’da sertlik yanlıları hem ABD’de Trump karşıtı ve İran’a taviz verilmesine karşı çıkan çevreler, anlaşmayı kırılgan hale getirebilir.
Kaynak: BBC







