Yaşlılar için e-Devlet – Şifre kapıda: Kullanmayı kim öğretiyor?

İSTANBUL (Medyascope) Türkiye’nin 9,6 milyonluk yaşlı nüfusunun önemli bir bölümü ya internete hiç erişemiyor ya da erişse bile e-Devlet, MHRS ve benzeri temel dijital kamu hizmetlerini bağımsız biçimde kullanamıyor. Sahada işe yaradığı düşünülen modeller var ancak bunların ölçeği sınırlı, kalıcı etkileri ise çoğu zaman ölçülmüyor.

Yaşlılar için e-Devlet - Şifre kapıda:  Kullanmayı kim öğretiyor?
Yaşlılar için e-Devlet – Şifre kapıda: Kullanmayı kim öğretiyor?

Haber: Onur Metin | HepsiVeri 

Yaşlıların dijital dışlanması sadece “internet bilmeme” sorunu değil, sağlık randevusundan sosyal yardıma, emeklilik işlemlerinden günlük bürokrasiye kadar birçok temel hizmete erişimi etkiliyor. Bu haberde, PTT’nin yeni e-Devlet şifre uygulamasından YADES’e, Dijital Bahar odalarından 65+ Yaşlı Hakları Derneği ve üniversite programlarına kadar dört ana modeli çözümsel gazetecilik süzgecinden geçirdik: Hangi yöntem nasıl işliyor, etkisini nasıl (ölçemiyoruz) ve en çok kimler dışarıda kalıyor? Veriye dayalı bulgular ve sahadan uzman görüşleriyle, “kaç kişiye ulaştık?” sorusundan “kimler gerçekten kullanmayı sürdürebiliyor?” sorusuna geçmeye çalıştık.

Şifre teslim edildi ama “kapı” hâlâ kapalı

Nisan 2026’dan itibaren PTT, 65 yaş üstü vatandaşlara e-Devlet şifresini adrese teslim etmeye başladı. Adım, ilk erişim engellerinden birini azaltıyor gibi görünse de, asıl sorun şifrenin tesliminden sonra başlıyor.

TÜİK’in Mart 2026’da açıkladığı İstatistiklerle Yaşlılar 2025 verilerine göre Türkiye’de 65 yaş ve üzeri 9,6 milyon kişi yaşıyor.  Bu, toplam nüfusun yüzde 11’i demek. 

Yaşlılar için e-Devlet – Şifre kapıda: Kullanmayı kim öğretiyor?

65-74 yaş grubunda internet kullanım oranı yüzde 53. Erkeklerde oran yüzde 61’e çıkarken kadınlarda yüzde 46’ya düşüyor. Aynı yaş grubunda internet kullanımının 2020’de yüzde 27 olduğu düşünüldüğünde artış belirgin ancak bu artış, yaşlı nüfusun yaklaşık yarısının hâlâ dijital hizmetlerin dışında kaldığı gerçeğini değiştirmiyor.

65-74 yaş arası internet kullanan genel, erkek ve kadınların oranı.

Üstelik sorun büyümeye devam ediyor. 65+ nüfus son beş yılda yüzde 20,5 artarak 9,6 milyona ulaştı. Yaşlı bağımlılık oranı da yüzde 14,1’den 16,2’ye yükseldi. Yaşlı nüfus yoğunluğu coğrafi olarak da eşit dağılmıyor. Oran Sinop’ta yüzde 21,7 iken Şırnak’ta yüzde 3,8. Bu fark, tek tip ulusal politikaların sınırlılığını gösteriyor.

Sorun yalnızca internete hiç erişemeyenlerle sınırlı değil. Erişebilen yaşlıların önemli bir kısmı da dijital kamu hizmetlerini düzenli ve bağımsız biçimde kullanamıyor. 2024 tarihli bir akademik anket çalışmasına göre yaşlıların yüzde 93’ü MHRS’yi biliyor, yüzde 68’i uygulamayı kullandığını söylüyor, ancak hem hastane hem aile hekimi randevusunu sistem üzerinden alabilenlerin oranı yüzde 14’te kalıyor. Yani farkındalık ile işlem yapabilme kapasitesi aynı hızda ilerlemiyor.

Akademik literatür de bu tabloyu destekliyor. Hacettepe Üniversitesi’nde yürütülen “yaşlıların dijital okuryazarlık deneyimleri” konulu bir saha çalışması, birebir atölye sonrasında bile katılımcıların önemli bir bölümünün arama motoru kullanımı, dosya indirme ve temel dijital işlemleri bağımsız biçimde yapamadığını gösterdi. 2023’te yayımlanan ve 80 lisansüstü tezi inceleyen bir meta-analiz de yaş ilerledikçe teknik yetkinliğin anlamlı biçimde düştüğünü ortaya koyuyor.

Ocak 2026 verilerine göre 65 yaş üstü 8 milyon 918 bin 889 kişi e-Devlet’e en az bir kez giriş yapmış gibi görünüyor. Oysa aynı yaş grubunda son üç ayda internet kullanım oranı yüzde 53. Bu fark, 65+ grubunda e-Devlet’e en az bir kez giriş yapmış olmanın, o hesabın bugün düzenli ve bağımsız biçimde kullanıldığı anlamına gelmediğini gösteriyor. Kayıtlı olmak ile bağımsız ve düzenli biçimde kullanmak, aynı şey değil.

Bu nedenle, PTT’nin şifre teslimi hamlesi sorunun yalnızca ilk katmanına dokunuyor. Asıl engeller çoğu zaman daha sonra başlıyor: Küçük butonlar, uzun form alanları, SMS doğrulama adımları, karmaşık yönlendirmeler ve tekrar edilmeyen eğitimler.

Sosyolog Ferzan Özyaşar’a sorduğumuzda, e-Devlet ve benzeri platformları kullanamamanın yalnızca teknik bir sorun olmadığını ifade ediyor. Ek olarak, sağlık hizmetlerine, sosyal yardımlara, emeklilik işlemlerine ve diğer kamusal hizmetlere erişimi etkileyen bir mesele olduğunun da altını çiziyor. Sistemlerin farklı yaş gruplarının kullanımına uygun tasarlanmasını tavsiye eden Özyaşar, şöyle diyor:

“Yaşlılara yönelik sadeleştirilmiş arayüzler, belirli hizmetlere erişimin kolaylaştırıldığı kullanıcı modları ve gerektiğinde insan desteğine ulaşılabilecek hibrit hizmet modelleri bu konuda atılabilecek adımlar arasında yer alıyor.”

Sahada dört model, dört farklı kapasite

Türkiye’de yaşlıların dijital dışlanmasını azaltmaya çalışan birkaç model bulunuyor. Ancak bu girişimler farklı kurumlar tarafından, farklı yoğunluklarda ve çoğu zaman birbirinden kopuk biçimde yürütülüyor.

YADES’te kamu ağı sahada, ama dijital destek yok

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yürüttüğü YADES (Yaşlı Destek Programı), yaşlı bireylerin biyopsikososyal bakımını ve günlük yaşamlarının kolaylaştırılmasını amaçlayan bir kamu programı. Belediyeler proje hazırlıyor, bakanlık onaylıyor ve mali destek sağlıyor. Faaliyetler arasında evde bakım, psikososyal destek, teknik onarım ve koordinasyon merkezi gibi başlıklar yer alıyor.

2026 Uygulama Usul ve Esasları’na göre dijital okuryazarlık eğitimi, programın tanımlanmış faaliyetleri arasında açıkça yer almıyor. Program, kimi belediyelerde evde destek hizmeti de sunuyor, ama bu hizmetin standart biçimi ve hangi personelle yürütüldüğü projeye göre değişiyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın Mayıs 2026’da yaptığı açıklamaya göre YADES, 10 yılda 86 belediyede 123 projeyle 164 bin yaşlıya ulaştı. 2025 için 41,3 milyon TL, 2026 için ise 50 milyon TL ödenek ayrıldı.

Bu ölçek, 9,6 milyonluk 65+ nüfusla kıyaslandığında sınırlı kalıyor. Daha da önemlisi, program şu haliyle dijital dışlanmayı doğrudan hedeflemiyor. Bununla birlikte belediyeler aracılığıyla kurulu olan saha ağı, standart bir dijital rehberlik bileşeniyle güçlendirilseydi farklı bir işlev üstlenebilirdi, ancak böyle bir entegrasyon şu an resmi olarak planlanmış değil.

2024 yılında YADES desteği alan 17 belediyeyi gösteren liste.

Türkiye’de 81 il, 922 ilçe ve 404 belde olmak üzere toplam 1.407 belediye bulunuyor. YADES’in on yıl içinde ulaştığı belediye sayısı bu toplamın oldukça altında kalırken, açıklanan 86 belediye sayısının aynı belediyelerde tekrar eden projeleri de içerebileceği anlaşılıyor.

Turkcell’in Dijital Bahar Odaları’nda uygulama var ama etki ölçüsüz

Turkcell’in Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı işbirliğiyle 2021’den bu yana yürüttüğü Dijital Bahar Projesi kapsamında huzurevlerinde teknoloji salonları kuruluyor. Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç’un Mart 2026’daki açıklamasına göre proje, beş yıl içinde 19 şehirde 20 farklı huzurevine ulaştı. 2026’da 10 şehirde 10 huzurevine daha salon kurularak toplam sayı 30’a çıkarılacak. Salonlarda tabletler, BIP Meet görüntülü arama kabinleri ve çeşitli teknoloji donanımları bulunuyor.

Modelin güçlü yanı, yaşlıların cihazlarla yüz yüze ve uygulamalı temas kurmasını sağlaması. Ancak bu eğitimlerin altı ay ya da bir yıl sonra kalıcı kullanım alışkanlığına dönüşüp dönüşmediğine ilişkin bağımsız bir etki değerlendirmesine ulaşamadık, varsa da kamuoyuna açık değil. Mevcut bilgiler ağırlıklı olarak salon sayısını ve açılış haberlerini gösteriyor. 

Haber için birden fazla yolla ulaşılan Turkcell, bahar odalarının kullanımı, varsa eğitim süresi ve takip verileriyle ilgili sorulara yanıt vermedi. Bu durum, modelin etkinliğini değerlendirmeyi zorlaştırıyor.

Yaşlılar için e-Devlet - Şifre kapıda:  Kullanmayı kim öğretiyor?
Yaşlılar için e-Devlet – Şifre kapıda: Kullanmayı kim öğretiyor?

65+ Yaşlı Hakları Derneği: Yöntemi güçlü ancak sürekliliği kırılgan

İstanbul merkezli 65+ Yaşlı Hakları Derneği, Nisan 2021 ile Haziran 2022 arasında AB Sivil Toplum Diyaloğu hibe programı kapsamında 15 aylık bir dijital kapsayıcılık projesi yürüttü. Yunanistan’dan 50+ Hellas ile ortak yürütülen projede Bağcılar, Bayrampaşa, Beşiktaş, Şişli ve Zeytinburnu belediyeleri ile Bezmialem, İTÜ ve Boğaziçi üniversiteleri iştirakçi olarak yer aldı. Proje kapsamında “Dijital Arkadaş” adı verilen genç gönüllüler eğitildi ve bu gönüllüler aracılığıyla 65+ bireyler akıllı telefon, tablet, bilgisayar kullanımı, güvenli internet, e-Devlet ve e-Nabız konularında uygulamalı eğitim aldı.

Derneğin verdiği bilgiye göre proje Türkiye’de yaklaşık 800, Yunanistan’da 160 yaşlıya ulaştı. Temsilciler, eğitimlerin kısa ve orta vadede yaşlıların dijital dünyayla bağ kurmasında faydalı olduğunu belirtiyor. Ancak bu etkinin kalıcı davranış değişikliğine dönüşüp dönüşmediğini gösterecek uzun vadeli ve bağımsız bir takip çalışması bulunmuyor.

Bu sınırlılık, proje bazlı sivil toplum modellerinin yapısal sorununa işaret ediyor: Hibe süresi bittiğinde, izleme ve etki ölçümü de çoğu zaman sona eriyor. Dolayısıyla model, yöntem açısından öğretici olsa da sürdürülebilirlik açısından kırılgan kalıyor.

Yaşlılar için e-Devlet – Şifre kapıda: Kullanmayı kim öğretiyor?

Üniversite programları: Daha uzun süreli ama parçalı

Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Sinop Üniversitesi, Ordu Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi ve çeşitli belediyelerin yürüttüğü “3. Yaş Üniversitesi”, “4. Yaş Üniversitesi” ve “Tazelenme Üniversitesi” programlarının bazılarında “dijital okuryazarlık modülleri” yer alıyor. Bu programların önemli bir bölümü, tek oturumluk seminerlerden daha uzun süreli yapılar sunuyor.

Örneğin Hacettepe Üniversitesi Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi’nin belediyelerle yürüttüğü dijital okuryazarlık farkındalığı seminerleri ayda bir, dört saatlik oturumlar halinde yapılıyor. Ankara Üniversitesi ve bazı diğer üniversitelerde ise haftalara yayılan ders planları bulunuyor.

Yeditepe Üniversitesi’nde öğrencilerle 65+ bireyleri buluşturan 10 haftalık gönüllü ve direkt dijital teknolojileri kullandırmaya yönelik eğitimler, tekrar ve uygulama açısından alandaki en güçlü örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Yeditepe Üniversitesi’nin düzenlediği eğitimin 2021, 2022, 2023, 2024 ve 2025‘te yeniden yapıldığı, 6. etabının tamamlandığı haberleri medyada var.

Yeditepe Üniversitesi E-Ticaret ve Teknoloji Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Altan Kar, daha önce medyaya yaptığı açıklamada, programın yalnızca teknik bir eğitim olmadığını, genç üniversite öğrencileriyle 65 yaş üstü katılımcılar arasında bir “kuşaklararası köprü” işlevi gördüğünü vurguluyor. Kar, e-Devlet, e-Nabız ve MHRS gibi platformları kullanmayı öğretmenin yanında, katılımcıların dijitale yönelik önyargı ve güvensizliklerini azaltmayı ve günlük yaşamlarını kolaylaştıracak dijital uygulamaları birlikte denemeyi de temel hedefler arasında sayıyor.

Buna karşın üniversite programlarında da ortak bir ölçüm sorunu var. Katılımcı sayıları, program süreleri ve uzun vadeli kullanım sonuçları çoğu zaman kurum bazında parçalı biçimde açıklanıyor, ama ülke çapında karşılaştırılabilir bir veri seti görünmüyor.

Ankara Üniversitesi’nin yaşlılara yönelik eğitim programlarından bir mezuniyet töreni, Ekim 2024.
Yaşlılar için e-Devlet - Şifre kapıda:  Kullanmayı kim öğretiyor?
Yeditepe Üniversitesi’nde öğrenciler ile 65 yaş üstü katılımcıları bir araya getiren dijital eğitim programının önceki buluşmaları.
ModelYöntemFinansmanBilinen ölçekTemel açık
YADESEv ziyareti ve belediye temelli sosyal destekKamu10 yılda 86 belediye, 123 proje, 164 bin yaşlı.Dijital bileşenin kapsamı ve sonucu net değil.
Dijital Bahar OdalarıHuzurevinde yüz yüze, uygulamalı teknoloji odasıÖzel sektör ve kamu işbirliğiYaklaşık 30 huzurevi, 20’yi aşkın il.Bağımsız etki ölçümü açıklanmıyor.
65+ Yaşlı Hakları DerneğiYüz yüze, tekrarlı, pratik odaklı eğitimAB hibesiYaklaşık 800 kişi.Hibe bitince uzun vadeli takip durdu.
Üniversite programlarıHaftalara yayılan eğitimler, bazı yerlerde gönüllü destekKamu üniversitesi / üniversite kaynaklarıKurumdan kuruma değişiyor, her dönemde birkaç yüz kişi.Parçalı veri, ortak ölçüm standardı yok.

Bu tablo, mevcut yanıtların yöntem bakımından umut verici, ölçek bakımından ise sınırlı kaldığını gösteriyor. En geniş resmi sayı YADES’te görülse de, bu sayı bile 9,6 milyonluk yaşlı nüfus içinde küçük bir paya karşılık geliyor.

“Kaç kişiye ulaşıldı?” ile “Kaç kişi kullanmayı sürdürdü?” aynı soru değil

Çözüm gazeteciliği açısından kritik ayrım burada ortaya çıkıyor. Programların çoğu, kaç kişiye ulaştığını ya da kaç odanın açıldığını açıklıyor. Ama eğitimden birkaç ay sonra kaç kişinin e-Devlet’e girebildiği, MHRS’den randevu alabildiği ya da dijital işlemleri yardımsız yapabildiği çok daha az biliniyor.

Bu durum özellikle Dijital Bahar, 65+ Derneği ve üniversite programlarında belirgin. Bir programın sonunda katılımcıların uygulamayı eğitmen eşliğinde açabilmesi ile, altı ay sonra aynı işlemleri tek başına sürdürebilmesi aynı şey değil. Ulaşılan kişi sayısı ile kalıcı kullanım arasında doğrudan bir eşitlik kurulamıyor.

Türkiye’de erişilebilen veriler, bu ikinci soruya çoğu zaman yanıt vermiyor. Turkcell, programın mezun takibine ilişkin sorulara yanıt vermedi. 65+ Yaşlı Hakları Derneği ise hibe süresi sona erdiği için eğitim sonrası uzun vadeli ve bağımsız bir izleme yapamadığını belirtti. Üniversite programlarında da benzer biçimde standartlaştırılmış bir altı ay sonrası ölçümü bulunmuyor.

Haber için görüştüğümüz sosyal hizmet uzmanı Cordula Brigitte Karsu da benzer bir noktaya dikkat çekiyor. Karsu’ya göre “kaç kişiye ulaşıldı” sorusunu tek başına ölçüt olarak almak doğru değil. Asıl bakılması gereken, bu kişilerin ne kadarının sistemi gerçekten etkin kullanabildiği ve bu beceriyi ne kadar süre koruyabildiği. Karsu, eğitimlerden altı ay veya bir yıl sonra bağımsız kullanım düzeyini ölçmeyen hiçbir programın etkisini tam olarak gösteremeyeceğini söylüyor.

Ferzan Özyaşar da yaşlı bireylerin e-Devlet ve benzeri dijital hizmetleri kullanırken yaşadıkları zorlukların yalnızca teknik bilgi eksikliğinden kaynaklanmadığını vurguluyor. Özyaşar’a göre sorunun önemli bir bölümü, dijital sistemlerin yaşlı kullanıcıların ihtiyaçları düşünülmeden tasarlanmasından kaynaklanıyor.

Özyaşar, özellikle çok aşamalı güvenlik ve doğrulama adımlarının yaşlılar için kritik bir eşik oluşturduğunu belirtiyor: 

“İnternet güvenliği için eklenen doğrulama mekanizmaları genç kullanıcılar için sıradan işlemler olabilir, ancak yaşlılar açısından karmaşık. Telefona gelen kodu sisteme girme, farklı ekranlar arasında geçiş yapma ve sürekli değişen güvenlik uygulamaları birçok yaşlıyı sistem içinde kaybolmuş hissettirebiliyor.”

Özyaşar’a göre bu durum, yaşlıların teknolojiyi genel olarak “kullanamadığı” anlamına gelmiyor: 

“Devletin işleyiş mantığını gençlerin çoğundan daha iyi bilen, matbu dilekçe döneminde yetişmiş bir emekli bürokrat, sadece e-Devlet sisteminde zorlandığı için çok iyi bildiği haklarına erişemeyebiliyor. Buradaki temel mesele, sistemlerin genç kullanıcıların alışkanlıklarına göre tasarlanması.”

Bu boşluk, haberin merkezindeki temel bulguyu ortaya koyuyor: Türkiye’de yaşlıların dijital kapsayıcılığı alanında işe yaradığı düşünülen modeller var ama bunların hangisinin kalıcı davranış değişikliği yarattığını gösterecek düzenli, karşılaştırılabilir ve bağımsız veri çok sınırlı.

Programların görünmez bıraktığı gruplar

  • Yaşlı kadınlar, programların görünmeyen noktasında. TÜİK verilerine göre 65-74 yaş grubunda internet kullanan erkeklerin oranı yüzde 61 iken kadınlarda bu oran yüzde 46. Bu 15 puanlık farkın altında yapısal bir eşitsizlik daha yatıyor: yaşlılarda temel okuryazarlık oranı erkeklerde yüzde 97 iken kadınlarda yüzde 81,6. Dijital beceri kazanımının önündeki engel, çoğu zaman teknolojiyle başlamıyor. Mevcut modellerin hiçbiri bu iki katmanlı eşitsizliği doğrudan hedefleyen özel bir tasarıma sahip görünmüyor. Haber için görüştüğümüz sosyal hizmet uzmanı Cordula Brigitte Karsu, kadınlara erişmek için özel programlar geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Karsu, rehberlik çalışmalarında eşlerin birlikte katıldığı oturumlar, belediye kültür merkezlerinde kadınlara yönelik atölyeler ve özellikle mahallelerinde yalnız yaşayan kadınlar için hedefli eğitimlerin planlanmadan bu farkın kapanmasının zor olduğunu söylüyor.
  • YADES’in haritası, ülke genelini değil sadece sınırlı sayıda belediyeyi kapsıyor. Bakanlığın yayımladığı tek güncel liste, 2024’te desteklenen 17 belediyeyi gösteriyor. Bunlar Afyonkarahisar (Emirdağ, Kızılören), Ankara (Pursaklar), Bayburt, Erzurum, Eskişehir (Han), Iğdır (Tuzluca), Isparta, İstanbul (Bağcılar, Bahçelievler, Sultanbeyli, Ümraniye), Kahramanmaraş, Kayseri, Kırıkkale (Delice, Sulakyurt) ve Tokat’ta yer alıyor. Diğer yılların coğrafi dağılımı kamuoyuyla paylaşılmadığı için YADES’in ülke genelindeki kapsayıcılığını iller bazında takip etmek güç. Bakanlığa elektronik posta yoluyla yöneltilen sorularımıza haber yayına hazırlanırken yanıt alınamadı.
  • Dijital dışlanmanın en yoğun olabileceği 75+ yaş grubu, resmi bilişim istatistiklerinde neredeyse görünmez durumda. TÜİK bilişim istatistiklerinde 75 yaş üstü için ayrı bir internet kullanım kırılımı yayımlamıyor. Oysa dijital dışlanmanın en yoğun olduğu grubun burası olması muhtemel. TÜİK, bu yaş grubu için ayrı bir kırılım yayımlamayı tercih etmiyor.
  • Yalnız yaşayan yaşlılar, hem gündelik hayatta hem de dijital işlemlerde en kırılgan grup olarak öne çıkıyor. TÜİK’e göre Türkiye’de 1 milyon 840 bin yaşlı (65+) tek başına yaşıyor, bunların yüzde 73,5’i kadın. Düzenli aile desteği olmayan bu grup, dijital yardım zincirinin dışında kalmaya daha açık. Bununla birlikte kadınların internet ve dolayısıyla e-devlet kullanım oranı çok daha düşük.

Dijital beceri eğitimleri yaygınlaşıyor ama cihaz kalitesi ve internet erişimi, çoğu modelde hâlâ göz ardı edilen bir eşik. Birçok model beceri eğitimine odaklanıyor, ancak akıllı telefonun niteliği, mobil veri maliyeti ve internet bağlantısının sürekliliği gibi maddi engeller çoğu zaman ikinci planda kalıyor.

Eksik olan eğitim değil, süreklilik olabilir

Sahadaki örnekler birlikte okunduğunda ortak bir desen beliriyor: Yüz yüze, tekrarlı ve pratik odaklı modeller daha güçlü görünüyor. Öte tarafta tek oturumluk ya da yalnızca farkındalık temelli yaklaşımlar ise kalıcı beceri üretmekte daha zayıf kalıyor. Buna rağmen Türkiye’deki modellerin çoğu ya proje bazlı, ya kurum bazında parçalı, ya da izleme mekanizması zayıf yapılar olarak işliyor.

Bu nedenle asıl eksik halka muhtemelen yeni bir eğitim başlatmak değil, eğitimi sürekliliği olan bir destek altyapısına bağlamak. Bu açıdan YADES dikkat çekici bir örnek sunuyor: Program zaten yaşlıların evine ulaşan bir kamu ağı kurmuş durumda. Eğer bu ağ, standart bir dijital rehberlik bileşeniyle güçlendirilseydi, yalnızca sosyal yardım ya da evde bakım için değil, e-Devlet, MHRS ve benzeri temel hizmetlere erişim için de işlev görebilirdi.

Benzer uluslararası örnekler, süreklilik meselesinin neden önemli olduğunu gösteriyor. Hollanda’da SeniorWeb uzun yıllardır yaşlıların yaşlılara destek verdiği yaygın bir ağla çalışıyor. Almanya’da ise DigitalPakt Alter, federal bakanlık ve BAGSO işbirliğiyle yerel öğrenme noktaları ve kalıcı destek yapıları kuruyor. Her iki örnekte de dikkat çeken unsur, tek seferlik eğitimden çok, tekrar edilebilir ve yerel düzeyde erişilebilir destek mekanizmalarının kurulmuş olması.

Türkiye’deki modellerin hiçbiri henüz bu üç koşulu aynı anda tam olarak karşılamıyor: Geniş ölçek, süreklilik ve ölçülebilir etki. Bu da çözümün yalnızca yeni bir proje başlatmakta değil, mevcut parçalı modeller arasında sürdürülebilir bir köprü kurmakta yatabileceğini düşündürüyor.

Karsu, bu tartışmanın arkasında daha geniş bir yapısal sorun gördüğünü de ekliyor: Yaş almış insanlara yeterince öncelik verilmemesi. Ona bu konuda hak vermemek elde değil. Pek çok örnekte, yaşlıların gündelik hayatını doğrudan etkileyen dijital düzenlemeler, “genel nüfus” için tasarlanmış sistemlerin küçük uyarlamaları gibi ele alınıyor. Buna ek olarak, ekonomik kriz dönemlerinde yaşlılar ve diğer kırılgan gruplar kamu politikalarında en kolay gözden çıkarılan kesimler arasında kalıyor, bu da dijital kapsayıcılık alanındaki yatırımları sınırlıyor. Böyle bir tabloda, yaşlıların dijital dışlanması tek tek projelerle “tamir edilecek” bir aksaklık olmaktan çıkıp, kamu önceliklerinin nereye konduğuna dair daha temel bir soru haline geliyor. Bu haber de, sahadaki modelleri incelerken bir yandan da bu soruyu görünür kılmaya çalışıyor.

Veri ve kaynaklar

Türkiye verileri

YADES

Turkcell Dijital Bahar

65+ Yaşlı Hakları Derneği

Akademik çalışmalar

Uluslararası örnekler

Üniversite programları

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş