İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Diyarbakır ziyaretini değerlendirdi. Çakır, Selahattin Demirtaş’ın avukatı aracılığıyla Özel’e selam göndermesinin “çok daha büyük bir doping etkisi” yarattığını söyledi.
Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Ruşen Çakır, Özgür Özel’in Diyarbakır ziyaretinin büyük bir ilgi ve duygu atmosferi içinde geçtiğini belirtti.
- Çakır, Selahattin Demirtaş’ın avukatı aracılığıyla gönderdiği selamın, Özel’e büyük bir moral kaynağı olduğunu vurguladı.
- Eski CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır ziyareti, yalnızca turistik bir gezi olabileceği eleştirildi.
- Çakır, CHP’nin Kürtlerle mesafe koymasının olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
- Diyarbakır ziyaretinin, Özgür Özel ve ekibi için moral ve motivasyon kaynağı olduğunu söyledi.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Diyarbakır ziyaretini değerlendirdi. Çakır, sabah bölgenin aydınlarıyla kapalı kapılar ardında bir sohbet gerçekleştirildiğini aktardı ve buluşmaya katılan Diyarbakırlıların toplantıyı “çok verimli” bulduğunu belirtti.
Özel’in ardından Ulu Cami’de cuma namazı kıldığını, çarşı ile pazarda halkın arasına karıştığını ve Bismil’de tarlaya giderek biçer döver kullandığını da aktaran Çakır, ziyareti yerinde takip eden muhabirlere dayanarak şunları söyledi:
“Bayağı bir ilgi vardı ama her şeyden önce çok yoğun bir duygu atmosferi vardı.”
Çakır’a göre ziyaretin en çarpıcı ayrıntısı, tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatı aracılığıyla Özel’e selam göndermesiydi. Özel, akşam halkın arasındayken bunu kamuoyuyla paylaştı. Çakır bu gelişmeyi şöyle yorumladı:
“Demirtaş da orada tercihini Özgür Özel’den yana yaptığını gösteriyor. Kürtler arasındaki en popüler ismin selamı çok daha büyük bir doping etkisi yaratmışa benziyor.”

“Kılıçdaroğlu Diyarbakır’a gelse bu turistik bir gezi olur”
Çakır, atanmış CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözcüsü aracılığıyla Demirtaş’ı ziyaret edeceğini duyurduğunu ancak Demirtaş’ın çevresinden bu ziyareti kabul etmeyeceğine dair yanıt geldiğini hatırlattı. Kılıçdaroğlu’nun bu süreçte “çok zor durumda kaldığını” vurgulayan Çakır, Diyarbakır’a gidip gidemeyeceğini de sorguladı:
“Akademisyen Vahap Coşkun’a sordum. ‘Gelmesine gelir ama bu sadece turistik bir gezi olur’ dedi. Ben onun bile olacağına çok emin değilim.”
Kılıçdaroğlu’nun son açıklamalarını değerlendiren Çakır, “Özellikle son mesaj konusunda söyledikleriyle Kürtlere el uzatabilme imkânını büyük ölçüde kaybetmiş durumda” dedi. Buna karşın Özel’in durumunu şöyle özetledi:
“Özgür Özel el uzatmanın ötesinde kucaklaşabiliyor. Kendisine oy vermeyecek olsalar bile Diyarbakırlılar ona bir şekilde ilgi gösteriyorlarsa bu Özgür Özel ve onun hareketi için bence iyi bir şeydir.”

“Kürtleri yok sayarak bir şey yapamazsınız”
Çakır, Diyarbakır ziyaretinin anlamını daha geniş bir siyasi çerçevede ele aldı. 1970’lerde bölgede güçlü olan CHP’nin sonraki dönemde Kürt partileri, Refah Partisi ve ardından AKP karşısında “en iyi ihtimalle üçüncü parti” konumuna düştüğünü anlatan Çakır, son araştırmaların farklı bir tablo ortaya koyduğunu aktardı. “AKP ya da DEM Parti seçmenine ‘kendi partinize vermezseniz kime verirsiniz?’ diye sorulduğunda en yüksek oran CHP’ye çıkıyormuş” dedi.
Öte yandan büyükşehirlerdeki Kürt seçmenin yerel seçimlerde kazanma ihtimali gördüğü partiye yöneldiğini ve bunun 2024 seçimlerinde CHP’ye yaradığını vurgulayan Çakır, bu desteğin korunması gerektiğini savundu.
Kürtlerin çözüm süreci üzerinden Cumhur İttifakı’na eklemlenmesi ihtimalinin sürekli konuşulduğunu da hatırlatan Çakır şu uyarıyı yaptı:
“CHP’nin seçilmiş kanadının Kürtlerle mesafe koyması durumunda Kürtlerin diğer tarafa iyice yanaşması ihtimali olabilir.”
Yayına hazırlayan: Gülden Özdemir
Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları. Dün maalesef çok kötü bir haber aldık; büyük oyuncu, büyük insan Kadir İnanır’ı kaybettik. Aslında bekliyorduk çünkü uzun zamandır mücadele ediyordu, bayağı direndi. Daha önce de bir kez atlatmıştı ama bu seferki daha zor olacaktı ve maalesef 77 yaşında aramızdan ayrıldı Kadir İnanır. Çocukluğumdan beri bildiğim birisidir. Hep kıskandığımız ama aynı zamanda hep bir ağabey olarak gördüğümüz birisidir. Tanışma imkanım olamadı, keşke olabilseydi. Kendisi çok sayıda önemli filmde ama aynı zamanda önemsiz filmlerde de oynadı. Türkiye’nin starlarından jönlerinden birisiydi; mesela Tarık Akan’la rekabet ederdi ama o da Tarık Akan gibi Türkiye’yi seven, Türkiye’nin derdiyle dertlenen birisiydi. Öyle bir görüntüsü yokmuş gibidir ama Ordu Fatsalı diye biliyorum; oranın, Karadenizin gerçekten düzgün delikanlısıydı. Hep “delikanlı” olarak hatırlayacağız. Kendisini kaybettik. Ocak ayının başlarında bir yayını ona ithaf etmiştim ve şimdi, bir yıl dolmadan, 6 ay içerisinde kendisine veda ediyoruz. Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın diyorum.
Bugünün yayınına gelelim. Dün “Kılıçdaroğlu’nun başlamadan biten İstanbul çıkartması” dedik, öyle bir yayın yaptık. Bugün ise ‘‘Özgür Özel’in Diyarbakır çıkartmasının anlam ve önemi’’. Evet, bir çıkartma yaptı Özgür Özel. Sabah bir grup bölgenin aydınıyla kapalı bir sohbet yaptığını biliyorum; orada bir fikir alışverişinde olduklarını öğrendim katılanlardan. Çok verimli geçtiğini söylediler konuştuğum Diyarbakırlı katılanlar. Daha sonra Ulu Cami’de cuma namazı kıldı. Ulu Cami, Diyarbakır’da ilk gittiğimde ilk gördüğüm ve hayran kaldığım bir yerdir. Görmediyseniz ne yapıp ne edip görün, bu kadar uhrevi bir yer çok yok. Bilmiyorum, belki ben abartıyorum. Ondan sonra insanların arasına karıştı. Bunların hepsini bölgede arkadaşlarımız Özgecan ve Ferit yakından takip ettiler. Videolar, fotoğraflar… Özgür Özel insanlarla konuşuyor, insanlar Özgür Özel ile konuşuyor; Özgür Özel insanlara dokunuyor, insanlar Özgür Özel’e dokunuyor. Arkadaşlarımızla konuştum sonra, şunu söylediler: “Bayağı bir ilgi vardı ama her şeyden önce çok yoğun bir duygu atmosferi vardı.”
Yani çok büyük kalabalıklar olmayabilir çünkü bir miting falan yok; halkın arasında, çarşı pazarda dolaşıyor. Hatta yanılmıyorsam Bismil’de tarlaya da gidiyor, orada biçerdöver kullanıyor filan. Zaten Özgür Özel’in bu tür traktör kullanma gibi çok şeyine de tanık olduk. Ama her şeyden ötesi şunu bilmekte yarar var: Yıllar sonra CHP ilk kez 2023 seçimlerinde Diyarbakır’dan milletvekili çıkarmıştı. Normalde 70’li yıllarda bölgede çok güçlüydü, çok etkiliydi. Daha sonra Kürt hareketinin partileri ve Refah Partisi, daha sonra da AK Parti bayağı bir oy alır oldu ve CHP en iyimser deyimle üçüncü parti kaldı. Fakat son dönemde yapılan araştırmalar, CHP’nin bölgede en yüksek ikinci parti olduğunu gösterdi; yani AKP ya da DEM Parti seçmenine ‘‘kendi partinize vermezseniz kime verirsiniz?’’ diye sorulduğunda en yüksek oran Cumhuriyet Halk Partisi’ndeymiş. Belli bir ilgi var, bunu biliyoruz ama son yaşananlardan sonra Özgür Özel’in bu çıkartmayı yapması bize şunu gösteriyor: Türkiye’nin birçok yerinde olduğu söylendiği gibi orada da insanlar, atanmış değil seçilmiş CHP’yi tercih ediyorlar ya da ona ilgi gösteriyorlar, ona kulak kabartıyorlar.
Bir de tabii şöyle bir husus var. Kılıçdaroğlu’nun üst üste gelen Demirtaş, “gaf” demeyeceğim artık, hataları; ilki neydi, “pişman değilim” dedi. Sonra Kılıçdaroğlu’nun sözcüsü Demirtaş’ı ziyaret edeceğini söyledi ama Demirtaş’ın çevresinden böyle bir ziyareti Selahattin Demirtaş’ın kabul etmeyeceği şeklinde bir açıklama geldi ve Kılıçdaroğlu çok zor durumda kaldı. Üstelik dün Özgür Özel şunu söyledi halkın arasına girdiğinde, dedi ki: ‘‘Akşam Diyarbakır’a geleceğimi öğrenmiş Selahattin Demirtaş, avukatıyla bana selam yollamış” diye bunu açıkladı. Yani Demirtaş da orada tercihini Özgür Özel’den yana yaptığını gösteriyor ve Demirtaş’ın Kürt hareketi içerisinde ya da Kürtler arasındaki — aslında sadece Kürtler arası değil ama — en popüler ismin bu tercihi, selamı çok daha büyük bir doping etkisi yaratmışa benziyor. Peki, bunların anlamı ne? Yine zaten yeni bir parti kurup seçime girse, Diyarbakır’dan en fazla bir milletvekili, bilemedin iki milletvekili alır. Ama bunun ötesinde bir şey var: Türkiye’de Kürtlerin kalbini kazanabilmek lazım. Bütün merkezde olma iddiasındaki siyasi partiler için mecburi bir şey bu; Kürtleri yok sayarak bir şey yapamazsınız. Hele bir merkez ve merkez sol iddiasındaysanız, bir şekilde Kürtlerle, oy almasanız bile, iyi ilişkilerinizin olması gerekiyor.
Bir diğer önemli husus da şu: Özellikle büyükşehirlerdeki Kürt seçmenin yerel seçimlerde daha çok tercihini kendi partisinden yana yapmadığını, çünkü kazanma ihtimalini görmediğini biliyoruz. Bu anlamda Cumhuriyet Halk Partisi, son 2024 seçiminde olduğu gibi en çok tercih edilen parti oldu. Bunu sürdürebilmesi gerekiyor Özgür Özel’in, ama CHP içerisinde ama yeni parti içerisinde. Bir diğer husus da şu: Kürtlerin çözüm süreci üzerinden Cumhur İttifakı’na eklemlenmesi ihtimalinden hep bahsediliyor. Kürtlerin, genel olarak Kürtlerin, özel olarak DEM Parti’nin böyle bir şeye çok gönüllü olmadığını ama diğer yandan da sürece çok önem verdiğini biliyoruz. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş kanadının Kürtlerle mesafe koyması durumunda, Kürtlerin diğer tarafa iyice yanaşması ihtimali olabilir. Sürecin başından itibaren Özgür Özel yönetimi bu konuda çok dikkatli davrandı. Gerek Özgür Özel gerek Ekrem İmamoğlu, değişik vesilelerle yaptıkları açıklamalarda hep sürece ve Kürtlere, Kürt sorununun çözümüne destek açıklamasını yaptılar. Özellikle Meclis komisyonuna CHP’nin girmemesi yolunda içeriden ve çevreden çok büyük baskılar olmasına rağmen, buna rağmen Cumhuriyet Halk Partisi oraya dahil oldu; riskli bir şekilde dahil oldu. Bütün bu süreçte, 19 Mart-21 Mayıs süreçlerinde pekâlâ CHP, ‘‘bizden bu kadar, biz bu işte yokuz’’ diyebilirdi, demedi. Dolayısıyla Özgür Özel’in ve Ekrem İmamoğlu’nun bu konudaki perspektifleri, onlara kazandıran bir şey. Şuna kesinlikle eminim, bir şekilde desteklerini çektiklerini beyan etseler bundan en mutlu olacak kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan olacaktır. Buna kesinlikle eminim.
Dolayısıyla şöyle toparlayabiliriz; Kılıçdaroğlu Ankara’dan pek çıkamıyor, yani en azından şu ana kadar hiç çıkmadı. Kurmayları ‘‘çıkacak, göreceksiniz’’ diyorlar, bakalım. Ama Diyarbakır’a gidebileceğini çok fazla sanmıyorum. Dün bunu Vahap Coşkun’a sordum, Vahap Coşkun şunu söyledi: “Gelmesine gelir ama bu sadece turistik bir gezi olur.” dedi. Ben onun bile olacağına çok emin değilim. Ve Kılıçdaroğlu nereye gidecek bilmiyorum ama özellikle son Demirtaş konusunda söyledikleriyle Kürtlere el uzatabilme imkanını büyük ölçüde kaybetmiş durumda. Buna karşılık Özgür Özel el uzatmanın ötesinde kucaklaşabiliyor, kendisine oy vermeyecek olsalar bile. Diyarbakırlılar ki çok politize bir halktırlar, özellikle Diyarbakır’dakiler. Bizzat tanığıyım, yıllardır buna tanıklık ediyorum. Onlar ona bir şekilde ilgi gösteriyorlarsa bu Özgür Özel ve onun hareketi için bence iyi bir şeydir. Dolayısıyla dünkü Diyarbakır çıkartması Özgür Özel ve arkadaşları için ciddi bir moral, doping etkisi yaratmıştır diye düşünüyorum.
Bugün bir şarkıcı ama aynı zamanda sinemayla da ilgilenen birisinden bahsetmek istiyorum, Amerikalı Laurie Anderson. Laurie Anderson’ı, avant-garde, New York’a ilk gittiğimde keşfettim, zaten o da hep oralarda yaşamış etmiş birisi, doğumu değilse de. Çok değişik bir sanatçı. Çok etkilendim sesini duyunca. Yani ilk olarak bir arkadaş tavsiye etmişti, ondan beri arada sırada Laurie Anderson dinleyip etkileniyorum, öyle söyleyeyim. Ve Budistmiş, öteden beri Budistmiş; zaten parçalarını bilen insanlar onun izlerini taşıdığını çıkartabilir. Ve şimdi burada görüyorsunuz kocası Lou Reed. Daha önce bahsetmiştim Lou Reed’den ama şuna temin ederim; Lou Reed’i ayrı seviyordum, Laurie Anderson’ı ayrı seviyordum. Yıllar sonra evli olduklarını öğrendim, hem çok şaşırdım hem de çok mutlu oldum. Laurie Anderson Lou Reed’in ölümüne kadar yanındaydı ve onun ölümünden sonra da yoluna devam ediyor, hâlâ üretmeye, söylemeye devam ediyor, 79 yaşında. Şunu bilmiyordum, Laurie Anderson birtakım müzik aletleri yaratmış kendisi için; çünkü çok değişik bir tür müzik yaptığı için ona uygun aletler de yaratmış, şaşırmadım. Tabii ki böylesine değişik birisinden böyle hamleler gelecektir, kendisine saygılarımı ve sevgilerimi iletiyorum.
Bitirmeden son bir şey söyleyeyim Dünya Kupası hakkında. Açıkçası izlediniz mi bilmiyorum, ben izlemeyi düşünmüyordum. Fakat baktım 2-2 iken yakalamışım, sabah 2-2 iken. Allah Allah, dedim. Sonra Kaan Ayhan’ın golü gelince sevindim ama şu da var, Amerikan Milli Takımı Teknik Direktörü demiş ya; “Bir dakika onlar mı turu geçti, anlamadım.” demiş. Evet, buna ihtiyacı vardı Milli Takım’ın ve Türkiye’nin. Ama yazık oldu, burada Türkiye’nin, Milli Takım’ın tura atlamaması diye bir şey olamazdı. Nasıl yaptılar ettilerse… Biraz şey olacak, kızacaksınız belki ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023’te seçimi kaybetmesine benzer bir şey oldu bu Milli Takım’ın elenmesi. Kılıçdaroğlu ne yapıp edip kaybetmeyi becerdiyse, Milli Takım da ne yapıp edip elenmeyi becerdi. Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.







