İSTANBUL (Medyascope) – Siyaset bilimci Doç. Dr. Onur Alp Yılmaz, Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladı. Yılmaz, çözüm sürecini ve çerçeve yasa taslağını eleştirel bir bakışla değerlendirdi. İktidarın Kürt meselesini geçmişte olduğu gibi bugün de siyasi hedefleri doğrultusunda araçsallaştırdığını belirten Yılmaz, çerçeve yasa taslağında Meclis’in süreçteki rolünün sınırlandığını ve yetkinin yürütme ile güvenlik bürokrasisine kaydırıldığını söyledi.
Çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Onur Alp Yılmaz, çerçeve yasaya ve sürece başından beri eleştirel yaklaştığını, taslağın açıklanmasıyla bu eleştirilerin dozunun arttığını belirtti. Türkiye’nin toplumsal barışının kıymetli olduğuna inandığını vurgulayan Yılmaz, asıl sorunun sürecin çözülmesini isteyip istememek değil, iktidarın bu meseleyi baştan beri kendi siyasi çıkarları için araçsallaştırması olduğunu söyledi.
Süreç neden araçsallaştırılıyor?
Yılmaz, iktidarın Kürt sorununu iktidarını pekiştirmek için kullandığını savunarak, TBMM’deki FETÖ komisyonu raporlarında yer alan eski MİT Müsteşarı Emre Taner’in ifadesine dikkat çekti. Taner’in ilk çözüm sürecinin parlamento eliyle yürütülmediği için Habur’da yaşanan olumsuzluğun ortaya çıktığını, sürecin o dönemki seçim takvimine göre şekillendirildiğini itiraf ettiğini aktaran Yılmaz, bugünkü sürecin de benzer bir mantıkla ilerlediğini söyledi:
“7 Haziran’da AKP tek başına iktidarını kaybetmişti. 6 Haziran ile 8 Haziran arasında değişen tek şey buydu.”
Mevcut çerçeve yasada da parlamentonun devre dışı bırakıldığını, yetkinin yürütmeye ve güvenlik bürokrasisine devredildiğini belirten Yılmaz, “Bu kadar partizanlaşmış bir güvenlik bürokrasisi varken, DEM Parti bir sonraki seçimde iktidarı desteklemeyeceğini söylese, Milli Güvenlik Kurulu bu süreci devam ettirir mi?” diye sordu.

Öcalan’ın “statü” vurgusu neden eleştiriliyor?
Öcalan’ın son görüşme sonrası yaptığı açıklamada “Benim statüm Kürtlerin statüsüdür” dediğini hatırlatan Yılmaz, bu söylemi bireysel temsil ilkesine aykırı bularak eleştirdi:
“Bir kişiye bir toplumsal grubu temsil etmek adına statü tanımlanıyor. Bu tehlikeli bir şey. Meşru bir aktör olmanın yolu bellidir. Seçime girersiniz, oy alırsınız ve temsilci olursunuz.”
Yılmaz, sürecin yurttaşlık anlayışını zedelediğini, herkesin etnik kimliğine göre ayrı masalarda temsil edilmesinin demokratik bir model olmadığını savundu.
Çerçeve yasanın Meclis’te görüşülüyor olmasının Meclis’in gerçek anlamda karar süreçlerine dahil edildiği anlamına gelmediğini belirten Yılmaz, birçok milletvekilinin taslağı görmeden imzaladığını söyledi. Sürecin 2013-2015 döneminden farklı olmadığını, o dönem de Cumhurbaşkanlığı’nın yetkiyi kendi üzerinde topladığını hatırlatan Yılmaz, Kürt hareketinden gelen kişilerin dahi o süreci kurumsallaştıramadıkları için sonradan özeleştiri yaptığını belirtti.







