Haftaya Bakış (333): Öcalan’ın yeni mekanı | Kozinoğlu soruşturması | “Ailem Güvende” operasyonları

İSTANBUL (Medyascope) – Haftaya Bakış’ın bu bölümünde Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve Kemal Can, Abdullah Öcalan’a inşa edilen konut, eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü hakkında yürütülen soruşturma ile “Ailem Güvende” operasyonları ele alındı.


Ruşen Çakır ve Kemal Can, Haftaya Bakış’ın bu bölümünde Abdullah Öcalan’ın yeni mekanı, Kaşif Kozinoğlu soruşturması ve “Ailem Güvende” operasyonlarını değerlendirdi. Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili yıllar sonra yeniden açılan dosyayı ve bu kapsamda gazetecilerin tutuklanmasını değerlendiren Kemal Can, bu tür soruşturmaların şeffaf bir yüzleşmeden ziyade belirli siyasi hesaplaşmaların bir parçası olabileceğini vurguladı.

“Dosyaların kapağı, iç hesaplaşmalar için kaldırılıyor olabilir”

Kozinoğlu dosyasının yeniden açılmasının ardından gazeteci Selahattin Gündey’in tutuklanmasına tepki gösteren Ruşen Çakır, “Gazeteciyi apar topar alıp tutuklamak başka bir şey. Bu açıkçası mide bulandırıcı. Ancak olayın bir cinayet olması ve bunun aydınlatılmasının da bir değeri var” dedi.

Kemal Can ise geçmişte kapatılan dosyaların bugün yeniden açılmasının ardındaki motivasyona şüpheyle yaklaştığını belirterek şunları söyledi:

“Ne hukuki ne de idari olarak sahiden bir şeyle yüzleşmek, bir şeyi aydınlatmak gibi bir motivasyonla hareket edilmediği için, daha önce neden kapatıldıysa şimdi de aynı nedenlerle kapatılabileceği fikrine daha yakınım. Başka birtakım parçaların şu ya da bu nedenle açığa çıkması ihtiyacı doğduğu için bu kapakların kaldırıldığını düşünüyorum. Bu dosyaların pek çoğunun kontrollü ve bize gösterilmek istendiği kadarıyla ilerleyeceğini, çok büyük sonuçlar çıkmayacağını düşünüyorum.”

 Öcalan'ın yeni mekanı | Kozinoğlu soruşturması | "Ailem Güvende" operasyonları
Öcalan’ın yeni mekanı | Kozinoğlu soruşturması | “Ailem Güvende” operasyonları

“Ailem Güvende” operasyonları

Yayında, LGBTİ+ bireylere ve kurumlarına yönelik ülke genelinde yürütülen “Ailem Güvende” operasyonları ile gazeteci Tuğba Tekerek’in tutuklanması da ele alındı. Ruşen Çakır, dünya çapında 1250’den fazla akademisyenin bu operasyonlara karşı bildiri imzaladığını hatırlatarak, muhalefet çevrelerinin de bu konuda sessiz kalarak ürkek davrandığına dikkat çekti:

“Muhalefet çevrelerinde de bir ürkeklik var. Çünkü burada LGBTİ+ bireyler ve kurumlar söz konusu olunca seslerini çıkartmak onları zorluyor. İktidar da bunu kendince iyi bir şekilde kullanıyor. Şimdi yüze yakın kişinin tutuklandığı söyleniyor. Bu bittikten sonra norm haline gelecek. Türkiye’nin dört bir tarafında birtakım yerel yetkililer, adli makamlar genel ahlaka aykırılık gibi muğlak ifadelerden hareketle tutuklamalar yapabilir. Türkiye’de LGBTİ+ hak mücadelesi bayağı bir kazanım elde etmişti, şimdi hepsi ellerinden geri alınıyor. Çok acı bir durum.”

Kemal Can, yaşananları 12 Eylül dönemindeki baskılara benzeterek, bunun küresel çapta yükselen sağ ve otoriter bir dalganın parçası olduğunu söyledi:

“Bu mesele sadece Türkiye’ye özgü değil. ABD’de Trump, Rusya’da Putin, Avrupa’da yükselen sağ partiler hayatı tanzim ediyorlar. Hayatımızla ilgili her türlü kararın yetkisini ele almak gibi bir hamle içerisindeler. Muhalefet çevreleri bu konuları basit ‘kimlik siyaseti’ olarak görüp sessiz kalıyor. Ancak bütün kazanılmış hak taleplerini lüzumsuzluk olarak görmek ve hayatın her alanına yönelen bu topyekûn saldırıya sessiz kalmak son derece problemli. Başkasının hakkını savunmak, kendi hakkının güvencesi için de çok lüzumludur.”

Öcalan’ın İmralı’daki statüsü ve çözüm süreci tartışmaları

Programın son bölümünde, PKK lideri Abdullah Öcalan için İmralı’da hazırlanan 250 metrekarelik çalışma ofisi ve yeni “çözüm süreci” etrafındaki tartışmalar masaya yatırıldı. Çakır, Öcalan’ın statüsünün fiili olarak çözülebileceğini belirtti:

“Öcalan’a bir ofis yapmışlar ama şubat başında ‘Ne olduğum bilinmeden ben buraya geçmem’ diyerek kabul etmemiş. Bugün Mehmet Uçum, Öcalan’ın o kurulacak alt komisyonda olacağını tekrar söyledi. Ancak anladığım kadarıyla bunu yasal ve yazılı bir şekilde yapmayacaklar, fiilen olacak. O statü eşiği bir şekilde aşılacakmış gibi duruyor. Aşılması tek başına yetmeyecek belki ama çok önemli bir gelişme olacak.”

Sürece dair belirsizlikleri ve muhalefetin tutumunu eleştiren Kemal Can, tartışmaların sığ bir zeminde yürütüldüğünü vurguladı:

“Süreç karşıtları ‘bebek katilinin ayağına gidilir mi, portakal suyu servisi yapıldı mı?’ gibi eski ezberlerle süreci eleştirirken; diğer tarafta da sürecin sahiden ne yapacağı, niyeti ve Türkiye’yi götüreceği yer üzerine hiçbir şey yok. Bütün bir sene ‘komisyon kurulacak mı, İmralı’ya gidilecek mi?’ sorularıyla geçti. Komisyon kuruldu, kimse takmadı. İmralı’ya gidildi, birdenbire dünya değişmedi. Silahların bırakılması konuşuluyor ama işin ‘demokrasi’ kısmını hiç konuşmuyoruz. Her gün hayatın başka bir alanına saldıran operasyonlar sürerken, bu yaşananların sadece sürece yönelik komplolar olduğunu savunmak gerçekçi değil. Çünkü ikisini de yapan irade aynı irade.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş