Yeni Suriye’de yoksulluk tuzağı: Şam hükümetinin “günahları” lirayı uçuruma sürüklüyor

Esad rejiminin devrilmesinin üzerinden bir buçuk yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen Yeni Suriye’de ekonomik tablo alarm vermeye devam ediyor. Siyasi değişime, yaptırımların teorik olarak kaldırılmasına ve üretim hamlelerine rağmen Suriye lirası tarihin en büyük güven krizlerinden birini yaşıyor. Uzmanlar, ekonominin “yoksulluk tuzağına” düşmek üzere olduğunu belirtirken, faturayı Şam hükümetinin vizyonsuz politikalarına ve stratejik hatalarına kesiyor.

Yeni Suriye'de yoksulluk
Yeni Suriye’de yoksulluk tuzağı: Şam hükümetinin “günahları” lirayı uçuruma sürüklüyor

Merkez Bankası’nın paradan üç sıfır atarak devreye soktuğu “yeni lira” hamlesi, piyasadaki yangını söndürmeye yetmedi. Ayaklanma sürecinde büyük değer kaybeden ulusal para birimine bu dönemde itibar kazandırma çabaları tamamen boşa çıkmış durumda. Liranın yurtdışında kabul görüp görmeyeceğine dair endişeler sürerken, içeride durum daha da vahim bir hal aldı. Suriye lirası, reel bir ekonomik değer olmaktan çıkıp; içeride sadece kaçakçılar ve yozlaşmış şebekeler tarafından yönetilen, çürümüş ve çarpık bir ekonominin ölçüm aracı haline geldi.

Ekonomistler, bir para biriminin ucuz olmasının tek başına ekonominin gücünü göstermeyeceğini ancak fiyat istikrarsızlığı ve sürekli çöküşün yapısal bir dengesizliğin kesin kanıtı olduğunu vurguluyor. Bu durum, yerli ve yabancı yatırımcılara Suriye’de bir projeye başlamadan önce “ona kadar saymaları” gerektiği yönünde açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Milyarlarca dolarlık “lüks” ithalat günahı ve fırsat maliyeti

Yeni Suriye'de yoksulluk
Yeni Suriye’de yoksulluk tuzağı: Şam hükümetinin “günahları” lirayı uçuruma sürüklüyor

Suriye ekonomisinin döviz rezervlerini tüketen en büyük hatalardan biri olarak kontrolsüz ikinci el araç ithalatı gösteriliyor. Kararda yapılan düzenlemelerden önce ve sonra ülkeye 170 binden fazla ikinci el otomobil girdi.

Bu hamle ekonomi üzerinde zincirleme bir tahribat yarattı:

“Lüks tüketim” olarak görülen bu araçlar için piyasadan milyarlarca dolarlık nakit çıkışı yaşandı. İthalata giden milyarlarca dolar; tarım, sanayi veya enerji gibi istihdam yaratan, yerli hammaddelere katma değer sağlayan üretken sektörlere pompalanabilecekken heba edildi. “Susamış” bir pazara kontrolsüzce sunulan bu araçlar; ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı, akaryakıt ve yedek parça talebini tırmandırarak döviz kıtlığını derinleştirdi. Eski model araçlar altyapı yetersizliğiyle birleşince trafik sıkışıklığı, kazalar ve can kayıpları kaçınılmaz oldu.

Hükümetin bir diğer stratejik hatası ise tarihsel olarak Suriye’nin üretiminde avantaja ve yüksek rekabet gücüne sahip olduğu gıda ürünleri ile temel tüketim mallarında bile ithalatın önünü açması oldu. Ticaret Bakanlığı’nın yerli üreticiyi ve sanayiciyi korumak yerine ithalatçı tüccarları destekleyen kararları tepki çekiyor. Şam yönetiminin, savaş yorgunu ülke ekonomisinin can damarı sayılabilecek küçük ve orta ölçekli işletmeleri (KOBİ) ayağa kaldıracak somut bir teşvik ve destek programına sahip olmaması, sanayinin canlanmasını engelliyor.

Adil bir projeksiyonla, krizin tek sorumlusunun mevcut hükümet olmadığı; buğday ve petrol gibi egemen kaynakların kaybedilmesinin getirdiği ağır ithalat faturası ile uluslararası yaptırımların ve mali izolasyonun devam eden tortularının da bu çöküşte büyük pay sahibi olduğu ifade ediliyor.

IMF “toparlanma” dese de rotasızlık hüküm sürüyor

Yeni Suriye'de yoksulluk
Yeni Suriye’de yoksulluk tuzağı: Şam hükümetinin “günahları” lirayı uçuruma sürüklüyor

Uluslararası Para Fonu (IMF) Suriye ekonomisinin toparlanma eğiliminde olduğunu iddia etse de sahadaki gerçekler tam tersini söylüyor. Merkez Bankası’nın kasaları boş, turizm sektörü emekleme aşamasında, üretim felç olmuş ve lokomotif sektörler yerle bir edilmiş durumda.

Hepsinden önemlisi, Yeni Suriye ekonomisinin hala net bir kimliği ve ilan edilmiş bir stratejik rotası bulunmuyor. Şam’daki yönetim yapısında tam bir ekonomik kargaşa hakim: Bir yetkili “sosyal piyasa ekonomisi” modelini savunurken, bir diğer yetkilinin çözüm olarak “liberalizm ve vahşi piyasa ekonomisini” işaret etmesi piyasalardaki güvensizliği körüklüyor.

Bu yönetimsel kaos, içeride iş dünyasının güvenini tamamen yok ederken yolsuzluk söylentileri, bölgeye çekilmeye çalışılan Arap ve uluslararası yatırımcıların ülkeden kaçmasına neden oluyor. Komşu ve bölge ülkelerinin, Suriye Merkez Bankası’na vaat ettikleri kredi ve mevduat desteklerini askıya almalarına yol açıyor. Bu yüzden Merkez Bankasının kasaları, döviz rezervi açısından neredeyse bomboş. Tüm bu faktörlerin birleşimi yerel para birimini dibe çekerken, zaten sefalet ücretlerine mahkûm edilmiş olan Suriye halkının yaşam şartlarını tam bir felakete sürüklüyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş