İBB davasında 62. gün: Fatih Keleş’in savunması başladı

İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasında mahkeme heyeti avukatların taleplerini kabul etmedi. Duruşmada İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz savunma yaptı. Duruşma Fatih Keleş’in savunması başladı.

Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • İBB davasında mahkeme avukatların taleplerini kabul etmedi.
  • Duruşma, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’ın savunmasıyla devam etti.
  • Yılmaz, CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının alımında herhangi bir dahlinin olmadığını belirtti.
  • Avukatı, müvekkilinin aleyhinde somut delil bulunmadığını ve gizli tanık ifadeleriyle tutuklandığını savundu.
  • Duruşma Fatih Keleş’in savunmasıyla devam etti.

İBB davasında 52. gün | Buğra Gökce'nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan savunma yaptı
İBB davasında 62. gün: Fatih Keleş’in savunması başladı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 59’u tutuklu, 414 sanıklı İBB davasının ilk duruşması 62. günde, değişen adıyla İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin karşısındaki 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam etti.

Mahkemeden taleplere ret

Duruşma başlangıcında İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan’ın avukatı Kazım Yiğit Akalın söz aldı. Akalın, geçen haftaki tartışma sonrası savunması yarım kalan Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş’in savunmasına devam etmesini talep etti. Mahkeme başkanı talebi kabul etmedi.

İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz savunma yaptı. CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının alımıyla suçlanan Yılmaz, konuyla ilgili hiçbir dahli olmadığını belirtti. Yılmaz, Ekrem İmamoğlu’nun şirketlerinin genel müdürü olması nedeniyle 16 aydır tutuklu olduğunu ifade etti. Tuncay Yılmaz, CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının alımı sırasında para sayılırken fotoğrafının olduğunu, o gün Fatih Keleş’e yardımcı olduğunu söyledi.

Yılmaz devamında, “Bana paranın götürüleceği yerin konumunu verdi. Paranın sayılması esnasında kısa süre orada oldu paranın kaynağı ile ilgili bir bilgim yoktur” dedi.

Mahkeme başkanı, Tuncay Yılmaz’a, ne kadar süredir Ekrem İmamoğlu’yla çalıştığını sordu, Yılmaz da 2016’dan beri beraber çalıştıklarını söyledi. Ardından duruşma savcısı, Tuncay Yılmaz’a “İl binasının alınma sürecinde Fatih Keleş neden işin içinde?” diye sordu. Yılmaz, “Partinin belediye meclis üyesi” diye yanıtladı.

“Somut delil yok”

Sorgunun ardından Tuncay Yılmaz’ın avukatı Ali Kemal Yıldız’ın savunmasına geçildi. Avukat Yıldız, iddia makamının temel görevinin duruşmaya objektif katkı sunmak olduğunu söyledi. Yıldız, “İddia makamından beklentilerimiz; iddianameye yönelik eleştirilere katlanabilme özelliği bulunmalıdır. 1.5 yıldır tutuklular kendilerine göre soyut dayanaksız iddialar ile tutuklandılar. Bu kişilerden ne bekleniyor? Her sanığın agresif savunma yapma hakkı vardır. Somut delil yok. Sanık ve müdafiler iddianamenin ön yargılı olduğunu siyaseten hazırlandığını söyleyebilir” dedi.

Yıldız devamında müvekkilinin hakkında delil olmadığını ve gizli tanık ifadeleriyle tutuklandığını belirtti. Gizli tanık beyanıyla soruşturmanın yapılması ve yürütülmesinin mümkün olmadığını söyleyen Yıldız, dosyadaki gizli tanıkların fiziki kimlikleriyle dinlenmesini talep etti.

Fatih Keleş’in savunması başladı

Yıldız, müvekkilinin şirket çalışanı olduğunu, var olduğu iddia edilen örgütle ilgili kendisine yöneltilen bir eylem isnadı olmadığına dikkat çekti. Yıldız, “Oturmak için aldığı evi borçla satın almış. Nasıl bir örgüt üyesi bu? İddianın akla mantığa uygun olması gerekiyor. Örgütle ilgili herhangi bir delil ortaya konulamamıştır” diye konuştu.

İBB davasında, Tuncay Yılmaz’ın avukatlarının savunmaları sona erdi. Mahkeme başkanı, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’i savunma yapmak üzere kürsüye çağırdı. Keleş, kimlik tespitinin ardından savunmasına başladı. Böylelikle Ekrem İmamoğlu, tutuklular arasında en son savunma yapacak isim oldu.

Etkin pişmanlık ve baskı iddiası

Fatih Keleş, 19 Mart 2025’te evinden gözaltına alındığını, dört gün boyunca nezarethanede tutulduğunu ve emniyet ile savcılık aşamalarında neyle suçlandığını somut olarak anlayamadığını söyledi. Keleş, 23 Mart’ta tutuklanarak Marmara Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildiğini, yaklaşık 20 gün sonra ise Kocaeli Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildiğini ifade etti.

Bir hafta içinde üç kez koğuşunun değiştirildiğini aktaran Keleş, yaklaşık bir ay sonra kendisine “5 dakikada hazır ol, İstanbul Adliyesi’ne, mahkemeye götürüleceksin” denildiğini ve apar topar İstanbul Adliyesi’ne götürüldüğünü anlattı. Keleş, avukatını görmek istediğini ancak savcılıkta “Avukata gerek yok, ifade almayacağız, sohbet edeceğiz” denilerek avukatına haber verilmediğini iddia etti.

Keleş, İstanbul Adliyesi’nde üç soruşturma savcısının kendisiyle görüştüğünü belirterek, bu görüşmede soruşturmada ikinci adam olduğu, akrabalarının da risk altında bulunduğu ve etkin pişmanlıktan yararlanmasının doğru olacağı yönünde ifadeler kullanıldığını anlattı. Kimseye iftira atamayacağını söylediğini belirten Keleş, beklenen yanıtı vermemesi üzerine yeniden cezaevine gönderildiğini kaydetti.

Keleş, 23 Temmuz’da dosyada etkin pişmanlıktan yararlanan başka bir şüphelinin avukatının cezaevinde kendisini ziyaret ettiğini belirterek, savcılığın istediği hususları anlatması halinde serbest kalabileceğinin, en azından aile bireylerinin tahliye edilebileceğinin, aksi halde hakkındaki suçlamaların ağırlaşacağının söylendiğini belirtti. Bu teklifi reddettiğini söyleyen Keleş, 5 Ağustos’ta aynı avukatın başka bir avukatla birlikte yeniden ziyarete geldiğini ve bu kez başka bir dosyanın itirafçısı olan Aziz İhsan Aktaş’ı öldürmek üzere birilerini azmettirdiği yönünde iddialarla karşı karşıya bırakıldığını anlattı.

Keleş, şunları söyledi:

“5 Ağustos günü bu avukat, yanında başka bir avukatla beraber yine ziyaretime geldi gece 23:00’te. Hakkımda garip iddialar olduğunu, bu iddiaların başka bir dosyanın itirafçısı olan Aziz İhsan Aktaş’ı öldürmek için birilerini azmettirdiğim şeklinde olduğunu söyleyerek üzerimde yeniden baskı kurdular. Ve ben yine kendilerini geri gönderdim. Bu durumu avukatıma mektupla bildirdim. Aradan 11 gün geçtikten sonra bir gazetenin manşetinde suikast planına karıştığım şeklinde haberler yapıldı ve manşetten verildi. O dosyadan da ifade vermek zorunda kaldım.

Hakkımdaki tek delil gazetedeki haberdir. Hem bu avukatlar hem de haberi yapanlar hakkında haberlerin yapıldığı gün avukatım aracılığıyla suç duyurusunda bulundum. Bana karşı kurulan bu somut ve büyük komploya karşı başvurduğum hukuk yolundan ne elde edebilirim, henüz hiç bilmiyorum. Bugüne kadar tek bir kişinin bile ifadesi alınmadı.

Bizlerle ilgili soyut iddialarla yargısız infazlar yapılırken saçma sapan beyanlarla oğlum, abim, yeğenim, hatta şoförüm tutuklanırken bütün delilleriyle ortaya koyduğumuz komploya karşı yaptığımız suç duyurusu dosyası ise savcılık savcılık geziyor. Kimse en ufak bir soruşturma yapmak istemiyor. Bu tablo yalnızca hukuksuzlukların yaşandığı bir süreç değil, aynı zamanda insani ve vicdani bir meseledir. Aile bağlarının suç unsuru gibi gösterildiği bir süreç yaşanmaktadır. Ben sadece tutuklu değilim. Tutuklu bir evladın da babasıyım.”

“Çarşamba sabah Ekrem Bey’e geçeceğiz”

Fatih Keleş’in savunmasını ara vermek için kesen mahkeme başkanı, “Burada duralım yarın devam edelim. Avukatlarınızla beraber lütfen yarın akşama kadar savunmanızı toparlayın. Çarşamba sabah Ekrem Bey’e geçeceğiz” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş