İSTANBUL (Medyascope) – Bu blog kapanmıştır… İBB davası 63. gününde İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in dün başlayan savunmasıyla devam etti.
Medyascope muhabirleri Furkan Karabay ve Ali Deniz Çakır gelişmeleri Silivri’de takip etti. Medyascope editörleri gelişmeleri aktardı.
- Ruşen Çakır yorumladı: Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını beklerken
- İBB davasında 62. gün: Fatih Keleş’in savunması başladı
- Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan’ın yargılandığı casusluk davası ertelendi: Duruşmada neler oldu?
- Duruşması ertelendi: İmamoğlu diploma davasında ne anlattı?
Mahkeme Başkanı: “Ne yapacağım, ne edeceğim yarın Ekrem Bey’in savunmasına başlayacağım”
Duruşma, "örgüt yöneticiliği" ile suçlanan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in avukatlarının savunmasıyla devam etti.
Avukat Nergis İnce, savunmasında iddianamenin hukuki dayanaklarını ve soruşturma sürecini eleştirdi. İnce, dosyada aynı hukuki durumda bulunan kişiler arasında farklı uygulamalar yapıldığını savunarak, "Ayrıcalık değil, eşitlik; iltimas değil, ölçü; peşin kanaat değil, gerekçeli değerlendirme istiyoruz" dedi.
İnce, müvekkiline yöneltilen suçlamaların büyük ölçüde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin ifadelerine dayandığını belirterek, bu beyanların hukuki güvenilirliğinin tartışılması gerektiğini söyledi. Duruşmada dinlenen birçok etkin pişmanlık sanığına, ifadeleri önceden basından görüp görmediklerini sorduğunu aktaran İnce, önemli bölümünden "Basından gördüğüm kadarıyla" yanıtını aldığını ifade etti.
"Gizlilik kararına rağmen ifadeler basına servis edildi"
Soruşturma dosyasında CMK'nın 153. maddesi kapsamında gizlilik kararı bulunduğunu hatırlatan İnce, buna rağmen etkin pişmanlık ifadelerinin çeşitli medya kuruluşlarında tam metin halinde yayımlandığını savundu. İnce, duruşmada Sabah, Yeni Şafak, Anadolu Ajansı ve çeşitli internet sitelerinde yayımlandığını belirttiği haberleri tek tek göstererek, ifadelerin çok kısa süre içinde kamuoyuna ulaştırıldığını söyledi.
İfadelerin kamuoyuna sızdırılmasının ardından yeni etkin pişmanlık beyanları alındığını hatırlatan İnce, "Pek çok kişi kendi gördüğünü değil, okuduğunu anlattı. Yaşadığını değil, başkalarının kurduğu anlatıyı tekrar etti. Bu nedenle mahkemenizin önüne kirlenmiş bir delil ortamı getirildi" dedi.
"Soruşturma aşamasındaki ifadeler yok hükmündedir"
Avukat İnce, soruşturma sürecinde alınan ifadelerin bağımsızlığını yitirdiğini ifade ederek, "Bu soruşturma aşamasında alınan ifadelerin tamamının yok hükmünde olduğunu düşünüyorum. Sanıkların gerçek anlamda ilk ifadeleri mahkemeniz huzurunda alınmaktadır" ifadelerini kullandı. Mahkemeden, bundan sonraki sorgularda beyanların medya haberlerinden etkilenip etkilenmediğinin ayrıca araştırılmasını talep etti.
"Etkin pişmanlık tahliye vaadine dönüştürüldü"
İnce, Fatih Keleş hakkında soruşturma sürecinde ortaya atılan "Florya'da gömülü para" iddialarının da gerçeği yansıtmadığını savundu. Müvekkili hakkında "evinin parkesinin altında 2 milyon dolar bulunduğu" yönündeki haberlerin yayımlandığını, ancak bu iddiaların iddianamede yer almadığını belirten İnce, buna rağmen daha sonra alınan bazı etkin pişmanlık ifadelerinde bu haberlerdeki anlatımların tekrarlandığını belirtti.
Savunmasının devamında CMK'nın ifade alma usullerini düzenleyen 148. maddesine değinen İnce, soruşturma sürecinde etkin pişmanlık kurumunun amacından saptırıldığını ifade etti. İddianame düzenlenene kadar 167 kişinin tutuklandığını, bunlardan 60'ının daha sonra tahliye edildiğini söyleyen İnce, tahliye edilenlerin ortak özelliğinin etkin pişmanlık veya ikrar kapsamında ifade vermeleri olduğunu belirtti. İnce, "Ortaya çıkan tablo 'itirafçı ol, tahliye ol' pratiğidir. Etkin pişmanlık kurumu kanuna aykırı bir yarar vaadine dönüştürülmüştür" dedi.
"Aileler üzerinden baskı kuruldu"
İnce, soruşturma sürecinde aile bireylerinin birlikte gözaltına alınması ve tutuklanmasının da kişilerin iradesini etkilediğini belirtti. Elif Subaşı örneğini veren İnce, Subaşı'nın ilk ifadelerinde yalnızca eşi ve otizmli çocuğunun durumunu anlattığını, daha sonra etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu söyledi. Aynı şekilde Murat Kapki, Yakup Öner ve AKM Yapı dosyalarında da benzer örnekler bulunduğunu vurgulayan İnce, bazı aile fertlerinin ifadeleri alınmadan tahliye edilmelerinin dikkat çekici olduğunu belirtti.
İnce, tüm bu nedenlerle soruşturma aşamasında elde edilen etkin pişmanlık beyanlarının hukuka uygun delil niteliği taşımadığını savunarak, mahkemeden bu beyanların güvenilirliğinin yargılama sırasında ayrıntılı biçimde değerlendirilmesini talep etti.
"CMK'da soruşturma savcılarıyla sohbet ya da hasbihal diye bir uygulama yok"
İnce, soruşturma sürecinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan isimlerin çok sayıda ifade verdiğini belirterek, bu beyanların güvenilirliğinin olmadığının altını çizdi. İnce, müvekkili Fatih Keleş'in de ailesi üzerinden baskı altına alınmaya çalışıldığını hatırlatarak, Keleş'in avukatlarına haber verilmeden adliyeye götürüldüğünü söyledi. Dosyada buna ilişkin herhangi bir usul tutanağı bulunmadığını savunan İnce, "CMK'da soruşturma savcılarıyla sohbet ya da hasbihal diye bir uygulama yok. Müvekkilim o gün farklı bir karar vermiş olsaydı bugün yeğeni de, ağabeyi de tutuklu olmayacaktı" dedi.
"Süleyman Atik 10, Adem Soytekin 8, Sarp Yalçınkaya 6 kez etkin pişmanlık ifadesi verdi"
Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren sanıkların sayısı ve ifade tekrarlarına ilişkin hazırladığı tabloyu mahkemeye sunan İnce, dosyada benzeri görülmemiş sayıda etkin pişmanlık beyanı bulunduğunu söyledi.
İnce, Süleyman Atik'in 10, Adem Soytekin'in 8, Sarp Yalçınkaya'nın 6, Yakup Öner ile Ertan Yıldız'ın ise 5 kez etkin pişmanlık kapsamında ifade verdiğini belirterek, "Savcılık adeta stüdyo haline getirildi. Kimisi 10 defa pişman olmuş, kimisi 8 defa, kimisi 5 defa. Bunlara 'vadeli pişmanlar' diyorum. Tek seferde pişman olamıyorlar" ifadelerini kullandı.
Bu kadar çok değişen ifadeler karşısında hangi beyanın esas alınacağının belirsiz olduğunu savunan İnce, "Süleyman Atik'in ilk ifadesindeki anlatımı mı, beşinci ifadesini mi, yoksa onuncu ifadesini mi dikkate alacağız? Ceza yargılamasında delilin istikrarlı ve şüpheden uzak olması gerekir" dedi.
"İtirafçılar, yeniden tutuklanmamak amacıyla suçu başkalarına yükledi"
İnce, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin asli fail konumunda olduklarını, tahliye olabilmek veya yeniden tutuklanmamak amacıyla suçu başkalarına yüklediklerini ifade etti. Yargıtay içtihatlarına da atıfta bulunan İnce, hukuki menfaati bulunan kişilerin beyanlarının tek başına mahkûmiyet için yeterli delil sayılamayacağını belirterek, Ertan Yıldız'ın ifadelerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Savunmasının devamında soruşturma makamının maddi gerçeği ortaya koyacak resmî belgeleri toplamadığını savunan İnce, Beylikdüzü Belediyesi'ne ilişkin imar işlem dosyalarının, Boğaziçi İmar Müdürlüğü kayıtlarının, Cebeci dosyasında ise MAPEG ve İstanbul Valiliği evraklarının dosyada bulunmadığını ifade etti. Rüşvet iddialarının araştırılması için öncelikle ilgili ruhsat ve iskân dosyalarının incelenmesi gerektiğini belirten İnce, "Bir müteahhit 'şu tarihte ruhsat almak için rüşvet verdim' diyorsa yapılacak ilk iş belediyeden imar işlem dosyasını istemektir. Bizim dosyamızda bunlar yok" dedi.
"450 sayfalık iddianame delil eksikliğini gizliyor"
Nergis İnce, iddianamenin sayfa sayısının fazlalığının delillerin güçlü olduğu anlamına gelmediğini savunarak, "İyi bir iddianame suçun hangi tarihte ve hangi somut eylemle işlendiğini birkaç sayfada anlatabilir. Sayfa sayısının çokluğu delilin gücünü değil, somutlaştırma yeteneğinin zayıflığını gösterir" ifadelerini kullandı.
İddianamede varsayımların ve birbirini tekrar eden etkin pişmanlık beyanlarının somut delil gibi sunulduğunu ifade eden İnce, dosyada yer almayan bazı iddiaların yalnızca beyanlar üzerinden kamuoyunda algı oluşturduğunu savundu. "Delil ile yorum, olgu ile varsayım birbirine karışmış durumda. Etkin pişmanlık beyanlarının bir bütün halinde iddianameye konulması mahkemede de zehirleyici bir algı yaratıyor" dedi.
Savunmasının bu bölümünü tamamlayan İnce, etkin pişmanlık beyanlarının tek başına mahkûmiyete esas alınamayacağını belirterek, soruşturma sürecinde toplanmayan somut deliller ve resmî kayıtlar dikkate alındığında müvekkili Fatih Keleş hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.
"Kanunda olmayan bir kavram dosyanın merkezine yerleştiriliyor"
İnce, iddianamede "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" tanımının kullanıldığını belirterek, Türk Ceza Kanunu'nda "çıkar amaçlı suç örgütü" şeklinde bir suç tanımı bulunmadığını savundu. Savcılığın, 2005 yılında yürürlükten kaldırılan 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu'ndaki ifadeleri bugünkü dosyaya taşıdığını öne süren İnce, "Kanunda olmayan bir kavram dosyanın merkezine yerleştiriliyor" dedi.
Bir kamu kurumunun suç örgütü olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen İnce, belediyelerin kuruluş amacının kanunla belirlendiğini hatırlatarak, "Bir kamu idaresinin işleyişi sırasında suç işlendiği iddiası, yöneticilere yöneltilmiş olsa bile o idari yapıyı suç örgütü haline getirmez. Bunun için kuruluş amacının suç işlemek olması gerekir" ifadelerini kullandı.
İnce, soruşturmanın kapsamına da dikkat çekerek bugüne kadar düzenlenen operasyonlarda 600'den fazla kişinin gözaltına alındığını, çok sayıda genel sekreterlik, daire başkanlığı ve iştirak şirketinin soruşturmaya dahil edildiğini belirtti. Savcılığın "belediyeyi hedef almıyoruz" yönündeki yaklaşımının dosyayla çeliştiğini savunan İnce, "Ne yazık ki soruşturma makamı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kendisini suç örgütü, kamu görevlilerini ise örgüt mensubu olarak görüyor" dedi.
Mahkeme Başkanı: "Mahkemeyi biz mi yönetiyoruz başkaları mı yönetiyor anlamıyorum, çıkıyorlar dışarda açıklama yapıyorlar"
Çarşamba günü Ekrem İmamoğlu'nun savunmasıyla başlayacağını daha önce söylediğini ve bu yüzden avukatların savunmasını kısa tutması gerektiğini ifade etmesi üzerine Keleş'in avukatı Baran Kaya, "Ben müvekkilimin savunmamın üzerine tahliye edileceğini düşünüyorum. Ama yok siz dinlemeyeceksiniz, önemi yoksa ben savunma yapmayım" dedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, "Bugün saat akşam 22.30'a kadar devam ederiz yarın da öğlene kadar sizin savunmanızı dinlerim ardından Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına başlarım öğleden sonra. Ne yapacağım, ne edeceğim yarın Ekrem Bey'in savunmasına başlayacağım yarın. Mahkemeyi biz mi yönetiyoruz başkaları mı yönetiyor anlamıyorum zaten. Çıkıyorlar dışarda 'biz ağustosta savunma yapacağız' diyorlar" dedi.
Duruşma avukat İnce'nin savunmasıyla devam ediyor.
Fatih Keleş, savunmasının sonunda şunları söyledi:
“Tertemiz evladım, o koğuşta neredeyse tamamı cinayet veya cinayete teşebbüs, kasten yaralama suçlusu ya da şüphelisi olan 60 kişinin içerisinde tam 1 yıl kaldı, ben her an acaba oğlumun başına bir şey gelir mi endişesiyle yaşadım. Tertemiz evladımı, bu korkunç tablonun içinde, bu risklerle baş başa bırakmanın tarifini, annesi ve kız kardeşinin dışarıdaki perişan vaziyetini hangi hukuk metni, hangi vicdan yapabilir.
Hakkımda ‘para kasası, parkelerin altında milyon dolarlar bulundu’ gibi asılsız ve uydurma haberler servis edilirken, hakkımda her türlü haysiyet ve itibar cellatlığı yapılırken oğlum o koğuştaydı. Evladımı o koğuşta yalnız bırakmanın tarifini, ne hissettiğimi size anlatabilmem mümkün değil. Bu haberleri servis edenlere şunu söylemek isterim: O koğuşlardaki cinayet zanlıları bile bu yalan haberleri yapanlardan daha vicdanlı, daha insancıldır.”
"Etkin pişmanlıktan faydalanan Eyüp Subaşı ailesiyle sınandı"
Fatih Keleş, etkin pişmanlıktan faydalanarak tahliye olan Eyüp Subaşı’nın, kendisini suçlayan ifadeleri hakkında konuştu. Para aldığı iddiasını reddeden Keleş, etkin pişmanlık ifadesi veren Subaşı’nın ailesiyle sınandırıldığını belirtti.
Keleş, şunları söyledi:
"Eyüp Subaşı tarafından dosyaya sunulan mesaj kayıtları dahi durumun anlattığımdan ibaret olduğunu teyit etmekte, kendi beyanlarının doğru olmadığını göstermektedir. Bu mesajlarda, rüşvet alan ya da rüşvet veren bir kişi olmadığı açıkça görülmektedir; ifadelerde kullanılan üslup ve tarafların konuşma tarzı da bunun teyididir.
Eyüp Bey’i en son 19 Mart’ta gözaltına alındıktan sonra Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde gördüm. Eşi ve oğlunun da gözaltına alınmasından kaynaklı büyük bir üzüntü içerisindeydi, adeta şoktaydı diyebilirim.
Bakıma muhtaç engelli bir çocuğunun daha olduğunu, dışarıda onunla ilgilenecek kimsenin kalmadığını adeta sayıklıyordu. Bu durumdan büyük üzüntü duydum. Sonrasında hem kendisi, hem de eşi ve oğlu tutuklandı. Yaşadığı çaresizlik sebebiyle etkin pişmanlık başvurusunda bulunduğunu ve gerçeğe aykırı sözler söylemek zorunda kaldığını düşünüyorum. Aileyle sınanmanın ne olduğunu en iyi ben bilirim."
Herkese merhaba!
Editörlerimiz gelişmeleri sizlere aktarmayı devam ederken, ben de küçük bir duyuru yapmak istiyorum.
Web sitemiz üzerinden aylık 17 TL’den başlayan abonelik seçeneklerimizle bize destek olabilirsiniz. Yıllık ve premium seçeneklerimiz de mevcut.
Medyascope’a aylık ya da yıllık abone olmak istemiyorsanız da bir seçenek var. Dilediğiniz miktarda tek seferlik destek vererek de Medyascope’a katkı sunabilirsiniz.
Size en uygun abonelik paketini buradan seçebilirsiniz: https://abonelik.medyascope.tv/
Etkin pişmanlık ifadeleriyle suçlamalar yapılmasını eleştiren Fatih Keleş, “Tamamı, birbirini tekrarı niteliğindedir ve savcılık tarafından soruşturma aşamasında bu beyanların doğruluğu araştırılmadan kabul görmüştür, esas alınmıştır” dedi. Keleş, dosya kapsamında beyanları doğrulayan tek bir iletişim kaydı, para transferi, fiziki takip tutanağı, teknik inceleme raporu ya da maddi bulgu bulunmadığını belirtti.
Fatih Keleş devamında, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “dönüm noktası” dediği Ertan Yıldız’ın etkin pişmanlıktan yararlandıktan sonra ifadelerinin basına sızdırıldığına da dikkat çekti. Keleş, "Henüz doğruluğu araştırılmamış, çapraz sorguya tabi tutulmamış ve somut delillerle desteklenmemiş bir etkin pişmanlık beyanının, adli makamların denetimi dışında kamuoyu nezdinde peşinen hüküm oluşturacak biçimde dolaşıma sokulduğunu göstermektedir" dedi.
"Tüm izinler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı MAPEG tarafından verildi"
Fatih Keleş, suçlama konusu Cebeci Maden Bölgesi’nde dolgu ve döküm faaliyetleri dâhil olmak üzere tüm izinlerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı MAPEG tarafından verildiğini ifade etti. Keleş, “Savcılık iddianamede, MAPEG’in yalnızca Kuzey Cebeci Maden Bölgesi için dolgu ve döküm izni verdiğini, Güney Cebeci Maden Bölgesi için izin vermediğini, Kuzey için verilen izin kullanılarak kaçak bir şekilde Güney Cebeci bölgesine döküm yapıldığını iddia etmektedir. Fakat belgelerini avukatlarım sunduğunda siz de göreceksini ki bu doğru değildir” diye konuştu.
Keleş, Murat Gülibrahimoğlu'nun İBB ve İSTAÇ ile olan ilişkisinin de 2019'un çok öncesine, 2012 yılına dayandığına dikkat çekti. Keleş, "Murat Gülibrahimoğlu ile siyasi görevim varken ticari bir ilişki kurmadım. Siyasi görevim bittikten ve ben artık siyaset yapmamaya karar verdikten sonra ancak kendisiyle ticari ilişkiye girdim. İlişkimiz ne örgütseldir ne siyasidir” dedi.
Fatih Keleş'ten rüşvet iddiasına yanıt: "Kavşak Kadir Topbaş döneminde yapıldı"
Savunmasına devam eden Fatih Keleş, birbirini yalanlayan ifadelerle suçlandığını söyledi. Keleş, etkin pişmanlık ifadesi veren Metin Gül'ün iddia ettiği kavşak yapımında rüşvet iddiasına değindi. Keleş, söz konusu kavşağın ve alt geçidin yapımının Eski AKP’li İBB Başkanı Kadir Topbaş döneminde tamamlandığını açıkladı.
2 milyon TL rüşvete aracılık ettiği iddiasını yalanlayan Fatih Keleş, Metin Gül ile Adem Soytekin'in beyanlarının birbirini yalanladığını söyledi. Keleş, "Metin, Adem'den duyduğunu söylüyor; Adem, Metin'den duyduğunu söylüyor. Ancak benim rüşvete aracılık etme suçundan cezalandırılmam isteniyor" dedi.
Keleş devamında, Cebeci maden sahasında yürütülen projenin savcılığın iddia ettiği gibi bir örgüt projesi olmadığını belirtti. Keleş, “Bu bir devlet projesidir. Cebeci Maden Bölgesi'nin sorumlusu İBB veya şahsım değildir. İBB'nin, bu Maden Bölgesi'nde, madencilik faaliyetinde, hafriyat depolama ve dolgu işinde hiçbir yetkisi ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Benim de bu konularda hiçbir sorumluluğum yoktur. Maden Bölgesi'nde yetki tartışmasız bir şekilde MAPEG'e aittir. Bu kanuni zorunluluktur” diye konuştu.
Medyascope'a destek olmak ister misiniz?
Herkese merhaba!
Gün boyu yaşanan gelişmeleri canlı aktarım sayfamızdan aktarmaya devam ediyoruz. Tam da bu noktada küçük bir hatırlatma yapmak istiyoruz.
Haberciliğimizi sürdürebilmek sizlerin desteğiyle mümkün. Medyascope’a destek olmak ise sadece beş dakika.
Doğru ve güvenilir haberciliğin devam etmesi için tıkla ➡️ https://abonelik.medyascope.tv/
Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Tora Pekin ile mahkeme başkanı arasında şu diyalog geçti:
Tora Pekin: Sayın Başkan, itiraz edeceğimiz bir husus var. Müvekkilimin, anladığım kadarıyla herhangi bir karar olmaksızın duruşma salonuna getirilmemesine yönelik bir iradeniz var.
Mahkeme Başkanı: Bunu zaten yazdırdık.
Tora Pekin: Tebligatı da göremediğimiz için isterseniz bunu tutanağa geçirelim, ben de itirazlarımı dile getireyim.
Mahkeme Başkanı: Tamam, yazarız.
Tora Pekin: Şu anda müvekkilimin duruşma salonunda bulunması gerektiği apaçık. Öncelikle geçen duruşmada verilen kararın, “bundan sonra hiçbir zaman duruşmaya getirilmeyecek” şeklinde yorumlanması mümkün değil sayın başkan. İkincisi, yasa açık. 204. madde ortada. Oturum sonuna kadar uygulanabilecek bir tedbir var; sonsuza kadar duruşmaya getirmeme diye bir düzenleme yok.
Mahkeme Başkanı: Savunmasını almak için kendisini getireceğiz. Savunmasını aldıktan sonra da yargılamaya katılmasını sağlayacağız. Ama şu anda…
Tora Pekin: Şu anda da burada olmalı. Eğer duruşma düzenini bozarsa, o zaman 203. madde kapsamında değerlendirirsiniz. Bu elbette sizin yetkinizdedir. Şu anda Fatih Bey burada. Ben onun insicamını da bozmak istemiyorum. Sadece hukuki tartışmayı yapalım istiyorum. Müvekkilin duruşmayı dinleme hakkı var. Diğer sanıkları dinleme hakkı var. Mahkemeniz aracılığıyla soru yöneltme hakkı var. Geçen haftaki olayın bugünle hiçbir ilgisi yok. Kararınızı hukuken değerlendirmek mümkün değil. Bu keyfi bir karar. Talebimiz, müvekkilin şimdi salona getirilmesi ve duruşmayı izlemesinin sağlanmasıdır.
Mahkeme Başkanı: Bulunduğu salona kadar getirilmeyeceğini belirttik. Yokluğunda yapılan işlemler kendisine bildirilecek.
Tora Pekin: Bu itirazımız yalnızca size değil, heyetinize yöneliktir.
Mahkeme Başkanı: Evet, heyet olarak karar alındı.
Tora Pekin: O halde bu kararın heyetiniz tarafından alındığını da tutanağa geçiriyorum. Ama adil yargılanma hakkı açısından bu kadar yanlış uygulamalarla bu davayı nasıl sonuçlandıracaksınız, doğrusu merak ediyorum. Bakın Sayın Başkan, ben size 203. maddeyi tartışmıyorum. O konudaki itirazımız saklı. Ben bugün burada olmamasını tartışıyorum. Buna hiçbir cevap vermiyorsunuz. Yasa açık. 204. madde yalnızca o oturumla ilgiliydi.
Mahkeme Başkanı: Yarın kendisini getiririz. Yazarız.
İBB davasında 63. gün: İmamoğlu’nun salona getirilmesi engellendi
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 59’u tutuklu, 414 sanıklı İBB davasının ilk duruşması 63. günde, değişen adıyla İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin karşısındaki 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam ediyor.
Duruşma, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in dün başlayan savunmasıyla sürüyor.
Mahkemenin, Ekrem İmamoğlu'nu duruşma salonuna getirmeme kararı aldığı ortaya çıktı. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, söz aldı.
Avukat Pekin, mahkeme tarafından İmamoğlu hakkında savunmasının alınacağı güne kadar duruşmalara getirilmeme kararı alındığını söyledi. Pekin, “Bir açıklama yapmak ister misiniz? Müvekkilimi duruşmaya getirmeme şeklinde karar almışsınız” dedi. Mahkeme başkanı, “Yarın savunmasını almak için getireceğiz” dedi. Pekin, kararın hukuka aykırı olduğunu belirtti.









