Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan’ın yargılandığı casusluk davası ertelendi: Duruşmada neler oldu?

İSTANBUL (Medyascope) – CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, gazeteci Merdan Yanardağ ve İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan ile yargılandığı “siyasal casusluk” davasının ikinci duruşması görüldü. “Casusluk” davasında Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün tutukluluk halinin devamına karar verildi. Duruşma, 29 Eylül’e ertelendi.

Casusluk davasında
Casusluk davasında neler oldu?

Seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ile Hüseyin Gün’ün yargılandığı “siyasal casusluk” davasının ikinci duruşması, İstanbul 25. Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesi karşısındaki 4 No’lu salonda görüldü.

Yeni heyetin atandığı İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmaya, tutuklu İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ katıldı. İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir, müvekkilinin bugün üç farklı davasının olduğunu söyledi. Demir, İmamoğlu’nun öncelikle diploma davasına katılmak istediğini belirtti. Mahkeme heyeti talebi kabul etti. İmamoğlu, diploma davasına katılmak için salondan ayrıldı.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Lale Uğuzay, Merdan Yanardağ’ın Seher Alaçam’ın şoföründen para aldığına dair iddiaları “Sizin yanınıza giremez şoför zaten. Benim bilgim olmadan sizin yanınıza giremez” diyerek yalanladı.

Mütalaa açıklandı

Tutukluluk incelemesi üzerine mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, “Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması” iddiasıyla, İmamoğlu, Özkan , Yanardağ ve Gün’ün ayrı ayrı tutukluluklarının devamını talep etti.

Savcının mütalaası sonrası söz alan Merdan Yanardağ, “NATO haydut ve emperyalist bir örgüttür. Hayatını NATO’ya karşı mücadele ile geçirmiş insanları siyasi casusluk ile suçlanıyor. Bu dava, Ekrem İmamoğlu davası… Muhalefeti susturmak, bizi susturmak amacıyla açılan siyasi dava. Bu mantığa göre bütün siyasi partilerin casusluk suçu ile yargılanması gerekir” dedi.

Yanardağ devamında, “Savcı, Hüseyin Gün’ün ifadesinde ‘Merdan Yanardağ’ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını’ söylediğini ileri sürüyor. Hüseyin Gün’ün ifadesinde böyle bir şey yok” dedi. Gün de “yok” diyerek Yanardağ’ı teyitledi.

Yeni atanan mahkeme heyeti duruşmada

Celse arasında atanan yeni mahkeme heyetine “Hoş geldiniz” diyen Necati Özkan, “Allah utandırmasın. Çok zor bir davadayız. Türkiye tarihinde hiç görülmemiş gayri hukuki ve gayri ahlaki bir davadayız. Size düşen görev çok büyük. Hoş geldiniz. İnşallah adalete ve hukuka uygun bir karar verirsiniz” ifadelerini kullandı.

Necati Özkan’ın avukatı Kazım Yiğit Akalın, mahkeme başkanına seslendi. ”Sabah 09:00 akşam 18.00, sizinle HTS kaydı veriyoruz. Aynı yerden baz vermek esasen bir delil değil” diyen avukat Akalın, Hüseyin Gün ile Necati Özkan’ın HTS kayıtları incelendiğinde Balıkesir’de buluştuklarının iddia edildiğini ancak iki ismin de aynı yıl içinde Balıkesir’de olmadığını belirtti.

“Casusluk” iddiasına karşı Milli İstihbarat Teşkilatı’na yazı yazdıklarını belirten Akalın, “Ne cevap gelecek merakla bekliyoruz” dedi. Akalın devamında, Hüseyin Gün’ün casus olarak suçlandığını ancak bu suçlamayla karşılaşan birinin telefonunun şifresini vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu söyledi.

Hüseyin Gün’ün altı yıl boyunca casusluk yaptığının iddia edildiğini vurgulayan Akalın, “Jandarma istihbarat uyumuş, emniyet istihbarat uyumuş, MİT uyumuş. Bir tane uyuşturucu müptelası kardeş sayesinde casus ortaya çıkmış. Bunu söylemeye utanmaz mı insan” dedi.

Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan’ın avukatlarının ardından söz aldı. İmamoğlu, ”Beni adliyeye götürmeye korkuyorlar. Kimi kimden kaçırıyorlar belli değil, korku ya da başka bir şey, onu bilemem” dedi. İmamoğlu, eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın açtığı davada, 60 kilometre yol gittikten sonra aracın bozuk olduğu iddiasıyla geri döndürüldüğü süreci anlattı.

“Hukuksuzluk triatlonu içinde mücadelemi sürdürüyorum” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Ayrı salonlarda hukuk cinayeti işlenmeye devam ediliyor. Yağmacıların karşısında dimdik ayakta durmaya devam ediyor ve bu konuda kesinlikle ve kesinlikle kararlı olduğumu, bu üç davanın bir arada görüldüğü bugünde yılmadan tam aksine gücünü büyüterek, milletten aldığı o kararlılıkla da sonsuz mücadele verdiğimi buradan belirtmek isterim. Halk gücünü arkasına almış bir insanın casusluk gibi son derece ağır ve son derece vahşi bir suçlamanın olduğu mahkemedeyiz.”

İmamoğlu, 15 milyon 500 bin oyla cumhurbaşkanı adaylığını elde ettiğini, 25 milyon insanın da imza verdiğini ifade etti.

Ekrem İmamoğlu, 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek olan NATO Zirvesi öncesinde yapılan operasyonlar ve yasaklara dikkat çekti. İmamoğlu, “NATO zirveleri 6 milyonluk Ankara’nın 10’da biri ülkelerde yapıldı ama böyle sıkıyönetim ortamı yaşanmadı. Milletin sesinden korkan anlayış, dünyaya ‘Bakın, her şeyi kontrol ediyoruz’ mesajı verme gayretinde. Devlet ciddiyeti yoksulluğu maskelemekle olmaz, dünyanın gözü üzerinde değilken de vatandaşa önem vermekten geçer. Bu ikiyüzlü ortamın, aldatmacanın başka bir arka planı” dedi.

Ekrem İmamoğlu konuşmasının devamında, komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanmasına da tepki gösterdi. İmamoğlu, “Bu genç komedyen arkadaşımızın beni de eleştiren benimle de hiciv yapan esprilerini dinledim ve buradan suç çıkaran ve bunu yapıp hemen bir mahkemede kuyu tipi bir cezaevine gönderen neyle bağdaştığını, buna hangi aklın evet dediğini anlamak bile mümkün değil” dedi.

Ekrem İmamoğlu, AYM kararına rağmen tahliye edilmeyen tutsak TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, AİHM kararına rağmen tahliye edilmeyen eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan bahsetti. İmamoğlu, Atalay ve Demirtaş’ın Silivri’deki birçok arkadaşı gibi özgürlüklerinin çalındığını söyledi.

Ekrem İmamoğlu sözlerine, “Savcıların, hakimlerin ve mahkemelerin gölgesine sığınarak siyaset yapma makamı haline getirdi Adalet Bakanlığı’nı” diyerek devam etti. İmamoğlu, “Ne yazık ki her kuralın yerle bir edildiği bir ortamda, ne AYM kararları, ne AİHM kararları en doğru şekilde analiz edilmediği ve detaylı bir şekilde değerlendirilmediği bir Türkiye’de yaşıyoruz” dedi.

MİT Başkanı İbrahim Kalın’a seslenen İmamoğlu, “Bir yazı yazacak Ekrem casus mu, Merdan casus mu, Necati casus mu Hüseyin casus mu diye. Niye konuşmuyor, bir yazı yollamıyor” diye belirtti.

Ekrem İmamoğlu, “Bana casus diyenin alnını karışlarım” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan’ı göstererek, “Bu iki insandan casus çıkmaz. Burada vereceğiniz karar tutukluluğun devamıysa onu da kabul etmiyorum” dedi.

Dava 29 Eylül’e ertelendi

“Casusluk” davasında Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün tutukluluk halinin devamına karar verildi. Duruşma, 29 Eylül’e ertelendi.

İddianameden

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede İmamoğlu, seçim kampanyalarının direktörü Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve iş insanı Hüseyin Gün’e “siyasi casusluk” suçlaması yöneltildi. Ancak casusluğun kim tarafından hangi devlete veya istihbarat örgütüne yapıldığına dair herhangi bir tespit yer almamıştı.

Casusluk davasında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep eden savcılığın hazırladığı 162 sayfalık iddianamenin büyük bölümünü Hüseyin Gün’ün etkin pişmanlık ifadeleri, dijital materyaller ve not defterinde yazanlar oluşturmuştu.

Mahkeme, iddianamede geçen OSINT ve DARKWEB’deki verilerin atılı suç tarihi öncesinde internet ortamına sızmış veriler olup olmadığını, sızdıysa bu verilerin hangi tarihte ne şekilde internet ortamına sızdığının raporunun çıkarılmasına karar vermişti.

Mahkemenin kararı üzerine siber güvenlik ve adli bilişim alanında uzman bir isim tarafından bilirkişi raporu hazırlandı. Mahkemeye sunulan 2 Mart 2026 tarihli raporda iddianamede yer alan “İmamoğlu döneminde İBB verilerinin OSINT ve DARKWEB’e sızdırıldığı” iddiasının doğru olmadığı belirtilmişti.

“Sızıntı İmamoğlu öncesinde oldu” raporu

62 sayfalık raporun sonuç kısmında, iddianamede bahsi geçen verilerin ibb.gov.tr veri tabanından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin yapılan iş ve işlemlere dair tutanak, bilgi ya da belge olmadığından herhangi bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı ifade edilmişti.

Raporda, sızdığı belirtilen verilerin kamuya açık alanlarda bulunduğu belirtildi ve “Söz konusu verilerin daha önce gerçekleşmiş veri ihlalleri kapsamında internete yansımış olabileceğini göstermektedir” denilmişti.

Yani bilirkişi raporunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın aksine, suçlamaya konu sızıntıların İmamoğlu döneminden önce yapıldığına dikkat çekilmişti.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş