Rivayet Muhtelif’in bu bölümünde Hilmi Hacaloğlu’nun konuğu şair Haydar Ergülen oldu. Hacaloğlu ve Ergülen, Can Yücel’in 100. doğum günü vesilesiyle onun yaşamını, sanatını, politik kimliğini ve Türk şiirindeki yerini konuştu. Ergülen, Türk şiir geleneğini, şairlerin muhalif duruşunu ve şiirin günümüzdeki durumunu da değerlendirdi.
Can Yücel 100 yaşında. Hilmi Hacaloğlu’nun konuğu şair Haydar Ergülen, Can Yücel’in 100. doğum günü vesilesiyle Türk şiir geleneğini değerlendirdi. Can Yücel’in, politik kimliği, küfür kullanımı, yüzü, sakalları ve konuşma tarzıyla “Can Baba” olarak anıldığını hatırlatan şair Haydar Ergülen, onu Anadolu’nun dervişane geleneğinin bir sürdürücüsü olarak tanımladı.

“Tasavvufla isyan ahlakını bir araya getirdi”
Ergülen, Can Yücel’in Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal ve Kazak Abdal’a uzanan bir damarın parçası olduğunu söyledi. Bu geleneğin yalnızca dünyadan elini eteğini çekmiş bir dervişlik anlayışına dayanmadığını vurgulayan Ergülen şöyle konuştu:
“Anadolu’daki pek çok isyanın, kalkışmanın ve karşı koyuşun içinde dervişler de vardır. Tasavvufla isyanı, daha doğrusu isyan ahlakını bir araya getiren bir gelenekten söz ediyoruz. Can Yücel de modern çağda bu devamlılığın örneklerinden biridir.”
Can Yücel’in hayatındaki muhalif tutuma da değinen Ergülen, cumhuriyetin eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in oğlu olmasına rağmen gençliğinde babasının da içinde bulunduğu iktidara karşı bir yerde konumlandığını hatırlattı.
“Politik kimliği şiirinin diğer damarlarını gölgeledi”
Can Yücel’in cezaevi döneminden sonra daha geniş bir okur kitlesi tarafından tanındığını söyleyen Ergülen, “Bir Siyasinin Şiirleri” ve “Sevgi Duvarı” kitaplarının bu süreçte öne çıktığını belirtti.
Yücel’in çoğunlukla politik şiirleri, muhalif kimliği ve sloganlaşan dizeleriyle hatırlandığını dile getiren Ergülen, bunun şairin diğer yönlerinin gözden kaçmasına neden olduğunu söyledi:
“Can Baba’ya hep epik bir damardan bakıyoruz. Elbette öyle ama aynı zamanda çok lirik bir şair. Şiirin gerçek damarının lirik bir damar olduğunu bilen bir şair. Şiirlerini okurken insan mutluluktan, sevinçten ve aşkın böylesinden dolayı ağlayabilir.”
Can Yücel’in eşi Güler Yücel için çok sayıda şiir yazdığına dikkat çeken Ergülen, Nâzım Hikmet’in Piraye’ye yazdığı şiirlerin ardından Türk şiirinde hakkında en fazla şiir yazılan kadınlardan birinin Güler Yücel olduğunu söyledi.
“Büyük şairler değil, büyük okurlar dönemi kapandı”
Hacaloğlu’nun “Büyük şairler dönemi kapandı mı?” sorusuna Ergülen, “Büyük okurlar dönemi kapandı” yanıtını verdi.
Ahmet Telli, Şükrü Erbaş, Birhan Keskin ve Didem Madak gibi isimleri örnek gösteren Ergülen, günümüzde de büyük şairlerin bulunduğunu ancak okuma alışkanlıklarının değiştiğini söyledi.
Telefon, bilgisayar ve televizyonun olmadığı dönemlerle bugünün koşullarının aynı olmadığını vurgulayan Ergülen, “Okumak isteyenler için hatırı sayılır miktarda büyük şairimiz var. Üstelik bundan sonra çıkacaklar da cabası” diye konuştu. Türk şiirindeki ortak damarın devam ettiğini savunan Ergülen, şiirin hâlâ önemli bir direnç alanı olduğunu belirtti.








