İSTANBUL (Medyascope) – Zeytin Dalı’nda bu hafta Müge İplikçi’nin konuğu yazar Başar Başarır, “Beni Bir Temiz Dövseler” adlı yeni romanını anlattı. Romanın merkezindeki Feridun karakterinin KHK ile üniversiteden atılan bir akademisyen olduğunu belirten Başarır, karakteri yaratırken öfke, kaçış ve insanın kendisini yeniden kurma arayışından yola çıktığını söyledi.
Yazar Başar Başarır Başarır, “Beni Bir Temiz Dövseler” adlı yeni romanını anlattı. Başarır, romanında zaman yolculuğu, aile ilişkileri, Nazım Hikmet Ran ve Ali Suavi Soner gibi tarihsel karakterler üzerinden farklı dönemleri ve hikâyeleri bir araya getirdiğini söyledi.
“Roman yazma fikrim hep kızgınlık ve öfkeyle başlıyor”
Başarır, romanlarının çoğunlukla bir şeye duyduğu öfkeyle başladığını belirtti. Doğa talanı, ormanların kesilmesi, madencilik faaliyetleri ve kentlerin tarihi dokusunun bozulması gibi meselelerin kendisini yazmaya ittiğini söyledi.
Başarır, “Bir şeylere kızıyorum, bozuluyorum. Kemirmeye başlıyorum zihnimde. Ne yapayım ben bunu? Doğa talanı, ormanların kesilmesi, bu madencilik faaliyetleri ya da ne bileyim şehirdeki tarihi dokunun bozulması gibi şeyler beni dürtüyor ve bu dürtüşün sonunda bunu bir metne çevirmek, bir hikâyeye çevirmek arayışına başlıyorum” dedi.

Yazar, bu romanında özellikle bilmediği bir alanı yazmayı tercih ettiğini belirterek, “Ben bilmediklerimle uğraşmayı seviyorum. O yüzden karı koca kavgası anlatmaya karar verdim” diye konuştu.
“Feridun bir açıdan kurban”
Romanın merkezindeki Feridun karakterinin KHK ile üniversiteden uzaklaştırılmış bir akademisyen olduğunu belirten Başarır, karakteri Türkiye’de benzer süreçlerden geçen binlerce insanın hikâyesiyle ilişkilendirdi.
Başarır, Feridun’u yaratma sürecini şöyle anlattı:
“Feridun bir akademisyen ama barış bildirisine imza atarak KHK ile üniversiteden uzaklaştırıldı. Ve böyle biliyorsunuz böyle binlerce insan var Türkiye’de. Donanımlı, okumuş, yazmış, bir şeylerin peşinde giden, meraklı, ahlaklı falan insanlar var. Ama bunları bir sistem dışına itmeyi, hatta bir yandaş yazarın ifadesiyle medeni ölü ilan etmeye kalktılar. Feridun da onlardan biri. Yani bir açıdan kurban.”
Başarır, karakterin hayatındaki temel sorunun ise elindeki her şeyin alınmasından sonra hayatını nereye koyacağı olduğunu söyledi.
Yazar, edebiyatın yalnızca yaşanan haksızlığı doğrudan anlatmak olmadığını da vurguladı. Başarır, “Adamın hikâyesini anlatmanız lazım. Gerçek insan hikâyesini. Ki bu dokunur başkasına, ki bu ilgisini çeker başkasının ve bu duygunun içine girebilmek insanı daha insan yapar, daha ileri götürür bence” dedi.
Kitap tanıtım bülteni
“Gençlikten yaşlılığa ömür saklamalıymış, bilemedim”, dedi kadın. Kütük eskidi şimdi. Ecel yastığına koydum başımı. Halime bak nispet al evladım. Hayat dediğin bu panayır çok sürmez geçer.
Üniversiteden ihraç edilmiş, hayata küsmüş bir tarihçi olan Feridun, evliliğinin ağırlığı altında ezilen Elvan, boşanmanın eşiğindeki Nesrin, aç ve açıkgözlü bacanak Ayhan ve ölümle inatlaşan Hayret Hanım… İstanbul’un yokuşları, sahafları, mezarlıkları ve unutulmuş hikâyeleri arasında dolaşan bu tuhaf aile, geçmişle bugün arasındaki ince çizgide yürürken sürekli kendi yaralarıyla yüzleşmek zorunda kalır.
Feridun’un Hayret Hanım’dan işittiği, Rumeli Hisarı’nda geçmişe açılan gizemli bir kapıyı arama serüveniyle başlayan roman, çok geçmeden evliliğe, hayata, tarihe dair sıra dışı bir yolculuğa dönüşür. Feridun bu yolda çok şey kaybedecek ama bir kız evlat kazanacaktır.
Başar Başarır, “Beni Bir Temiz Dövseler”de zaman yolculuğunu; pişmanlıkların, kaçırılmış fırsatların, aile bağlarının ve insanın kendinden kaçma arzusunun hikâyesi olarak anlatıyor. Mizahla hüznü, fantastikle gündelik hayatı ustalıkla bir araya getirirken okuru İstanbul’un ve Roma’nın el değmemiş katmanlarında gezdiriyor.
Nâzım Hikmet Ran, Suavi Sonar, Sadun Boro ve daha nice tanıdık simayı karşımıza çıkaran bu roman, çok şey öğrenirken aynı zamanda çok eğleneceğiniz bir Türkçe şenliği!
Bazen insanın geçmişe dönmek istemesinin sebebi, kendi kişisel tarihini temize çekmektir.







