Kemal Can ile 5 Soru 10 Cevap (259): Neden konuşamıyoruz?

İSTANBUL (Medyascope) – 5 Soru 10 Cevap programının bu bölümünde Kemal Can, “Neden konuşamıyoruz?” sorusunu tartışmaya açtı. Türkiye’de siyasi ve toplumsal meselelerin neden sağlıklı biçimde tartışılamadığını değerlendiren Kemal Can, baskı ve korku atmosferi, siyasi kutuplaşma, yankı odaları, etiketleme, sosyal medya linçleri ve tartışmaların bir müsabakaya dönüşmesini ele aldı.

Kemal Can, “Neden konuşamıyoruz?” başlıklı videoda şu soruları ele aldı:

1- Neden herhangi meseleyi konuşamıyoruz?

2- Konuşulamayanlar ne konuşturmayanlar kim?

3- Fikirler ya da sözler yerine etiketler mi önemli?

4- Saldırganlığın sebebi özgüven mi, güvensizlik mi ?

5- Tekrar nasıl konuşabilir hale geleceğiz?

Neden herhangi meseleyi konuşamıyoruz?

Türkiye’de uzun süredir ağır bir baskı ve korku atmosferinin hâkim olduğunu belirten Kemal Can, pek çok meselenin konuşulamamasının temel nedeninin bu atmosfer olduğunu söyledi. İktidarın başta medya olmak üzere elindeki imkânları kullanarak tartışma alanlarını zehirlediğini ve dolaylı biçimde yönettiğini savunan Can, kutuplaştırma siyasetinin zaman içinde katı siyasi bloklar, yankı odaları ve değişime kapalı kanaat grupları oluşturduğunu ifade etti.

Can’a göre konuşulması ve tartışılması gereken meseleler, farklı fikirlerin birbirini etkileyebildiği ortak bir alanın değil, tarafların galip gelmeye çalıştığı bir mücadele arenasının konusu hâline geldi. Bu durumun uzun yıllar boyunca devam etmesiyle tartışma kültüründeki bozulmanın kronikleştiğini söyleyen Can, sorumluluğun yalnızca iktidara yüklenemeyeceğini vurguladı:

“Bu gayet bozulmuş zemin biraz fazla hızlı kabullenildi ve normalleştirildi. Daha kötüsü, bu zeminin yarattığı tribünler, kapalı kanaat grupları, yankı odaları ve düşmanlaştırıcı sertlikler, onu kullanan herkes için bazı imkânlar sağlıyor.”

Kemal Can ile 5 Soru 10 Cevap (259): Neden konuşamıyoruz?
Kemal Can ile 5 Soru 10 Cevap (259): Neden konuşamıyoruz?

Tekrar nasıl konuşabilir hâle geleceğiz?

İçinde bulunulan ortamı görüş mesafesinin düştüğü yoğun bir sise benzeten Can, bu koşullarda en yüksek sesle konuşanların yön belirleyici hâle geldiğini ifade etti. Sürekli konuşan, her konuya tepki veren ve her tartışmaya dâhil olan kişilerin konuşma alanını genişletmediğini, aksine mevcut gürültüyü artırdığını söyledi.

Can, bu atmosferin kısa sürede ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını ancak insanların birbirine yaklaşarak ve doğrudan temas kurarak gürültünün dışında yeni konuşma alanları oluşturabileceğini belirtti:

“Bunun farkında olarak yakınlaşmaya, temas etmeye ve o temas alanında sis ve gürültüden bağımsız biçimde konuşmaya çalışmak mümkün. Bu, kolaylıklardan sakınmayı ve aynı gürültülü düdüklere sahip olmaya çalışmak yerine başka temas yolları aramayı gerektiriyor.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş