İSTANBUL (Medyascope) – The Economist’e göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna savaşında yıllardır süren çıkmazdan yeni bir tırmanmayla kurtulmaya hazırlanıyor. Kremlin’e yakın kaynaklar Putin’in yaz boyunca seçenekleri değerlendirdiğini, sonunda Ukrayna savaşını tırmandırma yönünde karar verdiğini söylüyor.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin üzerinden yıllar geçerken cephede belirleyici bir ilerleme sağlayamayan Kremlin’in savaşı yeni bir aşamaya taşıyabileceğine ilişkin endişeler artıyor.
The Economist, Kremlin’e yakın kaynaklara ve Batılı istihbarat çevrelerinin değerlendirmelerine dayandırdığı analize göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Ukrayna savaşını tırmandırmaya hazırlanıyor.
Dergiye konuşan Kremlin’e yakın kaynaklar, Putin’in yaz boyunca birkaç hafta boyunca seçenekleri değerlendirdikten sonra tırmanma yönünde karar vermiş göründüğünü söyledi.
Putin de 22 Ağustos’taki konuşmasında Ukrayna’nın Rus petrol rafinerileri ve lojistik merkezlerine yönelik artan İHA saldırılarını hedef aldı. Ukrayna’nın bir “Pandora’nın kutusu” açtığını savunan Putin, “ekonominizin en hassas sektörlerine karşılık vereceğiz” dedi.
Aynı gün iktidardaki Birleşik Rusya Partisi’nin üyelerine seslenen Putin, savaşın sona erdirilmesi ihtimaline de kapıyı kapattı: “Özel askeri operasyon devam ediyor. Yalnızca ileriye doğru hareket edeceğiz.”
CIA Başkanı’nın Moskova ziyareti
Batılı ülkelerdeki endişenin en dikkat çekici işaretlerinden biri, CIA Başkanı John Ratcliffe’ın 25 Ağustos’ta sürpriz bir şekilde Moskova’ya gitmesi oldu.
The Economist’e göre ziyaretin amacı konusunda farklı anlatımlar bulunuyor. Bir görüşe göre Ratcliffe, Putin’i NATO ülkelerine saldırmaması konusunda uyarmak için Moskova’ya gitti. Bir diğerine göre ise Rusya’nın savaş alanındaki geleceğine ilişkin olumsuz bir değerlendirme sundu ve Kremlin’i müzakereye ikna etmeye çalıştı.
Ancak Putin’in uzun süredir tanıdığı bir isim, Rus liderin ziyareti ABD’nin zayıflığının işareti olarak görmüş olabileceğini söyledi. Kaynak, Putin’in Kasım 2021’de dönemin CIA Başkanı Bill Burns’ün Moskova ziyaretini de benzer şekilde yorumladığını hatırlattı. Burns o dönem Putin’i Ukrayna’yı işgal etmemesi konusunda uyarmış, Rusya üç ay sonra saldırıya başlamıştı.
Avrupa’da da Rusya’ya ilişkin kaygılar artıyor. Finlandiya, Rusya sınırının izlenmesi için İsveç’ten uçak ve savaş gemisi desteği istedi. Almanya’nın Leipzig Havalimanı’na yönelik bir İHA saldırısından Rusya’yı sorumlu tutmaya hazırlandığı belirtilirken, Romanya kendi karasularındaki bir sondaj platformunu hedef alan Rus deniz İHA’sını imha ettiğini açıkladı. Slovakya ise bir İHA fabrikasına yönelik kundaklama girişiminin engellendiğini duyurdu.
Rusya’da savaş desteği aşınıyor
The Economist’e göre Putin’i tırmanmaya yönelten nedenlerden biri de savaş konusunda Rus toplumundaki sessiz rızanın giderek zayıflaması.
Ukrayna’nın Rusya’nın iç kesimlerindeki petrol rafinerileri ve lojistik merkezlerine düzenlediği saldırılar ile güvenlik gerekçesiyle getirilen internet kısıtlamaları, savaşın günlük hayattan uzak tutulduğu görüntüsünü bozmuş durumda.
Bağımsız araştırma kuruluşu Levada Center’ın verilerine göre Rusların yüzde 57’si ülkedeki durumu “gergin” olarak nitelendiriyor. Katılımcılar savaş, can kayıpları, seferberlik, İHA saldırıları ve geleceğe ilişkin belirsizliği başlıca sorunlar arasında gösteriyor.
Televizyondaki resmi propagandaya olan güven de azalırken genç Rusların sosyal medyada savaşa son verilmesi yönünde paylaşımlar yaptığı belirtiliyor. Putin’in kamuoyu desteğinde de düşüş var.
Kremlin çevresindeki elitlerde ise rahatsızlığın daha güçlü olduğu aktarılıyor.
Dergiye konuşan bir kaynak, asıl sorunun ekonomiden veya savaş alanındaki başarısızlıktan çok savaşın kaybettirdiği zaman olduğunu söyledi. Kaynağa göre sonuç ne olursa olsun, yaklaşık beş yıl süren bir savaş Kremlin açısından başlı başına bir başarısızlık olarak görülüyor.
Bir başka Rus elit ise yönetici çevrelerde “çarın çıplak olduğu” hissinin yayılmaya başladığını söyledi.
“Zayıflık gösterme”
The Economist analizinde Putin’in savaş politikasını yalnızca jeopolitik hedeflerle değil, Rusya’daki yönetim sisteminin iç mantığıyla açıklıyor.
Dergiye göre Putin açısından temel kural “asla zayıflık göstermemek.”
Rus yönetim sistemi yüksek miktarda şiddeti tolere edebiliyor ancak başarısızlığı affetmiyor. Bu nedenle Putin’in, en azından Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesinin tamamını ele geçirmeden savaşı sona erdirmenin kendi iktidarını ve hatta kişisel güvenliğini tehlikeye atacağını düşündüğü belirtiliyor.
The Economist’e konuşan bir kaynak, Putin’in savaş sırasında yakın çevresindeki bazı isimlere bir noktada “Beni asarlar” dediğini aktardı.
Ancak savaşı mevcut biçimiyle sürdürmek de Kremlin açısından çözüm üretmiyor.
Rus elitlerinden bir isim, mevcut durumun yalnızca ekonomik kaynakları tükettiğini ve siyasi sermayeyi erittiğini belirterek, “Ataletle ilerleyen senaryolar Kremlin’in aleyhine” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa’da sabotajlar artabilir
Peki olası bir tırmanma nasıl görünebilir?
Batılı istihbarat kurumlarına göre Rusya, Ukrayna’nın müttefiklerine yönelik hibrit savaş ve sabotaj faaliyetlerini artırabilir.
Özellikle Avrupa’dan Ukrayna’ya giden askeri yardım güzergâhları ile Ukrayna için silah ve mühimmat üreten Avrupa’daki fabrikaların hedef haline gelebileceği değerlendiriliyor.
Buna karşılık Batılı istihbarat yetkilileri, Putin’in NATO ile doğrudan askeri çatışma istemediği görüşünde.
Ukrayna içinde ise tırmanma, Rusya’nın halihazırda uyguladığı yöntemlerin daha büyük ölçekte sürdürülmesi anlamına gelebilir.
Rusya Savunma Bakanlığı 30 Ağustos’ta Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik büyük çaplı bir saldırı hazırlığında olduğunu açıkladı. Kiev ise Rusya’nın kış boyunca ülkenin direncini kırmak amacıyla enerji sistemini yoğun biçimde hedef almasını zaten bekliyor.
Cepheye 300-400 bin yeni asker
The Economist’e konuşan Rus kaynaklara göre Putin’in kara savaşında da önemli bir takviye planı bulunuyor.
Kremlin’in 300 bin ila 400 bin yeni askeri cepheye göndermeyi hedeflediği belirtiliyor.
Bunun için yeni bir genel seferberlik ilan edilmesine gerek olmadığı aktarılıyor. Putin’in ilk seferberlik emri hiçbir zaman resmen sona erdirilmedi.
Yeni askerlerin, siyasi tepkinin ülke çapına yayılmasını önlemek amacıyla bölgesel yönetimler aracılığıyla baskı ve teşvik yöntemleri kullanılarak toplanabileceği belirtiliyor. Bu yöntemin Moskova’nın yaklaşık 750 kilometre güneydoğusundaki Penza bölgesinde şimdiden test edildiği aktarılıyor.
Putin’in aynı zamanda ülkedeki sözde “iç düşmanlara” yönelik baskıyı artırabileceği de değerlendiriliyor.
The Economist’e göre bu adımların hiçbiri Rusya’nın temel sorunlarını çözmeyecek. Ancak Putin’in mevcut çıkmazdan çıkış yolu olarak savaşı büyütmeyi seçmesi, hem Rusya içinde hem de Avrupa’da daha fazla şiddet ve istikrarsızlık anlamına gelebilir.








