İSTANBUL (Medyascope) – 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgaliyle başlayan İkinci Dünya Savaşı, milyonlarca insanın hayatına mâl olan büyük bir yıkıma dönüştü. Savaşın başladığı tarih, yıllar sonra barış ve savaş karşıtı hareketlerin sembollerinden biri haline geldi. Peki, bir savaşın başladığı gün nasıl Dünya Barış Günü’ne dönüştü, 1 Eylül neden seçildi ve bu günün tarihsel kökeni ne?

Dünyanın bir yanında Gazze’de savaş sürerken, başka bir yanında Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor. Milyonlarca insan savaşların ortasında yaşamını sürdürmeye, milyonlarcası ise evlerini terk etmek zorunda kalıyor. Ateşkes çağrıları, diplomatik girişimler ve barış arayışları gündemden düşmezken, savaşların sona ermesi kadar yeni savaşların önlenmesi de dünyanın en temel meselelerinden biri olmayı sürdürüyor.
Her yıl 1 Eylül’de anılan Dünya Barış Günü, tam da savaşların yarattığı bu hafızanın içinden doğdu. Üstelik hikâyesi, barışın değil savaşın başladığı bir tarihle başlıyor. 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgaliyle başlayan İkinci Dünya Savaşı, yıllar sonra savaş karşıtı hareketler tarafından barış çağrısının sembolü haline getirildi. Peki, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği bir savaşın başladığı gün nasıl Dünya Barış Günü’ne dönüştü?
Dünya Barış Günü nasıl ortaya çıktı?

1 Eylül’ün Dünya Barış Günü seçilmesinin nedeni, İkinci Dünya Savaşı’nın Avrupa’daki başlangıcı olarak kabul edilen olayla bağlantılı olması. 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası, Polonya’yı işgal etti. Bu işgal, kısa süre içinde Avrupa’ya yayılan İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcı oldu. Savaş yaklaşık altı yıl sürdü ve milyonlarca insan hayatını kaybetti.
Nazi rejiminin Yahudilere, Romanlara ve hedef aldığı diğer gruplara yönelik sistematik imha politikası da savaşın insanlık tarihinin en ağır suçlarıyla birlikte anılmasına neden oldu.
Savaş 1945’te sona erdiğinde geride yalnızca yıkılmış kentler ve milyonlarca kayıp değil, savaşın sonuçlarına ilişkin güçlü bir toplumsal hafıza da kaldı. Savaş sonrası dönemde bu hafızanın merkezinde “bir daha asla” düşüncesi yer aldı. Yeni savaşların önlenmesi, silahlanmanın sınırlandırılması ve barışın korunması, savaşın ardından kurulan uluslararası kurumların yanı sıra farklı ülkelerde gelişen barış hareketlerinin de temel gündemlerinden biri haline geldi. 1 Eylül’ün Barış Günü olarak anılmasının temeli de bu tarihsel hafızaya dayanıyor.
İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı tarih, zamanla yalnızca Nazi Almanyası’nın Polonya’ya saldırısını hatırlatan bir gün olmaktan çıktı; savaşın, faşizmin ve militarizmin yol açtığı yıkımın sembollerinden biri haline geldi. Savaş karşıtı hareketler açısından 1 Eylül, geçmişte yaşananları hatırlamanın yanı sıra yeni savaşların önlenmesi için barış talebinin dile getirildiği bir tarihe dönüştü.
Savaşın başladığı gün neden seçildi?
Bir savaşın sona erdiği günü değil, başladığı günü barışla anmak ilk bakışta çelişkili görünebilir. Ancak 1 Eylül’ün anlamı, tam da bu tercihte ortaya çıktı. Buradaki amaç bir zaferi kutlamak değil, savaşın nasıl başladığını ve insanlık için ne tür sonuçlar doğurduğunu unutmamak. Bu nedenle 1 Eylül, savaşın başlangıcını gösteren bir tarihten daha fazlası olarak anlam kazandı.
1 Eylül, ilk kez 1946’da Almanya’nın Sovyet işgali altındaki bölgesinde Barış Günü olarak anıldı. Sonraki yıllarda özellikle Doğu Almanya ve diğer sosyalist ülkelerde düzenlenen etkinliklerle bu gelenek yaygınlaştı.
Türkiye’de 1 Eylül geleneği nasıl yerleşti?
Türkiye’de 1 Eylül’ün Dünya Barış Günü olarak anılmasının geçmişi de 1970’lere uzanıyor. 1976’da İstanbul, Ankara ve İzmir’de düzenlenen etkinliklerle 1 Eylül Türkiye’deki barış hareketlerinin gündeminde daha görünür hale geldi. Sendikalar, meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütlerinin katıldığı etkinliklerde savaş ve silahlanmaya karşı barış çağrıları öne çıktı.
Sonraki yıllarda, Türkiye’de savaşlara ve silahlı çatışmalara karşı açıklamaların yapıldığı, yürüyüşlerin ve çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir tarih olarak yerleşti. Böylece İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcından doğan gelenek, Türkiye’deki barış hareketlerinin de kullandığı ortak tarihlerden biri haline geldi.

Ancak Türkiye’de 1 Eylül’ün uzun yıllardır Dünya Barış Günü olarak anılması, bir süre sonra başka bir soruyu da gündeme getirdi: Dünya Barış Günü 1 Eylül mü, 21 Eylül mü?
Neden iki farklı Barış Günü var?
Türkiye’deki 1 Eylül geleneğinin yanında, Birleşmiş Milletler’in (BM) belirlediği 21 Eylül tarihi bulunuyor. BM Genel Kurulu 1981’de Uluslararası Barış Günü’nü oluşturdu; 2001’de aldığı kararla da bu günün her yıl 21 Eylül’de kutlanmasını kararlaştırdı.
İki tarihin ortaya çıkış noktaları ise birbirinden farklı. 1 Eylül, İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcının yarattığı tarihsel hafızadan ve savaş karşıtı hareketlerin bu tarih etrafında oluşturduğu gelenekten besleniyor. 21 Eylül ise Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun aldığı kararla uluslararası takvimde yer alan resmi Uluslararası Barış Günü olarak belirleniyor.
Bu fark, Türkiye’de de zaman zaman tartışma konusu oluyor. 2020’de gazeteci Faruk Bildirici, 1 Eylül’de siyasetçilerin, sendikaların ve çeşitli kurumların Dünya Barış Günü mesajları yayımlamasını eleştirdi. Bildirici, Birleşmiş Milletler’in belirlediği tarihin 21 Eylül olduğunu hatırlatarak 1 Eylül’ün dünya genelinde ortak bir barış günü olarak değerlendirilmesine itiraz etti. Bildirici’ye göre 1 Eylül, Sovyetler Birliği ve sosyalist ülkelerde gelişen savaş karşıtı geleneğin ürünüydü; Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen uluslararası gün ise 21 Eylül’dü.
Bildirici’nin değerlendirmesine Türkiye Barış Komitesi’nden itiraz geldi. Komite, 1 Eylül’ün yalnızca Sovyetler Birliği ve sosyalist ülkelerle ilişkilendirilmesinin, günün ortaya çıkışındaki tarihsel arka planı göz ardı ettiğini savundu.
Komite ayrıca barış hareketlerinin savaşın sona erdiği 8 Mayıs yerine savaşın başladığı 1 Eylül’ü seçmesine dikkat çekti. Mahmut Dikerdem’in sözlerine de yer verilen açıklamada, “Barışseverler, silahların kazandığı zafer gününü (8 Mayıs 1945) kutlamak yerine, faşist tırmanışın doruğa ulaştığı 1 Eylül tarihini Barış Günü olarak seçtiler” denildi.
Dolayısıyla 1 Eylül ile 21 Eylül arasındaki ayrım yalnızca iki farklı tarihin kullanılmasından ibaret değil. İki gün, barış fikrinin farklı tarihsel zeminlerden nasıl şekillendiğini de gösteriyor. 1 Eylül, İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcından doğan savaş karşıtı hafızayı ve bu tarih etrafında gelişen barış hareketlerini temsil ederken, 21 Eylül Birleşmiş Milletler’in uluslararası düzeyde belirlediği resmi Uluslararası Barış Günü olarak öne çıkıyor.
Birleşmiş Milletler 21 Eylül’ü ne zaman belirledi?
Birleşmiş Milletler, Uluslararası Barış Günü’nü ilk kez 1981’de aldığı 36/67 sayılı kararla oluşturdu. O dönemde sabit bir tarih belirlenmedi; gün, BM Genel Kurulu’nun yıllık toplantılarının açıldığı eylül ayının üçüncü salısında kutlandı. İlk Uluslararası Barış Günü ise 1982’de gerçekleşti. BM Genel Kurulu 2001’de aldığı 55/282 sayılı kararla Uluslararası Barış Günü’nü her yıl 21 Eylül’de kutlanmak üzere sabitledi. Karar, 21 Eylül’ü aynı zamanda küresel ateşkes ve şiddetsizlik günü olarak tanımladı.
Böylece bugün iki tarih yan yana varlığını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler’in resmi Uluslararası Barış Günü 21 Eylül. Türkiye’de ve farklı ülkelerde uzun yıllardır yaşatılan 1 Eylül geleneği ise İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcından doğan savaş karşıtı tarihsel hafızayı taşıyor.
1 Eylül’ü diğer tarihten ayıran temel özellik de burada yatıyor: Günün anlamı sonradan belirlenen bir takvim gününden değil, insanlık tarihinin en büyük yıkımlarından birinin başladığı tarihten doğuyor. Savaşın başladığı günü barışla anmak, geçmişte yaşananları yalnızca hatırlamak değil, savaşın yeniden yaşanmaması için barışı sürekli savunma çağrısını da içinde barındırıyor.
Derleyen: Zehra Erçakar








