İsmail Fatih Ceylan yazdı | ABD’yi dünya lideri yapan gemi: Lusitania

Birinci Dünya Savaşı bütün şiddetiyle her yerde sürüyor, Almanya ve müttefikleri, Osmanlı cephelerinde İngilizlere karşı yenilgiler alsa da, daha başarılı görünüyordu. Savaşın uzaması bütün devletleri yormuştu. Her ülkenin halkında bıkkınlık, yorgunluk vardı. Askerler firar ediyor, bazen isyana bile kalkışıyordu.

Birinci Dünya Savaşı’ndan en kârlı çıkan savaşa katılmayan ABD’ydi. İtilaf devletlerine silah satıyor, bir yandan da tarafsızlığını koruyordu. Savaşa girmediği için insan kaybı yaşamadığı gibi, ekonomisi daha da güçleniyordu.

İsmail Fatih Ceylan yazdı | ABD'yi dünya lideri yapan gemi: Lusitania
İsmail Fatih Ceylan yazdı | ABD’yi dünya lideri yapan gemi: Lusitania

Almanya onca cephede savaşmasına rağmen başarılıydı fakat savaş uzadıkça sıkıntılar had safhaya çıkmaya başlamıştı. Sömürgelerinin lojistik desteğine rahatlıkla ulaşan İngiltere ve Fransa, denizden abluka altına aldığı Almanya’ya aynı şansı tanımıyordu. Almanya ise bu ablukayı denizaltıları ile kırmaya çalışıyordu. Bu amaçla deniz savaşlarına ağırlık vermeye başladı.

Almanya’nın denizaltı savaşına yönelmesi, ABD’nin dış ticaretine olumsuz etki yaptı. Zaten birbirlerine savaş ilân etmemelerine rağmen Almanya ile ABD arasında gizli bir deniz savaşı yapılıyordu.

Alman askerî yetkililer, New York’tan Liverpool’a gitmek için 1 Mayıs 1915 yılında yola çıkan yaklaşık otuz iki bin tonluk Lusitania gemisinin deposunda, İngiltere’ye ulaştırılmak üzere sekiz binin üzerinde sandık dolusu mühimmat bulunduğunu iddia etmiş, bu seyahatten vazgeçilmesi hususunda çok ciddi uyarılarda bulunmuştu. Ancak aralarında ünlü oyuncuların, yazarların, Amerikalı zengin iş adamlarının olduğu 1258 yolcu ve 701 mürettebat taşıyan bu devasa gemi, tüm bu uyarı ve tehditlere rağmen rotasından vazgeçmedi.

ABD gemisi ısrarla savaş bölgesine girince

İngilizler tarafından inşa edilen Lusitania, hem teknolojik açıdan, hem de lüks ve konfor bakımından çok üst düzey bir gemiydi. Atlantik sürat rekorunu taşıyan gemiye “Atlantik Kraliçesi” unvanı verilmişti. İngiltere-Amerika arasında daha evvel sorunsuz bir şekilde yolculuk yapan Lusitania, Birinci Dünya Savaşı yıllarında ciddi bir tehditle karşı karşıyaydı. Almanlar 8 Şubat 1915 yılında Berlin’de aldıkları bir kararla İngiltere ve İrlanda arasında kalan sahada görülen tüm ticaret gemilerinin batırılabileceklerini açıklamışlardı. Bu uyarı 1915 yılının Mayıs ayı başlarında New York gazetelerinde de haberleştirilerek okuyuculara duyurulurken, aynı sayfada Lusitania’nın yakında Liverpool’a geri döneceğine dair bir reklam yer alıyordu. Amerikan yönetiminin, bu büyük savaşta önceleri tarafsız kalınacağını ilân etse de, önemli bir ticari partner olarak kabul ettikleri İngiltere’ye olan yardımları biliniyordu.

Uyarıları dikkate almayan kaptan William Thomas Turner, tedbir amaçlı olarak o yıllarda henüz savaşa dâhil olmamış Amerikan bayrağını Lusitania’ya çekip 1 Mayıs 1915 yılında İngiltere’ye doğru yola çıktı. 6 Mayıs günü Almanya’nın “savaş bölgesi” olarak kabul ettiği deniz sahasına girildiğinde Güney İrlanda sahillerinde denizaltıların dolaştığına dair bir telsiz ihbarı aldı. İngiliz Amirallik Dairesi Turner’a azami süratle ilerlemesini ve Saint Georges kanalından geçerken sahile fazla yaklaşmamasını, ayrıca denizaltıların torpidolarından korunmak için zikzaklar çizerek ilerlemesini tavsiye etti.

Tüm tedbirlerin alındığı gemide kaptan rahattı zira Lusitania’nın hızı saatte 21 mil iken denizaltılar ancak saatte 7-8 mil sürat yapabiliyorlardı. Lakin görüş açısını ciddi anlamda sıkıntıya sokan sis yüzünden gemi yavaş gitmek durumunda kalmıştı. Kaptanın hızını düşürmesinin bir haklı sebebi de Lusitania’nın büyük tonajından dolayı Liverpool limanına suların en yüksek seviyedeyken yanaşması zorunluluğuydu. Erkenden varacak olsa ya beklemek zorunda kalacaktı ki, bu da kolayca düşman için hedef hâline gelmesi demekti, ya da karaya oturma riskini göze alacaktı. Bu arada yolcular olan biten her şeyden habersiz bu güzel yolculuğun tadını çıkarıyordu.

Dev gemi sulara gömülüyor

7 Mayıs sabahında büyük bir endişeyle yoluna devam eden Lusitania’ya, U 20 tipi bir Alman denizaltısından torpido fırlatıldı. Kaptan Turner gemiyi kurtarmak için dümeni kırsa da, ikinci torpidodan kaçamadı. Gemi sancak tarafından vurulmuş, kısa bir süre sonra tankerlerin de alev almasıyla büyük bir patlama meydana gelmişti. Yolcular neye uğradıklarını şaşırmış hâlde sağa sola kaçışırken can havliyle filikalara doğru hücum edenler arbedeye neden olmuş, yüzlerce insan denize düşmüş, İngiltere’ye ulaştırılmak üzere sekiz binin üzerinde sandık dolusu mühimmat nedeniyle üst üste yaşanan patlamalar Lusitania’yı batırmaya başlamıştı. Kaptan Turner’ın gemisini kurtarması artık mümkün değildi.

On sekiz dakikada sulara gömülen bu devasa gemide hayatını kaybeden 1198 yolcudan 128’i Amerikan vatandaşıydı. Felâket haberi çabuk duyulmuş, yardım gemileri tüm hızıyla olay mahalline doğru harekete geçmişti. Batan gemiden sadece 761 kişi kurtulabildi. Almanlar bu saldırının gerekçesi olarak Lusitania’nın İngiltere’ye ulaştırılmak üzere 173 ton mühimmat taşıdığını ileri sürdüler.

İsmail Fatih Ceylan yazdı | ABD'yi dünya lideri yapan gemi: Lusitania
İsmail Fatih Ceylan yazdı | ABD’yi dünya lideri yapan gemi: Lusitania

Gemi yolcuları gemi şirketine dava açıyor

Dünya, Amerika’nın savaşa girmesini beklerken, saldırıyı kınamakla yetindi. Almanya bu olaydan sonra bir daha böyle bir girişimde bulunmayacağına dair söz vermesine rağmen Kasım ayında bu sefer bir İtalyan ticaret gemisini batırarak yirmi beşi Amerikan vatandaşı olmak üzere iki yüz elli kişinin ölümüne neden oldu. Bu durum Amerikan kamuoyunun Almanlara karşı nefretini artırdı. Aynı günlerde Almanların Meksika ile anlaşma yapması öfkeyi daha da çoğalttı. Almanya ABD’nin savaşa girmesi durumunda Meksika’nın ABD’ye saldırmasını istiyordu. Savaşa girmeyip ticaret yapmak isteyen hükümet zor durumda kalmıştı. Amerikalı iş adamları, devletin savaşa girmesini istiyor, İngiltere’ye verdikleri kredileri geri alamama endişesini taşıyordu.

Almanların denizaltılarla yine gemileri vuracaklarını açıklaması Amerikan hükümetinin tüm diplomatik ilişkileri kesmesiyle sonuçlandı. Bu arada Amerikan savaş gemileri üç gün içerisinde bir Alman denizaltısını batırmayı başarmıştı. Nisan ayına kadar iki devlet arasında süren bu sessiz gerginlik, geminin batmasından iki yıl sonra 6 Nisan 1917’de Amerika’nın Almanya’ya savaş ilân etmesiyle farklı bir boyuta taşındı.

Lusitania’nın hayatta kalan yolcuları saldırının ardından geminin sahibi olan Cunard Line Şirketini mahkemeye verdi. Mahkemeye sundukları en ciddi iddia yolcu gemisi kılıfıyla İngiltere’ye cephane taşınmasıydı ve bu yolculukta kendileri âdeta yem olarak kullanılmıştı. Hatta bazıları, ABD’nin savaşa girebilmek için kendi gemisine saldırı düzenlediğini iddia etmişti.

Yolcuların davasından netice alınamadı. Üstelik yönetim ve basın eliyle Lusitania faciası unutturulmaya çalışıldı.

ABD’nin savaşa girmesi, dünyanın gidişatını değiştirdi. Sadece Almanya ile müttefik olan Osmanlı yenilmemiş, savaşın galibi olan İngiltere ve müttefikleri kazanmalarına rağmen, ekonomik krizlerle boğuşmak zorunda kalmıştı. O tarihe kadar dünyanın en büyük gücü olan İngiltere, tahtını ABD’ye bırakacak, dünyaya kredi veren bir ülke iken, ABD’den borç alan ülke konumuna düşecekti.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş