İSTANBUL – İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’daki eylemlerde savaş politikalarına tepki gösterilirken, Türkiye’de barış sürecinin ilerletilmesi ve demokratik hakların güvence altına alınması çağrısı yapıldı.

Türkiye’nin İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır başta olmak üzere birçok kentinde 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yürüyüş ve basın açıklamaları düzenlendi. Eylemlerde savaşlara, militarizme ve sömürüye karşı çıkılırken Türkiye’de demokratikleşme, Kürt meselesinin barışçıl çözümü, eşit yurttaşlık ve özgürlük talepleri öne çıktı. Filistin, Ukrayna ve Sudan’daki savaşlara da dikkat çekilen açıklamalarda, kalıcı barışın yalnızca silahların susmasıyla sağlanamayacağı vurgulandı.
İstanbul’da “savaşa ve sömürüye karşı barış” çağrısı

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül dolayısıyla “Savaşa ve sömürüye karşı demokrasi ve barış kazanacak” şiarıyla Kadıköy Boğa Heykeli’nden Kadıköy İskelesi’ne yürüdü. Kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaşın katıldığı yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı.
Açıklamada Filistin, Lübnan, İran, Ortadoğu ve Afrika başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde milyonlarca insanın öldürüldüğü, yaralandığı ve yerinden edildiği belirtildi. Savaşların yalnızca cephelerde yaşanmadığına dikkat çekilen açıklamada, savaş ekonomisinin faturasının işsizlik, düşük ücretler, vergiler ve kemer sıkma politikaları yoluyla emekçilere çıkarıldığı ifade edildi.
Türkiye’de ifade, örgütlenme ve basın özgürlüğünün sınırlandığı, siyasetçilerin, gazetecilerin, sendikacıların, kadınların ve gençlerin baskılarla karşı karşıya kaldığı savunuldu. Açıklamada, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü açısından yeni bir dönemin tartışıldığı belirtilerek “Çerçeve Yasa”nın ardından demokratikleşme ve barışın toplumsallaşması yönünde daha ileri adımlar atılması çağrısı yapıldı.
Eylemde konuşan EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan da yaklaşık bir buçuk yıldır çatışmaların durduğunu belirterek silahların susmasının kalıcı barışa evrilmesi gerektiğini söyledi. Bayhan, bunun için cezaevlerindeki siyasetçilerin serbest bırakılması ve antidemokratik yasaların değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Diyarbakır’da “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” mesajı

Diyarbakır’da Demokratik Kurumlar Platformu tarafından düzenlenen yürüyüş NCity AVM önünden Ofis AZC Plaza’ya gerçekleştirildi. Yürüyüşe DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile binlerce kişi katıldı.
Yürüyüşün ardından konuşan Hatimoğlulları, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini ancak bu acıların “onurlu bir barış”ın inşasına engel olmaması gerektiğini söyledi.
Barışın adalet, demokrasi, eşitlik ve kardeşlik anlamına geldiğini belirten Hatimoğlulları; anadilde eğitim, ifade özgürlüğü, gazetecilerin ve siyasetçilerin özgürlüğü, gençlerin geleceğe dair umut taşıması ve kadınların eşitliği gibi başlıkları barışın unsurları arasında saydı.
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin başarıyla ilerlemesi için daha güçlü bir örgütlenme ve kenetlenmeye ihtiyaç olduğunu söyleyen Hatimoğlulları, barışın dilini kurmanın herkesin görevi olduğunu ifade etti. Dünyanın farklı bölgelerinde savaşların sürdüğünü belirten Hatimoğlulları, Türkiye’nin kendi iç barışını sağlarken bölge ve dünya barışını da savunması gerektiğini söyledi.
Ankara’da “eşit, adil ve sürdürülebilir barış” vurgusu

Ankara’da Emek ve Demokrasi Güçleri ile siyasi parti temsilcileri Kolej Metro’da bir araya gelerek Sakarya Caddesi’ne yürüdü. Çankaya Belediyesi önünde yapılan ortak açıklama Türkçe ve Kürtçe okundu.
KESK Ankara Şubeler Platformu Sözcüsü Tülay Yıldırım, 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgaliyle başlayan İkinci Dünya Savaşı’nın yaklaşık 60 milyon insanın ölümüne ve çok sayıda ülkenin ağır yıkıma uğramasına yol açtığını hatırlattı.
Bugün de Ukrayna’dan Ortadoğu’ya kadar uzanan savaş ve çatışmalara dikkat çeken Yıldırım, artan silahlanmanın halklara yoksulluk, göç ve yıkım getirdiğini söyledi. Gazze’deki saldırılara da değinen Yıldırım, Ortadoğu’nun işgallerin, katliamların ve kaosun merkezine dönüştüğünü söyledi.
Türkiye’de barış ve demokratik toplum sürecinin kritik bir eşikte olduğunu belirten Yıldırım, Kürt sorununun demokratik ve eşitlikçi bir zeminde çözülmesi, demokratik hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması gerektiğini ifade etti. Açıklamada kayyum uygulamalarına son verilmesi, kadınlara yönelik şiddetle mücadele için gerekli adımların atılması, doğanın korunması ve basın özgürlüğü üzerindeki baskıların kaldırılması talepleri de sıralandı.
İzmir’de savaşların ekonomik ve siyasi boyutuna dikkat çekildi

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri de 1 Eylül kapsamında yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi. Alsancak ÖSYM önünde toplanan kitle, “Yaşasın barış, Biji aşiti”, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi”, “Savaşa değil eğitime bütçe” ve “Savaşa değil sağlığa bütçe” sloganlarıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne yürüdü. Eylem sonrasında Gündoğdu Meydanı’na geçilerek denize karanfil bırakıldı.
Ortak açıklamayı okuyan İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Gamze Şimşek, Ukrayna, Filistin ve Sudan başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde halkların ağır bedeller ödediğini söyledi.
Savaşların yalnızca dini, etnik ya da tarihsel anlaşmazlıklarla açıklanamayacağını belirten Şimşek, enerji kaynakları, pazarlar, silah ticareti ve jeopolitik hesapların savaşların arkasındaki ekonomik ve siyasi unsurlar olduğunu ifade etti.
Şimşek, gerçek barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini belirterek açlık, yoksulluk, işsizlik, sömürü ve güvencesizliğin ortadan kaldırıldığı; insanların eşit ve özgür bir yaşam sürdüğü bir toplumsal düzen gerektiğini söyledi. Türkiye’de Kürt sorununa demokratik, siyasal ve barışçıl çözüm bulunması gerektiğini belirten Şimşek, gündemdeki “çerçeve yasa” tartışmalarının önemine işaret ederken bir yasanın tek başına kalıcı barışı garanti etmeyeceğini kaydetti.
Kaynak: Evrensel, Yeni Yaşam








