İSTANBUL (Medyascope, ANKA) – Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden gazeteci ve yazar, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın ilk kadın Genel Başkanı Şükran Soner için Şişli Camisinde düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Cenazeye basın, sanat ve emek camiasından çok sayıda isim katıldı. Cenaze töreni sırasında Şükran Soner’in kız kardeşi Türkan Berişe’nin de vefat ettiği haberi geldi.

Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden gazeteci ve yazar, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın ilk kadın Genel Başkanı Şükran Soner, Cumhuriyet gazetesinin Şişli’deki binasında düzenlenen veda törenin ardından öğle namazını müteakip Şişli Camisi’nde kılınan cenaze namazıyla son yolculuğuna uğurlandı. Soner’in yakınları ve çalışma arkadaşlarının yanı sıra basın, sanat ve emek camiasından çok sayıda ismin katıldığı cenazede Soner’in oğlu Devrim Soner, gelini ve torunları taziyeleri kabul etti.
YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanvekili Nuri Arslan, CHP eski milletvekili Aylin Nazlıaka cenazeye katılanlar arasında yer alırken, Soner için çok sayıda siyasetçi cenazeye çelenk gönderdi.
Soner’in naaşı cenaze namazının ardından alkışlarla camiden çıkarılarak, toprağa verilmek üzere Eyüpsultan Mezarlığın’a uğurlandı.
Cenaze töreni sırasında Şükran Soner’in kardeşinin de vefat haberi geldi
Soner’in cenaze namazının beklendiği sırada kız kardeşi Türkan Berişe’nin vefat ettiği haberi geldi. Rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören Berişe’nin, Soner’in vefatını öğrenmesinin ardından yaşamını yitirdiği öğrenildi.
Müjdat Gezen: Çocukluk arkadaşımdı
Cenazeye katılan tiyatro sanatçısı Müjdat Gezen ANKA’ya konuştu. Soner’le çocukluk arkadaşı olduklarını belirten Gezen, “Çok severdim onu. O kadar üzüldüm ki anlatamam” ifadelerini kullandı. Gezen şöyle konuştu:
“Bizim grubumuz vardı Yenikapı’da, üniversite lokali. O da Gazetecilik Fakültesi’ne gidiyor o zaman. İşte Yaman Tüzzet, Savaş Dinçel, Adnan Özyalçın, Erdemir Özlü, Onat Kutlar, böyle grubumuz, onlar abiler. Şükran da bizden sonraki kuşaktı ama her gün beraberdik, her gün. Sonra gazetede, Cumhuriyet’te beraber olduk. O kadar üzüldüm ki anlatamam.”
Aylin Nazlıaka: “Şükran Soner, direniş, umut demek”
Aylin Nazlıaka da, “Şükran Soner demek mücadele demek, emek demek, direniş demek, umut demek. Türkiye için büyük bir kayıp ama o gerçek bir Cumhuriyet aydını olarak her zaman yolumuzu aydınlatmaya, ışığıyla bize yol göstermeye devam edecek” dedi. Nazlıaka ise şöyle konuştu:
“Gerçekten ben de çok üzgünüm. Çok duygusal bir gün. Çünkü Şükran Soner demek mücadele demek, emek demek, direniş demek, umut demek. Onunla ne zaman sohbet etsek mutlaka geleceğe dair bir umut resmi çizerdi. Ve her zaman işçinin ve emekçinin yanında oldu. Ama bunu sadece yazılarıyla yapmadı, aynı zamanda duruşuyla, mücadelesiyle de yaptı. Çok güçlü bir kadın hakları savunucusuydu. Türkiye’de ilk örgütlü sendikal hareket Gazeteciler Sendikası’nın ilk kadın genel başkanıydı. Ve aynı zamanda da Atatürk ilke ve devrimlerinin her daim yılmaz savunucusu oldu. Bugün üzüntü içerisinde olduğumuz en önemli şey, onun hayal ettiği bir Türkiye’yi henüz yaşayamıyor olmamız. Ama andımız olsun, tıpkı onun hayal ettiği gibi emeğin en yüce değer olduğu, kadınlarla erkeklerin eşit yaşadığı ve bu ülkenin gerçekten de demokratik, aydınlık, laik, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda düzen kurulmuş olan bir ülkeye dönüştüğü günleri, o aydınlık günleri hep birlikte inşa edeceğiz. Ve o da görecek.
Bir şey daha söylemek istiyorum; son güne kadar da yazmaya devam etti. Yani ‘ayakta öldü’ derler ya, öyleydi. Mesleğine çok bağlıydı ve her daim yazdı, mesleğine çok aşıktı. Her daim basın özgürlüğünü savunan birisiydi. Türkiye için büyük bir kayıp ama o gerçek bir Cumhuriyet aydını olarak her zaman yolumuzu aydınlatmaya, ışığıyla bize yol göstermeye devam edecek. Büyük bir Cumhuriyet kadınını kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyorum ama aynı zamanda biliyoruz ki onu biz sonsuzluğa uğurladık. O her daim anılarımızda yaşayacak”
Şükran Soner kimdir?

Şükran Soner, 1946 yılında dönemin Yugoslavya’sına bağlı, günümüzde Kosova sınırları içinde yer alan Priştine’de doğdu. 1956 yılında ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti. Eğitimini tamamladıktan sonra gazetecilik mesleğine yöneldi.
1966 yılında Cumhuriyet gazetesinde muhabir olarak çalışmaya başlayan Soner, gazetede işçi ve eğitim sayfalarını hazırladı. 12 Mart sürecinde diğer Cumhuriyet yazarlarıyla birlikte işten çıkarılan Soner, bir yıl sonra Nadir Nadi döneminde gazeteye yeniden döndü. 1990 yılında Nadir Nadi’nin ölümünün ardından gazeteden ayrılanlar arasında yer alan Soner, daha sonra tekrar Cumhuriyet’e döndü ve yazarlığını sürdürdü.
Sendika ve emek haberciliği yaptı
Muhabirlikten yazarlığa uzanan meslek yaşamında işçi sınıfı, sendikal mücadele ve çalışma hayatı Soner’in başlıca ilgi alanları oldu. Cumhuriyet’te uzun yıllar “İşçinin Evreninden” başlığıyla yazan Soner, işçi eylemlerini, grevleri ve çalışma hayatındaki dönüşümleri sahadan izleyerek haberleştirdi. Türkiye’nin yakın tarihindeki toplumsal ve siyasi gelişmelere gazeteci kimliğiyle tanıklık eden Soner, emek hareketlerini yıllar boyunca yakından takip etti.
Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda görev üstlendi
Gazetecilik kariyeri boyunca sendikal mücadelenin ve meslek örgütlenmesinin içinde yer alan Soner, 1970’li yıllarda iki dönem Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Eğitim Sekreterliği görevini yürüttü. 1999 genel kurulunda yönetime yeniden giren Soner, TGS Genel Başkanvekilliği görevini üstlendi. 2001 yılındaki genel kurulda ise TGS Genel Başkanı oldu.
Soner, İnsan Hakları Derneği, Ada Dostları Derneği ve Ekonomik Toplumsal Tarih Vakfı gibi sivil toplum örgütlerinin kuruculuk ve yönetim kadrolarında da görev aldı. Geçmişte CHP eski milletvekillerinden Ahmet Güryüz Ketenci ile evlenen Soner, meslek yaşamının yanı sıra kitaplarıyla da tanındı.
Soner’in eserleri arasında “Düşler Kuruyorum”, “Biz de Çocuktuk 1”, “Bizim 68’liler”, “Tito’nun Çocuklarından Atatürk’ün Gençliğine Göçün Göbeğinde” ve “İşçiyim Haksızım” yer alıyor. Anı, gezi ve araştırma türlerinde kitaplar kaleme aldı.
Soner, 2026 yılına kadar Cumhuriyet’teki köşe yazılarını sürdürdü. Siyasetten toplumsal meselelere, dış politikadan emek dünyasına kadar geniş bir yelpazede görüşlerini okurlarıyla paylaşmaya devam etti.








