İSTANBUL (Medyascope) – Gazeteci Selahattin Günday’ın avukatları, Günday hakkında TCK 220/1 kapsamında verilen ikinci tutuklama kararına itiraz etti. Dilekçede, Günday’ın örgüt kurduğuna ilişkin somut delil bulunmadığı belirtildi.

Gazeteci Selahattin Günday’ın avukatları Hüseyin Ersöz ve Buse Şahin, Günday hakkında TCK’nın 220/1. maddesi kapsamında “örgüt kurma”dan verilen ikinci tutuklama kararına itiraz etti. 17 Eylül tarihli 26 sayfalık dilekçede, Günday’ın “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçundan tutuklanmasını gerektirecek somut delil bulunmadığı belirtildi.
Avukatlar, tutuklama talebinde Günday’ın hangi örgütü kurduğu veya yönettiğinin, örgütün kimlerden oluştuğunun, hiyerarşik yapının, Günday’ın örgütteki konumunun ve hangi suçların işlenmesinin amaçlandığının açıklanmadığını ifade etti.
Dilekçede, Günday’a yeni suç isnadı kapsamında ne kollukta ne de savcılıkta ifade alınmadığı; kendisine örgütün varlığı, üyeleri, hiyerarşisi veya örgüt içerisindeki konumuyla ilgili soru yöneltilmediği belirtildi.
Günday’ın 12 Eylül’deki ilk tutuklama kararına karşı 15 Eylül’de itiraz edildiği, bu itiraz henüz incelenmeden yalnızca birkaç saat sonra TCK 220/1 kapsamında ikinci tutuklama talebi çıkarıldığı ifade edildi.
Ne olmuştu?
Ergenekon soruşturmasında, 2011’de tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda yaşamını yitiren eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin açılan soruşturmada ikinci dalga operasyon yapılmıştı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan gazeteci Selahattin Günday ile acil tıp teknisyenleri Özlem Uslu ve Emre Atmaca tutuklanmıştı altı kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Gazeteci Günday, 2011’de Kaşif Kozinoğlu’nun Beşiktaş Adliyesi’ne girdiği sıradaki görüntüleri haberleştirdiği iddiasıyla, 2011’de yürürlükte dahi olmayan MİT Kanunu’nun 27. Maddesi kapsamında tutuklanmıştı.
Selahattin Günday’ın avukatı Hüseyin Ersöz, tutuklama kararı sonrası yaptığı açıklamada, süreci “hukuk garabeti” olarak nitelemişti.
Savcılıktaki ifade işlemlerinin ardından iki sağlık çalışanı “kasten öldürme”, Selahattin Günday, “istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek”, “kişisel verileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçlamalarıyla tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti.
Savcılık sevk yazısında, “Şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla” şeklinde kalıp cümleyle tutuklama talep etmişti.
Selahattin Günday ise hakimlik sorgusunda, “Ben olay yerinde dahi değildim, maktulün çekildiği yerde ben de bulunmaktaydım, ancak çekim yapmadım” dedi. Kendisinin muhabir olduğunu, kameramanlık yapmadığını belirten Günday, “Ben muhabirim, kameraman dahi değilim, ne üst tarafta ne alt tarafta çekim yapmadım” diye konuşmuştu.
Günday, Kozinoğlu’nun adliyeye geleceği bilgisinin medyada yer aldığını ve gazetecilerin bu nedenle adliye önünde beklediğini söylemişti. “Ben gazeteciyim, ben bu istihbaratı bir yerden almadım medyadan gördüm” diyen Günday, olay günü adliye önünde görev yaptığını belirtmişti.
O gün bölgede çok sayıda gazeteci ve kameraman bulunduğunu belirten Günday, “O dönemde çekim yapan 30-40 tane kameraman vardır, o gün tüm medya herkes oradaydı, ben de görevim gereği oradaki olayı haber yapmak için oraya gittim” diye devam etmişti.
Sorgularının ardından Silivri Sulh Ceza Hakimliği, gazeteci Selahattin Günday, sağlık çalışanları Emre Atmaca ve Özlem Uslu’nun atılı suçlardan tutuklanmasına karar vermişti.
Günday, 2011’de yürürlükte dahi olmayan MİT Kanunu’nun 27. Maddesi kapsamında tutuklanmıştı.
Hakimlik, “kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, delillerin henüz tamamen toplanmamış olması, delil karartma, kaçma ve saklama şüphesi” gibi kalıp gerekçelerle tutuklama kararı vermişti.








