Joseph Nye: “Kremlin, Batı dünyasındaki seçimlere müdahaleden nasıl caydırılabilir?”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Kremlin, Batı dünyasındaki seçimlere müdahaleden nasıl caydırılabilir?

5 Aralık 2016 – Project Syndicate – Çeviri: İlker Kocael

Kasım ayının başlarında ABD Başkanı Barack Obama, söylendiğine göre Rus mevkidaşı Vladimir Putin’i Amerikan başkanlık seçimlerini hedef alan siber saldırılar konusunda kişisel olarak uyarmış. ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper ve İç Güvenlik Bakanı Jeh Johnson bir ay öncesinde Rusya’nın en üst düzey görevlilerini “ABD seçim sürecine müdahil olmakla” açık bir şekilde suçlamışlardı.

trump_putin
ABD Başkanı Barack Obama, Rusya’nın ABD Başkanlık seçimleri kampanyasına müdahale ettiği iddiaları üzerine, geçtiğimiz hafta harekete geçileceğini açıkladı.

8 Kasım seçimleri sonrasında, hack’lemenin oylama cihazları ya da herhangi bir elektronik cihaza müdahaleye yönelik olduğu ile ilgili şüpheleri doğrulayacak sağlam kanıtlar ortaya çıkmadı. Ancak üç kritik eyalette 100 bin oyun çok şey ifade ettiğini düşündüğümüzde, bazı gözlemcilerin Rusların siber müdahalesinin siyasi süreçte önemli bir rol oynamış olabileceği düşüncesini yabana atmamak gerekir.

Gelecekte Rusya bu tür bir davranışta bulunmaktan nasıl caydırılabilir? Caydırıcılıkta her zaman kimi ve neyi caydırmaya çalıştığınız önemlidir.

İroniktir ki, devletleri güç kullanmaktan caydırmak, onları bundan daha önemsiz şeylerden caydırmaktan daha kolay olabilir. “Siber Pearl Harbor” gibi bir sürpriz saldırı tehdidi muhtemelen abartılıyor. Örneğin elektrik ya da iletişim altyapıları saldırılara karşı korunmasız olsa bile devlet aktörleri karşılıklı bağımlılıkları dolayısıyla istedikleri gibi hareket edemezler. Ayrıca ABD, caydırıcılığın yalnızca siber misilleme ile sınırlı kalmayacağını (siber misilleme hakkı saklı kalmak koşuluyla); kirli çamaşırları ortaya dökmek, ekonomik yaptırımlarda bulunmak ya da nükleer silah kullanmak gibi eylemlerle diğer alanları da hedef alabileceğini açıkça söyledi.

ABD ve diğerleri, Rusya dahil, silahlı çarpışmalarda uygulanan kuralların siber alanda da geçerli olduğunu kabul etti. Bir siber operasyonun silahlı bir saldırı olarak kabul edilip edilmeyeceği, kullanılan araçlara bakılarak değil saldırının sonuçları değerlendirilerek belirleniyor. Bir malın zarar görmesi ya da birinin yaralanması/ölmesi saldırıyı silahlı olarak nitelemek için yeterli.

Peki ya silahlı bir saldırıya denk olmayan operasyonlardan caydırma konusunda ne söyleyebiliriz? Elektrik şebekesi ya da finansal sistem kadar stratejik öneme sahip olmayan önemli hedefleri (mesela siyasi sürecin özgür bir biçimde ilerlemesi) gri alanlar içinde değerlendirmek mümkün. Elektrik şebekesi ya da finansal sisteme verilen zarar ölüm ve maddi zarara sebep olabilecekken, siyasi sürece verilen zarar derinden bağlı olduğumuz siyasi değerleri tahrip edecektir.

2015’te, (ABD, Rusya, Çin ve siber kapasitesi yüksek devletlerin bir parçası olduğu) Birleşmiş Milletler Uzmanlar Grubu barış dönemlerinde sivil tesisleri hedef almama prensibi üzerinde anlaşmaya vardılar. Bu anlaşma 2015 Kasım ayında Türkiye’de gerçekleşen G20 zirvesinde de kabul gördü. Bir ay sonrasında Ukrayna’da elektrik şebekesine kaynağı belirli olmayan bir siber saldırı gerçekleşince, bazı yorumcular Ukrayna’ya karşı yürüttüğü hibrid savaşı dolayısıyla Rusya’nın siber silah kullanmış olabileceğinden şüphelendiler. Eğer bu doğruysa Rusya imzaladığı anlaşmayı çok kısa süre içinde ihlal etmiş demektir.

Peki Rusya’nın Amerikan seçimleri ile ilgili tutumunu nasıl yorumlamalıyız? ABD yetkililerine göre; Rus istihbarat örgütleri önemli Demokrat Parti yetkilerinin e-mail hesaplarını hack’ledi ve seçim kampanyası süresince peyderpey kullanması için bu materyalleri Wikileaks’e teslim etti, böylece Hilary Clinton aleyhinde mütemadiyen haberler yapılmasını sağladı.

Rusya’nın, başkanlık seçim kampanyasına vurduğu iddia edilen bu darbenin gri bölge kategorisine denk geldiğini söyleyebiliriz: Clinton’ın 2010’da ilan ettiği İnternet’e “özgürlük yol haritası”na bir propaganda yanıtı ya da Clinton’ın 2012’de Putin’in seçilmesi üzerine yaptığı yorumlara karşı bir misilleme olabilir. Arkasındaki güdü ne olursa olsun, ABD’deki siyasi süreci bir tarafa doğru yönlendirme amacı taşıyor gibi görünüyor. Kısacası bunun tam olarak, gelecekte caydırma politikası ile bertaraf edilmesi arzu edilen ve ölümcül bir içerik taşımayan siyasi bir tehdit tipi olduğunu söylemek mümkün.

Obama yönetimi daha önce siber saldırıları ciddiyet derecesine göre sınıflandırmak istemişti; ancak gri bölgelerdeki belirsizlikler dışarıda tutulmuştu. 2016’da, Obama saldırılara siber alanda ya da (yaptırım uygulama gibi) siber alanın dışına çıkarak karşılık verme arasında kaldı, hangi yanıtın çatışmayı daha fazla tırmandırabileceğini kestirmeye çalıştı. Yönetim, seçim sürecini tehlikeye atabileceği gerekçesiyle bu konuda adım atmaktan uzak durdu. Dolayısıyla seçimden sekiz gün önce –önemli siber olaylar durumunda kullanılmak üzere üç yıl öncesinde oluşturulan- iki ülkenin Nükleer Risk Azaltma Merkezi’ni birbirine bağlayan kırmızı hattan Rusya’ya seçimlere müdahil olmaması ile ilgili bir uyarı gönderdi.

Rusya’nın hack etkinliklerinin görünürde yavaşlaması hatta durması dolayısıyla, Obama yönetimi bu uyarıyı başarılı bir caydırma politikası olarak sundu. Ancak bazı yorumcular Rusya’nın zaten temel amaçlarına ulaşmış olduğunu söylüyor.

Seçimin üç hafta sonrasında, yönetim Amerika’nın seçim altyapısının hâlâ güvenilir olduğunu, seçimlerin siber-güvenlik açısından özgür ve adil bir biçimde gerçekleştiğini açıkladı. Ancak istihbarat yetkilileri, seçmenleri yalan haberlerle Clinton’dan uzaklaştırmayı hedef alan Rusların bilgi-savaşı mücadelesinin etkilerini soruşturmaya devam etti. Yalan haberlerin birçoğunun kaynağı Rus devletinin finanse ettiği iki medya kuruluşu olan RT News ve Sputnik’ti. Bu geleneksel propaganda çerçevesinde mi değerlendirilmeli, yoksa yeni bir durumla mı karşı karşıyayız?

Birçok yorumcu ABD’nin son seçim sürecine Rus devletinin resmi müdahale seviyesinin kırmızı çizgiyi aştığını ve bu davranışın artık gri bölgede değerlendirilmesinin mümkün olmadığını söylüyor. Bu yorumcular Obama yönetimine kirli çamaşırları ortaya dökme, ABD istihbaratına Rusya’nın etkinlikleri ile ilgili elindeki bilgileri kamuoyuna açıklama talimatını verme ve konuyla ilişkili üst düzey Rus yetkililere ekonomik ve seyahatle ilgili yaptırımlar uygulama yönünde çağrılar yapıyor. ABD yetkilileri ise istihbarat araçlarını tehlikeye atmak istemediği gibi olayı tırmandırmama konusunda hassas davranıyor.

Rusya’nın 2016 ABD seçimlerine müdahalesi bir dönüm noktasıydı. Kremlin’in bu olaydan nasıl bir ders aldığını birçok Batı demokrasisinin yaklaşan seçimlerini izleyerek göreceğiz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus