John McCain: “Kürtler gibi gerçek dostlarımıza bağlı kalmalıyız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

ABD siyasetinin ağır toplarından, Cumhuriyetçi Parti eski başkan adayı, 1987’den beri Arizona Senatörü olan John McCain’in 24 Ekim 2017’de New York Times’ta çıkan yazısını İlker Kocael çevirdi.

Irak güvenlik gücü unsurları ve Kürt savaşçıların Kerkük etrafında bu ay çatışmaya girmesi endişe verici; özellikle ABD’nin Kürt halkıyla eskiden beri var olan dostluğunu göz önünde bulundurduğumuzda. Bu çatışmalar daha büyük ve endişe verici bir gerçekliğe dikkat çekiyor: IŞİD’e karşı yürüttüğümüz mücadelede elde ettiğimiz taktiksel başarının ötesinde, ABD’nin hâlâ Ortadoğu’nun karmaşıklığını dikkate alan kapsayıcı bir Ortadoğu stratejisi mevcut değil.

Bu talihsiz miras, mevcut yönetime Obama’dan kaldı. Başkan Trump’ın bu ay Ortadoğu’da İran’ın kötücül etkisine karşı koymak üzere daha geniş bir strateji belirleme çağrısı, yönetimin sorunun farkında olduğunu gösteren önemli bir işaretti.

Ancak bu konuşmadan yalnızca birkaç gün sonra, İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin Irak güvenlik güçlerinin çabalarını desteklemek amacıyla İran destekli Iraklı milislerle Kerkük yakınlarında olduğu ve buralarda Kürt mevzilerine doğru ilerlemek için askeri hazırlıklarda bulunduğu ile ilgili raporlar ortaya çıktı. Mevzilere ilerleme gerçekleşince, bu raporların dediğine bakılırsa, bazı Iraklı güçlerin ABD tarafından sağlanan ekipmanla savaştığı ortaya çıktı.

Bu kesinlikle kabul edilemez. ABD, Irak hükûmetine silah ve eğitim yardımını IŞİD’e ve dış tehditlere karşı kullanması için sağladı –ABD’nin bölgedeki en güvenilir ve kabiliyeti en yüksek ortaklarından olan Iraklı Kürtlere saldırsınlar diye değil.

 

“Seçim yapmak zorunda kalırsak, benim seçimim Kürtler olurdu”

On yıllardır, ABD’nin Kürtlerle ittifakı, onları hem Irak içinde hem de dışarıdan gelebilecek saldırılardan korurken ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarına da katkı vermişti. Son birkaç yılda, ABD ile birlikte IŞİD’e karşı mücadeleye katılan Kürtler daha da yakın bir müttefik hâline geldi.

Açıkça söyleyeyim: Eğer Bağdat, Irak’ta yaşayan Kürt halkının güvenliğini, özgürlüğünü sağlayamayıp onlara arzu ettikleri fırsatları sunamazsa, ve eğer ABD, İran destekli milisler ve uzun süreli Kürt ortaklarımız arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsa, benim seçimim Kürtler olurdu.

Kerkük’te yaşanan çatışmalar, ABD’nin yıllardan beri çözemediği daha derin bir sorunun bir semptomu: Hem ülkelerin içinde hem de aralarında, Ortadoğu’da bölgesel düzen hızlıca çöküyor. Bölgedeki Amerikan gücü ve etkisi azalıyor; bunun sebebi de büyük ölçüde son sekiz yılda ABD’nin bölgeden çekilmiş olması. Geriye kalan boşluk, Amerikan karşıtı güçler tarafından dolduruluyor.

 

Putin parmağı

Mevcut yönetim, daha önceki yönetimler gibi, yalnızca IŞİD’i alt etmeye odaklanmış durumda. Bu tabii ki çok önemli, ancak rakiplerimiz diğer tüm alanlarda önümüze geçiyor.

ABD, Irak’ta bu yaz Musul’un özgürleştirilmesi ardından kapıldığı zafer duygusundan hâlâ kurtulamamış gibi görünüyor. Bu sırada, İranlı güçler Irak’ta çatışmanın tohumlarını ekmenin peşinde: Kerkük’te gördüğümüz gibi Irak siyasetini ABD’ye karşı çevirmeye çalışmasının yanında, gelecek yılın seçimlerini ülkedeki Amerikan etkisini tasfiye edecek stratejik bir araca dönüştürme çabasında.

Suriye sınırlarının ötesinde; Rusya, İran, Hizbullah ve bir dizi milis kuvveti destekli Esad rejimi ülkenin birçok bölgesini geri aldı; ABD’nin stratejik açıdan önemli ilan ettiği birçok doğu bölgesi toprağı dâhil. Suriye’nin geleceği sahada kullanılan güç ile belirleniyor, bu noktada Amerika’nın inisiyatifi çok az.

İran’ın hamisi olduğu ya da müttefiki bulunduğu ülkeler, Doğu Akdeniz’den Arap Yarımadasına uzanıyor ve ortaklarımızın istikrarı, seyrüsefer serbestisi ve toprak bütünlüğünü tehdit ediyor; özellikle gelişmiş konvansiyonel silahları ile. İran’ın kendisi balistik füze denemelerine devam ediyor, komşularına tehdit oluşturuyor ve yaptırımların gevşetilmesini kötücül amaçlar için kullanıyor.

Arap müttefiklerimiz, daha önemli tehditlerin varlığına rağmen Katar ile diplomatik bir çekişmenin içine çekildiler. Tüm bunların arkasında Vladimir Putin’in Rusya’sının parmağı var: Rusya kendini Amerikan çıkarlarına aktif olarak düşman bölgesel bir güç olarak kabul ettiriyor, aynı zamanda insan hakları ve sivillerin yaşamı konularına tamamen ilgisiz.

 

Yeni Ortadoğu stratejisi ihtiyacı

Bunlar şüphesiz karmaşık ve kafa karıştıran sorunlar. Ancak Amerikalılar, daha büyük zorluğun farkına varmalı: Ortadoğu, uluslararası güvenlik ve küresel ekonominin geleceği için hayati önemde; bu ikisi de Amerikan halkının çıkarlarıyla yakından ilişkili. Ve şu anda, Amerikan karşıtı grupların oluşturduğu bir ağ –zaman zaman birlikte, zaman zaman kendi kendilerine çalışıyorlar- Amerikan etkisini Ortadoğu’dan silmeye ve bölgeyi bizim çıkar ve değerlerimize karşı bir biçimde dizayn etmeye çalışıyor. Bunu teröristleri ve milisleri destekleyerek, dostlarımızı sarsarak ve korkutarak, bizim diplomatik gücümüzü kırarak ve ABD’nin varlığını sürdürmesini daha zor ve tehlikeli kılacak askeri teknolojiyi konuşlandırarak ve dağıtarak yapıyorlar.

Eğer mevcut yolumuzda gözü kapalı ilerlemeye devam edersek, yakın gelecekte uyandığımızda Amerikan etkisinin dünyanın en önemli bölgelerinin birinden dışarıya atıldığını görebiliriz. İşte bu yüzden Amerikalılar şu anda Ortadoğu’da olup bitenleri dikkate almalı. Ve bu yüzden de gerçek dostlarımıza bağlı kalmalıyız, Kürtler gibi. Ve bu yüzden, bugün her zamankinden daha fazla, taktiksel düzeyden kafamızı kaldıracak ve acil olanı gerçekten önemli olandan ayıracak bir strateji oluşturmaya ihtiyacımız var.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus